Bu Sayı
Editörden
Güncel
NARİN:
Maliyenin bütün ağırlığı milletin üstünde
Ferizli
Halit Narin İlköğretim Okul açılışı ve Bolluca'da sevinç
Ashaboğlu, Eurocoton Başkan Vekili oldu
Turizm
Tekstil, turizmin de motoru
Firma
Karsu, Amerika'da şirket kurdu
Değerlendirme
Vergide
yeni dönem
Çalışma Hayatı
Çalışma hayatımızda esneklik ihtiyacı
Analiz
İşsizlik ve Çalışma Yasaları
Marka
MARKA
nasıl alınır, nasıl korunur?
|
Analiz
İşsizlik ve Çalışma Yasaları
Çalışma
yasalarının şekillenmesi ve zaman içinde yeniden düzenlenmesi ulusların yaşadığı
ekonomik ve sosyal gelişmelerden bağımsız değildir. Bu nedenle ekonomik ve
politik konjektür, Teknolojik - Sosyal gelişme, istihdam ve işsizlik oranlan,
uluslararası sermaye hareketleri ve üretim ve yönetim modellerindeki değişim
bİreyseİ ve toplu iş ilişkilerini düzenleyen yasalar üzerinde etkisini
hissettirmiştir.
Bu bağlamda, İkinci Dünya Savaşı sonrası ekonomik boyuta damgasını vuran
Keynesyen ekonomik politîkalan ve stratejik kitle üretimine dayalı "fordist"
üretim modeli bireysel ve toplu İş ilişkilerinin yasal bir sistem içinde
düzenlenmesini ve endüstri ilişkilerinin kurumsallaşmasını teşvik etmiştir.
Başka bir İfade ile, savaş sonrası ekonomik modeller ve doğu - batı kutuplaşması
ve beraberinde ideolojik ve sistem rekabetinin oluşması batı toplumlan açısından
birçok gelişme ve değişmenin sanayi toplumu yapılanması çerçevesinde
değerlendirilmesine neden olmuştur. Aynı dönemde Keynesyen devlet destekli
büyüme ve tam istihdam politikaları, fordist üretim modelinin öngördüğü toplam
talebin artırılması ve piyasada üretilen standart mallann bu yolla satın
alınması, sosyal refah ve sosyal devlet anlayışı, sendikacılığın desteklenmesi
ve son olarakta, Sovyetler Birliğinin batı kapitalizme karşı yürüttüğü ideolojik
baskı batı toplumlarının çalışma hayatını daha fazla yasal zemine oturtma ve
sanayi işçisini ideolojik tartışmalardan uzak tutma gayretlerinin bir sonucu
olarak da görülmelidir.
Böylece bu dönemde yapılan yasal düzenlemelerin daha çok ulusal kalkınmaya ve İç
rekabete endeksli olduğu ve yerel nitelik taşıdığıdır. Ancak genel felsefe
ulusal düzeyde sosyal devlet anlayışına uygun sosyal korumacı bakış açısı
çerçevesinde ve dönemin tam istihdam politikalarını destekleyici boyutta
olduğunu kabul etmek gerekir.
Bireysel iş hukuku açısından, hizmet akdi, iş güvencesi, işçinin ve işverenin
sorumluluklan, ücret ve ücrete ilişkin haklar, çalışma saatleri, işçi sağlığı ve
güvenliği ve işin düzenlenmesine ilişkin konuların geliştirilmesi diğer taraftan
toplu iş hukuku boyutuyla Örgütlenme ve sendikal haklar, topİu iş sözleşmesi,
grev hakkı, işyerinde çalışanların temsili gibi hakların geliştirilmesi hep bu
dönemin ürünüdür.
Ancak, 1980'li yılların ortalarından İtibaren aşağı yukan bir çok ülkenin iş
hukuku endüstriyel transformasyonun (sanayi - hizmet - bilgi toplumu) ve işgücü
piyasalarındaki yapısal dönüşümün etkisi altına girmişti.
