Bu Sayı
Editör'den
Güncel
1938-2002
MİNNETLE ANIYORUZ
Narin: 4
Kasım mesajları doğru alınmalı
Tekstil'de
"2005 sonrası" Cenevre'de masaya yatırıldı
Baydur: İş
Kanunu unutulmasın
Çin tekstil
sektörüne yerinde ziyaret
ITMF Konferans
Dünya tekstili
kaderini Yeni Delhi'de aradı
Söyleşi
Adnan Öcalgiray
Hukuk
Prof. Dr. Tankut
Centel
|
ITMF Konferans
ITMF
Konferansı'nın bu yılkı ana konusu "Kotaların ötesinde Asya tekstil sanayii"
oldu
Dünya tekstili kaderini Yeni Delhi'de aradı
Ana teması "Kotaların ötesinde
Asya tekstil sanayii" olan ve 27-30 Ekim 2002 tarihleri arasında
gerçekleştirilen konferansta dünya tekstil sanayii hakkında global
değerlendirmelerin yanı sıra Asya tekstil sanayii hakkında ayrıntılı sunuşlar da
yer aldı.
Konferansa, sendikamızı temsilen, Yönetim Kurulu Başkanı Halit Narin, Yönetim
Kurulu II. Başkanı Necmettin Öztemir, Yönetim Kurulu Üyeleri Bülent Çorapçı,
Ertekin Ashaboğlu, Sezer Mavituncalılar, Erhan Özkan, Danışma Kurulu Üyeleri
Mehmet Ali İnce ve aynı zamanda ITMF İplikçiler Komitesi Üyesi Kenan Koç ile
Sendikamız Genel Sekreteri Metin Emiroğlu, Genel Sekreter Yardımcısı Türker
Arslan ve Araştırma Uzmanı Lerzan Öztürk katıldı.

Hindistan Tekstil Bakam'mn da katıldığı konferansın resmi açılış oturumunda
Hindistan Pamuklu Tekstil Fabrikaları Federasyonu Başkanı Rajaram Jaİpuria, ITMF
Başkanı Herbert Schmid ve Hindistan Tekstil Bakanı Kashiram Rana birer konuşma
yaptı. ITMF Başkanı Herbert Schmid, konuşmasında, özetle şunları söyledi:
"Hindistan, yaklaşık 3.300.000 m2 yüzölçümü ile dünyanın en büyük ülkelerinden
biridir ve 1 milyarın üstünde nüfusu ile dünyanın 2. en büyük pazar
potansiyeline sahiptir. Geçen yıl %5,4 oranında gerçekleşen ekonomik büyüme,
mevcut global ekonomik şartlar dikkate alındığında önemli bir başarıdır.
ABD'de dünya banşını tehdit eden terörist saldırıdan bugüne 1 yıl geçmiş
bulunmaktadır. Bu olay, 2001'in İkinci yansı için öngörülen ekonomik iyileşme
beklentisini boşa çıkarmış ve GSYİH yıllık olarak sadece %2,4 ile sınırlı
kalmıştır. 2002 yılının ikinci yarısında başlamak üzere daha tutarlı bir
İyileşme beklenmiş, ancak bu yıl İçin büyüme tahminleri ancak %2 civarında
kalmıştır.
Japon ekonomisi halen durgunluk içindedir ve iyileşme işaretleri
görülmemektedir. Avrupa, ABD'ye göre daha mütevazı bir ekonomik büyüme ile,
ancak daha az riskli sermaye ile, 2002 yılında Euro'yu başarılı bir şekilde
uygulamaya geçirmiştir. Latin Amerika ülkelerinin çoğu, ekonomik gerilemeden,
siyasi ve ekonomik oiarak etkilenmişlerdir, sadece Brezilya ve Şili bu durumun
biraz dışında kalmıştır. Çok az istisnalar dışında, Afrika kıtası, kronik
problemlerle uğraşmaktadır.
