Bu Sayı
Editör'den
Güncel
Sendikamız
ile Öz İplik-İş Sendikası arasındaki toplu sözleşme görüşmeleri başladı
Ekonomi
Narin:
Tekstilin ihracat potansiyeli değerlendirilemiyor
İhracat
düşüşte, ithalat yükseliyor
Söyleşi
Paker:
Rusya, tekstil için çok önemli
Firma
Tekerekoğlu'dan büyümenin formülleri
Hukuk
İŞYERİNİN
DEVRİ HALİNDE HİZMET SÖZLEŞMESİNİN FESHİ
|
Hukuk
İŞYERİNİN DEVRİ HALİNDE HİZMET
SÖZLEŞMESİNİN FESHİ
(Karar İncelemesi)
Prof. Dr. Tankut Centel
İstanbul Hukuk Fakültesi Dekanı
Yargıtay 9.- Hukuk Dairesi
Esas No.: 2002/3591
Karar No.: 2002/4048
Tarih:
133.2002
Karar Özeti:
Salt işyerinin devredilmiş bulunması, işçiye hizmet sözleşmesini haklı nedenle
fesih hakkını kazandırmaz.
Karar Metni:
Dava; Davacı, ihbar ve kıdem tazminatının ödetilmesine karar verilmesini
istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya
incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Yargıtay Kararı
1. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre Samsun'daki bir mıntıkanın temizlik işleri
(..) Limited Şirketi tarafından yürütülmekte iken 15.09-1999'dan itibaren
temizlik işi bu kez dava dışı (..) İmar İnşaat Limited Şirketi tarafından
üstlenilmiştir. Bir bakıma burada işyerinin devri ya da el değiştirmesi
sözkonusudur. Davacı ve bir kısım işçilerin devirden sonra devralan işveren
nezdinde çalıştıkları dinlenen davacı tanıkları tarafından ifade edilmiş ise de
seri halinde açılan ve aynı gün mahkemece yargılaması yapılan davacılar için
tanıklar genel anlatımlarda bulunmuşlardır. Oysa tereddütlerin giderilmesi için
her bir davacı ile ilgili olarak tanıklardan ayrı ayn açıklamaların istenmesi ve
her davanın özellikleri dikkate alınarak hüküm kurulması gerekir. Bu bilgiler
toplandıktan sonra; ortada bir işyeri devrinin bulunduğu gözö-nünde
tutulmalıdır. 1475 sayılı İş Kanununun 14. Maddesi ile ilgili olarak Dairemizin
öğretideki baskın görüşe uygun olarak salt işyerinin devri ya da el değiştirmesi
özel bir neden sözkonusu değilse işçiye fesih hakkı vermez. Somut olayda bu
konunun açıklığa kavuşturularak; devir esnasında açık ve- kesin bir iradesi
bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Fesih işçi tarafından
gerçekleştirilebileceği gibi işveren tarafından da gerçekleştirilebilir. Böyle
bir fesih sözkonusu olmadığı takdirde işçinin sözleşmesinin devralan işveren
nezdinde devam ettiği kabul edilerek ihbar ve kıdem tazminatı koşullarının
gerçekleşmediği sonucuna varılmalıdır. Bu yönler açıklığa kavuşturulmadan yazılı
şekilde isteklerin hüküm altına alınması hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın
yukarıda gösterilen sebepten BOZULMASINA, peşin alman temyiz harcının istek
halinde ilgiliye iadesine, 13.3-2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Kararın İncelenmesi:
I. İnceleme konusu Yargıtay kararına neden olan olayda, sözkonusu kararın
metninden anlaşıldığı kadariyle:
1l. Temizlik işlerini yapan bir şirketin işi, bir diğer şirket tarafından
üstlenilmiştir. Daha önceki temizlik şirketinde çalışan işçiler, bu kez işi
üstlenen şirket nezdinde çalışmaya devam etmeye başlamışlardır. Ancak, bu
işçilerden biri olan davacı işçi, neye dayandığı karar metninden tam olarak
anlaşılmayan bir nedenle hizmet sözleşmesini feshedip dava açarak, ihbar ve
kıdem tazminatlarının ödetilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Alt mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Yine, buradaki kısmen hüküm
altına almanın neyi kapsadığı, karar metninden anlaşılmamaktadır.
