[ , ]    Sayı:272  AĞUSTOS 2002

TÜTSİS     Künye     Geçmiş Sayılar

Bu Sayı

 

Editör'den


 Güncel

  NARİN: İşveren de işçi de hakkını alamıyor

  Toplu sözleşme görüşmelerine Tekstil İşçi Sendikası ile devam edildi

  Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu

  İş Kanunu Ön Tasarısı

  Yünlü tekstil sektörü Barselona'da buluştu


 Euratex

  Avrupalı tekstilciler AB üyeliği için yanımızda


 Firma

  Ormo çeyrek asırdan beri dış pazarlarda


 Sektör

  DTÖ tekstildeki serbestleşmeyi yeterli bulmuyor!

  Uzun hibrid pamuk üretimi yaygınlaşıyor

Güncel

Tekstilde toplu sözleşme dönemi başladı. Başkan Narin, üretim sektörünün sorunlarına işaret etti:

İşveren de işçi de hakkını alamıyor

Sendikamıza üye 112 firma ve 137 İşyeri adına Sendikamız ile bu işyerlerinde çalışan yaklaşık 35 bin İşçiyi temsilen 3 ayrı işçi sendikası arasında arasında yürütülecek olan yeni dönem grup topİu iş sözleşmesi görüşmelerinin ilk toplantısı Türk-İş'e bağlı Türkiye Tekstil, Örme ve Giyim Sanayii İşçileri Sendikası (TEKSİF) İle 6 Ağustos 2002 Sah günü Sendikamız merkezinde yapıldı.
Sözleşme yetkisi kesinleşmiş olan sendikamıza üye 55 firma ve bu firmalara bağlı toplam 70 işyeri İle bu işyerlerinde çalışan yaklaşık 23 bin işçi bulunuyor.
Tekstil iş kolunda 9 Eylül'de başlayacak 19'uncu dönem Toplu İş Sözleşme görüşmeleriyle İlgili olarak sendikamızda düzenlenen basın toplantısında konuşan Başkan Halit Narin, ekonomik darboğazın bütün kesimleri olumsuz etkilediğini anlattı. Türkiye'de repocu, finansçı ve bankacı kesim dışında kalan yüzde 95'in bu darboğazın içinde olduğunu kaydeden Narin, "Çözüm repocu, finansçı, bankacı saltanatına son vermekten geçer" diye konuştu. Son 20 senede çalışanların hakkını alamadağını, çalışmayanların kazandığın) dile getiren Narin, çalışanlara yönelik olarak, "Ama biz size hakkınızı verebileceğiz diyemiyoruz çünkü biz de hakkımızı alamıyoruz" şeklinde konuştu.
Narin, görüşmelerde her iki tarafın da daha fazla anlayış göstermesi gerektiğini yinelerken, görüşmelerin uzamasının işçi açısından kayıp anlamına da geleceğini kaydetti.
TÜRK-İŞ'e bağlı TEKSİF Sendikası Başkanı Zeki Polat ise l Eylül'de başlayacak olan yeni dönemde ilk altı ay için yüzde 25, sonraki altı aylarda İse enflasyon artışı oranında ücret artışı istediklerini kaydetti.
Zaman zaman gazetecilerin sorulanyla karşılıklı diyaloga dönüşen basın toplantısında başkan Halit Narin'in sözlerinden satırbaşları şöyle:


