Bu Sayı
Editörden
Güncel
Uzakdoğu, yerli sanayii tehdit etmeyi sürdürüyor
Başkan Narin dikkat çekti
Seminer
Kayıtdışı
Ekonomi TBMM'ye götürülüyor
Necmettin ÖZTEMİR: Siyasi irade maalesef kayıtsız görünüyor
Gündem
Coats
altınları sahiplerini buldu
Ayın Konusu
Dr. Binhan
OĞUZ BİRKAN: Sektördeki Uzakdoğu menşeli haksız ithalat engellenmeli
İthalatta kara tablo
Firma
Atlas Halı
yarasını sardı
Hukuk
Prof.Dr.Tankut Centel:
AYRI SÜTUN AÇILMIŞ BORDROLARDA ÜCRETİN ÖDENDİĞİNİN İSBATI
(Karar İncelemesi)
|
Hukuk
AYRI SÜTUN AÇILMIŞ BORDROLARDA
ÜCRETİN ÖDENDİĞİNİN İSBATI
(Karar İncelemesi)
Karar
Özeti:
İmzalanmış ücret bordrolarında, hafta tatili ve fazla mesailerle ilgili
sütunlara yerverildiği ve bu sütunlarda ödemelerin yapıldığı gösterildiği
takdirde; işçinin daha fazla çalıştığına ilişkin bir ihtirazi kaydı yoksa, hafta
tatili ile fazla mesailerin hesaplanmaması gerekir.
Karar Metni:
Dava: Davacı, fazla çalışma parası ile resmi tatil ve hafta sonu
ücretlerinin ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya
incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Mahkemece zamanaşımı itirazı dikkate alınarak uyuşmazlık dönemi
için hafta tatili ve fazla mesai alacakları hüküm altına alınmışsa da öncelikle
belirtmek gerekir ki dosya içinde bu hükmün dayanağı olan belgelere
rastlanmamıştır. Davalı işveren bordro ile davacı işçiye bu alacakları ödediğini
ileri sürmektedir. Dairemizin yerleşmiş uygulamalarına göre davacı işçinin
İmzasını taşıyan ücret bordrolarında hafta tatili çalışması ve fazla mesai ile
ilgili sütunlara yer verilmiş ve bu sütunlarda da ödemeler yapıldığı
gösterilmişse de davacı işçinin daha fazla çalıştığı ve bordronun gerçek duruma
uygun düşmediği yolunda bir ihtirazi kayıtta bulunmadığı bordroların ilişkin
bulunduğu aylar dikkate alınarak hafta tatili ve fazla mesailerin hesaplanması
doğru olmaz. Bu durumda eksiklikler tamamlanarak mahkemece araştırma ve inceleme
yapılmak suretiyle söz konusu aylar dikkate alınmaksızın alacakların tespiti
yoluna
gidilmesi gerekir. Öte yandan davalı vekili bilirkişi raporuna yaptığı itirazda
bu konu üzerinde durarak bilirkişi raporuna ayrıntılı itirazlarda bulunmuştur.
Eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile isteklerin kabulü bozmayı
gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten bozulmasına, peşin
alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 21.01.2002 gününde
oybirliğiyle karar verildi.
Kararın İncelenmesi:
I. İnceleme konusu Yargıtay kararına neden olan olayda, sözkonusu kararın
metninden anlaşıldığı kadariyle:
1. Davacı işçi, fazla çalışma ücreti ile resmi tatil ve hafta tatili
ücretlerinin ödenmesi talebiyle, dava açmıştır. Alt mahkeme, davalı işverenin
zamanaşımı ve bilirkişi raporu itirazlarını dikkate almakla birlikte yerinde
bulmamış; davacı işçinin taleplerini ise kısmen kabul edip, hafta tatilli ile
fazla çalışma ücretlerinin ödettirilmesin! hüküm altına almıştır.
2. Alt mahkeme kararının davalı işveren tarafından temyiz edilmesi üzerine
uyuşmazlık, Yargıtay Dokuzuncu Hukuk Dairesi'nin önüne gelmiştir. Bunun üzerine,
Yargıtay Dokuzuncu Hukuk Dairesi; davacı işçinin imzasını taşıyan ücret
bordrolarında hafta tatili çalışması ve fazla çalışmayla ilgili sütunlara
yerveriidiği takdirde, bordronun gerçeği yansıtmadığına ilişkin davacı
tarafından yapılmış bir ihtirazi kaydın bulunmadığını gerekçe göstererek, hafta
tatili ve fazla çalışma ücretlerine hükmedilemeyeceğini belirtip, alt mahkeme
kararının eksik inceleme ve hatalı değerlendirme yönünden bozulmasına karar
vermiştir.