2. Alt mahkeme kararının davalı işveren tarafından temyiz edilmesi üzerine
uyuşmazlık, Yargıtay Dokuzuncu Hukuk Dairesi'nin önüne gelmiştir. Bunun üzerine,
Yüksek Mahkeme; somut olayda bir "işyeri devri"nin sözkonusu olduğunu kabul
etmiş ve özel bir neden sözkonusu olmadığı sürece, salt işyeri devrinin işçiye
hizmet sözleşmesini fesih hakkını bahşetmeyeceğini belirtip, eksik inceleme
yönünden, alt mahkeme kararının bozulmasına karar vermiştir.
II. İnceleme konusu Yargıtay kararı bakımından, çözülmesi gereken hukuki sorun;
görüldüğü üzere, esas olarak, işyeri devrinin hizmet sözleşmesi üzerindeki
etkisi ve giderek, işçinin bu durumda hizmet sözleşmesini fesih hakkına kavuşup
kavuşmayacağı noktasında toplanmaktadır. Buna göre, aşağıda ilkin, işyeri devri
kavramı üzerinde durulacak ve daha sonra da, işyeri devrinin hizmet
sözleşmesinin geleceği üzerinde yapacağı etkilere açıklık getirilmesine
çalışılacaktır.
1. İnceleme konusu karara konu olan olayda, "bir mıntıkanın temizlik işleri",
bir şirket tarafından yürütülmekteyken; bu işler, daha sonra başka bir şirket
tarafından "üstlenilmiş ve daha önceki şirkete bağlı olarak çalışan işçiler, bu
kez işi üstlenen şirket nezdinde çalışmalarını sürdürmüşlerdir. Bu durumla
ilgili olarak, kararda aynen, "burada işyerinin devri ya da el değiştirmesi
sözkonusudur" ve "ortada bir işyeri devrinin bulunduğu gözönünde tutulmalıdır"
denilmektedir.
Kanımca, Yargıtay kararındaki bu değerlendirme, doğru ve yerinde değildir. Şöyle
ki; inceleme
konusu kararda "bir mıntıkanın temizlik işleri"ni yürüten bir şirketten
sözedilmektedir. Bu anlatım, olayda bir alt işverenin, yani taşeronun sözkonusu
olduğunu göstermektedir. Muhtemelen, olayda bir işveren belediye (Samsun
Belediyesi), temizlik işini taşerona (alt işverene) vermiştir. Çünkü, "bir
mıntıkanın temizlik işleri" nin yürütülmesi, işin ve işyerinin doğası gereği, o
"mıntıka"nın "işyeri" olarak kabulünü gerektirmemektedir.
Bu durumda, hukuken "işyerinin devri" değil, "işin devri" sözkonusudur. Giderek,
sözkonusu durumu "işyerinin devri" olarak nitelendirmek yerine, hukuken
"işverenin değişmesi"nden sözetmek, doğru ve yerinde olacaktır. Gerçekten,
"işyerinin devri", hizmet sözleşmesi üzerindeki etkileri bakımından "işverenin
değişmesi" kavramıyla ör-tüşmesine karşın; alt işveren (taşeron) işçileri
açısından, aynı etkiyi yaratmamaktadır. Çünkü, alt işveren (taşeron) işçisinin
işyeri; Yargıtay Dokuzuncu Hukuk Dairesi'nin 1996 yılı ortalarından itibaren
verdiği yeni kararlarında da kabul ettiği üzere, asıl işverenin işyeri değildir1.
Bu itibarla, "işyerinin devri"nden sözedildiği takdirde, taşeron değişikliğinde
taşeronun sahip bulunmadığı İşyerini devretmesi gibi bir sonuca varmış olunur
ki, bu doğru olmaz. Oysa, taşeron değişikliğinde, asıl işverenden alınan "iş"
devrolunmuş ve de (alt) işveren değişmiş olur.
