[ , ]    Sayı:274  Ekim 2002

TÜTSİS     Künye     Geçmiş Sayılar

Bu Sayı

 

Editör'den


 Güncel

  Toplu sözleşme görüşmelerinde uyuşmazlık

  Alman sanayiciler, Türk tekstil sektörü ile İstanbul'da buluştu

  İş Güvencesi Kanunu tartışması


 Ekonomi

Ekonominin zirvesi Antalya'da toplandı


 Sektör

Erhan Özkan; Tekstilin çıtasını daha yukarıya taşıyacağız


 Hukuk

DEVAMSIZLIK NEDENİYLE HİZMET SÖZLEŞMESİNİN FESHİ

Sektör

Erhan Özkan:
Tekstilin çıtasını daha yukarıya taşıyacağız

Erhan Özkan, tekstil sektöründe ikinci kuşak genç bir patron. Çocukluğu tekstil makineleri arasında geçen ve "pamuk tozu yutmuş" bir tekstilci olan Özkan, ailesine ait iplik firması İleri TeksüTin kapanmasından sonra sektörden kop-mayıp Efta Tekstil'i kurarak 5 yıldır kumaş üretiyor. Sektörün sıkıntılarını ve potansiyelini yaşayarak öğrenen Özkan, birçok ikinci kuşak işadamı gibi katma değeri daha yüksek bir alana yatırım yaparak sektörde çıtanın yükselmesine katkıda bulunuyor. Bugün kendisine ait Efta Tekstil'in Yönetim Kurulu Başkanlığı'nın yanı sıra Türkiye Tekstil Sanayi İşverenleri Sendikası Yönetim Kurulu üyeliği görevini de yürüten Erhan Özkan'a sektörün bugünü ve geleceğine yönelik sorularımızı yönelttik.


Tekstilin çalıştırdığı işçi sayısı, yarattığı katma değer ve gerçekleştirdiği ihracat rakamlarıyla bugün Türkiye'nin lider sektörü olduğunu söyleyen Özkan, buna rağmen bazı grupların tekstilin Türkiye için vazgeçilmez olmadığı yönünde görüşler ileri sürdüğünü anlatırken şunları söylüyor:
"Tekstil Türkiye'de her zaman lider olmuş bir sektör. Gelecekte de bu ülke için hep üst sıralarda yer alacak. Tekstilin birçok hammadesi-ni üreten ve yetiştiren bir ülkeyiz. Almanya'nın tekstilden vazgeçmesi bugün İçin kolay ama milyon tonun üzerinde pamuk üreten bir ülkenin tekstilden vazgeçmesi mümkün değil. Bugün itibariyle sorunlarımız çok. İçinde bulunduğum sektörde bir grup var ki, işlerinden çok memnun. Bunların ortak paydaları yüzde 100'e yakın ihracata çalışıyor olmaları. Bir grup da var ki, bunlar İç piyasaya yönelik kurulmuş firmalar, onlar bir takım sıkıntılar çekiyor. Ancak bu firmaların sorunları sadece kendilerinden kaynaklanmıyor. Dünyanın gelişmiş ülkeleri için çok cazip bir pazar olarak görülüyoruz. Ama kendi üreticimiz İçin cazip bir pazar değiliz. Çünkü, Türkiye'de ciddi bir kayıtdışı çalışan kesim var. Üretici ve sanayici olarak aileden bu sektörün içindeyim. Yıllardır kayıüı şirketler olarak ülkenin her yerine dağılmış olan kayıtsız firmalardan şikayet ediyoruz. Bizim 10 liraya mal ettiğimiz malı bu firmalar 6 liraya mal ediyor. SSK ödemezler, elektriğe para vermezler. Atölye bazında olmak üzere ağırlık olarak konfeksiyon sektöründe bu tip firmalar var. Tekstil ise dev yatırımlar var, bunlann kayıtdışı olması mümkün değil."