Ekonomik ve ticari hayatın uluslararası düzeyde liberalleşmesi, küreselleşme ve
beraberinde getirdiği bölgeselleşme ve rekabetin iç pazardan ziyade dış pazara
yönelik olarak ön plana çıkması, gerek sanayide gerek yeni hizmet sektörlerinde
faaliyet gösteren firmalan bu değişime cevap verecek "esnek" düzenlemelere gitme
yönünde baskı yapmıştır. Sektörel değişim, enformasyon teknolojisine dayalı
imalat, işgücü piyasalarının değişen demografik yapısı, çöken geleneksel
sektörlerin yarattığı işsizlik ve yeni ekonomilerin talep etliği vasıf ve
yetenek düzeyindeki işgücü açığı, artan İşsizlik oranlan ve nihayet daha esnek,
açık, yatay, otonom ve devamlı öğrenen işletme anlayışı işgücü piyasalarından
talep edilen İşgücünün niteliğinde de değişim yaratmıştır. "Esnek Firma", "Esnek
İşgücü", "Bilgi İşçiler" ve "Yaratıcı İşgücü" gibi kavramlar yaygınlaşmaya
başlamıştır.
Sosyal korumacı Keynesyen ekonomik politikalardan Pazar ekonomisinin belirleyici
olduğu neo - liberal monotarist ekonomik modellere doğru oluşan eğilim, standart
kitle üretimine dayalı Fordist üretim modellerden hızla farklılaşan ve sürekli
değişen Pazar yapısına göre ürün ve hizmet çeşitlemesine dayalı daha "yalın ya
da esnek" üretim sürecine geçiş beraberinde çalışma hayatını ve endüstri
ilişkilerini oluşturan kurum, kuruluşlar ve aktiviteİerin bilgi toplumu
formatında yeniden yapılanması İhtiyacını gündeme getirmiştir. Böylece, mevcut
yasal düzenlemeler gerek bilgi toplumu üretim ve örgütlenme modeline gerekse
uluslararası arenada rekabet etmek zorunda bırakılan sanayicinin ihtiyaçlarına
cevap verecek düzeyde yeniden ele alınması söz konusu olmuştur.
Bu itibarla, aşağı yukan birçok ülkede çalışma mevzuatının sektö-rel değişime,
yeni makro ekonomik politikalara, ulusal ekonomik performansı güçlendirecek ve
işletmeleri yönlendirecek yapısal reformlara, işgücü piyasasının geçirdiği
yapısal dönüşüme, artan işsizlik sorununa ve istihdamı artırıcı politikalara,
esnek işgücü piyasalan ve çalışma ilişkileri taleplerine cevap verecek düzeyde
yeniden ele alınması gündeme gelmiştir.
1980 öncesini devlet eliyle ekonomik ve sosyal kurumların yapılandırıldığı dönem
olarak kabul edebiliriz. Bu nedenle çalışma yasaları da ulusal kalkınma
politikalarını destekleyici yönde çalışma hayatının bireysel ve kolektif
İlişkilerini düzenleyecek formatta şekillendiriliyordu. Ancak, bugün gelinen
noktada gerek devletin gerekse İşletmelerin ve sendikaların uluslararası
gelişmelerden bağımsız olarak çalışma yasalarım yapılandırması pek mümkün
gözükmemektedir.
Tüm bu gelişmelere bir de özellikle 1990'h yıllarda etkisini hızla artıran
İşsizlik sorunu eklenince konuyla ilgili global politikalar, uluslararası
düzeyde veya bölgesel entegrasyonlar düzeyinde ön plana çıkmaya başlamıştır.
Böylece, sanayi toplumu çalışma hayatını düzenlemeye yönelik yapılmış çalışma
yasalan, bugünün bilgi temeline dayalı toplum modeli ve beraberinde gelen yeni
çalışma ilişkileri düzenine cevap vermediği ortaya çıkmıştır. Beklenti ise,
ulusların büyümesine, istihdamına ve rekabet gücüne katkı bulunacak esnek iş
yasalarının yapılması olarak karşımıza çıkmaktadır.
Özellikle son yirmi yılda ilk etapta Japonya'nın ekonomik rekabette Almanya ve
Amerika'ya sağladığı üstünlük ve daha sonra Amerika'nın 90'lı yıllarda Almanya
ve Japonya'yı ekonomik rekabette geri bırakması çalışma hayatının ve bunu
düzenleyen yasaların ekonomik performansı direkt etkilediği gerçeğini bir kez
daha ortaya çıkarmıştır.
