Bu Sayı
Editör'den
Güncel
TİSK'den hükümete çağrı: İşsizliğe çözüm için istihdam üzerindeki yükleri
kaldırın
Öztemir: Türkiye'nin uygulaması gereken İstihdam Politikaları
İSO 50.Yıl
kutlamaları
50 yıllık
üyelere plaket
GÖRÜŞLER:
Refik Baydur
Zafer Çağlayan
Sinan Aygün
Firma
Altınyıldız
kabuk değiştiriyor
Araştırma
Türk ve Dünya
Tekstili
Hukuk
Prof. Dr.
Tankut Centel
|
Firma
Altınyıldız kabuk değiştiriyor
1950'li
yılların başında yünlü kumaş üretimiyle işe başlayan ve son birkaç yıl içinde
yarattığı markalarıyla hazır giyimde de yerini alan şirket, müşterilerine daha
uzun yıllar hizmet verebilmek için bugünlerde yeni stratejiler geliştiriyor.
Mehmet Hotiç anlatıyor
Sektörün öncü kuruluşlarından Bozkurt Mensucat, Bossa ve Yünsa'da görev
yaptıktan sonra son 10 yıldan beri Altınyıldız'ın Genel Müdürlüğü'nü yürüten ve
sektörde 30'uncu yılını geride bırakan Mehmet Hotiç, şirketin dününü ve
hedeflerini anlattı.
Hotiç, şirketin 45 yıllık süre içinde Altmyıldız markasını Türkiye'de çok
değerli hale getirdiğini ve iç pazarda yünlü kumaşta rakibi olmayan bir firma
kimliğini koruduğunu söyledi.
Altınyıldız'ın son 5 yılda yurtdışı pazarlarda da önemli bir pazar payı
oluşturduğunu söyleyen Hotiç, markanın direkt tüketiciye ulaşması için 1994
yılında ilk yurtdışı pazarlama şirketini Almanya'da kurduğunu kaydetti.
Altınyıldız'ın marka değerini korumak ve işini bü yütmek
için 1996 yılında hazır giyime de yatırım yaptığını belirten Hotiç, şöyle
konuştu:
"Önce kadın ceketi ve erkek takım elbise üreterek bu yatırıma başladık. 1995
yılma kadar tamamen bir tekstil fabrikasıydık. 1996 yılında Altmyıldız
maraksıyla hazır giyimde de ihracata adım atmış olduk. Bunu yaparken bir
hazırlık dönemi geçirdik ve Ermenegildo Zegna'dan hazır giyim know how'u satın
aldık. Bu süreci tamamlayıp teknoloji anlamında kendimize güvenir hale
geldiğimizde 1997 yılının Eylül ayında hazır giyimde mağazacılığa girdik. 1999
yılının Eylül ayında Network markasıyla kadın konfeksiyon mağazacılığına
başladık. Böylece Altmyıldız 3 yıl içinde tekstilin yanına 2 yeni iş kolu daha
yaratmış oldu. Bugün tekstil, hazır giyim ve mağazacılık işkollarında
faaliyetimize devam ediyoruz."
"Krizden ders çıkardık"
2002 sonunda Altınyıldız'ın cirosunun yaklaşık 100 milyon dolar olacağını ve
bunün 50 milyon dolarının tekstil, geri kalan bölümünün de hazır giyim ve
mağazacılık alanlarından sağlanacağını ifade eden Hotiç, yaşanan krizden sonra
ekonomide beklenen ortamın halen oluşmadığını, 2003 yılından itibaren çok daha
büyük cirolar hedefleyeceklerini belirtti. 50 yıllık deneyime rağmen ekonomik
krizden birtakım dersler çıkardıklarını söyleyen Hotiç, sözlerini şöyle
sürdürdü:
"Artık Türkiye'de Altınyıldız ve benzeri birçok şirketin dünya şirketi olması
gerekiyor. Bu kriz oldu bitti, artık bir daha olmaz diyemeyeceğimize göre bundan
sonra olabilecek krizlere karşı en büyük direnç dünya şirketi olmaktır.
Dünyadaki temel pazarlarda müşteri portföyünüzü oluşturup, toplam faaliyetinizin
önemli bir kısmını yurtdışında yapıyorsanız o zaman krizlerden etkilenmezsiniz.
