Bu Sayı
Editörden
Güncel
Halit NARİN: "İşsizler ordusuna yeni işsizler eklenmesin"
İthalatçı birliklerine üyelik başvuru usul ve esaslarına
ilişkin tebliğ
Vergide köklü değişiklikler
TGSD'nin yeni yönetimi
Genel Kurul
19. Olağan Genel Kurul
Görüş
TGSD
Başkanı Umut Oran:
Sektördeki diğer kurumlar bizim için çok önemli
Söyleşi
Eren
Holding
Hukuk
Prof.Dr.Tankut Centel
Sektör
Krizin
Ege'de yarattığı hasar
|
Söyleşi
Eren Holding'in hedefi Lacoste'u Türkiye'de üretip Fransa'ya satmak
Er-os markasıyla 1970'li yıllarda iç çamaşırı üreterek
tekstil sektörüne giren Eren Holding, sektörde ünlü Fransız giyim markası
Lacoste'la birlikte büyüyor. Lacoste'u Türkiye'den sonra Türki Cumhuriyetlere de
taşıyan Eren Holding, yurtdışındaki ilk Lacoste mağazasını Azerbaycan'ın
başkenti Bakü'de açtı. Grup markayı önümüzdeki dönemde Kazakistan'ın Almatı
kentine de taşıyarak "köprü" görevini sürdürecek. Pahalı ürünler olmasına rağmen
Lacoste'un Avrupa ve Türkiye'deki
satışlarının iyi
gittiğini belirten Eren Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Eren, yurtdışında
mağaza açmaya devam edeceklerini söylüyor.
Son yıllarda tekstilin yanı sıra kağıt, çimento, enerji ve turizm sektörlerine
de yatırım yapan Eren Holding'in "amiral gemisinin halen tekstil grubu
şirketleri olduğunu belirten Ahmet Eren, Er-De Pazarlama AŞ bünyesindeki Lacoste
markası ile ilgili hedeflerini anlattı.
Eren, şunları söyledi:
"Lacoste'da hedeflediğimiz noktaya henüz ulaşmış değiliz. Lacoste'un Avrupa
üretiminin tamamını Türkiye'de yapmak istiyorduk, başlangıçtaki amacımız da
buydu. Çünkü Türkiye tekstil üretiminde belli seviyeye ulaşmış bir ülke.
Dolayısıyla hem işgücü, hem de teknoloji olarak bu güce sahibiz. Ancak ağır iş
yasaları, ağır devlet yükleri ve insanı canından bezdiren bürokrasi nedeniyle bu
amacımıza ulaşamadık. Lacoste'un İtalya'dan aldığı kumaşlar var. Biz onları
burada üretme planlan yapıyoaız. Lacoste buraya gelmese de biz hiç olmazsa
kurnası onlara satalım diye düşünüyoruz. Bunu gerçekleştirdiğimiz taktirde
Lacoste'un buraya gelme şansı da artabilir. Şu anda Romanya'da dikimini
yaptırıyorlar. Bu hafif bir sanayi dalıdır. Zaten Romanya'da, Bulgaristan'da
Türkiye'nin kalitesinde ürün üretmek mümkün değil. Biz geriye doğru kumaşım,
boyasını burada kurmaya, onları bu yatırıma ikna etmeye çalışıyoruz. Asıl
amacımız Fransa'ya ihracat yapmak. Türkiye'de pamuk var, bu ürünlerin çoğu da
pamuklu ürünler. Yeter ki yabancı sermayeye karşı hükümetin tutumu değişsin."
"Tekstili ihmal ettik"
2001 yılında 300 milyon dolarlık ciro gerçekleştirdiklerini ve bunun yüzde
30'unu ihracatın oluşturduğunu kaydeden Eren, son yıllarda Uzakdoğu rekabeti
nedeniyle tekstil sektörüne yatırımı ihmal ettiklerini, ancak önümüzdeki dönemde
katma değeri yüksek tekstil ürünlerine yeniden ağırlık vermeyi planladıklarını
söyledi. Eren, "Çin, Hindistan, Pakistan gibi Uzakdoğu ülkelerinin etkisi altına
girerek zor rekabet edeceğimizi hesaba kattık ve tekstili biraz ihmal ettik.
