Bu Sayı
Editör'den
Güncel
Toplu
sözleşme görüşmelerinde uyuşmazlık
Alman
sanayiciler, Türk tekstil sektörü ile İstanbul'da buluştu
İş
Güvencesi Kanunu tartışması
Ekonomi
Ekonominin
zirvesi Antalya'da toplandı
Sektör
Erhan Özkan;
Tekstilin çıtasını daha yukarıya taşıyacağız
Hukuk
DEVAMSIZLIK
NEDENİYLE HİZMET SÖZLEŞMESİNİN FESHİ
|
Sektör
Erhan Özkan:
Tekstilin çıtasını daha yukarıya taşıyacağız
Erhan Özkan, tekstil sektöründe ikinci kuşak genç bir patron.
Çocukluğu tekstil makineleri arasında geçen ve "pamuk tozu yutmuş" bir tekstilci
olan Özkan, ailesine ait iplik firması İleri TeksüTin kapanmasından sonra
sektörden kop-mayıp Efta Tekstil'i kurarak 5 yıldır kumaş üretiyor. Sektörün
sıkıntılarını ve potansiyelini yaşayarak öğrenen Özkan, birçok ikinci kuşak
işadamı gibi katma değeri daha yüksek bir alana yatırım yaparak sektörde çıtanın
yükselmesine katkıda bulunuyor. Bugün kendisine ait Efta Tekstil'in Yönetim
Kurulu Başkanlığı'nın yanı sıra Türkiye Tekstil Sanayi İşverenleri Sendikası
Yönetim Kurulu üyeliği görevini de yürüten Erhan Özkan'a sektörün bugünü ve
geleceğine yönelik sorularımızı yönelttik.
Tekstilin çalıştırdığı işçi sayısı, yarattığı katma değer ve gerçekleştirdiği
ihracat rakamlarıyla bugün Türkiye'nin lider sektörü olduğunu söyleyen Özkan,
buna rağmen bazı grupların tekstilin Türkiye için vazgeçilmez olmadığı yönünde
görüşler ileri sürdüğünü anlatırken şunları söylüyor:
"Tekstil Türkiye'de her zaman lider olmuş bir sektör. Gelecekte de bu ülke için
hep üst sıralarda yer alacak. Tekstilin birçok hammadesi-ni üreten ve yetiştiren
bir ülkeyiz. Almanya'nın tekstilden vazgeçmesi bugün İçin kolay ama milyon tonun
üzerinde pamuk üreten bir ülkenin tekstilden vazgeçmesi mümkün değil. Bugün
itibariyle sorunlarımız çok. İçinde bulunduğum sektörde bir grup var ki,
işlerinden çok memnun. Bunların ortak paydaları yüzde 100'e yakın ihracata
çalışıyor olmaları. Bir grup da var ki, bunlar İç piyasaya yönelik kurulmuş
firmalar, onlar bir takım sıkıntılar çekiyor. Ancak bu firmaların sorunları
sadece kendilerinden kaynaklanmıyor. Dünyanın gelişmiş ülkeleri için çok cazip
bir pazar olarak görülüyoruz. Ama kendi üreticimiz İçin cazip bir pazar değiliz.
Çünkü, Türkiye'de ciddi bir kayıtdışı çalışan kesim var. Üretici ve sanayici
olarak aileden bu sektörün içindeyim. Yıllardır kayıüı şirketler olarak ülkenin
her yerine dağılmış olan kayıtsız firmalardan şikayet ediyoruz. Bizim 10 liraya
mal ettiğimiz malı bu firmalar 6 liraya mal ediyor. SSK ödemezler, elektriğe
para vermezler. Atölye bazında olmak üzere ağırlık olarak konfeksiyon sektöründe
bu tip firmalar var. Tekstil ise dev yatırımlar var, bunlann kayıtdışı olması
mümkün değil."