II. İnceleme konusu Yargıtay kararı bakımından, çözülmesi gereken hukuki sorun;
görüldüğü üzere, ayrı sütunlar içeren ve işçinin imzasını taşıyan ücret
bordrolarında saklı kayıt bulunmadığında, ücretin ödenmiş kabul edilip
edilmeyeceği noktasında toplanmaktadır. Bu bakımdan, ücret bordroları yoluyla
ispata gidildiğinde, ücretin ödendiğinin hangi hallerde kabul edilebileceğine
ilişkin hususların İncelenmesinde yarar görülmektedir.
1. İşverence gerçekleştirilen ücret ödemelerinin belgelenmesi, işçinin
korunmasını yakından ilgilendirir. Çünkü, işçiye yapılacak ücret ödemesinde,
kesintiler ile varsa artışların bir belgeyle bildirilmesi, işçinin bunları
kontrol altında tutmasını olanaklı kılar. Böyle bir kontrol olanağının
yaratılması zorunluğu ise, ücretin işçi bakımından genelde biricik (tek) geçim
kaynağını oluşturmasından kaynaklanır.
Ancak, ücret ödemelerinin belgelenmesi, işveren açısından da büyük önem taşır.
Çünkü, işveren, sözkonusu ödemeleri kanıtlayabildiği ölçüde, ücret borcunu
hukuken yerine getirmiş sayılır. Bu sayede işveren, kendisini emin hissedecek ve
ileride doğabilecek uyuşmazlıklarla ilgili olarak, elinde kanıt bulunduracaktır.
2. Ücretin ödenmesi açısından ispat yükü kurallarına yaklaşılacak olunursa;
ücret ödeme borcunu yerine getirdiğini iddia edecek işveren, bunu, yani ödemeyi
doğuran olayı kanıtlamakla yükümlüdür. Genelde bu esas, "kanunda aksine bir
hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların
varlığını ispatla yükümlüdür" anlatımını taşıyan Medeni Kanunumuzun 6 ncı
maddesi hükmünün doğal sonucu olarak kabul edilmektedir.
Ancak, genel olarak işverene düşen ücrete ilişkin ispat yükü, bazı durumlarda
yer değiştirip, işçiye geçebilmektedir. Bu anlamda, ihtirazi kayıt ileri
sürülmeksizin ödenecek ücretin kabul edilmesi, ispat yükünü işçiye
geçirmektedir. Nitekim, işçi önce ihtirazı kayıt belirtmeden önerilen ücret
ödemesini kabul etmiş, ama daha sonra buna itiraz etmişse; ücret konusundaki
ispat yükü, artık işçiye aittir.
Öte yandan, ücretin ödendiği; makbuz, ibraname, ücret hesap pusulası veya
defteri, ücret bordrosu, yüzde defteri gibi ücretin ödendiğini belgeleyen
araçlardan biri1 yoluyla ispat edilmek
istendiğinde, ücret borcunun yerine getirilmediğinin ispatı yine işçiye düşer.
3. Ücret bordroları, ücretlerin ödendiğini kanıtlama konusunda, güçlü birer
ispat aracıdır. Bunun da nedeni, ücret bordrolarının, işçinin imzasını
taşımasıdır. Bu anlamda, işçi, ispatsızlığın riskini taşımaktadır2.
Buna göre de, ücret bordrosunda işçinin imzasının bulunması, ücretin ödendiği
konusunda, ücret bordosuna tam bir delil olma niteliğini vermektedir.
Ücret bordrolarındaki imzalar, uygulamada daha çok, fazla çalışma ücretlerinin
tam olarak ödendiğinin ispatı bakımından, önem kazanmaktadır. Bu nedenle,
sözkonusu ücretler için, ücret bordrolarında ayrı sütun açılmaktadır. Buna göre,
ilkin, fazla çalışmış olduğu halde fazla mesai ücreti ödenmeyen işçinin, hakkını
saklı tutup ileride talep edebilmesi için, ücret bordrosunu ihtirazı kayıt öne
sürerek imzalaması zorunludur3.
Ancak, ücret bordrosunda bulunan fazla çalışma sütununun boş bırakılması; zaman
içinde oluşan yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, mutlaka ücret bordrosunun
herzaman işçi tarafından ihtirazi kayıt ileri sürülerek imzalanmasını
gerektirmemektedir. Bu anlamda, ücret bordrosunda fazla çalışma sütununun
olmasına rağmen, o sütunda fazla mesai ücreti tahakkukunun bulunmaması, işçinin
fazla çalışmadığı anlamını taşımaz. Aylık normal mesai ücreti alınırken, işçi
tarafından buna ilişkin ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması da, bunu
değiştirmez. Bu durumda, Yargıtay, ödenen miktarların fazla çalışma alacağı
olarak saptanacak miktardan düşülmesi esasını kabul etmektedir4.
