Bu Sayı
Editörden
Marmaris Semineri
Türkiye güçlü ekonomiye nasıl geçecek?
Narin: destek, sıkıntıları yaratan sektöre değil, üretene
verilmeli
Devlet Bakanı Mehmet Keçeciler:
"Türkiye'nin problemleri var" diyen haklıdır
MHP Genel Başkan Yardımcısı Şevket Bülent Yahnici:
250 milyar dolar kaybettik.
TİSK Yönetim Kurulu Başkanı Refik Baydur:"Ümitlerimizi kırarsak
her şeyimizi kaybederiz"
TİM Yönetim Kurulu Başkanı Oğuz Satıcı: "Güçlü ekonomiye
böyle geçilmez"
Sendikacılar ne diyor?
Dr. Rüştü BOZKURT: Marmaris semineri ve gözlemler
Söyleşi
Necmettin
OZTEMİR: İstanbul yaklaşımı: Bir uzlaşma ve dayanışma yöntemi
Forum
Lodz'da
tekstil forumu
Yöre
Kastamonu'da el dokuması yeniden canlandı
Hukuk
SENDİKAL
NEDENLE FESİH
|
HUKUK
SENDİKAL NEDENLE FESİH (Karar
İncelemesi)
Yargıtay
9- Hukuk Dairesi
Esas No.: 2001/18794
Karar No.: 2002/548
Tarih: 22.01.2002
Karar Özeti:
Anıtlar Yüksek Kurulu'nun kararı üzerine geliri azalan işverenin yaptığı fesih,
sendikal nedene dayalı bir fesih olarak nitelendirilemez.
Karar Metni:
Dava: Taraflar arasındaki İhbar, kıdem, kötüniyet ve sendikal tazminatların, TİS
farkı, yıllık izin ücreti ile gece zammı ücretinin ödetilmesi davasının yapılan
yargılaması sonunda; İlamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle
birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde
duruşmalı olarak temyizen İncelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine
dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için
22/01/2002 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kâğıdı gönderilmişti.
Duruşma günü davalı adına Avukat .. ile karşı taraf adına Avukat .. geldiler.
Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten
sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Yargıtay Kararı
Davacı işçi hizmet sözleşmesinin sendikal sebeple feshedildiğini ileri sürerek
sendikal tazminat isteğinde bulunmuş, mahkemece isteğin kabulüne karar
verilmiştir.
Dosya içinde bulunan bilgi ve belgelerden davalı işyerinde çalışan 102 İşçinin
biri dışında sendikalı oldukları, Eylül 1999 dan Ocak 2000 dönemine kadar 87
işçinin iş akitlerinin davalı belediye tarafından ekonomik nedenlerle ve
tazminatları ödenmek suretiyle feshedildiği anlaşılmaktadır. Buna göre,
işyerinde 15 sendika üyesi işçi çalışmaya devam etmektedir. İşyerinde ilk defa
toplu iş sözleşmesi prosedürü başlatılmış olmayıp, daha önce 01.03-1998
-28.02.1999 tarihleri arasında toplu iş sözleşmesi uygulanmıştır. Davacı işçi,
son olarak 22.09.1999 tarihinde Yüksek Hakem Kurulunca bağıtlanan toplu iş
sözleşmesinde öngörülen ücret artışları nedeniyle davalı belediye tarafından
hizmet akdinin feshedildiğini ileri sürmüş, davalı ise Anıtlar Yüksek Kurulunca
Dikili ilçesinde sit alanı ilan edilen yerler dolayısıyla inşaat gelirlerinin
düştüğünü, feshin buna bağlı olduğunu savunmuştur. Gerçekten de Anıtlar Yüksek
Kurulunca 11.02.1999 tarihinde davalı belediye sınırları içinde kalan bazı
yerler sit alanı İlan edilmiş, bu yazı 10.08.1999 tarihinde davalı belediyeye
bildirilmiştir.