Kayıtdışı üretim sektörün ana sorunu
Tekstil sektöründe yaşanan sıkıntıların kayıtdışı çalışan firmaların yarattığı haksız rekabetle bitmediğini dile getiren Özkan, bunun yanında hükümetlerin uyguladığı yanlış politikaların da sektörü iyice sıkıntıya soktuğunu belirtti. Bugün en liberal ülkelerin bile kendi sanayilerini korumak adına bir dizi tedbir aldığına dikkat çeken Özkan, şöyle devam ediyor:


"İthal edilen tekstil ürünleri ihtisas gümrüklerinden geçmiyor. Bugün bir kumaş parçasıyla bir otomobili aynı gümrük memuru kontrol ediyor. Böyle bir şey olamaz. Düşük faturalarla, bin yazıp milyonlarca adet giren malın haddi hesabı yok. AB'nin bizi içine almasının ana sebebi, bizim de on-lann kurallarıyla oynamamızı sağlamak. Biz onların standartlarına geldik. Ancak yurtdışında mal yaptıran Avrupalı firmalar hammaddeyi Uzakdoğu'dan ithal ediyor, bu mallan Türkiye'ye kaçak olarak sokup burada konfeksiyon haline getirtiyor. Bilgili insanlar gerekli mercilerde olmadığı için de bunun tedbiri alınamıyor. Alınsa da zamanında alınamıyor. Geciken adeletin hiçbir kıymeti yok. Sistemin çok daha hızlı çalışması lazım. Çok sayıda gümrük kapısının olması bu ülkenin büyük bir sıkıntısı. Biz dünyanın en liberal, en güçlü ekonomisi olan ABD'ye bir konteyner mal gönderdiğimizde konteynerin içindeki her maldan ayrı bir paket yapıp gümrüklerine veriyoruz. Küçük bir firmanın bir konteyner malı koskoca ABD'ye ne yapabilir ama o mal laboratuvarlarda kontrol ediliyor. Yani İhracat yaparken bizim uymamız gereken bir sürü kural var ancak bize ihracat yapan ülkeler için böyle bir şey yok. Kendi insanımızın da yardımıyla bize istedikleri gibi mal satıyorlar. Anti damping vergisi hiçbir ülkenin kayıtdışı ithalat sorununu çözemez. Burada ayrıca katma değer çok önemli. Eğer 10 liralık ihracat yapıyorsanız ve bunun 9 lirasını ithalat olarak dışarıya veriyorsanız bu ihracatın ne önemi var? Bu sıkıntıları aşmak için teşkilatlar olarak çalışıyoruz. Konfeksiyon tekstilin alt kimliğidir, ana sanayi tekstildir. İthalatı engelleyici hiçbir unsurun olmaması lazım ancak İthalat yapmak için birkaç ana sebebin olması lazım. Bunlar AB'ın standartları, bizim değil. Bunlardan bir o maiın o ülkede üretilmemesi lazım. Üretiliyorsa çok pahalıya üretiliyor olması lazım. Çok pahalılığın bir açıklamasının olması lazım. Sizin ithal ettiğiniz ürünü o ülke sübvanse ediyorsa burada benim ne günahım var. O fiyat gerçek fiyat değil ki. O malın gerçek fiyatını çıkarıp benim fiyatımla karşılaştırdığınız zaman benim malımın pahalı yada ucuz olduğuna karar verebilirsiniz."


"Dışişleri, vizyonunu değiştirsin"
Birçok ülkenin Dışişleri ve Dış Ticaret bakanlıklarının birlikte çalıştığına işaret eden Özkan, Türkiye'de ise böyle bir anlayışın olmadığını vurguluyor. Türk Dışişleri Bakanlığı'nın ekonomiden çok siyasi bîr vizyona sahip olduğu belirten Özkan, "Bir ülkenin dışardaki komutanı dışişleri bakanıdır. Bizim Dışişleri Bakanlığı'mızrn da görevi birinci derecede ekonomi olmalıdır. QIZ bölgeleri projesinde bu sıkıntıyı yaşıyoruz. Eurocoton toplantısında NAFTA'yı temsil eden ABD'li bir yetkili ile bu konulan tartışırken öyle bir noktaya geldik ki, Amerikalı "Benim hükümetim kim olursa olsun bana sormadan sektörümle ilgili en ufak bir karar alamaz' dedi. Biz de öyle olmuyor. Türkmenistan'da bir yol ihalesi alınacak karşılığında tekstil kotalarını aç. Böyle bir şey olur mu? Büyük devlet olmanın gereğini yap ama önce bunları sektörle görüş. Bugün ABD Hükümeti Türkiye ile serbest ticaret anlaşması yapmak istiyor ama ülkedeki sektör buna müsade etmiyor" diye konuşuyor.


