[ , ]    Sayı:269  MAYIS 2002

TÜTSİS     Künye     Geçmiş Sayılar

Bu Sayı

 

Editörden


Marmaris Semineri

  Türkiye güçlü ekonomiye nasıl geçecek?

  Narin: destek, sıkıntıları yaratan sektöre değil, üretene verilmeli

  Devlet Bakanı Mehmet Keçeciler:
"Türkiye'nin problemleri var" diyen haklıdır

  MHP Genel Başkan Yardımcısı Şevket Bülent Yahnici:
250 milyar dolar kaybettik.

  TİSK Yönetim Kurulu Başkanı Refik Baydur:"Ümitlerimizi kırarsak her şeyimizi kaybederiz"

  TİM Yönetim Kurulu Başkanı Oğuz Satıcı: "Güçlü ekonomiye böyle geçilmez"

  Sendikacılar ne diyor?

  Dr. Rüştü BOZKURT: Marmaris semineri ve gözlemler


 Söyleşi

  Necmettin OZTEMİR: İstanbul yaklaşımı: Bir uzlaşma ve dayanışma yöntemi


 Forum

  Lodz'da tekstil forumu


 Yöre

  Kastamonu'da el dokuması yeniden canlandı


 Hukuk

  SENDİKAL NEDENLE FESİH

Marmaris Semineri

Marmaris semineri ve gözlemler

Dr. Rüştü BOZKURT

 

Türkiye Tekstil Sanayi İşverenleri Sendikası'nın geleneksel seminerinin yirmi birincisi bu yıl Marmaris'te yapıldı. Seminerden çıkardığımız dersleri, 'kurumsal mesajlar', 'tartışmaların özü', 'girişimcilerin mesajı' ve 'çıkarılan sonuçlar' gibi alt başlıklarda özetlemeye çalıştık.


Kurumsal mesajlar
Türkiye Tekstil Sanayi İşverenleri Sendikası'nın geleneksel semineri bu yıl da Marmaris'te gerçekleşti. Bir sivil toplum kuruluşunun kendi programını hayata taşımanın düşünce altyapısını oluşturmak için 21. semineri hayata taşıması önemsenmesi gereken bir kararlılık.
Seminerin kurumsal niteliğinin altı çizildikten sonra, üzerinde durulması gereken boyutu olarak bu kurumun hangi mesajları verdiğine bakmak gerekiyor. Mesajlar da yöneticileri tarafından dillendiriliyor. Örneğin, sendikanın Genel Sekreteri Metin Emiroğlu, "...sosyal dayanışmanın güçlendirilmesi, gelir dağılımının düzeltilmesi, üretim artışı, istihdam yaratılması" dileklerini vurgulayan bir mesajla açış yaptı. Emiroğlu'nun, "...reel sektörün bütününü ele almanın" önemini de belirten konuşmasında, parçacı yaklaşımların hedeflere ulaştırmayan enerji kaybına işaret etmesi önem taşıyordu.
Emiroğlu'nun mesajı, bizzat yapılan işin, yani geleneksel seminerlerin verimi ile ilgili idi.. Genel Sekreter, "...hepimiz yaptığımız işin hakkını verelim" çağrısını yapıyor; hiçbir işi hafife almamak gerektiğini belirtiyordu.
 