Amerika'nın Avrupa Birliği'ne sağladığı ekonomik üstünlüğün esnek çalışma
İlişkileri ve mevzuatına bağlı olduğunu iddia edenlerin sayısı son yıllarda
gittikçe artmıştır. Rijİd sosyal korumacılığın ve sosyal güvenlik sistemlerinin
bir taraftan artan İşsizliğe neden olması, diğer taraftan ucuz işgücüne ve düşük
sosyal standartlara sahip olan Güney Amerika, Afrika, Uzakdoğu ve son olarak
Doğu Avrupa ülkelerinin yarattığı sosyal damping ve beraberinde getirdiği
"haksız rekabet" uygulamaları, sosyal politikalarında ve çalışma mevzuatında
katı hükümler içeren ülkeleri cezalandırmıştır. Fiyatta bu ülkelerden yerel
sermayenin işgücü maliyetinin daha düşük olduğu ülkelere gitmesine yol açmıştır.
Böylece, 1980 sonrası dönemi istihdam ilişkilerinde de-regülasyonun yaşandığı ve
daha esnek işgücü piyasalarının talep edildiği ve yasal çerçevesinde çoğu zaman
yine devlet eliyle bu gelişmelere, uygun olarak oluşturulmaya çalışıldığı bir
dönem olarak tanımlayabiliriz. Ancak kimi zaman AB düzeyinde olduğu gibi sorun
bölgesel düzeyde de müdahaleler veya çalışmalarla da çözülmeye çalışılmıştır.
AB Açısından İşsizlik ve Çalışma Yasaları 1980'li yılların ikinci yansı ve
1990'lı yıllarda AB'de Ekonomik ve Sosyal Politikalar hızlı artan işsizlik
oranlarını bertaraf etmek ve İstihdam artışını sağlama yönünde yeniden
yapılandırılıyordu. 1999 yılı itibariyle işsizlik de AB ortalaması yaklaşık %
9.6 iken bu yıl sonu itibariyle açıklanan istatistikte İse bu oran % 8.7'ye
düşmüştür. (EURO Stat, 2001)
Yükselen işsizlik oranlan, işsiz kalma sürelerindeki artış, işsizliğin sosyal
güvenlik sistemlerine getirdiği yük, mevcut işgücünün yetenek düzeyinin sektörel
ve yapısal dönüşümü karşılayamaması, Enformasyon Teknolojisinin ve iletişim
sektörünün öngördüğü beceri düzeyinde eleman eksiği, işgücü piyasalarına
katılımda cinsiyet farkı (geleneksel olarak erkek işgücünün kadın işgücünden
daha fazla olması), doğum oranlarındaki zaman içindeki ciddi düşüş buna bağlı
olarak demografik yapının değişmesi ve yaşlı işgücünün sayı itibariyle artması,
emeklilik yaşının uzatılması, belirli beceri düzeyi isteyen alanlarda göçmen
politikalarının yeniden değerlendirilmesi AB'nin istihdam politikalarını
oluşturmaya başlayan gündem maddeleri olarak karşımıza çıkmaktadır.
İşsizlik ve istihdam sorunu üzerine yoğunlaşma Avrupa Komisyonu'nun 1993 yılında
yayınladığı Beyaz Dosya (White Paper) üe başlıyordu. Daha sonra Avrupa Komisyonu
1997 yılında yayınladığı yeşil doküman üe (Green Paper) istihdamı geliştirmek
için rekabeti geliştirici politikaların desteklenmesi gerektiğini
vurguluyorlardı. Tüm bu gelişmeleri Avrupa Konseyi'nin 1997 yılında
Lüksemburg'da konuyla ilgili Amsterdam anlaşması madde 128'i ile ilgili bölümü
gündeme alması izledi. Bunu takip eden yıllarda 1998 ve 1999 yularında Avrupa
Birliği üyesi ülkeler istihdam yaratmak için mevcut Amsterdam Anlaşmasının
istihdam İle ilgili metnine ilaveten, Avrupa istihdam politikaları çerçevesinde
(1) AB İstihdam Politikaları rehber 1999 ve (2) Ulusal Eylem Planlarını
(National Action Plan, NAP) kendi ülkelerinde hayata geçirmeye gayret
göstermişlerdir. Bu çerçevede dört önemli nokta üzerinde durulmuştur.
