[ , ]    Sayı:270  HAZİRAN 2002

TÜTSİS     Künye     Geçmiş Sayılar

Bu Sayı

 

Editörden


 Güncel

  NARİN: Maliyenin bütün ağırlığı milletin üstünde

  Ferizli Halit Narin İlköğretim Okul açılışı ve Bolluca'da sevinç

  Ashaboğlu, Eurocoton Başkan Vekili oldu


 Turizm

  Tekstil, turizmin de motoru


 Firma

  Karsu, Amerika'da şirket kurdu


 Değerlendirme

  Vergide yeni dönem


 Çalışma Hayatı

  Çalışma hayatımızda esneklik ihtiyacı


 Analiz

  İşsizlik ve Çalışma Yasaları


 Marka

  MARKA nasıl alınır, nasıl korunur?

Güncel

Narin: Maliyenin bütün ağırlığı milletin üstünde

"Bütçe giderlerini, dış borçları, iç borçları ödeyebilmek için mutlaka ekonomiyi büyütmek lâzım; küçültmek değil. Ekonominin büyümesi başkadır, devletin yapısının küçülmesi başka."
"Tekstil sektörü olarak ekonomi güçlensin diye çalışıyoruz. Üreten sektörü devreye sokalım istiyoruz. İşçi sendikası konfederasyonu başkanları da aynı amaçla iş ve aş kavgası yapıyorlar. Yani herkes heyecanla işlerine sarılarak kalkınma ve yaşam mücadelesi veriyor. "


Sendikamız Yönetim Kurulu Başkam Halit Narin hükümetin borçlanma politikasının reel sektörün kaynak maliyetini artıran en önemli problemlerden biri olduğunu belirterek, "Maliyenin bütün ağırlığı milletin üstünde. Buna rağmen vergi gelirleri borçların ödenmesine bile yetmiyor. Hükümet kaynakları sorunların temel sorumlusu durumundaki mali sektöre aktarmaya devam ediyor. Bu politikanın terk edilmesi gerekiyor" dedi. İşte, Narin'in uyarılanlarından bazı başlıklar...


Borç sorunu
Hükümet vergi tahsilatını artırıyor, ancak bu gelirler Türkiye'nin borçlarını bile ödemeye yetmiyor. Çünkü Türkiye'nin güçlü bir finansal yapısı yok. Dış borçlarla da desteklenmesine rağmen, bankacılık sektörü maalesef istenilen seviyeye getirilemiyor, mali sektörün ekonomiye katkıda bulunacak gelişmeyi de yapması şu anda mümkün görünmüyor. Eldeki imkânları değerlendirmelerde bana göre eksiklikler var.
Öncelikli sorun şu: Ankara, müteşebbisi ön plâna çıkarmayan, üretimi ön plâna çıkarmayan bir plânla uğraşmakta. Bu yanlış. Üretimi olmayan malın pazarlığı olmaz, pazarlanmayan malın da getirişi olmaz. Demek ki, bütçe giderlerini, dış borçlan, iç borçlan ödeyebilmek için mutlaka ekonomiyi büyütmek lâzım; küçültmek değil. Ekonominin büyümesi başkadır, devletin yapısının küçülmesi başka.


Kurtarma planları
Devlet Bakanı Sayın Kemal Derviş, "enflâsyonla mücadeleyi ön plâna alıyoruz, çünkü enflâsyonu yenmeden sorunlardan kurtulamıyoruz" diyor. Çok doğru. Ancak şu sorunun da yanıtlanması gerekiyor: Ekonomiyi bu duruma getiren, kaybolan milyarlarca dolar parayı yutan bankalardan bugüne kadar ne kadar para tahsil edilebilmiştir?
Tersine dışarıdan yeni gelen taze para yine mali sektöre verilmektedir. Peki, bu paralar nereye gidiyor? Ortadaki gerçek şu: Bu paralar ekonomiye gitmiyor.
Türkiye'nin, 80'in üstündeki bankayı taşıması mümkün değildi. Ancak tüm kaynakların 8-10 bankayı kurtarmak için harcanması doğru muydu?. Milyonlarca insanın çalıştığı işyerlerini kurtaracak operasyonlar neden hiç düşünülmedi? Mali sistemle BDDK uğraşırken, hükümet ekonomiye enjeksiyon yapacak, dinamizm getirecek olan sistemi ele almalıydı.