Mahkemece belediye hizmetlerinin kalan 15 işçiyle yürütülemeyeceği ve bazı
işçilerin belediyenin ortak olduğu .. A.Ş. işçilerince gördürüldüğü karara
gerekçe olarak gösterilmiş ise de, işçi sayısının azaltılarak hizmetlerin bu
şirket elemanlarınca yapılması ekonomik sıkıntıları gidermeye yönelik bir
davranış olarak kabul edilmelidir.
Öte yandan, hernekadar belediye gelirlerinde önceki yıla göre bir miktar artış
görünmekte İse de, giderlerin de aynı şekilde artmış olabileceği düşünüldüğünde,
Anıtlar Yüksek Kurulunun kararı doğrultusunda bir çözüm arayışlarına
gidilebileceği açıktır.
Bütkün bu maddi ve hukuki olgulara göre davacının hizmet sözleşmesinin feshinin
sendikal nedene dayanmadığının kabulü gerekir. Mahkemece anılan tazminat
isteğinin reddine karar verilmelidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA,
davalı yararına takdir edilen 250.000.000 TL duruşma avukatlık parasının karşı
tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye
İadesine 22.01.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Kararın İncelenmesi:
I. İnceleme konusu Yargıtay kararma neden olan olayda, sözkonusu kararın
metninden anlaşıldığı kadariyle:
1. Dikili Belediyesi, kendi sınırları içinde kalan bazı yerlerin Anıtlar Yüksek
Kurulu'nca sit alanı ilan edilmesi üzerine gelir kaybına uğradığını görmüş ve
beş ay içinde, biri dışında sendikalı bulunan 102 İşçisinden 87'sinin, tazminat
ödemek suretiyle, işine son vermiştir. Bunlardan biri, dava açarak; yapılan
feshin, gerçekte toplu iş sözleşmesiyle öngörülen ücret artışları yüzünden
gerçekleştirildiğini ve sendikal nedene dayandığını ileri sürmüştür. Nitekim, bu
arada Belediyeye bağlı işyerinde, Yüksek Hakem Kurulu'nca toplu iş sözleşmesi
bağıtlanmıştır. Ancak, sözkonusu işyerinde toplu iş sözleşmesi, ilk kez
bağıtlanmış değildir.
Alt mahkeme; belediye hizmetlerinin kalan 15 işçiyle yürütülemeyeceğini ve bazı
işlerin Beledİ-ye'nin de ortak olduğu bir anonim şirketin işçilerince
gördürülmesini ve de önceki yıla oranla Belediye gelirlerinde bir miktar artışın
gerçekleştiğini dikkate alarak, davacı İşçinin taleplerini hüküm altına
almıştır.
2. Alt mahkeme kararının davalı işveren tarafından temyiz edilmesi üzerine
uyuşmazlık, Yargıtay Dokuzuncu Hukuk Dairesi'nin önüne gelmiştir. Bunun üzerine,
Yargıtay Dokuzuncu Hukuk Dairesi; davalı belediyece gerçekleştirilen tensikatı
ekonomik sıkıntıları gidermeye yönelik bir davranış olarak görüp, gelir
artışıyla birlikte gider artışının da olabileceğini gözönünde bulundurarak,
davacı işçinin hizmet sözleşmesinin feshinin sendikal nedene dayanmadığını kabul
etmiş ve alt mahkemenin kararının bozulmasına karar vermiştir.
II. İnceleme konusu Yargıtay kararı bakımından, çözülmesi gereken hukuki sorun;
görüldüğü üzere, somut olayda yapılan feshin sendikal nedene dayanıp
dayanmayacağı noktası üzerinde toplanmaktadır. Buna göre, ekonomik güçlük
ortamında gerçekleştirilecek feshin, sendikal tazminata yolaçıp açmayacağı
konusuna açıklık getirilmesinde yarar görülmektedir.
