Bu Sayı
Editörden
ABANT TOPLANTISI
Halit NARİN: HATALARIN SORUMLUSU MÜTEŞEBBİS DEĞİL
Dr. Rüştü BOZKURT: Çalışma yaşamında çağa uyum
Refik BAYDUR: Temel koşul rekabet edebilme gücü
Dr.Nihat YÜKSEL: Çalışma hayatımızda çağa uyum için çözüm
önerileri
Yrd. Doc. Dr. Oğul ZENGİNGÖNÜL: İş güvencesi ve istihdam
Prof. Dr. Tankut CENTEL: Çalışma hayatımızda çağa uyum için
çözüm önerileri Değerlendirme ve sonuç
FABRİK 2002
Kumaş Desen Tasarım Ödülleri Sahiplerini Buldu
SÖYLEŞİ
Ertekin Ashaboğlu:
Tekstil sanayimiz dünya ile rekabette geri kalmamalı
HUKUK
Prof.Dr. Tankut CENTEL: BELİRLİ SÜRELİ HİZMET SÖZLEŞMESİNİN
FESHİ VE KÖTÜNİYET TAZMİNATI (Karar İncelemesi)
DEĞERLENDİRME
Av.Bora ERSAL: İş Güvencesi Kanun Tasarısı'na ilişkin düşünceler
|
BELİRLİ SÜRELİ HİZMET SÖZLEŞMESİNİN FESHİ VE KÖTÜNİYET TAZMİNATI
(Karar İncelemesi)
Karar Özeti:
Belirli süreli hizmet sözleşmesi süresinden önce haklı neden olmaksızın
feshedildiği takdirde, ihbar tazminatı ve buna bağlı olarak kötüniyet tazminatı
istenemez. Karar Metni:
Dava: Davacı, kıdem, kötüniyet, maddi ve manevi tazminat ile ücret alacağının
ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına alınmıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya
öncelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Karar; 1.
Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici
sebeplere gore, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz
itirazları yerinde değildir.
2. Davacı avukat ile davalı belediye arasında hizmet ilişkisi 02.10.1997
tarihinde başlamış olup daha sonra taraflar arasında 01.01.1999-31.12.1999
arasında belirli süreli hizmet akdi yapılmıştır. Bir yıllık süreli akit sürerken
bu sözleşme 10.06.1999 tarihinde davalı tarafından feshedilmiştir. Davacı açmış
olduğu bu davada fesih nedeniyle kötüniyet tazminatı istemiştir. Biraz önce
ayrıntılı bir şekilde açıklandığı gibi önce süresiz olarak çalıştırılan davacı
ile daha sonra süreli akit imzalanmıştır. Bu süreli akit uygulanırken davalı
belediyece akit haklı bir sebep olmaksızın feshedilmiş bulunmaktadır.Süreli
akdin feshi halinde ihbar tazminatı ve buna bağlı olarak kötüniyet tazminatı
isteyemez. Kısaca 1475 sayılı İş Kanununun 13 üncü maddesinin uygulama olanağı
yoktur. Bu nedenle kötüniyet tazminatının reddi gerekir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten bozulmasına,
28.02.2001 gününde oybirliğiyle karar verildi.
(Yarg. 9. HD., 28.3.2001, E. 2001/5272, K. 2001/4939)
Kararın İncelenmesi: I. İncelerne konusu Yargıtay
kararına neden olan olayda, sözkonusu kararın metninden anlaşıldığı kadariyle:
1. Davacı işçi, davalı idareye (belediyeye) ait işyerinde belirsiz süreli bir
hizmet sözleşmesiyle çalıştığı sırada, süresi bir yıl olan belirli süreli hizmet
sözleşmesi metnini imzalayarak çalışmasını sürdürrnüştür. Bir yıllık belirli
süreli hizmet sözleşmesi, altıncı ayında, yani süresi henüz sona ermeden
belediye tarafından feshedilmiştir. Belediye, hizmet sözleşmesini feshederken,
herhangi bir haklı nedeni belirtmemiştir. Bunun üzerine, davacı işçi, kıdem ve
kötüniyet tazminatları ile maddi/manevi tazminat ve ücret alacağı talepleriyle,
mahkemeye başvurmuştur. Alt mahkeme, davacı işçinin taleplerini kısmen kabul
etmiş ve kötüniyet tazminatını hüküm altına almıştır. 2. Alt
rnahkeme kararının davalı idare tarafından temyiz edilmesi üzerine uyuşmazlık,
Yargıtay Dokuzuncu Hukuk Dairesi'nin önüne gelmiştir. Bunun üzerine, Yargıtay
Dokuzuncu Hukuk Dairesi; belirli süreli hizmet sözleşmelerinin feshinde ihbar
tazminatı ve buna bağlı olarak da kötüniyet tazminatının istenemeyeceğini
gerekçe göstererek, alt mahkeme kararının bozulmasına karar vermiştir.
II. İnceleme konusu Yargıtay kararı bakımından,
çözülmesi gereken hukuki sorun; görüldüğü üzere, belirli süreli hizmet
sözleşmelerinin süresinden önce ve haklı bir neden gösterilmeksizin feshi
üzerine kötüniyet tazminatı istenip istenemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Bu
nedenle, belirli süreli hizmet sözleşmesinin feshine bağlı hukuki hükümlerin
incelenmesinde yarar görülmektedir.
1. Hizmet sözleşmesinde taraflar, esas olarak, hizmet sözleşmesinde süre
kararlaştırıp kararlaştırmama serbestisine sahiptir. Buna göre de, hizmet
sözleşmesinde açık veya örtülü biçimde herhangi bir süre kararlaştırılmış
olduğunda, "belirli süreli hizmet sözleşmesi" ve kararlaştırılmadığı takdirde
ise, "belirsiz süreli hizmet sözleşmesi" sözkonusudur(l).