Sendikanın Başkanı Halit Narin'in konuşmasında da özellikle değinilmesi gereken hususları şöyle sıralayabiliriz:
• Türkiye'de her şey konuşulabiliyor.her şeyin konuşulabildiği Türkiye'de şimdi gündemdeki temel sorun, bu konuşmaların sonuçlarının alınmasıdır.
• Türkiye'nin olumlu ya da olumsuz gerçeklerini paylaşmalıyız;bu seminerler böyle bir paylaşmanın aracı olmalı.
• Türkiye'nin ciddi ve büyük problemleri var. Bu problemleri çözmenin yolu, diyalog geliştirerek tartışmaktır.
• Sorunların halledilememesinin nedenlerinden biri,tek tek iyi olan bireylerimizin bir araya gelerek sorun çözme alışkanlığı kazanmamış olmasıdır.
• En önemli hedef, 'bilgi üreten' kamu ve özel kurumların sağlıklı yapıya kavuşturulmasıdır.DİE'nin gerçek anlamda işe yarar bilgi üretmesi gerekir.
• Kalkınmada 'Özel sektör dinamiği' önemlidir; kamu gelir-gider dengelerine özen gösterilmelidir.
• Ödemeler dengesi sıkıntısını özel kesim yaratmadı; onun çözümünün bedeli bu kesime yüklenmemeli.
• Seçilen ve atananların sorumluluklarını yerine getirmesi gerekir.
• Tekstil sanayinde dünyanın en iyi takımlarından birine sahibiz..Bu takımın önündeki engeller kaldırılmalı, daha da gelişmeleri İçin kanallar açılmalıdır.
Bütün bunlar, konuyla yakından ilgili olan insanlar için sık sık tekrarlanan hususlar.. Bir önemli sivil toplum örgüt liderinin bunu yinelemesinin katkısı, ne yararı olabilir ki, diye düşünenler olabilir.
Önemi şurada: Sosyal olaylarda olayların adlandırılması, kavramların üretilmesi, kavramların düşünceleri biçimlendirmesi,düşüncelerin davranışlara dönüşmesi hiç de kısa bir süreç değil. Tersine uzun bir süreç... Uzun emek, çaba, direnme gücü gerektiren bir süreç.


Tartışmaların özü
Seminerde tartışmaların özüne ilişkin birkaç değerlendirmeyi şöyle sıralamak istiyorum. Siyasilerin mesajlarında şu özellikler vardı:
• Herkes sorunları birlikte yarattığımızı, birlikte çözmemiz gerektiğini söylüyordu. Bu, 'suçu başkasına atıp' rahatlama tuzağından kurtulmaya çalıştığımızın bir göstergesi. Artık siyasetçimiz de, "enkaz devraldım" ucuzculuğuna kapılmıyor.Mehmet Keçeciler ve Şevket Bülent Yahnici'nin mesajlarında bu özellik açıkça gözleniyordu.
• Mesajlarda, slogana, seçmene selam gönderen ucuzculuk da yapılmıyordu. Siyasiler, sorunun bir temel reformlar paketi ile aşılabileceğinin bilincinde idi. Bu açıdan, semineri düzenleyenlerin mesajlarında, konuşmalardan sonuç çıkarma dileğine siyasilerden bir yakınlaşma vardı.
• Sorunların açıkça söylenmesi, tartışılması konusunda da bir mesafe kat edildiği açıkça gözleniyordu. Çıkarılması gereken yasalar bir bir söyieniyor; bu konuda herkesin üzerine düşeni yapacağı belirtiliyordu.
• Sadece ekonominin kurumlarını düzeltmenin yeterli olmayacağı, idari yapının da ona uyum sağlayacak biçimde yeniden örgütlenmesi isteniyordu.
• Refik Baydur, Oğuz Satıcı, Süleyman Çelebi, Zeki Polat ve Yusuf Ergin'in mesajlarında da, farklı çıkarları temsil eden bu örgüt yöneticilerinin, ayrılan talepleri yanında, birleşen, ülke için ortak politika üretilmesi önerileri sunanlar daha baskındı. Bu eğilim, ülke sorunları hakkında sosyal tarafların bir 'ortak akıla' kapı açtıklarını gösteriyordu.


Girişimciler
Ahmet Zorlu, Ahmet Eren, Ekrem Pakdemirli, Mustafa Aysan, Zekeriya Yıldırım, Tevfik Altınok gibi girişimci ve eski bürokratların konuşmalarında hangi ortak noktalar olduğunu da birkaç noktada toplayabiliriz:
• Kitle dalkavukluğu yapılmadı. Verilen mesajlarda, salonda bulunanların hoşlanacakları sözler seçilmedi; tam tersine herkes 'doğruluğuna' inandığı şeyleri anlattı.
• Reel sektörün sıkıntıları özellikle belirtildi; ancak reel sektörün kendi içinde zaafları da anlatıldı. Yani bugün yaşadığımız sıkıntının sadece kamu yönetimlerinin yarattığı bir sıkıntı olmadığı, özel kesiminde yanlış yapılanmasının etkileri tartışıldı,
• "Zihniyet değişiminin" önemli bir aşama olacağının altı çizildi.
• Uzun dönemli 'stratejilerin' gerekliliği üzerinde görüş birliği vardı.
• Kurumlar arasında 'diyalog' konusundaki eksikliğimizin; işleri 'koordine etme' becerisindeki noksanlığın yarattığı kaynak israfı üzerinde önemle duruldu.
• Özellikle girişimcilerin 'devletten bekleme' alışkanlığından vazgeçmesi çağrıları; sistemin 'hukuk devleti' ilkelerine uygun işlemesi, 'haksız rekabeti' önlemesi, girişimcilere 'şans eşitliği' yaratması taleplerinin de bakış açımızda yeni bir aşama kaydettiğimizin göstergeleri oldu.