1. Sendikal nedenle yapılacak fesihlere karşı sağlanacak koruma, işçinin feshe
karşı korunması konusunda, ayrı ve özel bir öneme sahiptir. Çünkü, sendikal
feshe karşı koruma, sadece temelde çalışma hakkının değil, onun yanısıra
sendikal özgürlüklerin de korunmasına ve yaşama geçirilmesine yaramaktadır. Bu
anlamda, sendikal nedenle feshe karşı koruma, iş güvencesinin ötesinde sendika
özgürlüğünü de somutlaştırmaktadır (1).
Sendika özgürlüğünün ve giderek toplu iş sözleşmesi hakkının kullanılması,
inceleme konusu kararda, işverenin kendisini toplu iş sözleşmesiyle sağlanan
ücret artışlarından kurtulmak amacıyla işten çıkardığına ilişkin davacı işçinin
iddiasında somutlaşmaktadır. Gerçekten, uygulamada yeterli bir yasal iş
güvencesi sistemi kurulamadığında; toplu iş sözleşmesini bağıtlayan işveren,
kendisine toplu iş sözleşmesiyle getirilmiş ekonomik yükten, sendikalı
İşçilerini işten çıkarmak suretiyle kurtulma yoluna başvurabilmektedir. Buna
göre, yüksek ücret artışlarını kapsayan bir toplu iş sözleşmesini imzalayan
işveren; bu toplu iş sözleşmesinin oluşturduğu ücret artış yükünü, işyerinin
mevcut işçilerinin bir bölümünü (özellikle de, sözkonusu toplu iş sözleşmesinin
yapılmasına önayak olmuş sendikalı işçileri) işten çıkarmak suretiyle
karşılayabilmektedir (2).
Ancak, Yargıtay Dokuzuncu Hukuk Dairesi; inceleme konusu karara konu olan
olayda, işten çıkarmaların toplu pazarlık süreci içinde ya da hemen sonrasında
gerçekleştirilmesini dikkate alırken, son derece yerinde olarak, somut olayın
özelliklerini de gözden kaçırmamaktadır. Nitekim, bu özelliklerden birincisi,
işyerinde çalışan işçilerin yaklaşık tümünün (102 işçiden 101'inin) sendikalı
olmasıdır. Bu bakımdan, davalı işverenin, sendikalı işçi çıkarmak suretiyle
işyerini sendikasızlaştırmayı ya da toplu iş sözleşmesinin tarafı olan işçi
sendikasının dışında başka bir işçi sendikasını işyerine yerleştirmeyi
amaçlamadığı, açıklıkla görülmektedir. Sözkonusu gerçeği destekleyici
nitelikteki iki diğer maddi olgu da; ilkin, işyerinde daha önce toplu İş
sözleşmesi uygulamasının bulunması ve ikinci olarak, işverenin işten çıkarmalara
rağmen sendikalı işçi çalıştırmaya devam etmesi, 15 sendika üyesi işçinin
çalışmalarını sürdürmesidir.
2. İnceleme konusu karardaki Yargıtay Dokuzuncu Hukuk Dairesi görüşleri içinde
en dikkat çekici olan nokta, Yüksek Mahkeme'nin sözkonusu kararla işyerlerinin
ekonomik güçlüklerine çözüm arayışı içinde olmasıdır. Gerçekten, Yüksek Mahkeme,
anılan kararda alt mahkemenin kararındaki bazı görüşlere iltifat etmemektedir.
Alt mahkemenin bu konudaki gerekçelerinden birincisi, davalı belediye
hizmetlerinin kalan 15 sendikalı işçiyle yürütülemeyeceği gerçeğine ve ikincisi
de, davalı belediyenin görmesi gereken bazı işlerin, davalı belediyenin de ortak
bir şirketin işçilerince yerine getirilmesi olgusuna dayanmaktadır.