1. İstihdam edilebilirlik, 2. Girişimcilik, 3. Adaptasyon, 4. Eşit firsat
Avrupa Komisyonunun yayınladığı bu belgeler istikrar stratejileri niteliğinde
olup, zaman içinde ulusal, sektörel ve firma düzeyinde yankısını bulmuştur. Bir
taraftan istihdam konusu üye ülkelerin ortak sorumluluğu olarak ifade edilmeye
başlarken, diğer taraftan temel felsefe, İstihdamın rekabet ile ilişküendirümesi
boyutuyla çiziliyordu. Bu bağlamda, işsizlik ve rekabet konseptleri
globalizasyon gerçeğinin merkezinde yer alan bir gelişme olarak karşımıza
çıkıyor. 1980 öncesi sanayileşme trendine endeksli istihdam politikaları daha
çok "büyüme" ve buna bağlı olarak "iş yaratma" üzerine İnşaa edilirken, bugün
büyüme ve istihdam termolojilerine rekabet kavramı ekleniyor. İş yaratma veya
mevcut işi koruma uluslar arası veya ulusal düzeyde rekabet edebilen işletme İle
özdeşleşiyor. Başka bir ifadeyle en iyi iş güvencesini kanunlardan veya yasal
müdahalelerden çok acımasız Pazar koşullarında "rekabet edebilen" veya "ayakta
kalabilen" firmanın sağladığı gerçeği su yüzüne çıkıyordu. Global kriz
karşısında geleneksel veya mevcut yasal düzenlemelerin krizin önlenmesine bir
çare olmadığı gibi, kazanılan hakların kapanan işyerleri ve işsiz kitleler
açısından pek de birşey İfade etmediği gerçeği sosyal taraflan zorlamaya
başlamıştır.
Böylece, AB içinde Global entegrasyonun öngördüğü bütünleşmeler, kriterler ve
hedefler sadece ekonomik ve parasal birlikteliği kapsamamakta aynı zamanda
sosyal boyutu da İçine almaktadır. Bu bağlamda 21 .yüzyıl AB ekonomik ve politik
modeli düşük enflasyon, finansal bütünleşme, yüksek büyüme, istihdam aracı ve
büyümenin nimetlerinde adil şekilde paylaşma ve sosyal dışlamanın (social
exc-lusion) önlenmesi şeklinde yapılanmaya çalışıyor. Bu nedenle özellikle
Lizbon ve Nice zirveleri AB sosyal politikaları ve istihdam açısından yeni bir
açılım olarak kabul edilmektedir. Avrupa sosyal taraftan UNICE, ETUC ve CEEP
konuyla ilgili yapısal reformların hayata geçmesine destek vermişlerdir. Avrupa
ekonomisini "sürdürülebilir büyüme (sustainable developrnent), iş yaratımı
(istihdam) ve rekabetin güçlendirilmesi" temel taşlan üzerine İnşaa etmeye
çalışmaktadır. Bu bağlamda, cari işlemler fazlası, yüksek yatırım düzeyi, azalan
birim işgücü maliyeti, dengeli bütçe ve düşük enflasyona dayalı para
politi-kalan ön plana çıkartılmaya çalışılmaktadır.
Böylece, tek Pazar ve bilgiye dayak ekonomik model (Knowledge based economy)
çerçevesinde sosyal eylem programlarda yeniden gündeme alınmıştır.
Avrupa Birliği İstihdam Stratejileri ve Sosyal Eylem Programları
Avrupa istihdam stratejileri açısından değerlendirildiği birlik nez-ninde
görülen belli başlı politikalar şöyle sıralanabilir.