Rusya, derin bir yeniden yapılanma süreci yaşamaktadır ve ekonomik iyileşme
açısından ilk olumlu işaretler alınmaktadır.
Asya, dünya nüfusunun yüzde 40'ına, ancak dünya GSYİH'sının sadece yüzde 4'üne
sahip iki dev ülkeyi Çin ve Hindistan'ı İçine almaktadır. Her iki ülke ve ayrıca
Asya ekonomilerinin büyük bir bölümü, dî-ğer gelişmekte olan ülkelere kıyasla
daha tutarlı ekonomik büyüme göstermişlerdir. Kore, Tayvan ve Singapur, son on
yıllık dönemde, eğitime yapılan büyük yatırım sonucunda bu grubun dışına
çıkmıştır. AR-GE'ye yapılan güçlü yatırımlar yoluyla, yüksek teknoloji bu
ülkeleri sanayileşmiş ülkelere yaklaştırmaktadır.
Ekonomik alan dışında, dünyada yoksulluk ve çevresel riskleri azaltacak
politikalara duyulan ihtiyaç devam etmektedir. Sanayileşmiş ülkelerde tarım
teşvikleri günde 700 milyon ABD Dolan'nı geçmekte ve kendi çiftçilerine teşvik
vermek için yeterli kaynakları olmayan fakir ülkeleri dezavantajlı bir konuma
getirmektedir.
Bu kırılgan ve karmaşık uluslararası fotoğrafta, tekstil sanayiinin durumuna
bakılacak oİursa, dünya ticareti 350 milyar ABD Dolan'ııa ulaşmıştır. 1998-99'da
iplik ve dokuma kumaşlardaki zayıflık ve konfeksiyon pazarındaki durgunluktan
sonra, 2000 yılında yüzde 7 oranında güçlü bir iyileşme olmuştur ve 2001 yılı
için yüzde 3'lük bir büyüme görülmektedir. 2002 yılında büyüme oranının geçen
senekî kadar olacağı beklenmektedir, ancak bu 1990'h yıllarda konfeksiyonda
kaydedilen ortalama büyüme oranının sadece yansını temsil etmektedir.
Uluslararası tekstil ticaretinde ortalama fiyatlar azalma eğilimindedir ve
bilhassa konfeksiyonda 1990lardan beri satış fiyatlarında yüzde 15 civarında
düşüş yaşanmıştır.
2001 yılında, 52 milyon tonun üzerinde olan dünya tekstil elyaf tüketimi,
ekonomik gelişmelerden, 1990'lı yıllarda yıllık ortalama yüzde 2,6, 2000 yılında
yüzde 3,4 oranında büyüyen ve 2001 'de durgunluk gösteren dünya GSYİH'sından
kuvvetli şekilde etkilenmiştir. Son ekonomik göstergelere göre. 2002 yılında
dünya elyaf tüketiminde 2001'e göre herhangi bir iyileşme beklenmemektedir.
Tekstil sanayii, bilhassa temel ürünler sektörü, gelişmekte olan ülkelere,
başlıca Asya ve Okyanusya'ya göç etmeye devam etmektedir. Asya ve Okyanusya,
halihazırda dünya elyaf tüketiminin üçte ikisini temsil etmektedir, pamuk
tüketiminin yüzde 6l'i ve sentetik elyaf tüketiminin yüzde 71'i. Bu bölgede
yapılan makine yatırımları, son 10 yılda yapılan toplam tekstil makine
yatırımlarının yüzde 75-85'ini temsil etmektedir.
Bu göçün bir neticesi olarak, sanayileşmiş ülkelerde iş alanı ve istihdam
azalmaktadır. Avnıpa, Japonya ve ABD'de tekstil sektöründe yaklaşık olarak
sadece 5 milyon kişi istihdam edilmektedir. Amerikan sanayii, Avrupa'da 1980'îer
ve 90'larda gerçekleşenleri şimdi yaşayarak derin bir yeniden yapılanma
sürecinden geçmektedir. Bölgede, daha önce 11 milyon balya olan pamuk tüketimi,
7,5 milyon balyaya düşmüştür ve 2005 yılında kotaların kalkacak olması ve
gittikçe daha açık hale gelen pazar şartları nedeniyle bu miktarın gelecek
yıllarda daha da azalacağı öngörülmektedir.