Narin: Ne yaptığımızın farkında olmalıyız
* Türkiye olarak bir şeyler yapıyoruz ama bakalım bunun farkında mıyız? Size bir misal anlatayım... Öğrencilik yıllarımızda bir sınava hazırlanıyorduk, ama dersin kitabı çok ağır bir dille yazılmıştı. Herkes anlamaya çalışıyordu, bir arkadaşımız tuttu tüm kitabı ezberledi. En yüksek notu da o aldı tabii. Ancak bir gün sonra hiçbir şeyi hatırlamıyordu. Daha düşük not alanlar anlamaya çalıştıkları için hiç değilse konuyu biliyorlardı.
Bunu niye anlatıyorum? Uyum yasaları, hükümetin Meclis'le birlikte son aşamada yapmış olduğu en güzel işierden bîr tanesidir. Bunun çıkmasında millet olarak hepimiz memnunuz. Sorumuz şu: Biz bunu ezberleyerek mi geçtik, yoksa isteyerek anlayarak mı? Biz ezberlendiğini düşünüyoruz. Çünkü öyle ol-masayda uyum yasalarının mantığına uymayan bir İş Güvencesi Yasası gündeme gelmezdi.
* Bu konuda TÜRK-İŞ, DİSK ve HAK-İŞ'in yaptıkları gövde gösterisi, sendikacılık ve işçi-işveren barışına fevkalâde ters bir harekettir. Olmayan hakların kavgasını herkes yapabilir. Bu kadar işsizin, bu kadar işyerinin kapanmış olduğu bir ortamda, ekonominin bu kadar geri kaldığı
bir ortamda, yalnız ve yalnız çalışan bir avuç insanın üstün haklar alarak müteşebbisi yeni kurmak istediği teşebbüsten vazgeçirecek bu davranışlar ancak dışarıdaki işsiz insanları işsizliğe mahkûm eder. İş ahengini, işin banşını kurmanın yolu, çalışan işyerlerinin sayısını artırmaktan geçer.
* Biz, senelerdir TÜRK-İŞ'n ve diğer konfederasyonun mensubu olan tekstil grubuyla 1950'de gayrikanu-ni olarak, 63'ten sonra da kanuni olarak müzakereler yapmak suretiyle iş barışını kendi sahalarımızda korumaya çalıştık. Konfederasyon başkanlığı yaptığımız 16 sene içinde de bu iş barışı-
nın bütün iş dallarında mümkün olduğu kadar huzur İçinde geçmesi için karşılıklı dengeleri kurduk. Ama, bu kadar dengeleri bozacak, bu kadar dengeleri kökünden yıkacak bir sistemle hiçbir zaman karşı karşıya kalmadık. Üç konfederasyon başkanımızın gösterdiği bu pratiği, bundan evvelki değerli çalışmalarıyla hiç paralellik içinde görmediğimi bir kere daha burada vurgulamak isterim.
* Sayın Zeki Başkan, değerli arkadaşlar; yeni ortamda kalan müesselerimizin ahenk içinde çalıştırılması için çaba harcayacağız. Sizin de bizim de fedakârlık yaptığımız bir gerçektir. Son 20 senedir bitmeyen enflasyonun Türkiye ekonomisinde herkesi bir darboğaza ittiği bir gerçektir. Repocular ve finans sektöründe parası olan insanların dışında Türkiye'nin yüzde 95'inden fazlası sıkıntı içindedir. Müteşebbis yatırım yaptığı için borcunu ödeyememektedir, sizler de kazancınızı enflasyon kadar artıramadığı-nız için borç içindesiniz. Ve dolayısıyla, ahenkli olarak çalışabilmemizin temeli, birbirimize sarılarak bu zor dönemi aşmaktan geçer. Yani, repocu saltanatına, faizci saltanatına, bankacılığın saltanatına gerçekçi olarak son vermekten geçer.
• Türkiye, işçi ve işveren olarak çalışan insanların hakkını, verecek ortama gelmek mecburiyetindedir. Son 20 senedir çalışanlar hakkını alamazken, çalışmayanlar çok fazla hak alıyor. Bunu söylemekle hakkınızı biz verebiliriz diyemiyoruz. Çünkü, biz de hakkımızı alamıyoruz. Mümkün olduğu kadar bunu dengelemeye çalışıyoruz. Bu müzakerenin de bundan evvelkilerde olduğu gibi yapıcı bir şekilde geçmesi en candan temennimizdir.
• Biz verme kabiliyetimiz olmadığı için müzakere yapacağız, siz ise atma kabiliyetiniz oiduğu için bizimle müzakere yapacaksınız. Böyle odalardan gireceksiniz, çıkacaksınız, birbirimize sarılacağız, öpüşeceğiz, bazen kızacağız.. Ama gene her müzakerede olduğu gibi sonunda bir yerde anlaşacağız. Çünkü, kolektif iş akdi müzakeresinin bugüne kadar bitmeyeni yoktur. Bunun içinde tiyatro vardır, bunun içinde yüzde 99 samimiyet vardır.
• Bugüne kadar hep güzel roller yaptık, ama sonunda daima hep gülerek insanları bu tiyatrodan çıkardık. Bu bir hayat tiyatrosu çünkü, ama kötü manada değil, aldatma manasında değil, samimiyet manasında bir tiyatrodur.
• Seneler evvel, Şevket Başkan da ben de konfederasyon başkanıyken, ILO'nun bir konferansında kol kola oturup sohbet ediyorduk. 70'li senelerde kan gövdeyi götürürken biz oturmuş şaka yapıyoruz, burada yaptığımız gibi. Görenler dediler ki işçi-işvereni kol kola bir yerde konuşurken, gülerken, şakalaşırken hiç görmedik. Ama buna inanın ki, 30 seneye yakın dönemde işçi-işverenler olarak hiçbir zaman kopmadık, hiçbir zaman diyalogumuzu eksik etmedik ve onun için de Türk iş hayatı daima huzurlu ve dengeli bir şekilde gitmiştir, bu dönem de gidecektir. Ama, arkadaşlar vazifesini yapacaklar, ben de vazifemi yapacağım. Ve sonunda inşallah Türk ekonomisine ve Türk çalışanlarına, Türk milletine, Atatürk'ün kurmak istediği düzene uygun bir ahengi yeniden devam ettireceğiz.
• Bu dönemde büyük beklentiler içine girmek doğru olmayacaktır. 3 Kasım'da seçim var, bundan sonra iş yapan insanlara oy verilmesi İcap ediyor. Artık takım tutmak diye bir şey yok, milletin nabzını tutan İnsanlara oy verilmeli. Kime inanıyorsanız ona oy verin. Yok efendim, benîm babam da o partiye oy verirdi diye oy veren yanlış
oy verir. Bugün artık Türkiye'nin 3 Kasım'dan sonra kendisine yalnız hizmet İçin gelen insanlara oy vereceği, seçeceği bir dönemdir.
• Ticaret ayrı, işverenlik ayrıdır. Hiç kimse kalkıp, artık yüzlerce insanı çalıştıracak bir fabrika kurmayı hayal bile etmez, mevcutlardan nasıl kurtulacağının çalışmalarını yapar.