1) Sosyal taraflar arasında sosyal diyalogu geliştirmek,
2) İşgücü piyasalarının işleyişini aktif istihdam ve sosyal katılım politikaları
yoluyla geliştirmek: Bunlar arasında belirli süreli hizmet akiden ile
çalışanlar, tele çalışma, part - time ve geçici çalışmaların ya-nısıra geçici
veya özel istihdam büroları üe esnek istihdam koşullarını destekleyecek
düzenlemelerin yapılması,
3) İssizlikle mücadele ve İstihdam artışının sağlanması yönünde Ulusal Eylem
Planlan (NAPS)'ın desteklenmesi,
4) Yaşam boyu öğrenimi geliştirmek, bügiye dayalı toplum modeli için yenilikçi
ve yaratıcı işgücünü öngörmek.
5) Avrupa sosyal fonunun devreye sokulması,
6) Yeni icat ve buluşların Avrupa Yatırım Bankası gibi kurumların aktif bir
biçimde devreye sokulması ile sağlanması,
7) Finans kurumlarının ve borsaların güçlendirilmesi dolayısıyla iç pazarın daha
etkili çalışmasının sağlanması,
8) Yaşlı işgücünün tekrar iş hayatın kazandırılması,
9) Sosyal güvenlik sistemlerinin reformu,
10) Tüm gruplar (genç, kadın, yaşlı ve handikaplar) için İş olanaklarının
arttırılması,
11) Bölgesel dengelerin sağlanması,
12) Hizmet sektöründeki iş olanaklarının geliştirilmesi,
13) İş gücünün kalitesinin artırılması,
14) Esnek çalışma modellerinin desteklenmesi,
15) Bireysel ve global düzeyde esnekliğin arttırılması,
16) İş yaratma sürecinde, esnek uygulamanın yaygınlaştırılmasında ve çalışma
yaşamının kalitesinin arttırılmasında sosyal aktivitelerin katılımının
arttırılması,
17) Küçük ve ortaboy işletmelerde (SME)'lerdeki istihdam artışını geliştirmek,
18) Avrupa istihdam paktı çalışmalarının toplu iş sözleşmeleri, yönetime
katılım, danışma ve enformasyon prosedürleri, İKY, endüstriyel mücadele,
bireysel istihdam ilişkileri, istihdam koşullan ve sosyal güvenlik konulan
kapsamında yeniden değerlendirilmesi,
19) İşgücü piyasalarındaki cinsiyet farkının daraltılması (erkek ve kadın
işgücü) açısından,
20) Eğitim, mesleki eğitim, teknoloji eğitimi, beceri ve yetenek geliştirme
eğitimi ve yeni sektörlerin talep edeceği işgücünün yetiştirilmesi.
Yukarıdaki genel çerçeve aşağı yukan tüm AB ulusları için bir rehber niteliğinde
olup, AB düzeyinde AB istihdam paktı ve ulusal düzeyde ise Ulusal Eylem Planlan
(National Action Plans) üe hayata geçirilmeye çalışılmaktadır.
Genel anlamda baktığımızda AB ülkelerinin işsizliği önlemede, yeni iş yaratmada,
yeni sektörlerin ihtiyaç duyduğu işgücüne cevap vermede ve standart olmayan
çalışma tarzlarını geliştirici yönde önemli adımlar attıklarını görüyoruz. Bu
gayretler sonucunda, 1997den bu yana AB düzeyinde 4 milyon yeni iş yaratıldığı
bunların ağırlığının hizmet sektöründe olduğu ve özellikle çok yeteneğe veya
yüksek yeteneğe dayalı yönetici pozisyonlarında profesyonel ve teknik işlerde,
satış elemanı ve hizmet elemanı pozisyonunda, enformasyon teknolojisi ve üetişim
alanında ve de düşük ücrete dayalı otel, perakende mağazalar veya fast - food
Restaurant İşlerini kapsadığı gözlemlenmektedir.
Bu arada 2000 yılı itibariyle AB'de Part - Time ve geçici işçiler toplam
istihdamın % 30'unu oluşturmaya başlamışlardır.
AB genelinde baküğımızda 1994 - 2000 yuları arasında yaratüan istihdam
olanaklarının % 50'sİ part - time iştir. Yaratılan bu part - time işlerin % 70'e
yakını kadın işgücü olarak ifade edilmektedir. Bu arada part - time ve geçici
İşçüerin toplam istihdam oranı % 30'lara ulaşmıştır.