Kayıtdışı üretim sektörün ana sorunu
Tekstil sektöründe yaşanan sıkıntıların kayıtdışı çalışan firmaların yarattığı
haksız rekabetle bitmediğini dile getiren Özkan, bunun yanında hükümetlerin
uyguladığı yanlış politikaların da sektörü iyice sıkıntıya soktuğunu belirtti.
Bugün en liberal ülkelerin bile kendi sanayilerini korumak adına bir dizi tedbir
aldığına dikkat çeken Özkan, şöyle devam ediyor:
"İthal edilen tekstil ürünleri ihtisas gümrüklerinden geçmiyor. Bugün bir kumaş
parçasıyla bir otomobili aynı gümrük memuru kontrol ediyor. Böyle bir şey
olamaz. Düşük faturalarla, bin yazıp milyonlarca adet giren malın haddi hesabı
yok. AB'nin bizi içine almasının ana sebebi, bizim de on-lann kurallarıyla
oynamamızı sağlamak. Biz onların standartlarına geldik. Ancak yurtdışında mal
yaptıran Avrupalı firmalar hammaddeyi Uzakdoğu'dan ithal ediyor, bu mallan
Türkiye'ye kaçak olarak sokup burada konfeksiyon haline getirtiyor. Bilgili
insanlar gerekli mercilerde olmadığı için de bunun tedbiri alınamıyor. Alınsa da
zamanında alınamıyor. Geciken adeletin hiçbir kıymeti yok. Sistemin çok daha
hızlı çalışması lazım. Çok sayıda gümrük kapısının olması bu ülkenin büyük bir
sıkıntısı. Biz dünyanın en liberal, en güçlü ekonomisi olan ABD'ye bir konteyner
mal gönderdiğimizde konteynerin içindeki her maldan ayrı bir paket yapıp
gümrüklerine veriyoruz. Küçük bir firmanın bir konteyner malı koskoca ABD'ye ne
yapabilir ama o mal laboratuvarlarda kontrol ediliyor. Yani İhracat yaparken
bizim uymamız gereken bir sürü kural var ancak bize ihracat yapan ülkeler için
böyle bir şey yok. Kendi insanımızın da yardımıyla bize istedikleri gibi mal
satıyorlar. Anti damping vergisi hiçbir ülkenin kayıtdışı ithalat sorununu
çözemez. Burada ayrıca katma değer çok önemli. Eğer 10 liralık ihracat
yapıyorsanız ve bunun 9 lirasını ithalat olarak dışarıya veriyorsanız bu
ihracatın ne önemi var? Bu sıkıntıları aşmak için teşkilatlar olarak
çalışıyoruz. Konfeksiyon tekstilin alt kimliğidir, ana sanayi tekstildir.
İthalatı engelleyici hiçbir unsurun olmaması lazım ancak İthalat yapmak için
birkaç ana sebebin olması lazım. Bunlar AB'ın standartları, bizim değil.
Bunlardan bir o maiın o ülkede üretilmemesi lazım. Üretiliyorsa çok pahalıya
üretiliyor olması lazım. Çok pahalılığın bir açıklamasının olması lazım. Sizin
ithal ettiğiniz ürünü o ülke sübvanse ediyorsa burada benim ne günahım var. O
fiyat gerçek fiyat değil ki. O malın gerçek fiyatını çıkarıp benim fiyatımla
karşılaştırdığınız zaman benim malımın pahalı yada ucuz olduğuna karar
verebilirsiniz."
"Dışişleri, vizyonunu değiştirsin"
Birçok ülkenin Dışişleri ve Dış Ticaret bakanlıklarının birlikte çalıştığına
işaret eden Özkan, Türkiye'de ise böyle bir anlayışın olmadığını vurguluyor.
