[ , ]    Sayı:272  AĞUSTOS 2002

TÜTSİS     Künye     Geçmiş Sayılar

Bu Sayı

 

Editör'den


 Güncel

  NARİN: İşveren de işçi de hakkını alamıyor

  Toplu sözleşme görüşmelerine Tekstil İşçi Sendikası ile devam edildi

  Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu

  İş Kanunu Ön Tasarısı

  Yünlü tekstil sektörü Barselona'da buluştu


 Euratex

  Avrupalı tekstilciler AB üyeliği için yanımızda


 Firma

  Ormo çeyrek asırdan beri dış pazarlarda


 Sektör

  DTÖ tekstildeki serbestleşmeyi yeterli bulmuyor!

  Uzun hibrid pamuk üretimi yaygınlaşıyor

Firma

Ormo, çeyrek asırdan beri dış pazarlarda

El örgü yün ipliği ve triko ipliği üretimi yapan Ormo Yün İplik Sanayi ve Ticaret AŞ, üretiminin yüzde 75'inİ ihraç ediyor. Şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Öcalgiray'ın verdiği bilgiye göre; önceleri Benal Mensucat ismiyle İstanbul'da el örgü ve triko ipliği üretimi yapan kuruluş, Ormo ismiyle 1976 yılında Bursa'nın Orhangazi ilçesinde kuruldu. 25 yıldan beri de dış pazarlarda aranan bir marka durumunda.
Ormo Tekstil Grubu, yapak yıkama, yün tarama, boyama, iplik üretim ve atık su arıtma üniteleri ile entegre bir tesis. Strayhgarn-kamgarn makine ipliği ve yarı kammgarn el örgü ipliği üretiminde lambswool, kaşmir, angora, alpaka, tiftik, ipek, pamuk, keten vs. gibi seçkin hammaddeler kullanılarak geniş bir ürün yelpazesi ile müşterilerine hizmet veriyor.
40 yılı aşkın deneyim ve bilgi birikimi ile tekstil sektörüne hizmet veren kuruluş, Orhangazi'deki 58.000 metrekarelik kapalı, 128.000 metrekarelik de toplam alana sahip fabrikasında 800'ün üzerinde personeliyle üretim yapıyor.
Kuruluşun makine iplik üretim kapasitesi 1000-1250 ton/yıl, el örgü ipliği üretim kapasitesi ise 4500-6000 ton/yıl. Toplam üretimin yüzde 75'İ, 45'in üzerindeki ülkeye ihraç ediliyor. 1982 yılından beri Woolmark üyesi olan kuruluş, kaliteye olan duyarlılığını 1999 yılında aldığı ISO-9001 belgesi İle güvence akına almış durumda.


"25 milyon dolarlık ihracat"
Ürün gamlarının içinde el örgü yün ipliği ve triko ipliği bulunduğunu dile getiren Öcalgiray, "Bunlar kamganı ve yarı kamgarn sisteminde çekilen İplikler. Yarı kammgarn sistemindekiler el Örgü yünü, kamganı sistemindekiler ise makine ve trikotaj iplikleri. Bir de triko ipliği üreten strayhgarn sistemi var. Pazardan el örgü yününe talep olduğu zaman kamgamın tamamını kullanıyoruz" diyor.
Ekonomik krizler sonrasında ihracata daha da ağırlık verdiklerini söyleyen Öcalgiray, ihracat paylarının iç pazardan gelen talebe göre yüzde 50'lere kadar düştüğünü, zaman zaman da yüzde 75-80'lere kadar yükseldiğini belirtti.
En önemli ihracat pazarlarının Amerika Birleşik Devletleri olduğunu anlatan Adnan Öcalgiray, Avrupa ülkelerinin yanı sıra, Brezilya, Yeni Zelanda, Avustralya, Ortadoğu ülkeleri, Kore, Japonya ve Hong Kong üzerinden Çin'e de ihracatlarının olduğunu ifade etti.
Geçtiğimiz yıl 25 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdiklerini, bu yılki hedeflerinin de kapasite artırımına gitmedikleri için 25 milyon dolar olduğunu ifade eden Öcalgiray, 2001 yılında toplam 3 bin 650 ton ihracat yaptıklarını dile getirdi.


"Uzakdoğu pazarına ağırlık verecek"
Yeni pazar arayışlannın devam ettiğini, Uzakdoğu'ya daha büyük payla girmek istediklerini anlatan Öcalgiray, şunları söyledi:
"Uzakdoğu'ya ihracatımız bulunuyor. İhracat yaptığımız Uzakdoğu ülkeleri arasında Kore, Japonya ve Hong Kong üzerinden Çin bulunuyor. Ancak pazarın büyüklüğüne bakıldığında, ihracatımızın az olduğu görülüyor. Firma olarak bu bölgeye daha fazla ihracat yapabiliriz. Hindistan ve Pakistan'da da tekstil var ancak, ben inanıyorum ki, oradaki daha iyi gelir sahibi olan bir grup Avrupa ve Türkiye'den yüksek kaliteli tekstil alabilirler. Fakat yüzde 80'le-re varan oranda gümrük korumaları var. Bizdeki gümrük koruması Gümrük Birliği Anlaşması'nı imzaladığımız için yüzde 5 dolaylarında. Onlar buraya malını getirdiğinde yüzde 5 ile satıyor. Biz oraya malımızı götürdüğümüzde yüzde 80'lerle satmaya çalışıyoruz. Bu konu ile ilgili çalışmalar devam ediyor."
Ormo olarak yatırımlarının devam ettiğini ancak yatırımlarını, maliyetlerini düşürmek yönünde gerçekleştirdiklerini söyleyen Öcalgiray, kapasite artırımına yönelik yatırımlarını, Türkiye'nin daha stabil bir ekonomi ve siyasi yapıya ka-vuşmasıyla yapmayı planladıklarını belirtti.
Öcalgiray, Ormo'nun ISO 9001, Oran Tekstil'in de ISO 9002 belgesiyle üretim yapağını söyledi. Üretim kapasitelerinin o yılın modasına, ipliğin kalın ya da ince olmasına göre değiştiğini dile getiren Öcalgiray, yüzde 100 kapasite İle çalıştıklarında yılda 6 bin-6 bin 500 ton iplik ürettiklerini belirtti.