Tekstilin durumu
• Tekstilin varlığı, politikacıların yanlış kararlarından dolayı fevkalâde dejenere edilmiştir. Çünkü, Uzak Do-ğu'nun bütün malları, gümrüklü-güm-rüksüz Türkiye'ye gelmiş, Gümrük Bir-iiği'nden istifade ederek Avrupa Birliği'nden tırlarla Türkiye'ye hesapsız mallar sokulmaktadır. Türkiye'deki üretimden daha fazla dışarıdan blue jean beklemektedir, kadife beklemektedir. Politikacılar da bunları seyretmektedir. İthalât ekonomiye o kadar büyük darbe vurmuştur ki, Türk ekonomisine katkı sağlamaktan çoktan çıkmıştır. Ankara'nın bunu görmemesi mümkün değildi, ama görmedi.
• Her gün 20-30 büyük tır Avrupa'da imal bile edilmeyen ama Avrupa belgesi almış tekstil mallarıyla Türkiye'ye giriyor. Bir tahkikat yapın, Mersin'deki Serbest Bölge'ye gelen mallara bakın. Maraş'ta gerçekleştirilen toplanı iplik üretiminden fazla iplik bulunmaktadır burada. Hepsi Uzak Doğu'dan gelmiştir. Ve bunları satan adamların hiçbirinin gelir vergisi beyannamesi bile yoktur. Şimdi bu kadar yanlışın İçinde ayakta kalan bir tekstil sektörü Zeki Başkan'la müzakere yapacak. Bu müzakereyi Mersin Serbest Bölgesİ'nde yapsak belki de çok daha iyi olurdu. Trakya'daki gümrük kapısında yapsak da olurdu. Sözünü ettiğimiz yanlışları gözlerimizle görürdük.


İşveren nasıl bakıyor?
• Ücretlerde işverenler enflâsyon rakamlarıyla alâkaiı bir ücret ayarlaması verebilir mi veremez mi, onu çok iyi tartışmak lâzım. Çünkü işyerleri her geçen gün ekonomik gücünü kaybediyor.
Tabiî sosyal yardımlar konusunda geçmişte verilmiş aşın haklar var, bu haklan geri almak hemen hemen mümkün değil, ama bu haklan şekillendirmek mümkün, bu haklan şekillendirmeye çalışacağız. Netice itibarıyla, aylık ayarlanabilir sistemlerle bir artış düzenine doğru gitmeye çalışacağız, Yani, bu dönem fazla vermek yerine, şekillendirme anlaşması yapacağız diye düşünmek lazım.
• Yani, madde 1: Toplu bir rakam vermemiz mümkün değildir.
Madde 2: Aylık artışların dışında işverenlerin, eğer artış yapılacaksa, bir ücret ayarlaması sisteminin dışına çıkması mümkün değildir. Çünkü, zaten bu hafta kazandığımızı ancak öbür hafta tahsil edebiliyoruz, bu hafta bir şey alamazsak öbür hafta da bir şey veremiyoruz; çünkü yoktan bir şey vermek mümkün değildir.
• Artı, bu müzakereler uzun sürerse, geçmiş dönemin toptan parasını vermek gibi bir hadisenin olması mümkün değildir. Daha doğrusu, bu dönemde iki tarafın da birbirine daha fazla anlayış göstererek yaklaşmak mecburiyeti var. Biz umumiyetle daha fazla anlayış göstererek yaklaşıyorduk, bu dönemde İşçi arkadaşlarımız da bize daha fazla anlayış göstererek yaklaşacaklar diye tahmin ediyoruz.

Tekstilisveren.org.tr     Üyelerimize Duyurular    İrtibat

© 2002 TÜTSİS      -      3tur.com Tasarım