[ , ]    Sayı:276  Aralık 2002

TÜTSİS     Künye     Geçmiş Sayılar

Bu Sayı

Editör'den


 Güncel

   TİSK'den hükümete çağrı: İşsizliğe çözüm için istihdam üzerindeki yükleri kaldırın

   Öztemir: Türkiye'nin uygulaması gereken İstihdam Politikaları

  İSO 50.Yıl kutlamaları

  50 yıllık üyelere plaket

  GÖRÜŞLER:

Refik Baydur

Zafer Çağlayan

Sinan Aygün


 Firma

Altınyıldız kabuk değiştiriyor


 Araştırma

Türk ve Dünya Tekstili


 Hukuk

Prof. Dr. Tankut Centel

Ayın Konusu : GÖRÜŞLER

Türkiye İşveren Sendikalan Konfederasyonu (TİSK) Yönetim Kurulu Başkanı Refik Baydur:
Türkiye ekonomisi 2002'de soluklandı

"Kasım 2000 ve Şubat 2001 krizlerinden sonra 2001 yılını yoğun bakımda geçiren ve o yıl yüzde 9.4 oranında küçülen Türk ekonomisinin 2002 yılında henüz yoğun bakımdan çıkabilecek bir duruma gelmemiş olmasına rağmen, bir miktar soluklanmasını normal karşılamak gerekir. Çünkü bir defa dibe vurduktan sonra, artık yukarı doğru çıkmaktan başka istikamet kalmamış, demektir. Milli gelirin 2000 yılında 200 milyar dolardan 2001'de 148 milyar dolara gerilemesinden, kişi başına gelirin aynı donemde 3 bin dolardan 2 bin 160 dolara inmesinden sonra bu yıl yüzde 4.5-5 bir büyüme hızı, 165 milyar dolar milli gelir ve 2 bin 400 dolar kişi başına gelir beklentisi içine girmemiz bu temel gerçeğin bir sonucu sayılmalı ve kimseyi aşın memnuniyete ve özellikle atalete sevk etmemelidir.
Bu yıl enflasyon beklentimiz yüzde 35'lerde devam ettiğine göre, henüz bu temel sorundan kurtulabilmiş değiliz. Dolayısıyla bu alanda en ufak bir gevşemeye mahal yoktur. Biraz daha hızlı büyüme uğruna enflasyon hedefinden taviz verilmesi asla hoş karşılanamaz. Dünyadaki pek çok ülke gibi, Türkiye de enflasyonsuz büyümenin yolunu bulacaktır. Gelişen pazar ekonomileri arasında Arjantin'den sonra en yüksek enflasyon hızına sahip olmak kesinlikle övünülecek bir durum değildir.
Enflasyon yanında, biz işverenleri çok kaygılandıran diğer ulusal sorun olan işsizlik vehametini korumaktadır. Resmi rakamlara göre yüzde 10 düzeyinde açık işsizliğe sahibiz. Fakat gerçek durumun bundan çok daha kötü olduğunu herkes bilmektedir. Atıl işgücü oranı bunun yaklaşık iki katıdır. İşgücünün yüzde 35'inin hâlâ tarımda çalışır görünmesi ve genelde işgücüne katılım oranının çok düşük düzeylerde seyretmesi ülkemizde işsizlik sorununu iyice ağırlaştıran faktörlerdir.
2003 yılında yüzde 5 büyüme hızı, yüzde 20 TÜFE enflasyonu tutturulmasını bugünkü politikaların devamına bağlı görüyoruz. Şüphesiz 203 milyar dolan bulan toplam borç stokunun çevrilmesi önümüzdeki yılda da çok ciddi bir sorun olmaya devam edecektir. Sadece bütçede faiz dışı fazla hedefini tutturarak borç sorununun hafifletilebileceğini sanmıyoruz. Burada temel sorun, reel faiz oranlarının aşağı çekilerek kamu borçlanmasının maliyetinin düşürülmesi gibi görünmekte- dir. Bu da hiç şüphesiz en başta ekonomide bir gü- ven ortamı yaratılabilmesiyle ilgili bir konudur. Seçimlerden sonra nominal faiz oranlarında gözlenen gerilemenin devamlılık kazanması ve bunun banka kredilerine de yansıması en büyük dileğimizdir.
Döviz kuru politikası 2003 yılında da önem taşımaya devam edecektir. Önümüzdeki yıl en fazla 40 milyar dolarlık bir ihracat hacmine ulaşabileceğiz. İthalatımız ise büyüme hızına bağlı olarak 50 milyarın üzerinde gerçekleşeceğinden 10 milyar dolardan fazla bir dış ticaret açığına hazır olmalıyız. Bu durumda Türk Lirası'nın dolar ve Euro karşısında aşın değerlenmesine tahammülümüz olmadığı aşikardır. Aşın değerlenme enflasyonla mücadelede geçici bir çare gibi görünebilirse de ihracatımız üzerindeki etkileri çok olumsuz olabilmektedir. Son krizlerin bir yerde aşırı değerlenmeden kaynaklandığını unutmayalım. Mademki, dalgalı kur politikası uyguluyoruz, o halde bundan akıllıca yararlanmalıyız. Bunun anlamı. Merkez Bankası'nın zaman zaman piyasaya müdahale ederek kurlarda düzeltme yapabilmesidir.
Özellikle son yargı kararlan çerçevesinde bankacılık sektöründe durum yine toz duman içinde kaldığından son iki yılda harcanan müthiş kaynaklar ve alınan çok sayıda yapısal ve yasal tedbir sonucu, bu sektörün gerçekten sağlığına kavuşup kavuşmadığını doğrusu pek bilemiyoruz.