"El örgüsüne ilgi arttı"
Sektörle İlgili görüşlerini de açıklayan Adnan Öcalgiray, yaşanan krizlerin ardından el örgü yünü ipliğine olan talebin daha da arttığını belirtti. İnsanların hazır kazak almaktan vazgeçip, örmeye yöneldiğini İfade eden Öcalgiray, "Ekonomik kriz nedeniyle yüksek kapasiteli üreticiler olarak dış pazara yoğunluk verdik. İç piyasadan da böyle bîr talep gelince mal bulamama sıkınası yaşandı. Ama asıl göstergeler bu yıl belli olacak. Türk tüketicisinin durumu belli. Böyle oldukça da tüketim yapamayacak. Enflasyonu oluşturan en büyük faktörlerden biri de Türk Lirası'nın stablizasyona kavuşamaması" dedi.
Ülkemizde ne siyasi ne de ekonomik stablizasyonun bulunduğunu dite getiren Adnan Öcalgiray, bu yüzden hiçbir sanayicinin kapasite artırmayı düşünmediğini söyledi. "Herkes ne olacağım diye bekliyor. Bu kolay değil. Herhalde dünyada bu kadar oynak parası olan bir ülke yoktur" diyen Öcalgiray, böyle bir ortamda iş yapmaya çalıştıklarını belirtti.


"Marka oluşturmak kolay değil"
Ürünlerini yurtiçinde kendi markaia-n olan "Nako" El Örgü Yünleri olarak pazarladıklarını ifade eden Öcalgiray, yurtdışında da birçok ünlü markaya üretim yaptıklarını, "Ormo" markasıyla da ihracatlarının bulunduğunu dile getirdi. Marka oluşturmanın Türkiye'de önemli bir sorun olduğunun altını çizen Adnan Öcalgiray, bunun iyice etüt edilmesi gerektiğini belirtti.
Türk sanayicisinin marka oluşturamamasında en önemli faktörlerden birinin ülkenin ekonomik şartlan olduğunu anlatan Öcalgiray, marka oluşturmanın bir efor gerektirdiğini, yaşanan ekonomik gelişmelerden dolayı işadamlarının bu eforu buralara vermediklerini söyledi.
Marka oluşturmanın bir katma değer olduğunu ifade eden Öcalgiray, işadamlarındaki düşüncenin "ben bir gideyim, kendimi kurtarayım, katma değer sonra gelir" şeklinde gerçekleştiğini belirtti. Türkiye'de marka oluşturma konusunda Mavi Jeans'in güzel bir Örnek oluşturduğunu dile getiren Öcalgiray, "Türk sanayicisinin marka oluşturma zamanı geldi. Ama işadamlarında bunu gerçekleştirecek efor kalmadı. Bir markayı oluşturmak çok kolay bir iş değil" diye konuştu.
Türk sanayicisinin marka oluşturmak yerine bütün gün kambiyo, doîar ve Bülent Ecevit'in girişi çıkışıyla ilgilenmek zorunda bırakıldığını anlatan Öcalgiray, Türkiye'nin 2-3 yıldır bu işlerle uğraştığını, hiçbir sanayicinin "işimi nasıl daha iyi hale getireyim" diye düşünemediğini belirtti.
Marka atağına kalkmak için her türlü şartın iyi olması gerektiğini anlatan Adnan Öcalgiray, "Bu ortamda marka için 2-3 milyon dolarlık para harcayacak lüks yok. Herkes yarın ne olacak, hangi banka batacak, hangi bankada param kalacak düşüncesi içinde" dedi.
Yaşanan ekonomik krizlerin marka-laşmanın önünü tıkadığını da vurgulayan Öcalgiray, zamanın, eforun ve paranın olması ile markanın oluşabileceğini dile getirdi.
Türkiye'deki bu belirsiz ortamda rezervli firmaların çalışabildiğini, rezervi bulunmayanların batağını anlatan Öcalgiray, dünyanın hiçbir ülkesinde de sanayinin kredisiz çalışmadığını, Türkiye'de İse sanayicilerin kredi almaya çekindiklerini belirtti.
"Türkiye'de sanayiciliğin kolay dönemleri oldu. Ancak son 4-5 yıldır sanayicilik çok zor" diyen Adnan Öcalgiray, sanayiciliğin tüccarlık gibi olmadığını ve dayanabildikleri noktaya kadar mücadelelerini sürdüreceklerini kaydetti.

Tekstilisveren.org.tr     Üyelerimize Duyurular    İrtibat

© 2002 TÜTSİS      -      3tur.com Tasarım