2005 yılında pazarların açılacak olması, perakendecileri fiyat pazarlığında
güçlü bir konuma getirecektir. Netice olarak, ortalama fiyatların düşmeye devam
edeceği beklenebilir.
Tekstil sanayiinde konsolidasyo-na İhtiyaç olacaktır. İstatistiklere göre, son 3
yılda, yıllık 1l milyar Euro üzerinde satış hasılatı olan firma sayısında yüzde
35 oranında artış kaydedilmiştir.
Güç şartlarla mücadelenin yanı sıra, birçok fırsat da olacaktır. Asya, Latin
Amerika ve Afrika'nın gelişmekte olan ülkelerinde, kişi başına gelirdeki artış,
tekstil sanayiinin büyümesi İçin en büyük potansiyeli temsil etmektedir.
Çin örneğinde, kişi başına tekstil tüketimindeki büyüme oranının, mevcut 5.5
kg/yıldan gelecek beş yıl için yıllık 6.6 kg/yıl'a artış tahmini, pazar
imkanlarının boyutu hakkında önemli bir gösterge oluşturmaktadır.
Elyaf piyasası
Ana teması "Eh/af Piyasası" olan birinci genel oturumda, pamuk elyafı alanında,
Central Cotton Company (Liverpool) Müdürü Robert Carter, "Pamuk Pazar Durumu";
Cotton Incorporated (ABD) Başkan Yardımcısı Dean Turner ile Cotton Council
International (Washington) Başkanı William Dunavant, "Pamuk Satışınm
Aıtınlmasını Sağlayan Unsurların Yeniden Ele Alınması" başlıklı konuşmalar
yaptılar. İnsan Yapısı Elyaflar alanında İse, PCI Fibres & Raw Materials
(İngiltere) Elyaf Danışmanı Bruna Angel, "Uluslararası Pazar Durumu"; Reliance
Industries (Hindistan) Polyester Bölüm Başkanı Subodh Sapra, "Pamuk Ülkesinde
Polyester Elyafı: Re-liance Deneyimi'' başlıklı konuşmalar yaptılar.
PCI Fibres & Raw: Materials Elyaf Danışmanı Bruna Angel, tebliğinde dünya
genelinde ve seçilmiş bölgeler-de, ABD / Kanada; Batı Avrupa / Büyük Avrupa
(Batı Avrupa, Türkiye ve Doğu Avrupa dahil); Çin ve Hindistan'da elyaf talebinde
son durumu gözden geçirdi. İşte bu konuşmadan bazı tespitler:
"2000 yılında, tüm elyaflar için nihai talep yüzde 4,6 artışla 53,3 milyon ton'a
ulaşmıştır. 2001 yılında, bilhassa ABD ve Batı Avrupa'da, tüm elyaflara olan
talep beklenenden daha kötü gerçekleşmiştir. Ancak, Çin'de hem fabrika talebi
hem de nihai talep beklentileri aşmıştır. 2001'de, tüm elyaflar için nihai talep
yüzde 0,4 azalarak 53,1 milyon ton olmuştur, insan yapısı elyaflara olan talep
yüzde 0,6 düşmüş, pamuğa olan talep hemen hemen aynı kalmış ve yün talebi yüzde
2,7 düşmüştür.
2002 yılında, elyaflar için nihai talebin 54,7 milyon ton'a doğru yavaşça
iyileşme göstermekte olduğu görülmektedir ve ondan sonra İyileşme 2003'ten
2005'e kadarki büyüme eğilimine göre devam etmektedir. Buna göre 2005 yılında
nihai elyaf tüketimi 61,6 milyon tona ulaşacaktır.