Esas itibariyle AB'nin iş yaratımı ve işsizliği önlemedeki programların da
önemli mesafelerin kat edüdiğinin en iyi göstergesi AB istatistik servisi
Eurostat'ın Ağustos 2000 istatistiklerinden görmekteyiz. Son istatistiklere göre
AB düzeyinde işsizlik oranlan 1999 itibariyle % 9'la-ra inmiştir. Buradan 1997
yılının aynı ayı itibariyle % 11.6 olduğu göz önüne alınırsa % 2.6'lık bir
azalma AB düzeyindeki büyüme, istihdam ve rekabet üçgeninin işsizlik sorununun
çözümünde ve ekonomik toparlamasında etkili sonuçlar verdiğini
gözlemlenmektedir. Konuyla ilgili alınan önlemlerin artırılması ve yapısal
reformların gerçekleştirilmesi sonucu 2001 yılı itibariyle AB düzeyinde İşsizlik
oranı % 8.7'ye düşürülmüştür.
Bu trendi ulusal performans açısından değerlendirdiğimizde ulusal bazda hayata
geçişte üye ülkelerde gözlemlenen bazı spesifik eylem planlarına değinmekte
fayda vardır:
İngiltere:
• ingiliz yeni anlaşması "new deal" olarak tanımlanan gelişme genç İnsanları iş
hayatına kazandırılmasını projelendiriyor.
• Tony Blair hükümetinin aldığı bazı tedbirler; (1) Militan Sendikacılığın
kontrol altına alınması anti- grev yasaları ve grev oylaması yoluyla işçinin bu
süreçte daha fazla rol oynaması (2) Sadece çalışanlara değil işsizlere yönelik
girişimlerde bulunulması (3) imalat dışındaki sektörlerin özellikle hizmet
sektörünün desteklenmesi (İngiltere'de imalat sektörü 1978 yık itibariyle 7
milyon işçi çalışırken bu oran bugün itibariyle 4.3 milyon işçiye düşmüştür.)
(4) Yeni girişimcilik ve KOBİ'lerin desteklenmesi, bu itibarla, küçük orta boy
işletmelere vergi indirimi sağlanması, Yabancı sermayeye önemli teşvikler
sağlanması. Örneğin Blair hükümeti Nissan otomobil firmasının Kuzey - Doğu
İngiltere Bölgesi Sunderland fabrikasından yatırımların başka bir bölgeye
kaydırmaması karşılığında Nissan Başkanı Carlos Ghosn 50 milyon $'lık yardım
paketi yapmıştır. Bu yardım binlerce işin bölgede korunması için verilmiştir.
(6) Bölgeler itibariyle, yerel istihdam bürolarının açılması, diğer taraftan
2010 yılı itibariyle İngiltere'de part - time ve geçici işlerde çalışanların
toplam istihdamın yansını oluşturacağı bazı ingiliz yazarlar tarafından ifade
edilmektedir.
• Düşük gelir diliminde çalışan aileler için vergi indirimleri reformu
yapılmakta. Bu yıl itibariyle bu oran 1.4 milyon işçiyi kapsamıştır.
• Asgari ücret uygulaması yaygınlaştırılmakta ve bugün itibariyle 1,5 milyon
İşçiyi kapsamaktadır.
• Yasal düzenlemeler yabancı sermayeyi teşvik eder nitelikte yeniden ele
alınmaktadır. Fransa'da üretim yapan Hoover firmasının üretimini Fransa'da
kapatıp yatırımlarını İskoçya'ya transfer etmesindeki temel neden Britanya iş
hukukunun grevi engelleyen hükümler içermesi ile işverenin yeni işe başlatacağı
çalışan İçin en az İki yıl sosyal güvenlik girişimlerinden muaf tutulması gibi
düzenlemeler rol oynamıştır.
Almanya:
• 2000 yılında istihdama dayalı ekonomik ve finansal politikaları uygulamak
koşuluyla işverenler ve işçiler metal sektöründe % 3 ve Kimya sektöründe % 2
artışlara evet dediler (enflasyon oranı % 5'lerde seyrederken). 2002 yılı
itibariyle aynı sektör benzer bir konsensüse ulaşamamanın sancılarını çekmiştir.
