Bu Sayı
Editör'den
Güncel
Sendikamız
ile Öz İplik-İş Sendikası arasındaki toplu sözleşme görüşmeleri başladı
Ekonomi
Narin:
Tekstilin ihracat potansiyeli değerlendirilemiyor
İhracat
düşüşte, ithalat yükseliyor
Söyleşi
Paker:
Rusya, tekstil için çok önemli
Firma
Tekerekoğlu'dan büyümenin formülleri
Hukuk
İŞYERİNİN
DEVRİ HALİNDE HİZMET SÖZLEŞMESİNİN FESHİ
|
Ekonomi
Tekstilin ihracat potansiyeli
değerlendirilemiyor
Halit NARİN - Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri
Sendikası Başkanı
Son ekonomi
programının üzerine oturduğu iki önemli ayaktan biri ihracat. Her defasında
ihracat ile ilgili hedef rakamlar konuşuluyor, yeni hedefler belirleniyor, ancak
ihracatın kendisi derinlemesine tartışılmıyor.
Biz tekstil sanayicileri olarak uzun zamandan beri uyarılarımızı reel sektörün
canlandırılması ve uluslararası standartlarda sağlıklı ihracat rejimi
noktalarında yoğunlaştırdık...
Dahilde işleme rejimi çerçevesinde ihracat kaydıyla Türkiye'ye giren malların
miktarını resmi kurumlar bile bilmiyor. Bu sistemin ihracatı artırdığı söylense
de gerçekte bunun doğruluğu bilinmiyor. Ancak ortada bir gerçek var. Denetimsiz
gelen her bir gemi, orta ölçekli bir tekstil kuruluşunun kapanmasına, yüzlerce
kişinin işsiz kalmasına neden oluyor.
Ankara'da defalarca müzakere edilmesine rağmen bu konuda bir aşama kaydedilmiş
değil. Her ay dahilde işleme rejimi kapsamında Türkiye'ye gelip kaybolan
tonlarca mal var.
Karar alındı uygulanmıyor
Devlet Bakanımız Sayın Mehmet Keçecilerin başkanlık ettiği bir toplantıda
kararlar bile alındı. Bu konudaki denetimin Dış Ticaret Müsteşarlığı'ndan
Gümrük Müsteşar!iğı'na verilmesi kararlaştırılmıştı. Ama karar hayata
geçirilmedi.
Yapılan araştırmalardan hükümetin elbette haberi var. Örneğin dünyanın süper
güçlerinden biri olan Almanya'da bizdeki dahilde işleme izin belgesi benzeri
uygulamadan bir yılda sadece 68 adet verilmiş. Sıkı durun bu rakam Türkiye'de 6
binin üzerinde.
Bu sistem Türkiye tekstil sanayiinin neredeyse yarısından fazlasını kapatacak
boyuta gelmiş durumda, ama yıllardan sonra bir karar alınmış, o da uygulanmıyor.
"Dahilde işleme rejimi, dahilde sanayii yok etme rejimine dönüşmüş"
durumda.
Evrensel kriterler
Dahilde işleme rejiminin evrensel kriterleri var, ancak bizde bunlara uyan yok.
Deniliyor ki ben bu malı dikip ihracat yapacağım. Dünyanın her yerinde "peki"
derler buna, ama 15 günde yolla, hadi olmadı bir ayda çıksın. Bizde bu süre bir
yıla, iki yıla yayılıyor. Hatta belgeyi alan firma kapanınca izin hakkını
mallarla birlikte başka firmalar devralabiliyor. Sonrasında bu malların ne
olduğu meçhul.
Bir de işin sahtekarlık boyutu var ki, dünyada böyle bir işe izin verecek ikinci
bir ülke görülmesi imkansızdır. Örneğin, tüm dünya bilir ki; Hollanda'da tekstil
fabrikası yok. Uzakdoğu mallarına biraz denetim getirilince, gemiler
Hollanda'dan "gelmeye" başladı! Sahte ART belgeleriyle, mallar gümrük birliği
olanağı kullanılarak, sanki Hollanda'da işlenmiş gibi Türkiye'ye girmeye
başladı. Peki Hollanda makamlarının bundan haberleri var mı? Hayır. Renkli
fotokopi marifetiyle çoğaltılan bu sahte belgelerle Türkiye'ye gemiler dolusu
tekstil ürünü geliyor. Ve resmi makamlarımız bunu engelleyemiyor.
Sonuç olarak şu söylenebilir ki; Uzakdoğu ülkeleri kaynaklı, devlet teşvikleri
ile dampingli fiyatlara dayanan tekstil ve konfeksiyon ithalatı ülkemizde
kapasitelerin atıl kalmasına ve piyasamızın ithal malların istilasına uğramasına
sebep olmaktadır.
Ülkemizin içinde bulunduğu olağanüstü kriz ortamında önemli yaralar alan yerli
üretim ve istihdamdaki kayıplar Uzakdoğu menşeli ürünlerin istilası ile giderek
artmaktadır. Türkiye ihracatının yüzde 40'ına yakın kısmını gerçekleştiren
tekstil ve konfeksiyonda firma kapanmaları, işten çıkarmalar hızlanmıştır.
Uzakdoğu kökenli ithalattaki dampingli düşük fiyatlar üretici firmaların kayıt
içinde rekabet etmelerine adeta olanak tanımaz hale gelmiştir.
İhracatta olumsuz tablo yaratır
Bu durum ihracat açısından kısa vadede sorun yaratmıyor gibi görünse de gerçekte
en önemli darbeyi sektörün ihracat yeteneğine vuracaktır. Çünkü tekstil sektörü
içte kan kaybedip erirken, dünyanın önde gelen, sermayesi güçlü büyük
firmalarına karşı rekabet gücünü de kaybetmekle karşı karşıyadır. |