Seçilmiş bölgelerde tüm elyaflar için nihai talebe bakılacak olursa, Çİn 2001 ve
2002 yıllarında sırasıyla yüzde 8,4 ve yüzde 5,3'lük yüksek büyünıe oranlarını
muhafaza etmekte ve 2003 yılında yüzde 4,0'e doğru hafifçe yavaşlamaktadır.
Bunun sadece yurtiçi talep olduğu dikkate alınmalıdır.
Batı Avrupa'da, tüm elyaflara olan nihai talep 2001 yılında hemen hemen aynı
kalmıştır ve 2002 ve 2003'te çok az bir büyüme beklenmektedir. Batı Avrupa'da
tüketici güveni kuvvetli değildir ve bölgedeki bazı büyük ekonomileri etkilemeye
devam edecek sorunlar mevcuttur. Bu sorunlar arasında yüksek ve artan işsizlik,
yavaş ekonomik büyünıe, bu yavaş büyüme ortamında Avrupa Parasal Birlik
hedeflerini gerçekleştirmekteki güçlükler ve Avrupa BirlİğTnin genişlemesinin
finansmanına ilişkin belirsizlikler yer almaktadır.
İnsan yapısı elyaflar alanında, 2000 yılında yüzde 6'lık kuvvetli bir büyüme
oranı ile 32,1 milyon tona ulaşılmasının ardından, 2001 yılında talep yüzde 0,6
gerileyerek 31,9 milyon ton olmuştur, bunun başlıca sebebi Kuzey Amerika'da
talebin keskin bir şekilde gerilemesidir. 2005 yılında, insan yapısı elyafta
toplam taîebin 38,7 milyon tona ulaşacağı tahmin edilmektedir.
Pamuk elyafında ise, dünya genelinde nihaî talep 2001'de sadece yüzde 0,1
artarak 19,8 milyon ton olmuştur. Pamuğa olan talebin 2002 yılında bir miktar
artması beklenmekte ve 2005 yılına kadar ise 21,4 milyon ton'a ulaşacağı tahmin
edilmektedir.
Yün elyafında ise, nihai taiep 2001 yılında, azalan üretim, yükselen fiyatlar ve
genel olarak elyaf talebinde güç durumun bileşimi sonucu, yüzde 2,7 oranında
düşüş göstermiştir. Projeksiyonlara göre, 2003 yılında da bîr miktar düşüş
beklenmektedir.
Her bir elyafın toplam tüketim içindeki paylanna bakılacak olursa, dünya
genelinde yünün payı 2000'deki %2,7'den 2005'de %2,4'e, pamuğun payı 2000
yılındaki %37'den 2005 yılında %35'e düşmektedir, buna karşın insan yapısı
elyafların nihai tüketim içindeki payı ise 2000'deki %60'dan 2005'de yaklaşık
%63'e artış göstermektedir.
2020 yılına kadar yapılan bir modellemede, kotaların olmadığı bir dünyada,
Çin'in dünya tekstil piyasalarında hakimiyeti gözler önüne serilmektedir.
1990larda Çin'in fabrika elyaf talebinde payı, akrilik, polyester fi-lamenî ve
polyester ştapel için %13,9 ile %18,7 arasında İdi. 2020 yılında, Çin, elyaf
tüketiminde payını, akrilikte %44,5, polyester filamentte %49,3 ve polyester
ştapeİde %47,2'ye yükseltebilecektir.
Burada sorulacak soru, dünyanın geri kalan kısmının Çin'in bu hakimiyet
seviyesine nasıl uyum sağlayacağı ve sadece Kuzey Amerika ve Batı Avrupa değil
diğer birçok küçük ülkenin de, hem ihracat pazarlarında hem de kendi iç
pazarlarında kendi ürünlerinin Çİn ürünlerine karşı rekabet edemediğini
gördükten sonra, yeniden kotalar veya diğer ticaret engellerini tekrar
uygulamaya koyma hususunun gündeme gelip gelmeyeceğidir.