2. Yargıtay Dokuzuncu Hukuk Dairesi'nin, inceleme konusu kararda, İşyeri
devrinin hizmet sözleşmeleri üzerindeki sonuçları açısından belirttiği noktalar
ise, son derece isabetlidir. Gerçekten, sözkonusu kararda aynen,".. salt
işyerinin devri ya da el değiştirmesi özel bir neden sözkonusu değilse işçiye
fesih hakkı vermez .. Fesih işçi tarafından gerçekleştirilebileceği gibi işveren
tarafından da gerçekleştirilebilir. Böyle bir fesih sözkonusu olmadığı takdirde
işçinin sözleşmesinin devralan işveren nezdinde devam ettiği kabul edilerek
ihbar ve kıdem tazminatı koşullarının gerçekleşmediği sonucuna varılmalıdır ,."
denilmektedir ki; bu söylenenler, tartışmasız doğruları içermektedir. Bu
anlamda, yeni İşveren, işçiler karşısında önemli bazı borçları yüklenir2.
İşte, yeni işverenin bu borçlara aykırı hareketi, işçiye hizmet sözleşmesini
haklı nedenle fesih hakkını bahşeder. İnceleme konusu kararında da, Yargıtay
Dokuzuncu Hukuk Dairesi; "özel bir neden sözkonusu değilse" anlatımıyla, bunu
kasdet-mektedir. Buna karşılık, salt işyerinin devri veya genel anlatımıyla
işverenin değişmesi, işçiye hizmet sözleşmesini haklı nedenle fesih yetkisini
kazandırmaz.
İşyerinin devri, mutlaka İşyerinin önceki işçileriyle birlikte devrini içermez.
Nitekim, devir sırasında, önceki işçilerin sözleşmeleri sona erdirilmiş
olabilir. İşveren tarafından gerçekleştirilecek sona erdirme (fesih), İhbar ve
kıdem tazminatlarının işçiye ödenmesini gerektirir. Böyle bir fesih yoluna
gidilmediğinde ise, hizmet sözleşmesinin yeni işverenle devam ettiği kabul
edilir. Bu durumda, haklı, Yargıtay Dokuzuncu Hukuk Dairesi'nin deyişiyle "özel"
bir neden olmadığı takdirde, hizmet sözleşmesini sona erdirecek işçi (kendi
isteğiyle işyerinden ayrılmış sayılacağı için) kıdem tazminatı hakkını yitirecek
ve ihbar öneline uymadığında da bu süreye ilişkin ücretini işverene "ihbar
tazminatı" adı altında ödemek zorunda kalacaktır.
Alt mahkeme, vermiş olduğu kararında ise, tüm bu durumları araştırmış ve
tartışmış değildir. Bu nedenledir ki; Yargıtay Dokuzuncu Hukuk Dairesi, somut
olayda bu yönlerin araştırılmasını isteye-
rek, "eksik inceleme" gerekçesiyle alt mahkeme kararını bozmaktadır.
III. Sonuç itibariyle; inceleme konusu Yargıtay kararını, işyerinin devriyle
ilgili belirttiği genel esaslar açısından, olumlu biçimde değerlendirmek ve
başarılı bulmak mümkündür. Gerçekten, anılan kararıyla Yüksek Mahkeme, işyeri
devrinin hizmet sözleşmeleri üzerindeki etkilerini doğru ve isabetli biçimde
yansıtmaktadır.
Buna karşılık, Yüksek Mahkeme; sözkonusu kararında, hizmet sözleşmelerinin yeni
işverene geçmesini, alt işveren bakımından "işyeri devri" olarak nitelendirerek,
"işverenin değişmesi" kavramını gözden kaçırmış ve taşeron değişikliğinde
"işyerinin devri" kavramıyla örtüşme olmayacağını hesaba katamamıştır.
DİPNOTLAR
1) Ayrıntılı bilgi için bak. F. Şahlanan, Türk İş
Hukukunda Alt İşveren-Galatasaray Üniversitesi/İstanbul Barosu (yay.), İş ve
Sosyal Güvenlik Hukukunda İşçi ve İşveren Kavramları ve Uygulamada Ortaya Çıkan
Sorunlar, İstanbul 1997, 196-199.
2) Bunlar için bak. A. Güzel, İşverenin
Değişmesi-İşyerinin Devri ve Hizmet Akitlerine Etkisi, İstanbul 1987, 342 vd. |