Bu Sayı
Editör'den
Güncel
NARİN:
İşveren de işçi de hakkını alamıyor
Toplu sözleşme görüşmelerine Tekstil İşçi
Sendikası ile devam edildi
Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu
İş
Kanunu Ön Tasarısı
Yünlü tekstil sektörü Barselona'da buluştu
Euratex
Avrupalı tekstilciler AB üyeliği için yanımızda
Firma
Ormo
çeyrek asırdan beri dış pazarlarda
Sektör
DTÖ
tekstildeki serbestleşmeyi yeterli bulmuyor!
Uzun
hibrid pamuk üretimi yaygınlaşıyor
|
Firma
Ormo, çeyrek asırdan beri dış
pazarlarda
El örgü
yün ipliği ve triko ipliği üretimi yapan Ormo Yün İplik Sanayi ve Ticaret AŞ,
üretiminin yüzde 75'inİ ihraç ediyor. Şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Adnan
Öcalgiray'ın verdiği bilgiye göre; önceleri Benal Mensucat ismiyle İstanbul'da
el örgü ve triko ipliği üretimi yapan kuruluş, Ormo ismiyle 1976 yılında
Bursa'nın Orhangazi ilçesinde kuruldu. 25 yıldan beri de dış pazarlarda aranan
bir marka durumunda.
Ormo Tekstil Grubu, yapak yıkama, yün tarama, boyama, iplik üretim ve atık su
arıtma üniteleri ile entegre bir tesis. Strayhgarn-kamgarn makine ipliği ve yarı
kammgarn el örgü ipliği üretiminde lambswool, kaşmir, angora, alpaka, tiftik,
ipek, pamuk, keten vs. gibi seçkin hammaddeler kullanılarak geniş bir ürün
yelpazesi ile müşterilerine hizmet veriyor.
40 yılı aşkın deneyim ve bilgi birikimi ile tekstil sektörüne hizmet veren
kuruluş, Orhangazi'deki 58.000 metrekarelik kapalı, 128.000 metrekarelik de
toplam alana sahip fabrikasında 800'ün üzerinde personeliyle üretim yapıyor.
Kuruluşun makine iplik üretim kapasitesi 1000-1250 ton/yıl, el örgü ipliği
üretim kapasitesi ise 4500-6000 ton/yıl. Toplam üretimin yüzde 75'İ, 45'in
üzerindeki ülkeye ihraç ediliyor. 1982 yılından beri Woolmark üyesi olan
kuruluş, kaliteye olan duyarlılığını 1999 yılında aldığı ISO-9001 belgesi İle
güvence akına almış durumda.
"25 milyon dolarlık ihracat"
Ürün gamlarının içinde el örgü yün ipliği ve triko ipliği bulunduğunu dile
getiren Öcalgiray, "Bunlar kamganı ve yarı kamgarn sisteminde çekilen İplikler.
Yarı kammgarn sistemindekiler el Örgü yünü, kamganı sistemindekiler ise makine
ve trikotaj iplikleri. Bir de triko ipliği üreten strayhgarn sistemi var.
Pazardan el örgü yününe talep olduğu zaman kamgamın tamamını kullanıyoruz"
diyor.
Ekonomik krizler sonrasında ihracata daha da ağırlık verdiklerini söyleyen
Öcalgiray, ihracat paylarının iç pazardan gelen talebe göre yüzde 50'lere kadar
düştüğünü, zaman zaman da yüzde 75-80'lere kadar yükseldiğini belirtti.
En önemli ihracat pazarlarının Amerika Birleşik Devletleri olduğunu anlatan
Adnan Öcalgiray, Avrupa ülkelerinin yanı sıra, Brezilya, Yeni Zelanda,
Avustralya, Ortadoğu ülkeleri, Kore, Japonya ve Hong Kong üzerinden Çin'e de
ihracatlarının olduğunu ifade etti.
Geçtiğimiz yıl 25 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdiklerini, bu yılki
hedeflerinin de kapasite artırımına gitmedikleri için 25 milyon dolar olduğunu
ifade eden Öcalgiray, 2001 yılında toplam 3 bin 650 ton ihracat yaptıklarını
dile getirdi.
"Uzakdoğu pazarına ağırlık verecek"
Yeni pazar arayışlannın devam ettiğini, Uzakdoğu'ya daha büyük payla girmek
istediklerini anlatan Öcalgiray, şunları söyledi:
"Uzakdoğu'ya ihracatımız bulunuyor. İhracat yaptığımız Uzakdoğu ülkeleri
arasında Kore, Japonya ve Hong Kong üzerinden Çin bulunuyor. Ancak pazarın
büyüklüğüne bakıldığında, ihracatımızın az olduğu görülüyor. Firma olarak bu
bölgeye daha fazla ihracat yapabiliriz. Hindistan ve Pakistan'da da tekstil var
ancak, ben inanıyorum ki, oradaki daha iyi gelir sahibi olan bir grup Avrupa ve
Türkiye'den yüksek kaliteli tekstil alabilirler. Fakat yüzde 80'le-re varan
oranda gümrük korumaları var. Bizdeki gümrük koruması Gümrük Birliği
Anlaşması'nı imzaladığımız için yüzde 5 dolaylarında. Onlar buraya malını
getirdiğinde yüzde 5 ile satıyor. Biz oraya malımızı götürdüğümüzde yüzde
80'lerle satmaya çalışıyoruz. Bu konu ile ilgili çalışmalar devam ediyor."