Biz ne yapıyoruz
Tekstil sektörü olarak ekonomi güçlensin diye çalışıyoruz. Üreten sektörü devreye sokalım İstiyoruz. işçi sendikası konfederasyonu başkanları da aynı amaçla iş ve aş kavgası yapıyorlar. Yani herkes heyecanla işlerine sarılarak kalkınma ve yaşam mücadelesi veriyor.
Bankacılar ne yapıyor? "O maddeyi çıkarırsanız işimize gelmez, bu maddeyi koyarsanız biz zaten batarız..."
Hükümetimizin aş ve iş kavgası yapanların yanında olması lazım. Ama, aynı zamanda milletin refahını sağlayacak olan bir ekonomik düzenede yaklaşması lazım.

 

Maliyenin yükü
Maliyenin bütün ağırlığı milletin üstünde, bu yükü kaldırmak lâzım. Gazeteleri görüyorsunuz, onu yaptın ceza, bunu yaptın hapis. Yani, üreteni böyle teşvik etmek mümkün değil ki.
Dünyanın en pahalı elektriğini satmakla övünen bir Türkiye yerine, dünyada ekonomisi en canlı bir Türkiye yaratmak beceridir. Neden bankacılık sektörünün her dediği yapılır da müteşebbisin bu kadar haklı davası geri plâna bırakılır?
Gümrük Birliği anlaşması yapılmış, ekonomimizi rahatsız edebilecek İthalâta karşı tedbîr maddelerimiz var? Türkiye'ye gelen kaçak malların girişine müsaade eden Dahilde İşleme Rejimi belgesini siyasi partilerin neden desteklediğini anlamak mümkün değildir.
Dahilde İşlemi Rejimi, yalnız üreticinin satmak istediği bir malın eksiğini tamamlamak, kısa sürede işini yapması için verilen bir haktır, kısa süreli ihracat kaydıyladır. Hâlbuki bizde bunu tüccarlara veriyorlar, büyük gruplara veriyorlar, üretici olmayan insanlara veriyorlar, ondan sonra bunların ihracatı olmuyor, dahilde tüketiliyor.


Gerçekleri söylemek lazım
Hükümet ekonomiye iyimser bir hava vermek amacıyla bazen pembe tablolar çiziyor. Bunda zaman zaman haklı da olabilirler ama bizim de görevimiz gerçekleri dile getirmek.
Şu anda ekonomi gücünü yitirmiş durumda. Onu canlandırmanın heyecanını bütün arkadaşlarımıza da, kamuoyuna da vermeye çalışıyoruz. Yani eksik taraflarını söylemek mecburiyetindeyiz, eksik taraflarının nereden geldiğini herkesin bilmesi lâzım.
Eksik tarafları hükümetin para ihtiyacının her geçen gün artmasından kaynaklanıyor. Geçen sene ödemiş olduğu borçlarının faizini bu sene iki misli, üç misli fazlasıyla ödüyor. Çünkü borcu borçla ödediğinde devamlı kar topu gibi büyüyor.


Tekstilde hareket var
Tekstil sektöründe olumlu işaretler var. Fabrikasını kapitalsiz çalıştırabilen, küçük bir grubunu çalıştırabilen, çarkı çeviren insanların dinamizmiyle tekstil sektörü yavaş yavaş harekete geçiyor. Fakat duran yüzde 50'den fazla kapasiyi bu koşullarda harakete geçirmek mümkün değil. Çünkü haciz altında, borç altında, bankaların yüksek faiz kıskacının altında...
Yüksek faiz politikasının sebebi hükümetlerin para talebidir. Yüksek enflâsyon altında kapitalini kaybetmiş olan müteşebbislerin sıkıntısını ortadan kaldıracak tedbirleri bulacak olan da hükümettir.
Biz artık gördük ki, hükümetlerin desteğiyle bir yere gitme şansımız yok. Onun için 1000 kişilik fabrikamızda 10 kişiyle bile olsa çalışmaya gayret ediyoruz.


Banka kredileri
Banka kredileriyle bir yere gitmek mümkün değil. Yani, müteşebbis şunu anladı ki, KOBİ'lerin de bunu anlaması lâzım, bankadan alınan para insanın her tarafını yakıyor. Biz, geçmiş borçlarımızın ana parasını döviz bazında uzun vadede ödeme sistemine sahip olmalıyız ki onu yavaş yavaş da olsa öde-yebilelim.
Bir de, üzerimizdeki yüklerin azalması lâzım. Nedir bu? İşte elektrik gibi, SSK primleri gibi, vergi borçları gibi, Maliyenin mevzuatları gibi...

Tekstilisveren.org.tr     Üyelerimize Duyurular    İrtibat

© 2002 TÜTSİS      -      3tur.com Tasarım