Bu Sayı
Editör'den
Güncel
1938-2002
MİNNETLE ANIYORUZ
Narin: 4
Kasım mesajları doğru alınmalı
Tekstil'de
"2005 sonrası" Cenevre'de masaya yatırıldı
Baydur: İş
Kanunu unutulmasın
Çin tekstil
sektörüne yerinde ziyaret
ITMF Konferans
Dünya tekstili
kaderini Yeni Delhi'de aradı
Söyleşi
Adnan Öcalgiray
Hukuk
Prof. Dr. Tankut
Centel
|
Söyleşi
Türk örgü ipliğini dünyaya tanıtan
renkli bir kişilik:
Adnan Öcalgiray

Türkiye'nin en önemli el örgü yünü ve triko ipliği üreten firmalarından Ormo Yün
İplik Sanayi ve Ticaret AŞ'nin Yönetim Kurulu Başkanlığı'nı yapan Adnan
Öcalgiray, sevecen tavırları ve renkli kişiliği ile çevresindeki insanlara ve
çalışanlarına sürekli pozitif enerji veriyor, Babasından aldığı bayrağı büyük
bir mutlulukla taşıyan Öcalgiray, dünyanın hemen her yerinde "Türkiye'de el örgü
yünü ve triko ipliği üreten Ormo var" denmesinin gururunu yaşıyor.
Adnan Öcalgiray, üniversite öğrenimini tamamladıktan sonra "Yurtdışına mı
gideyim, burda mı kalayım diye" düşünürken, kendini, o zaman ismi Benal Mensucat
olan İşletmelerini Orhangazi'ye taşıma projesinin içinde bulmuş. Hiçbir zaman
işkolîk olmayı istemediğini dile getiren Öcalgiray, sporla içice yaşamayı ve
dünyayı dolaşmayı çok seviyor. Adnan Öcalgiray, dünyayı tanımak gerektiğini,
dünyayı tanıyan bir işadamının vizyonunun çok daha İleriye gittiği görüşünü
savunuyor.
Gençliğe ve gençlere çok önem verdiğini, Türkiye'nin tek çıkış yolunun gençler
olduğunu anlatan Öcalgiray, onların fikrini almakta çok büyük yarar olduğunu,
siyasette de genç insanların yer almasını istiyor.
Şimdi Adnan Öcalgiray'ın ağzından, yaşantısı, gençlere verdiği önem ve siyasete
bakış açısına bakalım:
- Adnan Öcalgiray kimdir?
AO: 23 Ekim 1951 tarihinde İstanbul'da doğdum. Liseyi İstanbul Erkek
Lisesi'nde bitirdim. Daha sonra İstanbul Teknik Üniversitesi'ne girdim.
Üniversiteden mühendis olarak mezun oldum. Ormo, bizim aile şirketimiz. Babam
çalıştırıyordu. Onunla beraber Orhangazi'deki Or-mo'yu kurduk. Ondan sonra uzun
müddet beraber çalıştık. Yaşı ilerlediği için bayrağı biz aldık. Hiçbir zaman
işkolik bir insan olmak istemedim. Yani işten başka hiçbir şeyi düşünmeyen bir
işadamı olmak istemiyorum. Hobilerim var. Spor yapıyorum. Tenis oynuyorum. Yeni
yeni golfe başladım. Bunun yanında çok uzun olmasa da kısa kısa, ama sık sık
tatiller yapmaya çalışıyorum, yapıyorum da. Dünyayı tanımayı çok seviyorum.
Çünkü dünyayı tanıyan insanın vizyonunun da çok İleri gittiği görüşündeyim. Bu
iş hayatında da önemli.
- İş hayatına ne zaman ve nasıl atıldınız?
AO: İş hayatına üniversiteyi bitirdiğim seneler atıldım.
Üniversiteyi 1975 yılında bitirdim. O zaman İstanbul'daki Benal Mensucat'ı
Orhangazi'ye taşıma projesi vardı. Teşvik alındı. O sırada yurtdışına mı
gideyim? Orda mı devam edeyim? Burda mı devam edeyim? derken kararımı verip bu
fabrikanın kurulmasında rol oynadım ve verdiğim bu kararla da, halen burada
çalışmaya devam ediyorum.