İşçi sendikasının ücret pazarlığındaki yüksek ücret talebi geleneksel konsensüsü
zedelemiş, ancak gelinen noktada tıkanmanın gerçek nedeni olarak Gerhard
Schröder hükümetinin Almanya işgücü piyasalannda yapılması gereken reformları
gerçekleştirememesinden kaynaklandığı iddia edilmiştir.
• Alman Çalışma Bakanı Sayın Riester (eski IG Metal Genel Sekreteri) 26 Eylül
2000 tarihinde devletin emeklilik oranlarında önemli bir azalma sağlayacak ve
konuyla ilgili devletin katılımını azaltacak özel emeklilik yasa tasarısını
meclise sevk etti. Bu yasa tasansı 1950'li yıllardan buyana Almanya'nın
karşılaştığı en büyük reform olarak değerlendirilmiştir. Konuyla ilgili
tartışmalar devam etmektedir.
• Alman Acil Eylem Programı (The German Immediate Action Programme) genç
işsizliği önleme çalışması olarak gündeme getirilmiştir.
• BDA ve BDI Alman işveren organizasyonları "esnek - ekonomi" ve "esnek firma"
uygulamalarının yaygınlaşması için merkez - sol partiye baskı yapmaktadırlar.
Gündemdeki en önemli madde ise belirli süreli hizmet sözleşmelerinin
yaygınlaştırılmasına ve yasal düzenleme yapılmasına yönelik taleptir.
• İstihdam üzerindeki vergi yükü yada sorumluluğunun azaltılması gündeme
gelmiştir. Buradaki vergi kayıpları ekoloji, enerji ve kurumsal vergilere
kaydırılmak istenmektedir,
• Enformasyon teknolojisi ve iletişim sektörleri alanları iş yaratma yönünde
geleneksel dual (ikili) mesleki eğitim programlan yeniden dizayn edilmektedir.
Fransa:
• Fransa'da sosyalist hükümet haftada maksimum 35 saat çalışma uygulaması ve
yeniden eğitim programlan ile işsiz sorununu çözmeye çalışmaktadır.
• Belirli süreli iş akidleri, part - time çalışma ve geçici iş bürolan
üzerindeki sınırlamaları kaldırıcı yasal düzenlemeleri hayata geçirmek suretiyle
1999 - 2000 yıllan arasında 182.000 iş yaratıldığı kayıt altına alınmıştır.
• Fransız işveren örgütü MEDEF ve Merkez İşçi sendikaları federasyonu CFDT
müşterek hazırladıkları "İşsizlik Sigortası Reform" paketi CGT gibi diğer işçi
sendikalan ve sosyalist hükümet tarafından reddedildi. Öneri İşçi ve işverenin
sigortalıya ödediği oranlarda indirim yapmaktı. Bunun üzerine işveren örgütü
MEDEF sosyal sigorta sisteminden kendi yaptığı katkıyı çıkarma tehdidinde
bulundu. Teklif yapılan yeni İşsizlik sigortası tasarısıyla önerilen
yardımlarının insanla-n iş aramada ve iş hayatına geri dönmede olumsuz
etkilediği savına dayanıyordu.
• Fransa'da yine genç İşsizlere yönelik istihdam projeleri Fransız istihdam
danışma servisi tarafından yönlendirilen bir çalışma olarak gözlemlenmektedir.
• Fransız İşveren Organizasyonu MEDEF'İn gayretleri ile Fransız Anayasa
Mahkemesi Fransa'daki iş güvencesi düzenlemesine ilişkin , işten çıkarmaları
güçleştiren maddelerini iptal etti.
İtalya:
• İtalya'da sol tandaslı hükümet 5 Nisan 2000 tarihinde İtalyan Senatosunda
Devlet Sektörü işçilerine bir dizi grev yasağı getiren anti -grev kanunlarını
çıkardı. Yasaklar izin verilen kanuni grevlerde dahi temel bazı kamu
hizmetlerinin en az % 50 oranında devamını sağlayacak düzenlemeler İle yasaların
ihlali halinde 2.500 dolarları bulan cezalan içeriyordu. Buna ilaveten alınan
grev kararlarının işverene bildirimlerinde 10 günlük süre getiriliyordu. Bu
yasaya karşılık UIL Büyük İşçi Konfederasyonu grev kanunlarının ülkenin "normal
bir ülkeye" dönüştürülmesi olarak değerlendirmiş ve direnç göstermemiştir.