Ormo olarak yatırımlarının devam ettiğini ancak yatırımlarını, maliyetlerini
düşürmek yönünde gerçekleştirdiklerini söyleyen Öcalgiray, kapasite artırımına
yönelik yatırımlarını, Türkiye'nin daha stabil bir ekonomi ve siyasi yapıya
ka-vuşmasıyla yapmayı planladıklarını belirtti.
Öcalgiray, Ormo'nun ISO 9001, Oran Tekstil'in de ISO 9002 belgesiyle üretim
yapağını söyledi. Üretim kapasitelerinin o yılın modasına, ipliğin kalın ya da
ince olmasına göre değiştiğini dile getiren Öcalgiray, yüzde 100 kapasite İle
çalıştıklarında yılda 6 bin-6 bin 500 ton iplik ürettiklerini belirtti.
"El örgüsüne ilgi arttı"
Sektörle İlgili görüşlerini de açıklayan Adnan Öcalgiray, yaşanan krizlerin
ardından el örgü yünü ipliğine olan talebin daha da arttığını belirtti.
İnsanların hazır kazak almaktan vazgeçip, örmeye yöneldiğini İfade eden
Öcalgiray, "Ekonomik kriz nedeniyle yüksek kapasiteli üreticiler olarak dış
pazara yoğunluk verdik. İç piyasadan da böyle bîr talep gelince mal bulamama
sıkınası yaşandı. Ama asıl göstergeler bu yıl belli olacak. Türk tüketicisinin
durumu belli. Böyle oldukça da tüketim yapamayacak. Enflasyonu oluşturan en
büyük faktörlerden biri de Türk Lirası'nın stablizasyona kavuşamaması" dedi.
Ülkemizde ne siyasi ne de ekonomik stablizasyonun bulunduğunu dite getiren Adnan
Öcalgiray, bu yüzden hiçbir sanayicinin kapasite artırmayı düşünmediğini
söyledi. "Herkes ne olacağım diye bekliyor. Bu kolay değil. Herhalde dünyada bu
kadar oynak parası olan bir ülke yoktur" diyen Öcalgiray, böyle bir ortamda iş
yapmaya çalıştıklarını belirtti.
"Marka oluşturmak kolay değil"
Ürünlerini yurtiçinde kendi markaia-n olan "Nako" El Örgü Yünleri olarak
pazarladıklarını ifade eden Öcalgiray, yurtdışında da birçok ünlü markaya üretim
yaptıklarını, "Ormo" markasıyla da ihracatlarının bulunduğunu dile getirdi.
Marka oluşturmanın Türkiye'de önemli bir sorun olduğunun altını çizen Adnan
Öcalgiray, bunun iyice etüt edilmesi gerektiğini belirtti.
Türk sanayicisinin marka oluşturamamasında en önemli faktörlerden birinin
ülkenin ekonomik şartlan olduğunu anlatan Öcalgiray, marka oluşturmanın bir efor
gerektirdiğini, yaşanan ekonomik gelişmelerden dolayı işadamlarının bu eforu
buralara vermediklerini söyledi.
Marka oluşturmanın bir katma değer olduğunu ifade eden Öcalgiray,
işadamlarındaki düşüncenin "ben bir gideyim, kendimi kurtarayım, katma değer
sonra gelir" şeklinde gerçekleştiğini belirtti. Türkiye'de marka oluşturma
konusunda Mavi Jeans'in güzel bir Örnek oluşturduğunu dile getiren Öcalgiray,
"Türk sanayicisinin marka oluşturma zamanı geldi. Ama işadamlarında bunu
gerçekleştirecek efor kalmadı. Bir markayı oluşturmak çok kolay bir iş değil"
diye konuştu.
Türk sanayicisinin marka oluşturmak yerine bütün gün kambiyo, doîar ve Bülent
Ecevit'in girişi çıkışıyla ilgilenmek zorunda bırakıldığını anlatan Öcalgiray,
Türkiye'nin 2-3 yıldır bu işlerle uğraştığını, hiçbir sanayicinin "işimi nasıl
daha iyi hale getireyim" diye düşünemediğini belirtti.
Marka atağına kalkmak için her türlü şartın iyi olması gerektiğini anlatan Adnan
Öcalgiray, "Bu ortamda marka için 2-3 milyon dolarlık para harcayacak lüks yok.
Herkes yarın ne olacak, hangi banka batacak, hangi bankada param kalacak
düşüncesi içinde" dedi.
Yaşanan ekonomik krizlerin marka-laşmanın önünü tıkadığını da vurgulayan
Öcalgiray, zamanın, eforun ve paranın olması ile markanın oluşabileceğini dile
getirdi.
Türkiye'deki bu belirsiz ortamda rezervli firmaların çalışabildiğini, rezervi
bulunmayanların batağını anlatan Öcalgiray, dünyanın hiçbir ülkesinde de
sanayinin kredisiz çalışmadığını, Türkiye'de İse sanayicilerin kredi almaya
çekindiklerini belirtti.
"Türkiye'de sanayiciliğin kolay dönemleri oldu. Ancak son 4-5 yıldır sanayicilik
çok zor" diyen Adnan Öcalgiray, sanayiciliğin tüccarlık gibi olmadığını ve
dayanabildikleri noktaya kadar mücadelelerini sürdüreceklerini kaydetti.
|