- Bir gününüz nasıl geçiyor?
AO: Sabah genelde 07.30'da kalkıyorum, 1 saat hızlı yürüyüş ve koşu yapıyorum.
Ama bunu hergün yapamıyorum. Haftanın 3 günü minimum yapmak istiyorum. Ofise
09-30 gibi geliyorum. Günün şartlarına göre bazen 17.00'de, bazen 18.00'de,
bazen de 20.00'de çıkıyorum. Ama birgün 20.00'de çıkıyorsam onu 3 gün
yapmıyorum. Çünkü inanıyorum ki aşırı eforda çalıştığımız zaman karar
mekanizmamız zayıflıyor. Biz karar mekaniz-masıyız. Doğaı kararlar vermeliyiz.
Çok güzel bir organizasyon kurduğum kanaatindeyim. Genç arkadaşlarla bir ekip
oluşturduk. Bizde artık karar tek benden çıkmıyor. Bir ekibimiz var. Beraber
oturup genelde bütün kararları beraber alıyoruz. Çünkü bir insanın karannda
doğruluklar olduğu gibi zaman zaman yanlışlıklar da oİur. Ama 5-6 kişiyle bir
karar verildiği zaman hata yapma riski sıfıra yakın olur. Ekip çalışması benim
İçin çok önemli.
- Hobilerinizden söz edelim biraz isterseniz...
AO: Kışın kayak yapanın. Ben İstanbul doğumluyum. Ama babam 5 yıl Bursa Merinos
Fabrikası'nda çalışmış. Orada büyüdüğüm için o yaşlarda kayağı öğrendim ve halen
severek yaparım. Kışın Uludağ'a giderim. Bunun dışında spor yaparım. Kitap
okumaya çok sevmeme rağmen maalesef vaktim olmuyor. İş ve spor dışında bir de
kitap okumak İçin çok da vakit bulamıyorum. Ancak seyahatlerde okuyabilirsem 1-2
kitap okumaya çalışıyorum. Fenerbahçeliyim. Hem 1907 üyesiyim, hem de Fenerbahçe
Kulübü Kongre Üyesi'yim. Fenerbahçe'nin bu sezon ne yapacağına değil,
Galatasaray'ın ne yapıp yapamayacağına bakmak gerekir. Galatasaray çok başarılı
olabilir. Galatasaray başarılı olursa Fenerbahçe'nin işi zor. Galatasaray
başarılı olamazsa, o zaman Fenerbahçe aradan sıyrılabilir. Fenerbahçe'nin daha
yolu var.
- Siyasete ilginiz ne düzeyde?
AO: İnsanlar, "siyasete girmek lazım" diyor. Siyasetie ilgili
Orhangazi'de ufak tefek çalışmalarım oldu. Ancak bu sistemde siyaset yapmak zor.
"Ben hakikaten memleket için birşeyler yapmak istiyorum, şahsım için birşey
yapmak istemiyorum" diyen bir İnsan bu sistemde hiçbir yere gelemez. Bunun zaten
örnekleri de görülüyor.
- İş dünyasının siyasette aktif rol almasına yönelik düşünceleriniz nelerdir?
AO: İş dünyası siyasette aktif rol alamaz ki. İş dünyası eğer bir parti
liderinin adamı değilse siyasete giremez. İş dünyası siyasette kesinlikle yer
almalı. En azından temsilci olarak milletvekilleri olmalı. Türkiye'de çok köklü
değişikliklere gerek var. Tamamıyle Türkiye dinamiklerinin idaresini aştığı
kanaatindeyim. Türkiye, işadamıyla, işçisiyle, köy-İüsüyle, hizmet sektörüyle,
herşeyiyle idare edenleri çok aşmış durumda, bütün sıkıntısı bu. Bu idare eden
de kendi kalitesini getiremediği sürece bu ikilemi yaşanz. Yani oraya gitmenin
de yolian tıkalı. Oraya kaliteli İnsanlar çıksın gitsin. Ama onun da yolunu
tıkamışlar. Kısacası bir yere bir parti başkanlığından torpilli geleceksin. Bunu
kabul etmeyip "Ben halkın arasından geleceğim, halk beni yukarı çıkarsın, nereye
kadar gidebilirsem gideyim" dersen bunun yollan tıkalı. Sistem böyle.
