Bu Sayı
Editörden
ABANT TOPLANTISI
Halit NARİN: HATALARIN SORUMLUSU MÜTEŞEBBİS DEĞİL
Dr. Rüştü BOZKURT: Çalışma yaşamında çağa uyum
Refik BAYDUR: Temel koşul rekabet edebilme gücü
Dr.Nihat YÜKSEL: Çalışma hayatımızda çağa uyum için çözüm
önerileri
Yrd. Doc. Dr. Oğul ZENGİNGÖNÜL: İş güvencesi ve istihdam
Prof. Dr. Tankut CENTEL: Çalışma hayatımızda çağa uyum için
çözüm önerileri Değerlendirme ve sonuç
FABRİK 2002
Kumaş Desen Tasarım Ödülleri Sahiplerini Buldu
SÖYLEŞİ
Ertekin Ashaboğlu:
Tekstil sanayimiz dünya ile rekabette geri kalmamalı
HUKUK
Prof.Dr. Tankut CENTEL: BELİRLİ SÜRELİ HİZMET SÖZLEŞMESİNİN
FESHİ VE KÖTÜNİYET TAZMİNATI (Karar İncelemesi)
DEĞERLENDİRME
Av.Bora ERSAL: İş Güvencesi Kanun Tasarısı'na ilişkin düşünceler
|
ABANT TOPLANTISI
"Çalışma yaşamında çağa uyum"
Dr. Rüştü BOZKURT
T. Cam Çimento ve Toprak Sanayii
İşverenleri Sendikası
Yönetim Kurulu Başkanvekili TİSK'İn
düzenlediği, "Çalışma yaşamında çağa uyum" toplantısının iç dinamikleri ile
dışarıya yansımaları, ülkemizin içinde bulundugu 'tartışma iklimini' yansıtması
bakımından önemli idi. Toplantıya katılanların, kompozisyonu, düzenleyenlerin
kendilerine dönük sorgulama yapmaları, toplantıya sunulan ana metinlerin
özellikleri, yaratılmak istenen sonuçla ilgili vurgulananlar gibi diğer konular
ile kamuoyuna yansıyanlar arasındaki farkları değerlendirerek, daha sonra
yapılacak toplantıları tasarlayanlara yardımcı olmak amacıyla bu kısa
değerlendirme hazırlanmıştır.
1. Ayrıntı bilgisini paylaşma
Abant toplantısını içerden gözlediğinizde, TİSK'in kendi yapısı içinde katılımın
sağlandığını, siyasi partilerin çağrıldığını, bilim çevrelerinin orada olduğunu
görüyordunuz. Toplantıda "çok seslilik' egemendi; üstelik her türlü "aykırı
düşüncenin' sunulmasının dayadırganmadığını, düşünce zenginliği üretmenin bir
aracı olarak algılandığını gözlüyordunuz. Yine toplantı içinde yapılan
eleştirilerde ve karşı gerekçe üretiminde vurgulanan eksiklikler de vardı.
Örneğin, İşçi Sendikaları Konfederasyon temsilcilerinin toplantıya çağrılmaması
bir eksiklik olarak vurgulandı. TÜSİAD, TOBB, İstanbul Sanayi Odası ve Ticaret
Odası gibi kuruluşların iş yaşamının tartışıldığı toplantıda yer almasının,
toplumun tüm kesimlerinin katılımı açısından önemi vurgulandı.
Sosyal tarafların katılımı çeşitliliğe karşın, bazı kurumların temsil
edilmemesinin eksikliğinin tartışılması doğaldı.
Asıl önemli olan, toplantının iç dinamiğindeki düzeyin yükselmesi idi.
Değerlendirmeler katılanların ortak görüşü şu noktada toplandı: Gerek akademik
çevrelerden katılanlar, gerekse uygulamacılar sundukları her metinde, ayrıntı
bilgisine önem vermiş, gerçek bilgilendirmeyi öncelikli amaç olarak
belirlemişti. O nedenle, her metin katılanların "bilgi bazını' genişletici etki
yaptı. Üstelik konunun çerçevesini taşmayan, ana amaçtan sapmayan bir anlatım
disiplini de vardı. Böylece "'toplantı verimi' yükseldi; daha sonraki
toplantılar için sağlıktı bir baz oluşturdu. Abant
toplantısının ön hazırlıklara verdiği önem, çerçeveye uyum disiplini, ayrıntı
bilgisine dayanan tartışma, eksikliklerine karşın geniş katılım yelpazesi
açısından bir aşama olduğu üstüne herkes hemfikirdi.
2. Düzenleyicilerin kendini sorgulaması
Abant toplantısında vurgulanması gereken önemli gelişmeden biri de, toplantıyı
düzenleyenlerin 'kendini sorgulama' olgunluğu oldu. Toplantıyı düzenleyen
sorumlular; "benim yaptığım doğrudur" gibi bir mantık içinde olmadı; kendini
'aşırı savunma' gibi bir güvensizlik tuzağma da düşmedi.
Toplantıyı düzenleyenler, temel amacın, "zenginlik üreterek insan yaşamını
kolaylaştırmak" olduğunu; amacın 'insan ve sermaye' kaynaklarını üretim
sürecinde etkin kullanarak zenginlik üretiminin hızını artırmak, bunun için
sorunların parçacı bir yaklaşımla değil, bütünsel olarak ele almak' gerektiğini
vurguluyordu. Çıkarılmak istenen İş Güvencesi Yasası'nın da bu bakış açısı ile
ele alınmasını istediklerini birçok kez yinelediler. Bir yasanın 'araç' olduğu;
'amaç' haline getirilmesinin sakıncası üzerinde duruldu.
