Bu Sayı
Editörden
Güncel
NARİN:
Maliyenin bütün ağırlığı milletin üstünde
Ferizli
Halit Narin İlköğretim Okul açılışı ve Bolluca'da sevinç
Ashaboğlu, Eurocoton Başkan Vekili oldu
Turizm
Tekstil, turizmin de motoru
Firma
Karsu, Amerika'da şirket kurdu
Değerlendirme
Vergide
yeni dönem
Çalışma Hayatı
Çalışma hayatımızda esneklik ihtiyacı
Analiz
İşsizlik ve Çalışma Yasaları
Marka
MARKA
nasıl alınır, nasıl korunur?
|
Güncel
Narin: Maliyenin bütün ağırlığı
milletin üstünde
"Bütçe giderlerini, dış borçları, iç
borçları ödeyebilmek için mutlaka ekonomiyi büyütmek lâzım; küçültmek değil.
Ekonominin büyümesi başkadır, devletin yapısının küçülmesi başka."
"Tekstil sektörü olarak ekonomi güçlensin diye çalışıyoruz. Üreten sektörü
devreye sokalım istiyoruz. İşçi sendikası konfederasyonu başkanları da aynı
amaçla iş ve aş kavgası yapıyorlar. Yani herkes heyecanla işlerine sarılarak
kalkınma ve yaşam mücadelesi veriyor. "
Sendikamız Yönetim Kurulu Başkam Halit Narin hükümetin borçlanma politikasının
reel sektörün
kaynak maliyetini artıran en önemli problemlerden biri olduğunu belirterek,
"Maliyenin bütün ağırlığı milletin üstünde. Buna rağmen vergi gelirleri
borçların ödenmesine bile yetmiyor. Hükümet kaynakları sorunların temel
sorumlusu durumundaki mali sektöre aktarmaya devam ediyor. Bu politikanın terk
edilmesi gerekiyor" dedi. İşte, Narin'in uyarılanlarından bazı başlıklar...
Borç sorunu
Hükümet vergi tahsilatını artırıyor, ancak bu gelirler Türkiye'nin borçlarını
bile ödemeye yetmiyor. Çünkü Türkiye'nin güçlü bir finansal yapısı yok. Dış
borçlarla da desteklenmesine rağmen, bankacılık sektörü maalesef istenilen
seviyeye getirilemiyor, mali sektörün ekonomiye katkıda bulunacak gelişmeyi de
yapması şu anda mümkün görünmüyor. Eldeki imkânları değerlendirmelerde bana göre
eksiklikler var.
Öncelikli sorun şu: Ankara, müteşebbisi ön plâna çıkarmayan, üretimi ön plâna
çıkarmayan bir plânla uğraşmakta. Bu yanlış. Üretimi olmayan malın pazarlığı
olmaz, pazarlanmayan malın da getirişi olmaz. Demek ki, bütçe giderlerini, dış
borçlan, iç borçlan ödeyebilmek için mutlaka ekonomiyi büyütmek lâzım; küçültmek
değil. Ekonominin büyümesi başkadır, devletin yapısının küçülmesi başka.
Kurtarma planları
Devlet Bakanı Sayın Kemal Derviş, "enflâsyonla mücadeleyi ön plâna alıyoruz,
çünkü enflâsyonu yenmeden sorunlardan kurtulamıyoruz" diyor. Çok doğru. Ancak şu
sorunun da yanıtlanması gerekiyor: Ekonomiyi bu duruma getiren, kaybolan
milyarlarca dolar parayı yutan bankalardan bugüne kadar ne kadar para tahsil
edilebilmiştir?
Tersine dışarıdan yeni gelen taze para yine mali sektöre verilmektedir. Peki, bu
paralar nereye gidiyor? Ortadaki gerçek şu: Bu paralar ekonomiye gitmiyor.
Türkiye'nin, 80'in üstündeki bankayı taşıması mümkün değildi. Ancak tüm
kaynakların 8-10 bankayı kurtarmak için harcanması doğru muydu?. Milyonlarca
insanın çalıştığı işyerlerini kurtaracak operasyonlar neden hiç düşünülmedi?
Mali sistemle BDDK uğraşırken, hükümet ekonomiye enjeksiyon yapacak, dinamizm
getirecek olan sistemi ele almalıydı.
Biz ne yapıyoruz
Tekstil sektörü olarak ekonomi güçlensin diye çalışıyoruz. Üreten sektörü
devreye sokalım İstiyoruz. işçi sendikası konfederasyonu başkanları da aynı
amaçla iş ve aş kavgası yapıyorlar. Yani herkes heyecanla işlerine sarılarak
kalkınma ve yaşam mücadelesi veriyor.