21. Seminerde neler istendi ?
Metin Özşahin'den Şükrü Kızılot'a, Necmettin Öztemir'den Nihat Yüksel'e, Tankut Cantel'den Mustafa Yaşar Tınar'a, özetle politikacıdan bilim adamına, girişimciden eski bürokrata bir dizi insanımızın katkı yapmaya çalıştığı bu seminere bir sonuç bildirgesi yazmak gerekirse şöyle özetleyebilirim:
• Türkiye'nin temel sorunlarından biri, 'bilgi' ve 'envanter' sorunudur; bilgi üreten kurumlarımızı sağlıklı bîr yapıya kavuşturmadıkça, işlerimizi iyi planlamak, insan ve sermaye kaynaklarımızı israf yaratmadan kullanmak mümkün değildir.
• Sorunlarımızın 'neden kaynaklandığı' konusunda aramızda bir görüş birliği var. Ama 'nasıl çözüleceği' konusundaki netleşme yeterli değil. O nedenle seminerler, sempozyumlar ve fikri çalışmalar, sorunlarımızı nasıl çözeceğimiz hususu üzerine eğilmeli.
• Bugün yaşanan sıkıntılar hepimizin 'ortak ihmali' sonucunda oluşmuştur. Başkalarını suçlayarak gönül ferahlatmak bir ucuzcu yoldur. Önemli olan, bu sorunları yaratmada kendi payımızı sorgulamak, çözümler üretmedeki sorumluluklarımızı üstlenmektir.
• Sistem, kendi iç zaafları nedeniyle tıkanmıştır. Bu tıkanıklığı aşmak, yapısal değişmeyi sağlamak için 'reform' niteliğindeki düzenlemeler hızlı bir biçimde tamamlanmalıdır. Bu yeniden yapılanmada, bankacılık sisteminden vergi düzenine; idari yapıdan, teşvik sistemine ülkenin bütün kurumları yer almalıdır.
• 'Şeffaflık' toplumun bütün yapısını etkileyecek derinlik kazanmalıdır.
• "Güven" iklimi, makroekonomik düzenden can emniyetine kadar her yerde vazgeçilmez hedef olmalıdır.
• Rekabet sistemi iyi işletilmeli, verimlilik toplumun bütün kurumlarında ana ilke haline gelmelidir. Verimsizliğe asia izin verilmemelidir.
• Uluslararası standardı yakalamalıyız; bu hedeften şaşırtacak uygulamalara izin vermemeliyiz.


Sonuç
Burada yaptığımız özet, seminerde tebliğ sunan, katılımda bulunan bütün insanların görüşlerini yansıtmıyor. Bu bakımdan eksikleri çok. Bu değerlendirmenin amacı da, seminerde anlatılan her şeyi sunmak değil. Daha dar bir amacımız var. Bizim neleri algıladığımızı buraya aktardım. Değerlendirmeyi bu bazda okumak daha yararlı olur kanısındayım.
Bir başka nokta, eğer bir seminere katılır da, algıladığımızı yazmazsak, önemli ölçüde orada üretilen düşünceleri unutur gideriz. En azından kendimizi, unutmanın karşısında disiplin altına almak için bu sonuçlan not ettik.
Bir başka nokta, çok sayıda katılımcı bu tür tartışmaları not eder yayınlarsa, düşünce zenginliği yaratmaya katkımız artar.
Bilgi, ancak paylaşıldığı zaman anlamlıdır. Eksik anlamamız çok önemli değil, hiç anlamamış olmamız sakıncalıdır.

Tekstilisveren.org.tr     Üyelerimize Duyurular    İrtibat

© 2002 TÜTSİS      -      3tur.com Tasarım