Kimsenin mutlak gerçeğe ben hakimim' deme hakkı olmadığı; amacın çok sesli
tartışmalarla, ülkenin, insanın gerçeğini bulmak olduğunu anlatanlar çoğunlukta
idi. Bu konuda her türlü eleştiriye açık durulması gerektiği de belirtiliyordu.
Toplantıyı düzenleyenlerin kendini sorgulaması, daha iyiyi ve doğruyu bulmaya
açık durması, Abant toplantısının olgunluğunu artıran önemli bir gelişme idi.
Çok farklı düşünceden insanın katıldığı bu toplantıda, toplantının kendini
sorgulamaya dönük bu özelliğinin. altını çizenler çoğunluktadır.
3- Bir sonraki adımın atılması
Abant toplantısının kendi iç dinamiğinin işleyişindeki olumluluk ile kamuoyuna
yansıyışındaki 'farklılık' ülkemizin her alanda çözmesi gereken bir husus.
Ayrıntı bilmeyen komplo teorileri geliştirir.
O halde Abant toplantısında söylenenleri, özellikle bilim çevrelerinin getirdiği
tartışma zemininin dikkatlice incelenmesi, tartışmaların metinler üzerinden
yapılması kamuoyunu daha doğru bilgilendirecektir.
Bizim saptamalarımıza göre Abant toplantısında öne çıkan hususlar şunlardı. Bu
hususlann tartışılmasında ne sakınca vardır, üzerine özenle durulmalıdır.
• Üretim, ulaşım ve iletişim teknolojileri, iç bütünlüğü, yeni karar ve kurumlar
yaratmıştır. Üretim-istihdam ilişkilerinden, yatırım ihtiyaçlarına kadar, temel
paradigmalar değişmiştir. Üretimin iç örgütlenmesi değiştiği için, iş ile insan
iİlişkisi köklü biçimde değişmektedir. Bu değişmelerin nedenlerini net biçimde
anlamadan 'iş yaşamında çağa uyum' mümkün değildir. •
Endüstri-devlet ilişkileri köklü biçimde değişmiştir. Devletin iş yaşamındaki
yapısı ve işlevi değişmektedir; değişen koşullara göre yapı ve işlev bütünü
sağlanamadığında kaynak israf edilecektir.
• Devletlerarası ilişkilerde klasik diplomatik ikili ilişkiler yerine, şirketler
arasında ilişki ön plana çıkmıştır. Yeni şirket yapısı kavranmadan geleceği
kontrol altında tutmak güçtür.
• Gelecek toplumda, demografik gelişmelerin yarattığı 'küresel yaşlanma' olgusu;
bilginin üretimde ağırlık kazanması, yeni koruma alanları ve şirket yapılarının
değişmesi, iş yaşamında karşılıklı-bağımlılık ilişkilerini değiştiriyor. Bu
konularda gelişmelerin yarattığı 'fırsat' ve 'tehlikeler' yakından izlenmelidir.
• Rekabet gücü yaratmada 'esneklik' ihtiyacı giderek artmaktadır; bu konuda
dünyadaki gelişmeler yakından izlenerek, ülkemizi hızla kalkındıracak, gelir ve
refah yaratacak önlemler alınmalıdır. Temel görevimiz istihdam yaratmaktır.
• Türkiye'nin yabancı sermaye çekmesi, rnevcut sanayiin rekabet gücünü
geliştirmesi, çevre ülkelere artan sermaye ihracı eğiliminin güç kazanmaması
için, çalışma yaşamını düzenleyen bütün yasalar bir bütün içinde ele alınmalı,
yasal düzenlemelerin uygulanabilirliği üzerinde sosyal tarafların geniş katılımı
ile sonuç alınmalıdır vb. Sonuç
Abant toplantısında Türkiye'nin konularını tartışmayı öğrendiğini; önhazırlık
çalışmalarına önem verildiğini, tartışma konularının sınırlanarak, belirlenen
konular üzerinde yoğunlaştığını gördüğümüz önemli bir gelişme olarak
değerlendirdiğimiz bir toplantı olarak algılıyoruz. Toplantı
içindeki tartışma ile dışarıya yansımaların farklılığını ülke insanı açısından
sakıncalı görüyoruz. Kuşkusuz bu tür toplantıların bütününü dikkate alarak
değertendirmek gerekir. Oysa toplantıda İş Güvencesi Yasası Taslağı
tartışmaların üçte birini bile oluşturmadığı halde bu konu medyaya yansımış,
diğer esas sorunlar kamuoyuna yeterince yansımamıştır.
Toplantının bu eksikliğini, toplumun bir eksiği olarak ele alarak, bir sonraki
adımlarda daha iyisi ve 'doğrusunu' gerçekleştirmek için çabalamalıyız.
Ayrıntı bilgisi eksikliği nedeniyle 'komplocu mantık' tuzağına düşmemeliyiz.
Amacın, 'üzüm yemek olduğunu, bağcıyı dövmek' olmadığını hiç ama hiç
unutmamalıyız. |