• Ulusal otorite tarafından kontrol edilen iş saatlerinin açılma ve kapanış
saatlerinde önemli esneklikler tanınmıştır.
• Yine İtalya'da 608/96 sayılı kanun ile " ödünç borç " olarak tanımlanan işsize
borç verme yoluyla kendi hesabına çalışan küçük girişimci yaratma amacıyla bir
dizi teknik ve sosyal yardım programı hazırlanmıştır.
• İşsizlik yardımı sisteminin "işe dönmeyi" destekleyecek ve işçi - işveren
katılım paylarının yeniden değerlendirmeye tabi tutulacak reform çalışması 2001
yılı hükümet programına kondu.
• Silvio Berlusconi hükümeti 2002 yılı hükümet çalışmalarında katı bulduğu
mevcut çalışma mevzuatını ve işgücü piyasalarının reformu paketini ön plana
çıkardı. İşçi sendikalarının yoğun tepkilerine rağmen, Başbakan söz konusu
reformların gerçekleşmemesine yönelik çalışmalarında kararlı olduğunu bildirdi.
Hollanda:
• Ücretlerin ılımlaştınlrnası (makul) bir düzeye çekilmesi sosyal taraflar
arasında benimsendi.
• Esnek çalışma ilişkilerinin düzenleyecek ve iş organizasyonlarının
modernizasyonunu gerçekleştirecek girişimler başladı.
• İstihdam üzerindeki vergileri ve sosyal güvenlik sistemlerini "istihdam dostu"
olacak biçimde revizyona uğratacak ve işe geri dönmeyi (back to work) teşvik
edecek yasal düzenlemeler gündeme alındı.
• Standart olmayan çalışma tiplerinin desteklenmesi sonunda Hollanda da part -
time çalışanların oranı % 50'lere ulaşmıştır. Bu da Hollanda daki düşük işsizlik
oranlarının yada istihdam artışındaki performansın bir göstergesi olarak
gösterilmektedir.
Danimarka:
• "İş Pratikleri" (work practice) olarak çıkan yasada 2 ile 4 haftalık iş
tecrübesini deneme süresi sonunda çalışanının kalifıkasyona uygunluğu veya daha
fazla mesleki eğitime ihtiyacı olup olmadığı tespit edildikten sonra, olmayanlar
yeniden beceri eğitimine tabii tutulmaya başlandı.
• Yaşam boyu eğitim (life long learning) ise "VEU reformu" ile öğretimdeki
öğrencilerin en az % 81'nin bilgisayar ve internet ortamında Öğrenim yapması
planlanmış durumda.
Belçika:
• Belçika'da işçi ve işveren sosyal güvenlik katılım oranlan azaltıldı.
• Çalışma süreleri ve işsizler için işe dönme programlan üzerinde çalışıldı.
• Hizmet sektörü ve özellikle sosyal ekonomi ve sağlık sektörü ön planda.
İspanya:
• 1990'li yıllarında sosyalist Gonzales hükümeti ile başlayan "işgücü
piyasalarının deregülasyonu çalışmaları bugünkü sağ iktidar tarafından da devam
ettirilmiş, özellikle sosyal refah devleti unsuru olan klasik sosyal yardımlarda
azalmaya gitme, işverenin işe alma ve işten çıkarma prosedürünün
kolaylaştırılması ve erken emekliliğe teşvik edecek düzenlemelerden kaçınma
politikalarına ağırlık verilmiştir.
• İşgücü piyasalarının reformu, standart dışı çalışma türlerinin desteklenmesi
ve yeni politikalar ve üretim endeksli yeni istihdam olanaklarının yaratılması
ile İspanya'da 1994 yılında % 24.1 olan işsizlik oranı bugün itibariyle %
12'lere çekilmiştir.
Yukarıda sözü geçen spesifik ülke uygulamalan yasal düzenlemeler ile kalmamakta
aynı zamanda sosyal partnerlerin istihdam politikalarına aktif katılımıyla
sonuçlanan üçlü anlaşmalar, sosyal uzlaşmalar ve toplumsal mutabıklar İle
genişletilmektedir.
|