[ , ]    Sayı:268  NİSAN 2002

TÜTSİS     Künye     Geçmiş Sayılar

Bu Sayı

 

Editörden


 Güncel

  Uzakdoğu, yerli sanayii tehdit etmeyi sürdürüyor

  Başkan Narin dikkat çekti


 Seminer

  Kayıtdışı Ekonomi TBMM'ye götürülüyor

  Necmettin ÖZTEMİR: Siyasi irade maalesef kayıtsız görünüyor


 Gündem

  Coats altınları sahiplerini buldu


 Ayın Konusu

  Dr. Binhan OĞUZ BİRKAN: Sektördeki Uzakdoğu menşeli haksız ithalat engellenmeli

  İthalatta kara tablo


 Firma

  Atlas Halı yarasını sardı


 Hukuk

  Prof.Dr.Tankut Centel: AYRI SÜTUN AÇILMIŞ BORDROLARDA ÜCRETİN ÖDENDİĞİNİN İSBATI
(Karar İncelemesi)


 

Hukuk

AYRI SÜTUN AÇILMIŞ BORDROLARDA ÜCRETİN ÖDENDİĞİNİN İSBATI
(Karar İncelemesi)

 

Karar Özeti:
İmzalanmış ücret bordrolarında, hafta tatili ve fazla mesailerle ilgili sütunlara yerverildiği ve bu sütunlarda ödemelerin yapıldığı gösterildiği takdirde; işçinin daha fazla çalıştığına ilişkin bir ihtirazi kaydı yoksa, hafta tatili ile fazla mesailerin hesaplanmaması gerekir.
Karar Metni:
Dava: Davacı, fazla çalışma parası ile resmi tatil ve hafta sonu ücretlerinin ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Mahkemece zamanaşımı itirazı dikkate alınarak uyuşmazlık dönemi için hafta tatili ve fazla mesai alacakları hüküm altına alınmışsa da öncelikle belirtmek gerekir ki dosya içinde bu hükmün dayanağı olan belgelere rastlanmamıştır. Davalı işveren bordro ile davacı işçiye bu alacakları ödediğini ileri sürmektedir. Dairemizin yerleşmiş uygulamalarına göre davacı işçinin İmzasını taşıyan ücret bordrolarında hafta tatili çalışması ve fazla mesai ile ilgili sütunlara yer verilmiş ve bu sütunlarda da ödemeler yapıldığı gösterilmişse de davacı işçinin daha fazla çalıştığı ve bordronun gerçek duruma uygun düşmediği yolunda bir ihtirazi kayıtta bulunmadığı bordroların ilişkin bulunduğu aylar dikkate alınarak hafta tatili ve fazla mesailerin hesaplanması doğru olmaz. Bu durumda eksiklikler tamamlanarak mahkemece araştırma ve inceleme yapılmak suretiyle söz konusu aylar dikkate alınmaksızın alacakların tespiti yoluna
gidilmesi gerekir. Öte yandan davalı vekili bilirkişi raporuna yaptığı itirazda bu konu üzerinde durarak bilirkişi raporuna ayrıntılı itirazlarda bulunmuştur. Eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile isteklerin kabulü bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten bozulmasına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 21.01.2002 gününde oybirliğiyle karar verildi.


