Bu Sayı
Editör'den
Güncel
NARİN:
İşveren de işçi de hakkını alamıyor
Toplu sözleşme görüşmelerine Tekstil İşçi
Sendikası ile devam edildi
Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu
İş
Kanunu Ön Tasarısı
Yünlü tekstil sektörü Barselona'da buluştu
Euratex
Avrupalı tekstilciler AB üyeliği için yanımızda
Firma
Ormo
çeyrek asırdan beri dış pazarlarda
Sektör
DTÖ
tekstildeki serbestleşmeyi yeterli bulmuyor!
Uzun
hibrid pamuk üretimi yaygınlaşıyor
|
Güncel
Tekstilde toplu sözleşme dönemi başladı. Başkan Narin, üretim sektörünün
sorunlarına işaret etti:
İşveren de işçi de
hakkını alamıyor

Sendikamıza üye 112 firma ve 137 İşyeri adına Sendikamız ile
bu işyerlerinde çalışan yaklaşık 35 bin İşçiyi temsilen 3 ayrı işçi sendikası
arasında arasında yürütülecek olan yeni dönem grup topİu iş sözleşmesi
görüşmelerinin ilk toplantısı Türk-İş'e bağlı Türkiye Tekstil, Örme ve Giyim
Sanayii İşçileri Sendikası (TEKSİF) İle 6 Ağustos 2002 Sah günü Sendikamız
merkezinde yapıldı.
Sözleşme yetkisi kesinleşmiş olan sendikamıza üye 55 firma ve bu firmalara bağlı
toplam 70 işyeri İle bu işyerlerinde çalışan yaklaşık 23 bin işçi bulunuyor.
Tekstil iş kolunda 9 Eylül'de başlayacak 19'uncu dönem Toplu İş Sözleşme
görüşmeleriyle İlgili olarak sendikamızda düzenlenen basın toplantısında konuşan
Başkan Halit Narin, ekonomik darboğazın bütün kesimleri olumsuz etkilediğini
anlattı. Türkiye'de repocu, finansçı ve bankacı kesim dışında kalan yüzde 95'in
bu darboğazın içinde olduğunu kaydeden Narin, "Çözüm repocu, finansçı, bankacı
saltanatına son vermekten geçer" diye konuştu. Son 20 senede çalışanların
hakkını alamadağını, çalışmayanların kazandığın) dile getiren Narin, çalışanlara
yönelik olarak, "Ama biz size hakkınızı verebileceğiz diyemiyoruz çünkü biz de
hakkımızı alamıyoruz" şeklinde konuştu.
Narin, görüşmelerde her iki tarafın da daha fazla anlayış göstermesi gerektiğini
yinelerken, görüşmelerin uzamasının işçi açısından kayıp anlamına da geleceğini
kaydetti.
TÜRK-İŞ'e bağlı TEKSİF Sendikası Başkanı Zeki Polat ise l Eylül'de başlayacak
olan yeni dönemde ilk altı ay için yüzde 25, sonraki altı aylarda İse enflasyon
artışı oranında ücret artışı istediklerini kaydetti.
Zaman zaman gazetecilerin sorulanyla karşılıklı diyaloga dönüşen basın
toplantısında başkan Halit Narin'in sözlerinden satırbaşları şöyle:
Narin: Ne yaptığımızın farkında olmalıyız
* Türkiye olarak bir şeyler yapıyoruz ama bakalım bunun farkında mıyız? Size bir
misal anlatayım... Öğrencilik yıllarımızda bir sınava hazırlanıyorduk, ama
dersin kitabı çok ağır bir dille yazılmıştı. Herkes anlamaya çalışıyordu, bir
arkadaşımız tuttu tüm kitabı ezberledi. En yüksek notu da o aldı tabii. Ancak
bir gün sonra hiçbir şeyi hatırlamıyordu. Daha düşük not alanlar anlamaya
çalıştıkları için hiç değilse konuyu biliyorlardı.
Bunu niye anlatıyorum? Uyum yasaları, hükümetin Meclis'le birlikte son aşamada
yapmış olduğu en güzel işierden bîr tanesidir. Bunun çıkmasında millet olarak
hepimiz memnunuz. Sorumuz şu: Biz bunu ezberleyerek mi geçtik, yoksa isteyerek
anlayarak mı? Biz ezberlendiğini düşünüyoruz. Çünkü öyle ol-masayda uyum
yasalarının mantığına uymayan bir İş Güvencesi Yasası gündeme gelmezdi.