Asya tekstilinin durumu Ana teması "Kotaların ötesinde Asya tekstil sanayii"
olan ikinci genel oturumda, KSA Technopak India Ltd. Başkanı Arviııd Singhal,
"Global Perakendecilikte Konsolidasyon'un Asya Tekstil ve Konfeksiyon
Üreticilerine Etkileri" konulu bir tebliğ sundu. Arvind Singhal, tebliğinde,
tekstil ve konfeksiyon tedarik zincirinde kaydedilen önemli değişimleri şöyle
analiz etti:
"Günümüzde, dünya tekstil ve konfeksiyon ticareti yaklaşık 360 milyar ABD doları
civarındadır. Bu toplam İçerisinde konfeksiyon ürünleri ticareti 200 milyar ABD
Doları tutarındadır. Konfeksiyon alanında başlıca tüketici ülkeler olan ABD, AB
ve Japonya'nın konfeksiyon ithalatı sırasıyla 66 milyar $, 52 milyar $ ve 19
milyar $'dır. Bu ülkeler için tedarik zinciri tüm dünyayı dolaşmaktadır. Bu
ticarette, San Deniz bölgesi (Çin, G. Kore, Tayvan, Endonezya) ve Hindistan,
Pakistan, Sri Lanka ve Bangladeş ile Asya kıtası üstünlük kurmaktadır.

Tedarik zincirinin talep tarafı, perakendecilerden oluşmakta olup, perakende
alanında çeşitli değişimler yaşanmaktadır ve bu değişimler tedarik kesimini de
etkilemektedir.
Tüm tüketim malları kategorilerinde dünya genelinde perakende satışlan yaklaşık
7 trilyon ABD Dolan olarak tahmin edilmektedir, bunun içinde en büyük 200
perakendecinin satışlan İse yaklaşık 2,1 trilyon ABD Dolandır. En büyük 200
perakende firmasının çoğu 1994-1998 yıllan arasında yüzde 4,5 ila yüzde 9
arasında değişen yüksek büyüme oranlarına ulaşmış olmakla beraber, son yıllarda
bir miktar yavaşlama görülmektedir. 1999'da yüzde 5 olan büyüme oranı 2000'de
yüzde 2,6'ya düşmüş ve 2001'de de düşüş devam etmiştir (muhtemelen global
ekonomideki yavaşlamanın yansıması olarak). Bununla beraber, en büyük 200
perakende firmasının yıllık büyüme oranları yavaşlamakla birlikte, en büyük 10
firma 2000 yılında satışlarını dikkat çekici bir oranda yüzde 28 oranında
artırmışlardır. Bu durum gerçekten perakende alanında konsoli-dasyon çağına
işaret etmektedir.

Günümüzde en büyük 200 perakendeci firmanın toplam satışları, dünya genelinde
toplam satışların yüzde 30'unu oluşturmaktadır. Dünya perakende satışlarında
Amerikan tırmalan ağırlık kazanmaktadır (en büyük 200 perakende firması içinde
78 Amerikan firması yüzde 49 paya sahip bulunmaktadır).
Yurtiçi pazarlar doyma noktasına ulaşınca, perakendeciler diğer ülkelerde
fırsatlar aramaktadırlar ve bu sureüe perakende dünyasında globalizasyon
başlamaktadır.
Global perakendeciler yeni pazarlarda mevcudiyetlerini artırdıkça, bu yeni
pazarlara sevkiyat yapabilmek için tedarik zincirlerinde de sürekli olarak
değişiklikler yapmaktadırlar. Gelecek yıllarda, birçok yerli perakendecinin,
kendi ülke pazarlarına daha fazla global perakendecinin, girmesi sonucu, daha
güç şartlarda mücadele etmesi muhtemeldir. Bu durum, eğer en büyük 200-300
perakende firmasının tedarik zincirine dahil değillerse, yavaş fakat derece
derece elİminasyonla karşı karşıya kalacak olan tekstil ve konfeksiyon
firmalarının çok büyük mücadeleler vermesini gerektirecektir. Bu nedenle,
tekstil ve konfeksiyon firmalarının tedarik zincirlerini daha iyi anlamaları
gerekmektedir.

