[ , ]    Sayı:266  ŞUBAT 2002

TÜTSİS     Künye     Geçmiş Sayılar

Bu Sayı

 

Editörden


 ABANT TOPLANTISI

  Halit NARİN: HATALARIN SORUMLUSU MÜTEŞEBBİS DEĞİL

  Dr. Rüştü BOZKURT: Çalışma yaşamında çağa uyum

  Refik BAYDUR: Temel koşul rekabet edebilme gücü

  Dr.Nihat YÜKSEL: Çalışma hayatımızda çağa uyum için çözüm önerileri

  Yrd. Doc. Dr. Oğul ZENGİNGÖNÜL: İş güvencesi ve istihdam

  Prof. Dr. Tankut CENTEL: Çalışma hayatımızda çağa uyum için çözüm önerileri Değerlendirme ve sonuç


 FABRİK 2002

  Kumaş Desen Tasarım Ödülleri Sahiplerini Buldu


 SÖYLEŞİ

  Ertekin Ashaboğlu:
Tekstil sanayimiz dünya ile rekabette geri kalmamalı


 HUKUK

  Prof.Dr. Tankut CENTEL: BELİRLİ SÜRELİ HİZMET SÖZLEŞMESİNİN FESHİ VE KÖTÜNİYET TAZMİNATI (Karar İncelemesi)


 DEĞERLENDİRME

Av.Bora ERSAL: İş Güvencesi Kanun Tasarısı'na ilişkin düşünceler

ABANT TOPLANTISI

"Çalışma yaşamında çağa uyum"

Dr. Rüştü BOZKURT
T. Cam Çimento ve Toprak Sanayii
İşverenleri Sendikası
Yönetim Kurulu Başkanvekili

 

TİSK'İn düzenlediği, "Çalışma yaşamında çağa uyum" toplantısının iç dinamikleri ile dışarıya yansımaları, ülkemizin içinde bulundugu 'tartışma iklimini' yansıtması bakımından önemli idi. Toplantıya katılanların, kompozisyonu, düzenleyenlerin kendilerine dönük sorgulama yapmaları, toplantıya sunulan ana metinlerin özellikleri, yaratılmak istenen sonuçla ilgili vurgulananlar gibi diğer konular ile kamuoyuna yansıyanlar arasındaki farkları değerlendirerek, daha sonra yapılacak toplantıları tasarlayanlara yardımcı olmak amacıyla bu kısa değerlendirme hazırlanmıştır.

 

1. Ayrıntı bilgisini paylaşma
Abant toplantısını içerden gözlediğinizde, TİSK'in kendi yapısı içinde katılımın sağlandığını, siyasi partilerin çağrıldığını, bilim çevrelerinin orada olduğunu görüyordunuz. Toplantıda "çok seslilik' egemendi; üstelik her türlü "aykırı düşüncenin' sunulmasının dayadırganmadığını, düşünce zenginliği üretmenin bir aracı olarak algılandığını gözlüyordunuz. Yine toplantı içinde yapılan eleştirilerde ve karşı gerekçe üretiminde vurgulanan eksiklikler de vardı. Örneğin, İşçi Sendikaları Konfederasyon temsilcilerinin toplantıya çağrılmaması bir eksiklik olarak vurgulandı. TÜSİAD, TOBB, İstanbul Sanayi Odası ve Ticaret Odası gibi kuruluşların iş yaşamının tartışıldığı toplantıda yer almasının, toplumun tüm kesimlerinin katılımı açısından önemi vurgulandı.

Sosyal tarafların katılımı çeşitliliğe karşın, bazı kurumların temsil edilmemesinin eksikliğinin tartışılması doğaldı.
Asıl önemli olan, toplantının iç dinamiğindeki düzeyin yükselmesi idi. Değerlendirmeler katılanların ortak görüşü şu noktada toplandı: Gerek akademik çevrelerden katılanlar, gerekse uygulamacılar sundukları her metinde, ayrıntı bilgisine önem vermiş, gerçek bilgilendirmeyi öncelikli amaç olarak belirlemişti. O nedenle, her metin katılanların "bilgi bazını' genişletici etki yaptı. Üstelik konunun çerçevesini taşmayan, ana amaçtan sapmayan bir anlatım disiplini de vardı. Böylece "'toplantı verimi' yükseldi; daha sonraki toplantılar için sağlıktı bir baz oluşturdu.

Abant toplantısının ön hazırlıklara verdiği önem, çerçeveye uyum disiplini, ayrıntı bilgisine dayanan tartışma, eksikliklerine karşın geniş katılım yelpazesi açısından bir aşama olduğu üstüne herkes hemfikirdi.