Bankacılar ne yapıyor? "O maddeyi çıkarırsanız işimize gelmez, bu maddeyi
koyarsanız biz zaten batarız..."
Hükümetimizin aş ve iş kavgası yapanların yanında olması lazım. Ama, aynı
zamanda milletin refahını sağlayacak olan bir ekonomik düzenede yaklaşması
lazım.
Maliyenin yükü
Maliyenin bütün ağırlığı milletin üstünde, bu yükü kaldırmak lâzım. Gazeteleri
görüyorsunuz, onu yaptın ceza, bunu yaptın hapis. Yani, üreteni böyle teşvik
etmek mümkün değil ki.
Dünyanın en pahalı elektriğini satmakla övünen bir Türkiye yerine, dünyada
ekonomisi en canlı bir Türkiye yaratmak beceridir. Neden bankacılık sektörünün
her dediği yapılır da müteşebbisin bu kadar haklı davası geri plâna bırakılır?
Gümrük Birliği anlaşması yapılmış, ekonomimizi rahatsız edebilecek İthalâta
karşı tedbîr maddelerimiz var? Türkiye'ye gelen kaçak malların girişine müsaade
eden Dahilde İşleme Rejimi belgesini siyasi partilerin neden desteklediğini
anlamak mümkün değildir.
Dahilde İşlemi Rejimi, yalnız üreticinin satmak istediği bir malın eksiğini
tamamlamak, kısa sürede işini yapması için verilen bir haktır, kısa süreli
ihracat kaydıyladır. Hâlbuki bizde bunu tüccarlara veriyorlar, büyük gruplara
veriyorlar, üretici olmayan insanlara veriyorlar, ondan sonra bunların ihracatı
olmuyor, dahilde tüketiliyor.
Gerçekleri söylemek lazım
Hükümet ekonomiye iyimser bir hava vermek amacıyla bazen pembe tablolar çiziyor.
Bunda zaman zaman haklı da olabilirler ama bizim de görevimiz gerçekleri dile
getirmek.
Şu anda ekonomi gücünü yitirmiş durumda. Onu canlandırmanın heyecanını bütün
arkadaşlarımıza da, kamuoyuna da vermeye çalışıyoruz. Yani eksik taraflarını
söylemek mecburiyetindeyiz, eksik taraflarının nereden geldiğini herkesin
bilmesi lâzım.
Eksik tarafları hükümetin para ihtiyacının her geçen gün artmasından
kaynaklanıyor. Geçen sene ödemiş olduğu borçlarının faizini bu sene iki misli,
üç misli fazlasıyla ödüyor. Çünkü borcu borçla ödediğinde devamlı kar topu gibi
büyüyor.
Tekstilde hareket var
Tekstil sektöründe olumlu işaretler var. Fabrikasını kapitalsiz çalıştırabilen,
küçük bir grubunu çalıştırabilen, çarkı çeviren insanların dinamizmiyle tekstil
sektörü yavaş yavaş harekete geçiyor. Fakat duran yüzde 50'den fazla kapasiyi bu
koşullarda harakete geçirmek mümkün değil. Çünkü haciz altında, borç altında,
bankaların yüksek faiz kıskacının altında...
Yüksek faiz politikasının sebebi hükümetlerin para talebidir. Yüksek enflâsyon
altında kapitalini kaybetmiş olan müteşebbislerin sıkıntısını ortadan kaldıracak
tedbirleri bulacak olan da hükümettir.
Biz artık gördük ki, hükümetlerin desteğiyle bir yere gitme şansımız yok. Onun
için 1000 kişilik fabrikamızda 10 kişiyle bile olsa çalışmaya gayret ediyoruz.
Banka kredileri
Banka kredileriyle bir yere gitmek mümkün değil. Yani, müteşebbis şunu anladı
ki, KOBİ'lerin de bunu anlaması lâzım, bankadan alınan para insanın her tarafını
yakıyor. Biz, geçmiş borçlarımızın ana parasını döviz bazında uzun vadede ödeme
sistemine sahip olmalıyız ki onu yavaş yavaş da olsa öde-yebilelim.
Bir de, üzerimizdeki yüklerin azalması lâzım. Nedir bu? İşte elektrik gibi, SSK
primleri gibi, vergi borçları gibi, Maliyenin mevzuatları gibi... |