Böylece, ücret bordrolarında fazla çalışmaya ilişkin sütun bulunup da sözkonusu
sütunun boş bırakılmış olması, mutlak bir biçimde işçinin fazla çalışma
yapmadığının delili olarak kabul edilmemektedir. Buna karşılık, aynı bordroda
fazla çalışma olmadığı açıkça yazılı olan veya bazı işçilerin fazla çalışma
ücretine hak kazandıkları yazılı bulunan durumlarda, işçinin ihtirazi kayıt
ileri sürerek bordroyu imzalamış bulunması aranacaktır. Bu anlamda, ücret
bordrosundaki fazla çalışma sütununun boş olması, yapılacak bir ihtirazi kaydın
varlığını mutlak anlamda zorunlu kılmamaktadır5.
4. İnceleme konusu kararda, yukarıda belirtilen esaslar doğrultusunda, "..
Dairemizin yerleşmiş uygulamalarına göre davacı işçinin imzasını taşıyan ücret
bordrolarında hafta tatili çalışması ve fazla mesai ile ilgili sütunlara yer
verilmiş ve bu sütunlarda da ödemeler yapıldığı gösterilmişse de davacı işçinin
daha fazla çalıştığı ve bordronun gerçek duruma uygun düşmediği yolunda bir
ihtirazi kayıtta bulunmadığı bordroların ilişkin bulunduğu aylar dikkate
alınarak hafta tatili ve fazla mesailerinin hesaplanması doğru olmaz .."
denilmektedir. Benzer anlatımları, daha önceki bazı Yargıtay kararlarında da
saptamak mümkündür6.
İnceleme konusu Yargıtay kararma konu olan olayda, bordro sütunlarına ilişkin
tespitler yapılmış değildir. Bu bakımdan, davacı işçinin ihtirazi kayıt ileri
sürmeyişine, şimdilik hukuki bir sonuç bağlanmış değildir. Bunun içindir ki;
Yargıtay Dokuzuncu Hukuk Dairesi, alt mahkeme kararını "eksik inceleme" yönünden
bozmuştur. Buna göre, alt mahkeme; ilkin, davacı işçinin ihtirazi kayıtta
bulunmamış olmasını dikkate alacak ve ancak bundan sonra, ilgili sütunlarda
"fazla çalışma bulunmadığının açıkça yazılı olup olmadığına, bazı işçiler için
tahakkuk yapılırken davacı işçi için tahakkuk yapılıp yapılmadığına ya da onun
bakımından eksik tahakkuk yapılıp yapılmadığını" araştıracak ve belki de, davacı
işçi tarafından sunulacak yazılı bir belgeyle bordro aksini kanıtlanmış
sayabilecektir. Gerekli tespitler yapılmadığı için, şimdiden alt mahkeme
kararının davacı işçinin talepleri açısından ne yönde belireceğini şimdiden
kestirmek mümkün değildir. Bununla birlikte, alt mahkemenin, ancak yukarıda
belirtilen Yargıtay kararlarıyla belirlenmiş bulunan esasları dikkate almak
suretiyle inceleme yapıp bir sonuca varmak zorunda kalacağı kesindir.
III. Sonuç itibariyle; inceleme konusu Yargıtay kararını, ayrı sütun açılmış
bordrolarda-ki fazla çalışma ve tatil ücretlerinin ispatına ilişkin daha önceki
kararlar bakımından, yerinde bir karar olarak nitelendirmek mümkündür. Yargıtay
Dokuzuncu Hukuk Dairesi; daha önceki kararlarında olduğu üzere, bu kararında da
yasayla düzenlenmemiş bulunan bir konuda hukuk yaratmaya çalışarak, işçi ile
işveren arasında denge kurmaya çalışmaktadır. Sözkonusu kararın, ulaştığı
sonuçlar bakımından, bu dengeyi kurmada başarılı olduğu söylenebilir. Üstelik,
inceleme konusu karar, aynı konuda verilmiş daha önceki Yargıtay kararlarıyla da
uyumlu bir karardır.
Dipnotlar:
1 Ücretin ödendiğini belgeleyen araçlar için bak.
T. Centel, İş Hukukunda Ücret, İstanbul 1986, 389 vd.
2 B. Umar-E. Yılmaz (haz.), İsbat Yükü, İstanbul
1980, 118.
3 Ayrıca bak. Yarg. 9. HD.,
13-11..1979-13425/13570-YHD II, 11 (Kasım 1979), 1699; Yarg. 9. HD.,
l6.3.1984-2194/2844-İşveren XXIII, 2 (Kasım 1984), 15.
4 Örnek olarak bak. Yarg. 9- HD.,
4.12.1995-20816/34963-C. İ. Günay, Şerhli İş Kanunu II, Ankara 1998, 1661 No.
145; Yarg. 9. HD., 24.10.1995-21875/32815-Günay, 1663 No. 150.
5 Bak. Centel, 402-403 dn. 64'de belirtilen yargı
kararları. Ayrıca bak. Günay, 1605'deki Yargıtay kararı ile aynı yer dn. 60'da
yeralan yazarlar.
6 Özellikle bak. Yarg. 9. HD.,
27.5.1997-5119/10071-Günay, 1626 No.. 42; Yarg. 9. HD.,
17.2.1997-ll40/2205-Günay, 1034 No.67. |