Kararın İncelenmesi:
I. İnceleme konusu Yargıtay kararına neden olan olayda, sözkonusu kararın metninden anlaşıldığı kadariyle:
1. Davacı işçi, fazla çalışma ücreti ile resmi tatil ve hafta tatili ücretlerinin ödenmesi talebiyle, dava açmıştır. Alt mahkeme, davalı işverenin zamanaşımı ve bilirkişi raporu itirazlarını dikkate almakla birlikte yerinde bulmamış; davacı işçinin taleplerini ise kısmen kabul edip, hafta tatilli ile fazla çalışma ücretlerinin ödettirilmesin! hüküm altına almıştır.
2. Alt mahkeme kararının davalı işveren tarafından temyiz edilmesi üzerine uyuşmazlık, Yargıtay Dokuzuncu Hukuk Dairesi'nin önüne gelmiştir. Bunun üzerine, Yargıtay Dokuzuncu Hukuk Dairesi; davacı işçinin imzasını taşıyan ücret bordrolarında hafta tatili çalışması ve fazla çalışmayla ilgili sütunlara yerveriidiği takdirde, bordronun gerçeği yansıtmadığına ilişkin davacı tarafından yapılmış bir ihtirazi kaydın bulunmadığını gerekçe göstererek, hafta tatili ve fazla çalışma ücretlerine hükmedilemeyeceğini belirtip, alt mahkeme kararının eksik inceleme ve hatalı değerlendirme yönünden bozulmasına karar vermiştir.
II. İnceleme konusu Yargıtay kararı bakımından, çözülmesi gereken hukuki sorun; görüldüğü üzere, ayrı sütunlar içeren ve işçinin imzasını taşıyan ücret bordrolarında saklı kayıt bulunmadığında, ücretin ödenmiş kabul edilip edilmeyeceği noktasında toplanmaktadır. Bu bakımdan, ücret bordroları yoluyla ispata gidildiğinde, ücretin ödendiğinin hangi hallerde kabul edilebileceğine ilişkin hususların İncelenmesinde yarar görülmektedir.
1. İşverence gerçekleştirilen ücret ödemelerinin belgelenmesi, işçinin korunmasını yakından ilgilendirir. Çünkü, işçiye yapılacak ücret ödemesinde, kesintiler ile varsa artışların bir belgeyle bildirilmesi, işçinin bunları kontrol altında tutmasını olanaklı kılar. Böyle bir kontrol olanağının yaratılması zorunluğu ise, ücretin işçi bakımından genelde biricik (tek) geçim kaynağını oluşturmasından kaynaklanır.
Ancak, ücret ödemelerinin belgelenmesi, işveren açısından da büyük önem taşır. Çünkü, işveren, sözkonusu ödemeleri kanıtlayabildiği ölçüde, ücret borcunu hukuken yerine getirmiş sayılır. Bu sayede işveren, kendisini emin hissedecek ve ileride doğabilecek uyuşmazlıklarla ilgili olarak, elinde kanıt bulunduracaktır.
2. Ücretin ödenmesi açısından ispat yükü kurallarına yaklaşılacak olunursa; ücret ödeme borcunu yerine getirdiğini iddia edecek işveren, bunu, yani ödemeyi doğuran olayı kanıtlamakla yükümlüdür. Genelde bu esas, "kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür" anlatımını taşıyan Medeni Kanunumuzun 6 ncı maddesi hükmünün doğal sonucu olarak kabul edilmektedir.
Ancak, genel olarak işverene düşen ücrete ilişkin ispat yükü, bazı durumlarda yer değiştirip, işçiye geçebilmektedir. Bu anlamda, ihtirazi kayıt ileri sürülmeksizin ödenecek ücretin kabul edilmesi, ispat yükünü işçiye geçirmektedir. Nitekim, işçi önce ihtirazı kayıt belirtmeden önerilen ücret ödemesini kabul etmiş, ama daha sonra buna itiraz etmişse; ücret konusundaki ispat yükü, artık işçiye aittir.
Öte yandan, ücretin ödendiği; makbuz, ibraname, ücret hesap pusulası veya defteri, ücret bordrosu, yüzde defteri gibi ücretin ödendiğini belgeleyen araçlardan biri1 yoluyla ispat edilmek istendiğinde, ücret borcunun yerine getirilmediğinin ispatı yine işçiye düşer.
3. Ücret bordroları, ücretlerin ödendiğini kanıtlama konusunda, güçlü birer ispat aracıdır. Bunun da nedeni, ücret bordrolarının, işçinin imzasını taşımasıdır. Bu anlamda, işçi, ispatsızlığın riskini taşımaktadır2. Buna göre de, ücret bordrosunda işçinin imzasının bulunması, ücretin ödendiği konusunda, ücret bordosuna tam bir delil olma niteliğini vermektedir.
Ücret bordrolarındaki imzalar, uygulamada daha çok, fazla çalışma ücretlerinin tam olarak ödendiğinin ispatı bakımından, önem kazanmaktadır. Bu nedenle, sözkonusu ücretler için, ücret bordrolarında ayrı sütun açılmaktadır. Buna göre, ilkin, fazla çalışmış olduğu halde fazla mesai ücreti ödenmeyen işçinin, hakkını saklı tutup ileride talep edebilmesi için, ücret bordrosunu ihtirazı kayıt öne sürerek imzalaması zorunludur3.
Ancak, ücret bordrosunda bulunan fazla çalışma sütununun boş bırakılması; zaman içinde oluşan yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, mutlaka ücret bordrosunun herzaman işçi tarafından ihtirazi kayıt ileri sürülerek imzalanmasını gerektirmemektedir. Bu anlamda, ücret bordrosunda fazla çalışma sütununun olmasına rağmen, o sütunda fazla mesai ücreti tahakkukunun bulunmaması, işçinin fazla çalışmadığı anlamını taşımaz. Aylık normal mesai ücreti alınırken, işçi tarafından buna ilişkin ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması da, bunu değiştirmez. Bu durumda, Yargıtay, ödenen miktarların fazla çalışma alacağı olarak saptanacak miktardan düşülmesi esasını kabul etmektedir4. Böylece, ücret bordrolarında fazla çalışmaya ilişkin sütun bulunup da sözkonusu sütunun boş bırakılmış olması, mutlak bir biçimde işçinin fazla çalışma yapmadığının delili olarak kabul edilmemektedir. Buna karşılık, aynı bordroda fazla çalışma olmadığı açıkça yazılı olan veya bazı işçilerin fazla çalışma ücretine hak kazandıkları yazılı bulunan durumlarda, işçinin ihtirazi kayıt ileri sürerek bordroyu imzalamış bulunması aranacaktır. Bu anlamda, ücret bordrosundaki fazla çalışma sütununun boş olması, yapılacak bir ihtirazi kaydın varlığını mutlak anlamda zorunlu kılmamaktadır5.
4. İnceleme konusu kararda, yukarıda belirtilen esaslar doğrultusunda, ".. Dairemizin yerleşmiş uygulamalarına göre davacı işçinin imzasını taşıyan ücret bordrolarında hafta tatili çalışması ve fazla mesai ile ilgili sütunlara yer verilmiş ve bu sütunlarda da ödemeler yapıldığı gösterilmişse de davacı işçinin daha fazla çalıştığı ve bordronun gerçek duruma uygun düşmediği yolunda bir ihtirazi kayıtta bulunmadığı bordroların ilişkin bulunduğu aylar dikkate alınarak hafta tatili ve fazla mesailerinin hesaplanması doğru olmaz .." denilmektedir. Benzer anlatımları, daha önceki bazı Yargıtay kararlarında da saptamak mümkündür6.
İnceleme konusu Yargıtay kararma konu olan olayda, bordro sütunlarına ilişkin tespitler yapılmış değildir. Bu bakımdan, davacı işçinin ihtirazi kayıt ileri sürmeyişine, şimdilik hukuki bir sonuç bağlanmış değildir. Bunun içindir ki; Yargıtay Dokuzuncu Hukuk Dairesi, alt mahkeme kararını "eksik inceleme" yönünden bozmuştur. Buna göre, alt mahkeme; ilkin, davacı işçinin ihtirazi kayıtta bulunmamış olmasını dikkate alacak ve ancak bundan sonra, ilgili sütunlarda "fazla çalışma bulunmadığının açıkça yazılı olup olmadığına, bazı işçiler için tahakkuk yapılırken davacı işçi için tahakkuk yapılıp yapılmadığına ya da onun bakımından eksik tahakkuk yapılıp yapılmadığını" araştıracak ve belki de, davacı işçi tarafından sunulacak yazılı bir belgeyle bordro aksini kanıtlanmış sayabilecektir. Gerekli tespitler yapılmadığı için, şimdiden alt mahkeme kararının davacı işçinin talepleri açısından ne yönde belireceğini şimdiden kestirmek mümkün değildir. Bununla birlikte, alt mahkemenin, ancak yukarıda belirtilen Yargıtay kararlarıyla belirlenmiş bulunan esasları dikkate almak suretiyle inceleme yapıp bir sonuca varmak zorunda kalacağı kesindir.
III. Sonuç itibariyle; inceleme konusu Yargıtay kararını, ayrı sütun açılmış bordrolarda-ki fazla çalışma ve tatil ücretlerinin ispatına ilişkin daha önceki kararlar bakımından, yerinde bir karar olarak nitelendirmek mümkündür. Yargıtay Dokuzuncu Hukuk Dairesi; daha önceki kararlarında olduğu üzere, bu kararında da yasayla düzenlenmemiş bulunan bir konuda hukuk yaratmaya çalışarak, işçi ile işveren arasında denge kurmaya çalışmaktadır. Sözkonusu kararın, ulaştığı sonuçlar bakımından, bu dengeyi kurmada başarılı olduğu söylenebilir. Üstelik, inceleme konusu karar, aynı konuda verilmiş daha önceki Yargıtay kararlarıyla da uyumlu bir karardır.