Ertekin Ashaboğlu ITMF Yeni Delhi Konferansında görüşlerini açıklarken
Tekstil ticaretinin iyileştirilmesi
İkinci genel oturumda, Arvİnd Sing-hal'den sonra, Dünya Ticaret Örgütü Tekstil
Bölüm Müdürü Alberto Campe-as, "Pazara Giriş Şartlarında Liberalizas-yon Yoluyla
Tekstil Ticaretinin İyileştirilmesi"; Vardhman Group (Hindistan) Başkanı
S.P.Oswal, "Güney Asya Tekstil Sanayiinin Önündeki Yol"; P.T. Apac Inti Corpora
(Endonezya) Müdürü Jutti Chandra Suresh, "Kotaların Ötesinde Asya Tekstil
Sanayii: Güney Doğu Asya Bakış Açısı" ve Itochu Textile Instİtute Inc. (Japonya)
Başkanı Akio Mera, "Çin" konulu tebliğler sundular.
Dünya Ticaret Örgütü Tekstil Bölüm Müdürü Alberto Campeas, tebliğinde şu
görüşleri belirtti:
"Kotaların Ötesinde Asya tekstil sanayii" teması ile bu oturumda, mevcut kota
sistemi ortadan kaldırıldığında, tekstil ve konfeksiyon ticaretinin alacağı
muhtemel yön müzakere edilecektir. Ancak, tekstil ve konfeksiyon ticaretinde
kota sonrası durumla İlgili herhangi bir değerlendirme, 1 Ocak 2005'te değil, bu
kotaların kaldırılması için geçiş döneminin başladığı l Ocak 1995'ten itibaren
başlamalıdır. O tarihte, DTÖ Tekstil ve Konfeksiyon Anlaşması ATC'nin yürürlüğe
girmesi, 2004 yılı sonunda tüm kalan kotaların tamamıyla kaldırılması şeklinde
son noktaya varacak olan bir geçiş prosesini harekete geçirmiştir. Bu kademeli
geçiş sistemi, aslında, ATC anlaşmasını müzakere eden ülkeler tarafından ve hem
gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde tekstil ve konfeksiyon .sanayilerinin
kotasız bir ortama düzgün bir şekilde uyum sağlamaları İçin yeterli zaman vermek
suretiyle, tekstil ticaret sisteminde ani değişimlere maruz kai-mamak amacıyla
kabul edilmiştir.
Geçiş süreci, mamulleri DTÖ'nün ticaret kurallarına tam olarak entegre etmek
üzere, dört safhalı bir proses üzerine kurulmuştur. Prosesin üçüncü safhasına
2002 yılı başında ulaşılmıştır, bugün itibariyle sonuca iki yıl ve iki ay
kalmıştır. Tekstil ve konfeksiyon ürünlerinin hemen hemen yarısı entegre edilmiş
olmakla beraber, ticareti kısıtlamaya tabi tutan üye ülkelerde AB, ABD ve
Kanada'da bu ürünlerin sadece yüzde 20'si kotaya tabiydi. Ürünlerin kalan yüzde
49'u kotaların yüzde 80'ine karşılık gelmektedir, bunların da ya kalan iki yıl
içerisinde veya 31 Aralık 2004'te kaldırılması gerekmektedir. Bu hususta birçok
ihracatçı ve gelişmekte olan ülke, kotaların büyük bir bölümünün son safhaya
bırakılmasının, pazara giriş şartlarının iyileştirilmesini sağlamadığından
şikayetçi olmuşlardır. Ancak diğer taraftan, DTÖ üyesi ülkelerin, mevcut
tuttukları kotaları ATC anlaşmasının her safhasının başında yıllık büyüme oranı
kaçlar arttırmalan da şart tutulmuştur. Bu şart da yerine getirilmiştir.
|