Altınyıldız'ın son krizden çıkardığı ders, sadece ihracat yapmak anlamında dış
pazara açılmak değil, bu küçük bir tanım. Bugün iyi bir müşteriniz 3-5 ay sonra
bir başkasından iyi fiyata mal bulursa sizi bırakabilir, dolayısıyla ihracat
yapma boyutundan çıkıp gelişen dünya pazarlarındaki büyük merkezlerde satış ve
pazarlamanızı, kurumsal kimliğinizi yerleştirip kalıcı olmanız lazım. Bizim son
1.5 yıl içinde üzerinde en fazla durduğumuz konu bu oldu. Her pazarda 3-4 büyük
oyuncuyla kalıcı bir işbirliğini kurmaya çalışıyoruz. New York'ta Altınyıldız
Corperation adıyla bir şirket kurduk. ABD'ye ihracat yapmak fazından çıkıp, bu
pazarda Altınyıldız'ı yerleşik hale getirmek istiyoruz. ABD'de büyük bir ciro
sahibi olan bir dağıtım şirketiyle 4 ay önce bir anlaşma yaptık. Şu anda ABD'de
4 büyük dağıtım grubuyla iş anlaşması yapmış durumdayız. Avrupa'da da bunu
gerçekleştirmek için İngiltere'yi seçtik. Aynı şeyi Uzakdoğu'da da Japonya'da
yapıyoruz. 2003 yılında belki Rusya pazarında benzer bir yapılanmaya
gidebiliriz."
Yatırım yapmamanın bedeli
Krizde birçok şirket gibi Altınyıldız'ın da yatırım yapmama kararı aldığını,
ancak yatırım yapmamanın da bir bedeli olduğunu hatırlatan Hotiç, "Tekstil,
hazır giyim devamlı teknolojisi yenilenen sektörler. Yatırımları durdurduğunuz
zaman geri kalmaya başlıyorsunuz. Altınyıldız son 5 aydır önce teknolojik
yatırımlarına hız verdi. 2 ay içinde apre ve boya gruplarına yaklaşık 2.5 milyon
Euro yatırım yaptık. Geçen yılın başında da 1.5 milyon dolarlık hazır giyim
yatırımı yapmıştık. Yani büyüme değil, teknolojik yatırımlar yaptık. Bunun
devamı olarak yaklaşık 3.5 milyon dolarlık bir yatırım planımız daha var.
Bununla da büyüme yatırımına doğru yönleneceğiz. Ocak ayından sonra bu yatırıma
başlanacak. Tekstilde kapasitemizi tam kullanıp bu pazarlarda oluşan taleplere
karşı pozisyonumuzu güçlendirmek istiyoruz" diye konuşuyor.
Üretime dönük faaliyetleri en azından orta vadede Türkiye'de gerçekleştirmek
istediklerini de dile getiren Hotiç, ancak hazır giyimin insan gücü maliyetinden
direkt etkilenen bir sektör olduğunu vurguladı. Hotiç, şöyle devam etti:
"2000 yılı Şubat ayı öncesinde bu sektörde işçilik maliyeti yıllık 9 bin dolara
kadar çıkmıştı. Bugün en önemli sorun olarak işçilik maliyeti gözüküyor.
Türkiye'de hazır giyim ve tekstilde işçilik maliyeti 2 bin dolarla 9 bin dolar
arasında değişiyor. Üstelik aynı dönem içinde sendikalı işçi ve sendikasız işçi
maliyetinde 2 bin dolarla 6 bin 500 dolar arasında fark var. Bu, Türkiye'nin
çözmesi gereken temel bir sorun. Eğer bu sorunu uzun vadede çözecek bir
konsensüs sağlayamazsak, birçok şirkette olduğu gibi Altınyıldız da üretim
faaliyetlerinin bir kısmını yurtdışına taşıyacaktır."
Hazır giyim üretimini yurtdışına kaydırıyor
Altınyıldız'ın 2002 yılında hazır giyim üretiminin bir kısmını Ürdün,
Bulgaristan, Makendonya gibi ülkelerde yaptırmaya başladığını da kaydeden Hotiç,
bunu sürdürmek için de yapılanmaya devam ettiklerini kaydetti. Hotiç'in konuyla
ilgili sözleri şöyle:
"Bu pazarlarda henüz yatırımcı değiliz, ancak fason bazında oralarda üretmeye
başladık. Hazır giyimde toplam üretimimizin yüzde 25'ini dışarıda üretiyoruz.
Kota sıkıntısı nedeniyle gittiğiniz bu ülkelerde aynı kalitedeki ürünü daha
ucuza yaptırıyorsanız o pazarda kalıcı oluyorsunuz, rekabet de bunu
gerektiriyor. Bizim karar vermemiz gereken bir şey var. Türkiye'de sektörel
anlamda ücreti dünya rekabetine oturtabileceğimiz bir standart getirmek. Eğer o
ücret standardında kalmaya çalışan, işveren ve sendikalar olarak konsensüse
varamazsak, istikrarlı büyüme olmayacak demektir. Türkiye bu sektörde
büyüyecekse ücret konusunda bir konsesüs gerekiyor. Hatta devletin de SSK
primleri ve vergiler konusunda bu konsesüse katılımını sağlaması lazım. Hazır
giyim sektöründe dünyada en az 20-25 yıl daha büyük oyuncu olma fırsatımız var."
|