2. Düzenleyicilerin kendini sorgulaması
Abant toplantısında vurgulanması gereken önemli gelişmeden biri de, toplantıyı düzenleyenlerin 'kendini sorgulama' olgunluğu oldu. Toplantıyı düzenleyen sorumlular; "benim yaptığım doğrudur" gibi bir mantık içinde olmadı; kendini 'aşırı savunma' gibi bir güvensizlik tuzağma da düşmedi.
Toplantıyı düzenleyenler, temel amacın, "zenginlik üreterek insan yaşamını kolaylaştırmak" olduğunu; amacın 'insan ve sermaye' kaynaklarını üretim sürecinde etkin kullanarak zenginlik üretiminin hızını artırmak, bunun için sorunların parçacı bir yaklaşımla değil, bütünsel olarak ele almak' gerektiğini vurguluyordu. Çıkarılmak istenen İş Güvencesi Yasası'nın da bu bakış açısı ile ele alınmasını istediklerini birçok kez yinelediler. Bir yasanın 'araç' olduğu; 'amaç' haline getirilmesinin sakıncası üzerinde duruldu.
Kimsenin mutlak gerçeğe ben hakimim' deme hakkı olmadığı; amacın çok sesli tartışmalarla, ülkenin, insanın gerçeğini bulmak olduğunu anlatanlar çoğunlukta idi. Bu konuda her türlü eleştiriye açık durulması gerektiği de belirtiliyordu.
Toplantıyı düzenleyenlerin kendini sorgulaması, daha iyiyi ve doğruyu bulmaya açık durması, Abant toplantısının olgunluğunu artıran önemli bir gelişme idi. Çok farklı düşünceden insanın katıldığı bu toplantıda, toplantının kendini sorgulamaya dönük bu özelliğinin. altını çizenler çoğunluktadır.

3- Bir sonraki adımın atılması
Abant toplantısının kendi iç dinamiğinin işleyişindeki olumluluk ile kamuoyuna yansıyışındaki 'farklılık' ülkemizin her alanda çözmesi gereken bir husus. Ayrıntı bilmeyen komplo teorileri geliştirir.
O halde Abant toplantısında söylenenleri, özellikle bilim çevrelerinin getirdiği tartışma zemininin dikkatlice incelenmesi, tartışmaların metinler üzerinden yapılması kamuoyunu daha doğru bilgilendirecektir.
Bizim saptamalarımıza göre Abant toplantısında öne çıkan hususlar şunlardı. Bu hususlann tartışılmasında ne sakınca vardır, üzerine özenle durulmalıdır.

• Üretim, ulaşım ve iletişim teknolojileri, iç bütünlüğü, yeni karar ve kurumlar yaratmıştır. Üretim-istihdam ilişkilerinden, yatırım ihtiyaçlarına kadar, temel paradigmalar değişmiştir. Üretimin iç örgütlenmesi değiştiği için, iş ile insan iİlişkisi köklü biçimde değişmektedir. Bu değişmelerin nedenlerini net biçimde anlamadan 'iş yaşamında çağa uyum' mümkün değildir.

• Endüstri-devlet ilişkileri köklü biçimde değişmiştir. Devletin iş yaşamındaki yapısı ve işlevi değişmektedir; değişen koşullara göre yapı ve işlev bütünü sağlanamadığında kaynak israf edilecektir.
• Devletlerarası ilişkilerde klasik diplomatik ikili ilişkiler yerine, şirketler arasında ilişki ön plana çıkmıştır. Yeni şirket yapısı kavranmadan geleceği kontrol altında tutmak güçtür.
• Gelecek toplumda, demografik gelişmelerin yarattığı 'küresel yaşlanma' olgusu; bilginin üretimde ağırlık kazanması, yeni koruma alanları ve şirket yapılarının değişmesi, iş yaşamında karşılıklı-bağımlılık ilişkilerini değiştiriyor. Bu konularda gelişmelerin yarattığı 'fırsat' ve 'tehlikeler' yakından izlenmelidir.

• Rekabet gücü yaratmada 'esneklik' ihtiyacı giderek artmaktadır; bu konuda dünyadaki gelişmeler yakından izlenerek, ülkemizi hızla kalkındıracak, gelir ve refah yaratacak önlemler alınmalıdır. Temel görevimiz istihdam yaratmaktır.
• Türkiye'nin yabancı sermaye çekmesi, rnevcut sanayiin rekabet gücünü geliştirmesi, çevre ülkelere artan sermaye ihracı eğiliminin güç kazanmaması için, çalışma yaşamını düzenleyen bütün yasalar bir bütün içinde ele alınmalı, yasal düzenlemelerin uygulanabilirliği üzerinde sosyal tarafların geniş katılımı ile sonuç alınmalıdır vb.

 

Sonuç
Abant toplantısında Türkiye'nin konularını tartışmayı öğrendiğini; önhazırlık çalışmalarına önem verildiğini, tartışma konularının sınırlanarak, belirlenen konular üzerinde yoğunlaştığını gördüğümüz önemli bir gelişme olarak değerlendirdiğimiz bir toplantı olarak algılıyoruz.

Toplantı içindeki tartışma ile dışarıya yansımaların farklılığını ülke insanı açısından sakıncalı görüyoruz. Kuşkusuz bu tür toplantıların bütününü dikkate alarak değertendirmek gerekir. Oysa toplantıda İş Güvencesi Yasası Taslağı tartışmaların üçte birini bile oluşturmadığı halde bu konu medyaya yansımış, diğer esas sorunlar kamuoyuna yeterince yansımamıştır.
Toplantının bu eksikliğini, toplumun bir eksiği olarak ele alarak, bir sonraki adımlarda daha iyisi ve 'doğrusunu' gerçekleştirmek için çabalamalıyız.
Ayrıntı bilgisi eksikliği nedeniyle 'komplocu mantık' tuzağına düşmemeliyiz.
Amacın, 'üzüm yemek olduğunu, bağcıyı dövmek' olmadığını hiç ama hiç unutmamalıyız.

Tekstilisveren.org.tr     Üyelerimize Duyurular    İrtibat

© 2002 TÜTSİS      -      3tur.com Tasarım