 

Dipnotlar:
1 Ücretin ödendiğini belgeleyen araçlar için bak. T. Centel, İş Hukukunda Ücret, İstanbul 1986, 389 vd.
2 B. Umar-E. Yılmaz (haz.), İsbat Yükü, İstanbul 1980, 118.
3 Ayrıca bak. Yarg. 9. HD., 13-11..1979-13425/13570-YHD II, 11 (Kasım 1979), 1699; Yarg. 9. HD., l6.3.1984-2194/2844-İşveren XXIII, 2 (Kasım 1984), 15.
4 Örnek olarak bak. Yarg. 9- HD., 4.12.1995-20816/34963-C. İ. Günay, Şerhli İş Kanunu II, Ankara 1998, 1661 No. 145; Yarg. 9. HD., 24.10.1995-21875/32815-Günay, 1663 No. 150.
5 Bak. Centel, 402-403 dn. 64'de belirtilen yargı kararları. Ayrıca bak. Günay, 1605'deki Yargıtay kararı ile aynı yer dn. 60'da yeralan yazarlar.
6 Özellikle bak. Yarg. 9. HD., 27.5.1997-5119/10071-Günay, 1626 No.. 42; Yarg. 9. HD., 17.2.1997-ll40/2205-Günay, 1034 No.67.

Tekstilisveren.org.tr     Üyelerimize Duyurular    İrtibat

© 2002 TÜTSİS      -      3tur.com Tasarım