Bu Sayı
Editörden
Marmaris Semineri
Türkiye güçlü ekonomiye nasıl geçecek?
Narin: destek, sıkıntıları yaratan sektöre değil, üretene
verilmeli
Devlet Bakanı Mehmet Keçeciler:
"Türkiye'nin problemleri var" diyen haklıdır
MHP Genel Başkan Yardımcısı Şevket Bülent Yahnici:
250 milyar dolar kaybettik.
TİSK Yönetim Kurulu Başkanı Refik Baydur:"Ümitlerimizi kırarsak
her şeyimizi kaybederiz"
TİM Yönetim Kurulu Başkanı Oğuz Satıcı: "Güçlü ekonomiye
böyle geçilmez"
Sendikacılar ne diyor?
Dr. Rüştü BOZKURT: Marmaris semineri ve gözlemler
Söyleşi
Necmettin
OZTEMİR: İstanbul yaklaşımı: Bir uzlaşma ve dayanışma yöntemi
Forum
Lodz'da
tekstil forumu
Yöre
Kastamonu'da el dokuması yeniden canlandı
Hukuk
SENDİKAL
NEDENLE FESİH
|
Marmaris Semineri
Marmaris'teki
seminerimizde siyasiler, işadamları ve işçiler sektörel değerlendirmeleri aşarak
Türkiye gerçeğini masaya yatırdılar
Türkiye güçlü ekonomiye nasıl
geçecek?

Bu yıl 21'incisi gerçekleştirilen geneleksel
seminerlerimizin başlığı "Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı Semineri"ydi. 27
Nisan ile 2 Mayıs tarihleri arasında Marmaris'teki Martı Resort Hotel'de
gerçekleştirilen seminer, siyasetçi, işveren, işçi, bürokrat ve basın dünyasını
bir araya getirdi. Toplantılarda Türkiye'nin acil gündem maddeleri hakkında
önemli tespitlerde bulunuldu, sektörlere çözüm önerilerini dile getirme fırsatı
sunuldu.
Çok geniş bir katılımla gerçekleştirilen seminerin oturum başkanlığını yapan
sendikamızın genel sekreteri Metin Emiroğlu, mevcut ekonomik durumu özetledi ve
"Marmaris zirvesi"nin önemine
işaret etti.
"Bu yıl 21'incisini gerçekleştirdiğimiz seminerlerimiz artık geleneksel hale
geimiş bulunmaktadır" diyen Emiroğlu, konuşmacılara söz vermeden önce şu
noktalara işaret etti:
• Güçlü ekonomiye geçiş programı, piyasalarda beliren güven bunalımı ve
istikrarsızlığı ortadan kaldırmak ve mali sektörün yeniden yapılandırılmasını sağlamak, devlette
şeffaflığın artırılması ve kamu finansmanının güçlenmesini temin etmek,
ekonomide rekabetin ve etkinliğin artırılmasını sağlamak ve nihayet sosyal
dayanışmanın güçlendirilmesini temin etmek amacını gütmekteydi.
Sosyal dayanışmanın güçlendirilebilmesi, şüphesiz ülkede adil bir gelir dağılımı
sağlamak, istihdam imkanlarını artırmak, sosyal refahı topluma yaygınlaştırmak
için temel güçlü politikaların uygulanmasıyla mümkün olabilecektir.
• Bu program 2001 yılında eksi 9 büyüme hızıyla 2002 yılı için hedef gösterilen
artı 3 büyüme ve yüzde 35 enflasyon hedefini tutturabilecek mi? Bu sorunun
cevabını bu seminerde bulmaya çalışacağız.
* Hükümetimiz yapısal yenilenme ve yasal düzenlemeler konusunda, özellikle
Avrupa Birliği Uyum Programı çerçevesinde önemli başarılar elde etti, önemli
yasal düzenlemeler yaptı. Mali sektörün yeniden yapılandırılmasına yönelik ve
kamu finansmanını güçlendirilmesine gayret gösterildi. Aynı çerçevede bankacılık
sektörünün yeniden yapılandırılmasına dönük çalışmalara da büyük önem verildi.
Bu çalışmaların reel sektörün rehabilitasyonu çalışmalarıyla birlikte ele
alınması ve ülkede duran çarkların yeniden dönmesi en büyük temennimizdir.
• Ekonomik göstergeler, başarılı olduğu söylenen yapısal değişimlerin henüz
ekonomiye yansımadığını göstermektedir.
Yüzde 130'luk devalüasyona rağmen İhracatta beklenen artış
gerçekleştirilememiştir. Kapasite kullanım oranı imalat sanayiinde 2001'de yüzde
72-75 arası oynamış, 2002'nin üç ayında ise ancak yüzde 73 bir ortalamaya
ulaşılmıştır. Yani İmalat sanayiinde kapasite kullanım oranında bir sıçrama
meydana getirilememiştir.
• İthalatta ise, yine üç aylık dönemde bakıldığı zaman yatırım mallan ve ara
mallarda yüzde 70-80'lerden yüzde 44'lere varan bir oransal iniş-düşüş vardır.
Dolayısıyla sorunlarımızdan kurtulabilmemiz, gençlerimize iş İmkanı açabilmemiz
ve bu ülkede haksız rekabet şartlarının giderilmesine ve üretimin, ihracatın
artırılmasına ehemmiyet vermemiz kaçınılmazdır.
• Bu ülkede pahalı enerji var, yüksek vergi oranlan var, yüksek sigorta primleri
var, kayıtdışı ekonomi var. Küreselleşmenin getirdiği, özellikle Uzakdoğu
menşeli haksız rekabet şartlan var ve önlenemeyen haksız ithalat uygulamaları
var. Dolayısıyla, bunlara baktığımız zaman üretimdeki hareketsizliği anlamak
mümkündür. Türkiye'de üretimi harekete geçirmek mümkün olamamıştır; üretim
sistemi tıkanmıştır. Ülkeye yabancı sermaye girdisi bekleniyor, ama yerli
sermayesimizi bile yurtdışına kaçırmaktayız.
• Bütün bunların çözümü nasıl olacak? Geleneksel bir çözümümüz var. Burada
hükümet, işçi, işveren el ele, birlikte hareket ederek, üretimi harekete
geçirerek bu meseleyi çözebileceğiz. Bankacılık sistemiyle reel rektörün
sorunlarını yeniden yapılanma çerçevesinde çözecek kararlar yeterince hızlı bir
şekilde alınamıyor. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'muz daha aktif ve
etkin olmak zorunda. Karşılıklar Kararnamesi işte hazırlandı, bir maddesi var,
ama bir türlü tamamlanamıyor. Çerçeve Yönetmeliği de bir türlü çıkarılamıyor.
• Çarkları duran bir ekonomiyle düze çıkmamız ve sorunlarımızı çözmemiz mümkün
değil. Bu seminerin, gündemimizi oluşturan konularda aramızda bulunan çok
değerli iştirakçilerin katılımlarıyla bu sorunlara çözüm bulunacağına inanıyor,
tekrar hepinize hoş geldiniz diyor, saygılarımla selamlıyorum.
|