Bildiğimiz bir şey varsa, o da anılan dönemde reel sektörün bütünüyle kaderine terk edilmiş olmasıdır. Enflasyon ve işsizlikten kurtulmanın, Türkiye'yi sürdürülebilir bir büyüme rayına oturtmanın yolunun kaçınılmaz şekilde reel ekonomiyi sağlığına kavuşturmaktan geçtiğini artık herkes anlamalıdır. 58. Hükümet üyelerinin bu konudaki ilk beyan ve yaklaştırılan cesaret vericidir. TİSK olarak hem bunlann, hem de Acil Eylem Planı ile hükümet programında yer alan ve çoğunu tasvip ettiğimiz önlemlerin hayata geçirilişini yakından takip edecek ve destekleyeceğiz.
Konfederasyonumuzun hükümete sunduğu "Ulusal Ekonominin Güçlendirilmesine Yönelik Somut Uygulama Önerileri" çerçevesinde dile getirdiğimiz temel politika ilkeleri şunlardır:
- Uygulanacak ekonomik program reel sektördeki yatınm ve özellikle istihdam artışlarına öncelik vermeli; sivil toplum örgütleriyle paylaşılmalı ve IMF ile uzlaşma sağlanmalıdır.
- Büyüme, ihracat seferberliği ile finanse edilmelidir.
Enflasyonla mücadele vazgeçilmezdir.
- Sosyal politikada ABD modeli ile birlikte AB'nin esneklik-güvence dengesinin sağlanması ilkesi esas alınmalı; çalışma hayatında AB'ne Türk ekonomisinin rekabet gücünü zayıflatacak aşırı ve vakitsiz taahhütlerde bulunulmamalıdır."

Ankara Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Çağlayan:
2002 yılı olumlu gelişmelere sahne oldu

"Bu yıl, ekonomik büyüme ve enflasyon hedefleri açısından olumlu gelişmelere sahne olmuştur. Enflasyonda yüzde 30'luk yıl sonu hedefi tutturulabilecektir. Yüzde 3 olarak tahmin edilen ekonomik büyüme hızının ise yüzde 6'lara ulaşması güçlü bir olasılıktır. Yaz aylarında hükümet tartışmalarına bağlı olarak yaşanan siyasi istikrarsızlık nedeniyle faizler bir süre yükselmişse de seçimlerin ardında hızlı bir düşüşe geçmiştir. Sanayi üretimi ve ihracattaki artış eğilimi devam etmektedir. Bunlar kuşkusuz olumlu gelişmelerdir. Ancak ekonominin 2001 yılında neredeyse yüzde 10 küçüldüğü, bir milyon kişinin kriz nedeniyle işsizler ordusuna katıldığı düşünülürse daha katetmemiz gereken büyük mesafeler olduğu görülmektedir. Özellikle işsizlikteki artış eğilimin devam ediyor olması endişe vericidir. Bugün resmi rakamlara göre işsizlik oranı yüzde 10'a dayanmıştır. Reel ücretlerdeki düşüş çalışan kesimlerin de refahında büyük bir düşüşe neden olmuştur. Yoksulluk artarken iç talepte büyük bir düşüş yaşanmıştır. Yaşamakta olduğumuz ekonomik canlanma daha çok ihracat artışı ve stoklardaki artış nedeniyle sağlanmıştır. İç talepte güçlü bir bir canlanma olmazsa ekonomik büyümenin sürdürülebilmesi güçleşecektir.
AK Parti, tek .başına iktidara gelerek önemli bir fırsat yakalamıştır. Tek parti iktidarı, sorunları teşhis ederken ve bunlara gerekli ekonomik tedbirlerle karşılık verirken bir koalisyon hükümetinden daha hızlı ve etkili davranmak gibi bir şansa sahiptir. Hükümet, bir enkaz değil krizden çıkmakta olan bir ekonomi devralmıştır. Kuşkusuz ekonomik sorunlar ciddiyetini korumaktadır. Yeni hükümetten iş dünyasının ilk beklentisi seçimlerden sonra oluşan iyimser havayı dağıtacak gereksiz siyasi tartışmalara yol açarak huzur ortamını bozmamasıdır. Hükümetlerin birinci görevi huzur ortamını yaratmak ve korumaktır. Hükümetler, sorun üretmez, sorun çözerler. Eğer ekonomi yönetimi büyük hatalar yapmaz, gereksiz siyasi
tartışmalara yol açmazsa ekonomideki iyimser havanın artan üretim ve tüketimle desteklenmesi mümkündür. Eğer üretim ve tüketimdeki artış devam ederse hem istihdam artışı sağlanacak, hem de iç ve dış borçların çevrilmesi için gerekli borçlanmalar daha rahat sağlanacaktır. 2003 yılında iç ve dış borçların çevrilmesi yine öncelikli bir risk alanı oluşturmaktadır. Enflasyon ve faizlerdeki düşüş eğilimine rağmen reel faizler hâlâ yüksek oranlarda seyretmektedir. Reel faizlerde düşüşe yol açacak güven ortamını sağlamak hükümetin öncelikli görevleri arasındadır.
Ekonomideki son gelişmeleri ve yeni hükümetin açıkladığı acil eylem planını ve hükümet programını ihtiyatlı bir iyimserlikle karşılamaktayız. Hükümet, acil eylem planında ve hükümet programında somut hedefleri bir takvime bağlayarak kendisini de bağlamıştır. Biz verilen sözlerin yerine getirilmesi için Hükümetin icraatlarının yakın takipçisi olacağız. Hükümet, enflasyonla mücadele hedefinden vazgeçmeden büyümeyi gözeten akılcı politikalar geliştirdiği ve uyguladığı sürece 2003 yılında önemli bir sorunla karşılaşacağımızı sanmıyorum."

Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün:
Dış ticaret ve bütçe açığı devam etmiştir

Son yarım yüzyılın en derin ekonomik çöküntüsünü yaşamakta olan ülkemizde işsizlik rekor düzeylere tırmandı, toplumsal bunalımın kaynağına dönüştü.
Türkiye, OECD ülkeleri arasında, işgücüne katılma oranı (İKO), en az olan ülke olmuştur. Ülke nüfusunun yarısı ekonomik olarak bağımlı yaşamaktadır.
Enflasyonun sürekli artışı, döviz ve faizlerin bunu izlemesi ile devam etmiştir. Ocak 2002'de 1.305.340 TL olan döviz kuru bir yıl boyunca yaşanan olumsuz gelişmelerle birlikte Ekim 2002'de 1.662.51 l'e çıkmıştır. Bu çerçevede de dış borçların TL bazında yükü artmıştır.
Dış borcumuz 115 milyar dolar civarında gerçekleşirken. İç borç stoku 125 katrilyondan fazla olmuş ve faiz ödemeleri 2001 kriziyle başlayan tırmanış yavaşlatılmaya çalışılsada ancak borçlar döndürülmeye çalışılmış göstergeler düzeltilememiştir.
Dış ticaret, bütçe açığı devam etmiştir ve reel sektörün IMF programıyla düştüğü zor durum ağırlaşarak ekonominin küçülmesi sürmüştür.
Bunlar Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu krizi aşmasında ve dolayısıyla istikrara taşınmasında en önemli engeller olmuştur.
Türkiye'nin 2003 yılında uzunca bir süredir Türkiyenin ve özellikle reel sektörün beklediği güven ortamının sağlanması bu yıla yönelik en umut verici işarettir.
Eğer reel kesime beklenen destekler sağlanır ve açıklanan planlar uygulanabilirse üretimin hareketleneceği, ihracat ve turizmde beklenen atılımlar gerçekleşeceğini ve dolayısıyla Türkiye'nin düştüğü krizden çıkmak yolunda adımlar atabileceğini düşünüyoruz.
Bu çerçevede somut olarak yukarıdaki öngörülere paralel olarak;
• Devletin yeniden yapılanması ve verimliliğin artırılması gerekiyor.
• Reel sektöre dayalı stratejisi oluşturulmalı.
• Reel sektörün girdi maliyetleri azaltılmalı.
• Finans sektörü yeniden yapılanması sürdürülmeli ve reel sektöre kaynak aktarılmalı.
• Vergi mükelleflerine ek yükler getirilmemeli, vergilendirme sistemi yeniden değerlendirilmelidir.
• Banka kredi sözleşmeleri yeniden ele alınarak uluslar arası mali sisteme uygun hale getirilmeli.
• İş Kanunu esnek bir yapıya kavuşturulmalı.
• İhracat artışı ulusal bir politika haline getirilmeli.
• İthalatta haksız rekabet önlenmeli.

Tekstilisveren.org.tr     Üyelerimize Duyurular    İrtibat

© 2002-2003 TÜTSİS      -      boratur.net