Çimento ve kağıt gibi dış rekabetten kolayca etkilenmeyecek sektörlere yöneldik,
ancak üstün nitelikli tekstil ürünlerine yatırım yapılabilir diye de bugünlerde
görüşlerimiz değişiyor. Çünkü AB'ye katılmamız halinde tekstil sektörünün şansı
çok artacak" diye konuştu.
Er-os markasıyla üretilen ürünlerin İç piyasada satıldığını belirten Eren, bunun
yanında Amerikalı firmalara da fason üretim yaptıklarını, üretimin yüzde 80'İni
İhraç ettiklerini söyledi. Holding'e bağlı İşletmelerin tam kapasiteye yakın
çalıştıklarını kaydeden Eren, şöyle devanı etti:
Üretimi ihracat sürüklüyor
"Bunda asıl etken ihracattır. Tekstil, kağıt ve çimento fabrikalarımız ihracat
olmasa yarı kapasite ile çalışmak durumundalar. Hepsi ihracat sayesinde
gidiyorlar. Ancak ihracat da kurlardaki olumsuz gidiş nedeniyle canlılığını
kaybedecek diye korkuyoruz. Sayın Kemal Derviş, enflasyonla kur arasında
paralellik olacağını söylemişti, henüz bu sağlanmış değil. Bazı iktisatçılar kur
oynadığı zaman ithalatın artacağından dolayı enflasyonun yükseleceğini
savunuyor. Enflasyon belli bir oranda artabilir, ancak uzun vadede giderek
azalacaktır. Hem tüketim mallarında, hem ara mallarda, hem de ikame mallarda
ithalat azalacaktır. Sanayinin içinde olmayan iktisatçılar zannediyorlar ki
kurlar artar artmaz Türkiye o ithalatı yapmak zorunda, hayır şu anda eskiden
olduğu gibi ithali mümkün olan bazı mallar Türkiye'de yeniden üretilmeye
başladı. Türkiye'de yan sanayi dediğimiz önemli bir sanayi var. Kurlar baskı
altına alındığı zaman bu ürünlerin ithali cazip hale geliyor. Kurlar ne kadar
yüksek olursa olsun bir sorun olmaz, bir süre sonra Türkiye ihracat modeline
oturtulmuş bir üretim ülkesi haline gelir."
Sendikalı azınlığa ayrıcalık
Son günlerde tartışılan İş Güvencesi Yasası'na da değinen Eren, bu yasanın zaten
kıt olan yabancı sermaye yatırımlarını daha da baltalayacağım savundu. Eren,
"Yabancı sermaye uygun ortam arar. Bunlardan biri de iş gücü yasalarıdır, esnek
çalışma modelleridir. Türkiye'den Romanya'ya, Bulgaristan'a işveren gidiyor. Bu
ülkelerden de Türkiye'ye işçi geliyor. Demek ki tersine bir akım var. Bunu
kesmek lazım. Türkiye'yi işveren için bir cehennem durumuna getirmekten kaçınmak
lazım. AB'ye katılmak için bu iş yasalarını çıkarmak durumundayız deniliyor.
Hayır biz bunun doğru olmadığım ispat ettik. Yasa, sendikal nedenlerden dolayı
bir işçiyi çıkardığınızda çok ağır tazminatlar getiriyor. Bir çalışanın sendikal
nedenlerden dolayı çıkarılmadığını ispat etme yükümlülüğünü de işverene veriyor.
Dünyanın hiçbir yerinde böyle bîr şey yok. Eğer bir şeyi iddia ediyorsanız onu
ispat etme yükümlülüğü size ait olmalı. Bizim iş yasalarımız Avrupa'nın en ağır
yasası. Bunun yanında Türkiye Avrupa'da İşsizliğin en fazla olduğu ülkedir.
Böyle bir çelişki olmaz. Türkiye'de milyonlarca işsiz varken sendikalı olan
mutlu bir azınlık var. Bu yasayla bu mutlu azınlık korunmak isteniyor. Halbuki
sosyal hukuk açısından en alt kademe olan İşsiz kitleyle İlgilenmek lazım. En
alt kademedeki işsizleri koruyucu, iş imkanı yaratıcı yasaların çıkartılmasından
yanayız" diye konuştu.
|