Ancak, Yüksek Mahkeme, davalı belediye ekonomik kriz içine sürüklendiği, yani
ekonomik sıkıntıya (güçlüğe) düştüğü gerçeğini dikkate alarak, bu güçlükleri
gidermek (ve giderek, toplu iş sözleşmesiyle getirilen ücret artışı yükünü
aşmak) üzere sendikalı işçilerin işine son verilebileceğini ve bunun da sendikal
nedenle fesih sayılmayacağını kabul etmektedir. Nitekim, davalı belediye;
karardan anlaşıldığı kadariyle, Anıtlar Yüksek Kurulu'nca alınan sit alanı karan
üzerine inşaat gelirlerinin önemli bir bölümünü yitirmiş ve bu yüzden, sendikalı
da olsa, işçilerini azaltma yoluna gitmek zorunda kalmıştır.
3- İnceleme konusu kararı işyerlerinin içine düştüğü ekonomik güçlüklere karşı
çözüm arayan yönüyle olumlu bir karar olarak değerlendirmek mümkünse de, aynı
kararda yeralan:
".. hernekadar belediye gelirlerinde önceki yıla göre bir miktar artış
görünmekte ise de, giderlerin de aynı şekilde artmış olabileceği düşünüldüğünde,
Anıtlar Yüksek Kurulunun karan doğrultusunda bir çözüm arayışlarına
gidilebileceği açıktır.."
biçimindeki anlatıma katılmak güç görünmektedir. Çünkü, burada Yüksek Mahkeme,
gerekçesini bir varsayım üzerine kurmaktadır. Sözkonusu varsayım da, gelirlere
koşut olarak giderlerin de artacağı faraziyesidir. Anılan bu varsayım, somut
olayda varsayımdan öte, gerçek olabilir. Bunun gibi, gelirler artmış ve giderler
azalmış da olabilir. Tüm bu hususları saptama işi ise, alt mahkemeye aittir.
Buna göre de, Yüksek Mahkeme'nin, bu hususun araştırılmamış oluşunu belirterek,
eksik inceleme yönünden alt mahkeme kararını bozma yoluna gitmesi gerekirdi.
Böylelikle, hem kendi gerekçesini alt mahkemeye onaylatmış bulunur ve hem de
maddi olguların saptanmasını alt mahkemeye bırakıp, varsayım üzerine karar
oluşturmamış olurdu.
III. Sonuç itibariyle; inceleme konusu Yargıtay kararını, iki yönden
değerlendirmek ve başarılı bulmak mümkündür. Bunlardan biri, sözkonusu kararla,
sendikal nedenle fesih sayılmayacak haller kataloğuna yeni bir somut halin
kazandırılmış olmasıdır. Buna göre, ekonomik sıkıntı içine düşen işveren, toplu
iş sözleşmesi yükünü azaltmak üzere tazminatlarını ödeyerek sendikalı işçileri
işten çıkarabilir ve bu da, sendikal nedenle feshe konu oluşturmaz. Diğer bir
olumlu yan ise, ekonomik güçlük içine düşen işverenin, sendikalı da olsa
işçilerini işten çıkarıp küçülebileceğini ve hatta, kendisinin görmesi gereken
işleri başkalarının işçilerine gördürmek suretiyle, taşeron uygulamalarına
gidebileceğini, Yüksek Mahkeme'nin hukuka uygun bulmasıdır. Bu anlamda,
sözkonusu karar; esneklik arayışları içinde olan Türkiye'nin kriz ortamı
gereksinimlerine uygun düşen ve küreselleşmenin gerekleriyle de çakışan bir
karar olarak nitelendirilmek gerekir.
Dipnotlar:
1-) Bak. H. H. Sümer, İşçinin Sendikal Nedenlerle Feshe Karşı Korunması, Konya
1997, 8-9.
2-) Bak. T. Centel, İş Güvencesinin Yasalarla Sağlanmasının Ekonomik ve Sosyal
Etkileri, İş Hukuku Dergisi III, 2 (Nisan-Haziran 1993), 199.
|