Editör'den
Kurtarma planları kurtarabilecek mi?
Hükümetin reel sektörü kurtarma planının sanayiciyi çok da
heyecanlandırmadığı malum. Zaman zaman dile de getiriliyor, konununu özü şurda:
Hükümet ve tabii ki IMF hem dış hem de bütçe kaynaklarının
reel sektöre bankalar üzerinden yansıtılmasında kararlı.
Dünyadaki diğer uygulamalara bakarak bunda bir terslik yok diyenler de var.
Ancak bizde bankalar mevcut çöküşün de sorumlusu olarak görüldükleri için durum
karışıyor. Haklı olarak, "kriz bunlar yüzünden çıkmadı mı? Şimdi önce bankalar
kurtarılacak, ardından da sıra reel sektöre gelecek, şeklindeki formüle inanmak
zor" deniliyor.
Bu konu 1 yıldan beri gündemde. Son olarak sendikamızın "Marmaris
Seminerleri"nde de geniş bir şekilde işlendi. Hükümet temsilcilerinin
sanayicilerin endişelerine daha fazla hak verdikleri de gözleniyor, ancak bu
durum sonucu etkilemeyecek mi, orası belirsiz...
Başkan Narinin de işaret ettiği temel sorun şu: Hükümet reel sektör için
birşeyler yapıyor, ancak bundan sanayicinin katkısını istemiyor. En azından
pratik bunu gösteriyor. Böyle olunca da sorunlar karşısında yapılan hatalar da
yıllardan beri tekrarlanıyor. Eleştriler karşısında zaman zaman bürokrasiden,
"biz o kadar bilgisiz değiliz" türünden savunmalar da geliyor olmalı ki, TİSK
Başkanı Refik Baydur, Marmaris'te "bilgi tek başına yeterli olsaydı, ekonomi
profesörleri dünyanın en büyük holdinglerinin sahibi olurlardı, önemli olan
pratiktir" deme ihtiyacı duydu. Aslında ekonomi dünyası tam da bu konuya uygun
hikayeden "kıssa" çıkarıyordu bu sıralar.
Yeri geldi biz de aktaralım...
***
Çoban yol kenarında koyunlarını otlatıyormuş. Tam o anda, lüks bir jeep
yanaşmış. Son derece şık ve pahalı elbiseleriyle sürücü aşağı inmiş ve çobana
sormuş:
"Eğer kaç tane koyunun olduğunu bilirsem bana onlardan bir tanesini verir
misin?"
Çoban bir adama bir koyunlara bakmış "tamam" diye cevap vermiş. Genç adam
telefonunu bilgisayarına bağlamış, uydu bağlantısıyla bulundukları yeri taramış
ve yine bilgisayarından karmaşık raporların çıkışını almış. Çobana dönmüş ve
"tam olarak 1586 adet koyunun var" demiş.
Çoban "doğru" diye cevap vermiş. Koyunu alabilirsin.
Genç adam koyunu almış ve jeep'inin arkasına koymuş. Bu defa çoban genç adama
dönmüş ve;
"Eğer ben senin işinin ne olduğunu bilirsem koyunumu geri verir misin?" diye
sormuş.
Adam "evet neden olmasın" diye yanıtlamış.
Çoban "sen bir politikacı danışmanısın" demiş.
Genç adam "nasıl oldu da bildin" diye sormuş.
Çoban "çok basit" diye cevap vermiş.
"Buraya çağrılmadan geldin bu bir. İkincisi benim zaten bildiğim bir şeyi bana
söylemek için benden koyun aldın. Üçüncüsü yaptığım işten de hiçbir şey
anlamıyorsun, çünkü koyun diye köpeğimi aldın." |