- Hayatta gerçekleştirmek istediğiniz en önemli hedefiniz nedir?
AO: Hiç düşünmedim. Sağlıklı huzur içinde yaşamak. Bunu da yapıyoruz. "Daha 5
tane fabrikam olsum, şu kadar işim olsun, şöyle yapayım, Türkiye'ye başbakan
olayım, Cumhurbaşkanı olayım" diye bir iddiam yok. Yalnız para kazanmanın
dışında topluma faydalı işler yapmak lazım. Çok fazla büyük hırsım da yoktur.
Ormo, dünyada kapasite olarak bu işi yapan 2. fabrika. Bugün nereye giderseniz
gidin, Tükiye'de el örgü yünü ile uğraşan Ormo'nun olduğu biliniyor. Bu bence
bir başarıydı. Bunun iddiasıyla yola çıktık. Bunu yaptık ve bundan büyük bir haz
duyuyoruz.
- İşletmeniz Bursa'da siz İstanbul'da yaşıyorsunuz. Geliş gidişiniz zor
olmuyor mu?
AO: Bursa'ya haftada bir iki kez geliyorum. Sistemi güzel bir şekilde oturttuk.
Ormo kurulurken Bursa bu kadar gelişmemişti. Merkezimizi İstanbul'da tuttuk ama
genel bütün birimler burada. Yavaş yavaş da bütün birimleri buraya getirmeyi
düşünüyorum.
- Gençlere iş hayatında neler önerİyorsunuz?
AO: Türkiye'nin her alanda gençlerin önünü açması gerekir. Ülkenin tek çıkış
yolu budur. Ben bu fabrikaya ilk geldiğimdeki heyecanımı biliyorum. Bir de
şimdikini. Bu gayet açık. Belli bir şeyi yaptıktan sonra insan doyuyor. Yaş ne
olursa olsun, bir yavaşlık getiriyor. Bu bir kural. Bunun dışında olan insanlar
var. 18 yaşında olup 80 yaşında İnsanın dinamiği olmayan, 80 yaşında olup 18
yaşındaki İnsanın dinamiği olan. Ama bunlar kural dışı. Benim fabrikamdaki
yöneticilerim genç insanlar ve ben fikir olarak gençliğin işi daha İyi yaptığına
inanıyorum. Her işte böyle. Siyasette de gençler gelse. Genç insanın fikrini
dinleyeceksin. Genci bir yere koyup, "Bu gençtir. Bu birşeyden anlamaz11
demeyeceksin. Fikrini söyleyecek ve ne demek istiyor diye oturup dinleyeceksin.
Onun dediğinden yüzde 20 bir yer bulursunki, o da sana çok faydalı olur. Genç
insan daha üretici. Amerika'da başanlı gençlerin önünü açıyorlar. Bu İş daha
üniversitelerde başlıyor. Amerika'da laboratuvarlar hep büyük şirketler
tarafından finanse ediliyor ve 24 saat açık. Bir öğrencinin gece aklına bir
fikir geldiğinde laboratuvara gelip onu yapıyor. Onun bir masrafı var. Onun
masrafını da şirket karşılıyor. Buna karşılık bütün araştırmasını geliştirmesini
o üniversitedeki öğrencilere yaptırıyor. Bu sistemlerin bir anda Türkiye'ye
getirilmesi zor ama en azından ülkemizde gençlerin önünü açılması gerekir.
Türkiye'nin çok genç bir nüfusu var ve bana göre ülkenin geleceği gençlerde.
- Teşekkür ederim. |