* Bu konuda TÜRK-İŞ, DİSK ve HAK-İŞ'in yaptıkları gövde gösterisi, sendikacılık
ve işçi-işveren barışına fevkalâde ters bir harekettir. Olmayan hakların
kavgasını herkes yapabilir. Bu kadar işsizin, bu kadar işyerinin kapanmış olduğu
bir ortamda, ekonominin bu kadar geri kaldığı
bir ortamda, yalnız ve yalnız çalışan bir avuç insanın üstün haklar alarak
müteşebbisi yeni kurmak istediği teşebbüsten vazgeçirecek bu davranışlar ancak
dışarıdaki işsiz insanları işsizliğe mahkûm eder. İş ahengini, işin banşını
kurmanın yolu, çalışan işyerlerinin sayısını artırmaktan geçer.
* Biz, senelerdir TÜRK-İŞ'n ve diğer konfederasyonun mensubu olan tekstil
grubuyla 1950'de gayrikanu-ni olarak, 63'ten sonra da kanuni olarak müzakereler
yapmak suretiyle iş barışını kendi sahalarımızda korumaya çalıştık.
Konfederasyon başkanlığı yaptığımız 16 sene içinde de bu iş barışı-
nın bütün iş dallarında mümkün olduğu kadar huzur İçinde geçmesi için karşılıklı
dengeleri kurduk. Ama, bu kadar dengeleri bozacak, bu kadar dengeleri kökünden
yıkacak bir sistemle hiçbir zaman karşı karşıya kalmadık. Üç konfederasyon
başkanımızın gösterdiği bu pratiği, bundan evvelki değerli çalışmalarıyla hiç
paralellik içinde görmediğimi bir kere daha burada vurgulamak isterim.
* Sayın Zeki Başkan, değerli arkadaşlar; yeni ortamda kalan müesselerimizin
ahenk içinde çalıştırılması için çaba harcayacağız. Sizin de bizim de fedakârlık
yaptığımız bir gerçektir. Son 20 senedir bitmeyen enflasyonun Türkiye
ekonomisinde herkesi bir darboğaza ittiği bir gerçektir. Repocular ve finans
sektöründe parası olan insanların dışında Türkiye'nin yüzde 95'inden fazlası
sıkıntı içindedir. Müteşebbis yatırım yaptığı için borcunu ödeyememektedir,
sizler de kazancınızı enflasyon kadar artıramadığı-nız için borç içindesiniz. Ve
dolayısıyla, ahenkli olarak çalışabilmemizin temeli, birbirimize sarılarak bu
zor dönemi aşmaktan geçer. Yani, repocu saltanatına, faizci saltanatına,
bankacılığın saltanatına gerçekçi olarak son vermekten geçer.
• Türkiye, işçi ve işveren olarak çalışan insanların hakkını, verecek ortama
gelmek mecburiyetindedir. Son 20 senedir çalışanlar hakkını alamazken,
çalışmayanlar çok fazla hak alıyor. Bunu söylemekle hakkınızı biz verebiliriz
diyemiyoruz. Çünkü, biz de hakkımızı alamıyoruz. Mümkün olduğu kadar bunu
dengelemeye çalışıyoruz. Bu müzakerenin de bundan evvelkilerde olduğu gibi
yapıcı bir şekilde geçmesi en candan temennimizdir.
• Biz verme kabiliyetimiz olmadığı için müzakere yapacağız, siz ise atma
kabiliyetiniz oiduğu için bizimle müzakere yapacaksınız. Böyle odalardan
gireceksiniz, çıkacaksınız, birbirimize sarılacağız, öpüşeceğiz, bazen
kızacağız.. Ama gene her müzakerede olduğu gibi sonunda bir yerde anlaşacağız.
Çünkü, kolektif iş akdi müzakeresinin bugüne kadar bitmeyeni yoktur. Bunun
içinde tiyatro vardır, bunun içinde yüzde 99 samimiyet vardır.
• Bugüne kadar hep güzel roller yaptık, ama sonunda daima hep gülerek insanları
bu tiyatrodan çıkardık. Bu bir hayat tiyatrosu çünkü, ama kötü manada değil,
aldatma manasında değil, samimiyet manasında bir tiyatrodur.
• Seneler evvel, Şevket Başkan da ben de konfederasyon başkanıyken, ILO'nun bir
konferansında kol kola oturup sohbet ediyorduk. 70'li senelerde kan gövdeyi
götürürken biz oturmuş şaka yapıyoruz, burada yaptığımız gibi. Görenler dediler
ki işçi-işvereni kol kola bir yerde konuşurken, gülerken, şakalaşırken hiç
görmedik. Ama buna inanın ki, 30 seneye yakın dönemde işçi-işverenler olarak
hiçbir zaman kopmadık, hiçbir zaman diyalogumuzu eksik etmedik ve onun için de
Türk iş hayatı daima huzurlu ve dengeli bir şekilde gitmiştir, bu dönem de
gidecektir. Ama, arkadaşlar vazifesini yapacaklar, ben de vazifemi yapacağım. Ve
sonunda inşallah Türk ekonomisine ve Türk çalışanlarına, Türk milletine,
Atatürk'ün kurmak istediği düzene uygun bir ahengi yeniden devam ettireceğiz.