Türk Dışişleri Bakanlığı'nın ekonomiden çok siyasi bîr vizyona sahip olduğu
belirten Özkan, "Bir ülkenin dışardaki komutanı dışişleri bakanıdır. Bizim
Dışişleri Bakanlığı'mızrn da görevi birinci derecede ekonomi olmalıdır. QIZ
bölgeleri projesinde bu sıkıntıyı yaşıyoruz. Eurocoton toplantısında NAFTA'yı
temsil eden ABD'li bir yetkili ile bu konulan tartışırken öyle bir noktaya
geldik ki, Amerikalı "Benim hükümetim kim olursa olsun bana sormadan sektörümle
ilgili en ufak bir karar alamaz' dedi. Biz de öyle olmuyor. Türkmenistan'da bir
yol ihalesi alınacak karşılığında tekstil kotalarını aç. Böyle bir şey olur mu?
Büyük devlet olmanın gereğini yap ama önce bunları sektörle görüş. Bugün ABD
Hükümeti Türkiye ile serbest ticaret anlaşması yapmak istiyor ama ülkedeki
sektör buna müsade etmiyor" diye konuşuyor.
Rakipler çoğaldı
Sektörün kısa vadede önündeki en büyük tehlikenin eski Doğu Bloğu ülkelerine
yapılan yatırımların olduğunu kaydeden Özkan, tekstile devam etmek isteyen bazı
Avrupalı kuruluşların imalatlarını bu ülkelere kaydırdığım, bunun Türk tekstil
sanayini tehdit edebileceğini söylüyor. Üretim, istihdam ve ihracata en fazla
katkıda bulunan tekstil sektörünün, buna rağmen hükümetler nezdinde yeterli
ilgiyi görmediğini de belirten Özkan, bunda sektörün birlikte hareket
etmemesinin de payı olduğunu dile getiriyor. Özkan, "Hükümetler nezdinde
özellikle bankacılığın çok ciddi bir lobisi var. Daha çok onlann dediği oluyor.
Biz sektör olarak birlikte olursak güçlüyüz. Bu ülkeye kayıtsız giren mallar
sadece benim sorunum değil, aslında işçinin sorunu. Bu ülke insanına çalışacak
iş lazım. Tekstil de bizim en iyi bildiğimiz sektör, o nedenle gereken önem
verilmeli. Artık toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde de anlayış değişmeli. Bu
görüşmelerde bir işyerinin elde ettiği katma değerin nasıl paylaşılacağı
konuşulmalıdır. Çünkü emek yoğun sektörlerde karlılık oranı çok yüksek değil.
Neticede işçi ve işverenin birlikte çalışma zorunluluğu var. Tekstil sektöründe
gereğinden fazla yatırım olduğu sönleniyor ancak bu yanlış bir anlayıştan
kaynaklanıyor. Burası Sümerbank değil ki... Bu fabrikalar ülkenin ihtiyaçlarına
göre kurulmadı. Dünyayı giydirmek, dünyayı döşemek için yapılanmış bir tekstil
sektörümüz var bizim. Ancak ihracatta da sıkıntılarımız var. Dünya piyasaları
çok oynak. Bu pazarları kaybedersek bir daha yerine koymak çok zor. Rekabet
gücümüzü kaybettirecek en küçük bir karardan bile vazgeçmek gerekir. Dünya
standartlarında maliyetlerimizin olması lazım. Ancak ABD'de elektriğin
kilowatt/saati 4 cent, İtalya'da 7 cent, Türkiye'de 9 cent. Bu yüksek enerji
maliyetiyle başa çıkamayız" diyor.
Katma değeri yüksek ürünler
Türkiye'de tekstil sektörüne 150-200 milyar dolarlık yatınm yapıldığını ifade
eden Özkan, "Katma değeri daha yüksek ürünlere girmek zorundayız. Sektörde
yetişmiş insanların sayısı arttı. Bunlar gelişmiş pazarları daha iyi analiz
ettiler. Hangi alanlarına servis verirlerse daha fazla katma değer elde
edeceklerini öğrendiler. Hem patron, hem de profesyonel yönetici düzeyinde bu
seviyelere gelindi. Herkes katma değeri yüksek alanlara girecektir ancak bu
demek değildir ki herkes iplikten, kumaştan çıkacak, onlar da tesislerine en
ucuz şekilde üretme metodunu yerleştirecek" diye konuşuyor.
|