Rakipler çoğaldı
Sektörün kısa vadede önündeki en büyük tehlikenin eski Doğu Bloğu ülkelerine yapılan yatırımların olduğunu kaydeden Özkan, tekstile devam etmek isteyen bazı Avrupalı kuruluşların imalatlarını bu ülkelere kaydırdığım, bunun Türk tekstil sanayini tehdit edebileceğini söylüyor. Üretim, istihdam ve ihracata en fazla katkıda bulunan tekstil sektörünün, buna rağmen hükümetler nezdinde yeterli ilgiyi görmediğini de belirten Özkan, bunda sektörün birlikte hareket etmemesinin de payı olduğunu dile getiriyor. Özkan, "Hükümetler nezdinde özellikle bankacılığın çok ciddi bir lobisi var. Daha çok onlann dediği oluyor. Biz sektör olarak birlikte olursak güçlüyüz. Bu ülkeye kayıtsız giren mallar sadece benim sorunum değil, aslında işçinin sorunu. Bu ülke insanına çalışacak iş lazım. Tekstil de bizim en iyi bildiğimiz sektör, o nedenle gereken önem verilmeli. Artık toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde de anlayış değişmeli. Bu görüşmelerde bir işyerinin elde ettiği katma değerin nasıl paylaşılacağı konuşulmalıdır. Çünkü emek yoğun sektörlerde karlılık oranı çok yüksek değil. Neticede işçi ve işverenin birlikte çalışma zorunluluğu var. Tekstil sektöründe gereğinden fazla yatırım olduğu sönleniyor ancak bu yanlış bir anlayıştan kaynaklanıyor. Burası Sümerbank değil ki... Bu fabrikalar ülkenin ihtiyaçlarına göre kurulmadı. Dünyayı giydirmek, dünyayı döşemek için yapılanmış bir tekstil sektörümüz var bizim. Ancak ihracatta da sıkıntılarımız var. Dünya piyasaları çok oynak. Bu pazarları kaybedersek bir daha yerine koymak çok zor. Rekabet gücümüzü kaybettirecek en küçük bir karardan bile vazgeçmek gerekir. Dünya standartlarında maliyetlerimizin olması lazım. Ancak ABD'de elektriğin kilowatt/saati 4 cent, İtalya'da 7 cent, Türkiye'de 9 cent. Bu yüksek enerji maliyetiyle başa çıkamayız" diyor.


Katma değeri yüksek ürünler
Türkiye'de tekstil sektörüne 150-200 milyar dolarlık yatınm yapıldığını ifade eden Özkan, "Katma değeri daha yüksek ürünlere girmek zorundayız. Sektörde yetişmiş insanların sayısı arttı. Bunlar gelişmiş pazarları daha iyi analiz ettiler. Hangi alanlarına servis verirlerse daha fazla katma değer elde edeceklerini öğrendiler. Hem patron, hem de profesyonel yönetici düzeyinde bu seviyelere gelindi. Herkes katma değeri yüksek alanlara girecektir ancak bu demek değildir ki herkes iplikten, kumaştan çıkacak, onlar da tesislerine en ucuz şekilde üretme metodunu yerleştirecek" diye konuşuyor.

Tekstilisveren.org.tr     Üyelerimize Duyurular    İrtibat

© 2002 TÜTSİS      -      design boratur.net