• Bu dönemde büyük beklentiler içine girmek doğru olmayacaktır. 3 Kasım'da seçim
var, bundan sonra iş yapan insanlara oy verilmesi İcap ediyor. Artık takım
tutmak diye bir şey yok, milletin nabzını tutan İnsanlara oy verilmeli. Kime
inanıyorsanız ona oy verin. Yok efendim, benîm babam da o partiye oy verirdi
diye oy veren yanlış
oy verir. Bugün artık Türkiye'nin 3 Kasım'dan sonra kendisine yalnız hizmet İçin
gelen insanlara oy vereceği, seçeceği bir dönemdir.
• Ticaret ayrı, işverenlik ayrıdır. Hiç kimse kalkıp, artık yüzlerce insanı
çalıştıracak bir fabrika kurmayı hayal bile etmez, mevcutlardan nasıl
kurtulacağının çalışmalarını yapar.
Tekstilin durumu
• Tekstilin varlığı, politikacıların yanlış kararlarından dolayı fevkalâde
dejenere edilmiştir. Çünkü, Uzak Do-ğu'nun bütün malları, gümrüklü-güm-rüksüz
Türkiye'ye gelmiş, Gümrük Bir-iiği'nden istifade ederek Avrupa Birliği'nden
tırlarla Türkiye'ye hesapsız mallar sokulmaktadır. Türkiye'deki üretimden daha
fazla dışarıdan blue jean beklemektedir, kadife beklemektedir. Politikacılar da
bunları seyretmektedir. İthalât ekonomiye o kadar büyük darbe vurmuştur ki, Türk
ekonomisine katkı sağlamaktan çoktan çıkmıştır. Ankara'nın bunu görmemesi mümkün
değildi, ama görmedi.
• Her gün 20-30 büyük tır Avrupa'da imal bile edilmeyen ama Avrupa belgesi almış
tekstil mallarıyla Türkiye'ye giriyor. Bir tahkikat yapın, Mersin'deki Serbest
Bölge'ye gelen mallara bakın. Maraş'ta gerçekleştirilen toplanı iplik
üretiminden fazla iplik bulunmaktadır burada. Hepsi Uzak Doğu'dan gelmiştir. Ve
bunları satan adamların hiçbirinin gelir vergisi beyannamesi bile yoktur. Şimdi
bu kadar yanlışın İçinde ayakta kalan bir tekstil sektörü Zeki Başkan'la
müzakere yapacak. Bu müzakereyi Mersin Serbest Bölgesİ'nde yapsak belki de çok
daha iyi olurdu. Trakya'daki gümrük kapısında yapsak da olurdu. Sözünü ettiğimiz
yanlışları gözlerimizle görürdük.
İşveren nasıl bakıyor?
• Ücretlerde işverenler enflâsyon rakamlarıyla alâkaiı bir ücret ayarlaması
verebilir mi veremez mi, onu çok iyi tartışmak lâzım. Çünkü işyerleri her geçen
gün ekonomik gücünü kaybediyor.
Tabiî sosyal yardımlar konusunda geçmişte verilmiş aşın haklar var, bu haklan
geri almak hemen hemen mümkün değil, ama bu haklan şekillendirmek mümkün, bu
haklan şekillendirmeye çalışacağız. Netice itibarıyla, aylık ayarlanabilir
sistemlerle bir artış düzenine doğru gitmeye çalışacağız, Yani, bu dönem fazla
vermek yerine, şekillendirme anlaşması yapacağız diye düşünmek lazım.
• Yani, madde 1: Toplu bir rakam vermemiz mümkün değildir.
Madde 2: Aylık artışların dışında işverenlerin, eğer artış yapılacaksa, bir
ücret ayarlaması sisteminin dışına çıkması mümkün değildir. Çünkü, zaten bu
hafta kazandığımızı ancak öbür hafta tahsil edebiliyoruz, bu hafta bir şey
alamazsak öbür hafta da bir şey veremiyoruz; çünkü yoktan bir şey vermek mümkün
değildir.
• Artı, bu müzakereler uzun sürerse, geçmiş dönemin toptan parasını vermek gibi
bir hadisenin olması mümkün değildir. Daha doğrusu, bu dönemde iki tarafın da
birbirine daha fazla anlayış göstererek yaklaşmak mecburiyeti var. Biz
umumiyetle daha fazla anlayış göstererek yaklaşıyorduk, bu dönemde İşçi
arkadaşlarımız da bize daha fazla anlayış göstererek yaklaşacaklar diye tahmin
ediyoruz.
|