İnceleme konusu Yargıtay kararına temel oluşturan olayda davacı işçi, davalı
idareye (belediyeye) ait işyerinde ilkin, belirsiz süreli hizmet sözleşrnesiyle
çalışırken; daha sonra, bu sözleşmenin sona erdirilip, taraflar arasında bir yıl
süreli bir belirli süreli hizmet sözleşmesi bağıtlanmıştır. 2.
Belirli süreli hizmet sözleşmesi, kural olarak, süresinin dolmasıyla birlikte
sona erer. Nitekim, BK. m. 338 hükmü de, belirli bir süre için yapılmış hizmet
sözleşmesinin, aksi kararlaştırılmadıkça, sözkonusu sürenin dolması üzerine sona
ermesini öngörmektedir. Belirli süreli hizmet sözleşmesi
süresinden önce sona erdirilmek istendiği takdirde ise, haklı bir nedenin
varlığı şarttır. Bu anlamda, belirli süreli hizmet sözleşmesi, haklı bir nedenin
bulunması halinde, her zaman tek taraflı bir fesihle derhal sona erdirilebilir.
Buna göre, belirli süreli hizmet sözleşmesinin taraflarından biri, haklı bir
nedenle iş ilişkisini sürdürmek istemiyorsa, daha önce saptanmış olan belirli
sürenin geçmesini beklemek zorunda değildir(2).
İnceleme konusu karara dayanak oluşturan olayda, davacı işçinin belirli süreli
hizmet sözleşmesi, davalı idare tarafından herhangi bir haklı neden
gösterilmeksizin feshedilmiştir. Bu durumda, taraflar arasındaki belirli süreli
hizmet sözleşmesinin, süresinden önce ve haklı bir neden olmaksızın feshi
sözkonusudur. Belirli süreli hizmet sözleşmesinin süresi dolmadan önce haklı bir
neden olmaksızın feshinde, feshin niteliği öğretide tartışmalıdır.
3. Ancak, belirli süreli hizmet sözleşmesinin feshinde ihbar tazrninatı
ödenmesinin gerekmeyeceği, uygulamada tartışmasız kabul edilmektedir. Nitekim,
belirli süreli hizmet sözleşmesinin haklı bir neden olmaksızın feshinde ihbar
tazminatı hakkının doğmayacağı, Yargıtay kararlarındaki yerleşik görüşü
oluşturmaktadır4. Bu anlamda, inceleme konusu Yargıtay kararında da, ".. Süreli
akdin feshi halinde ihbar tazminatı .. isteyemez. Kısaca 1475 sayılı İş
Kanununun 13 üncü maddesinin uygulama olanağı yoktur .." anlatımına
yerverilmektedir. 3- Yargıtay tarafından uygulamaya
yerleştirilen, belirli süreli hizmet sözleşmesinin feshinde ihbar tazminatı
ödenmeyeceğine ilişkin görüş, inceleme konusu Yargıtay kararıyla daha ileriye
götürülmekte ve kötüniyet tazminatının da ödenmemesi gerektiği sonucuna
varılmaktadır. Kötüniyet tazminatı olarak uygulamada kabul edilen tazminatın,
kötüniyetin varlığını gösteren hallerde üç kat ödenmesi gereken ihbar tazminatı
olduğuna dikkat edilecek olduğunda; ihbar tazminatının sözkonusu bulunmadığı
hallerde, kötüniyet tazminatından da sözedilemeyeceği söylenebilir.
Ancak, BK, m. 338 hükmü buyurucu bir hukuk
kuralı olmadığı için; taraflar, aksine kararlaştırma yapabilirler. Bu anlamda,
belirli süreli hizmet sözleşmesinin devam etmesi istenmediği takdirde, süresinin
bitmesinden belli bir süre önce fesih bildiriminde bulunulmasını tarafların
hukuken mümkündür. Buna göre de, taraflardan biri, belirli süreli hizmet
sozleşmesini feshi ihbar suretiyle sona erdirebilecektir. Feshi ihbar suretiyle
belirli süreli hizmet sözleşmesini sona erdirecek olan işveren fesih bildirimini
kötüniyetle yaptığı takdirde, yine İş K. m. 13/bent Cde sözkonusu olan kotüniyet
tazminatı ödenmeyecek midir? Belirli
süreli hizmet sözleşmesine ilişkin temel düzenleme Borçlar Kanunu'nda (m. 338)
yeraldığı için, buna ilişkin İş Kanunu'nda herhangi bir açıklık yoktur. Kanımca,
bu durumda da, kötüniyet tazminatının ödenmesi sözkonusu olmamalıdır. Çünkü,
ilkin, kötüniyet tazminatı ödenmesini öngören İş K. m. 13/bent C f. 3, belirsiz
süreli hizmet sözleşmeleri için öngörülmüş bir düzenleme olup, bu tür
sözleşmelerin sona erdirilmesinin hükümlerini düzenlemektedir. Belirli süreli
hizmet sözleşmelerinin sona erdirilmesinin sonuçlarını düzenleyen bir hükme ise,
İş Kanunu'nda yerverilmiş olmayıp; bu durumda, borçlar hukuku esaslarının
uygulanması gerekmektedir. Borçlar Kanunu hükümleri ise, kötüniyet tazminatımn
ödenmesini içeren bir düzenleme öngörmemektedir. Nihayet, BK. m. 338 hükmünün
mümkün kıldığı aksine kararlaştırma yapma olanağı, ihbar öneline uyulmadığı
takdirde hizmet sözleşrnesinin sona ermesini değil, aynı süre için ve önceki
koşullarla yenilenme sonucunu içeren bir durumdur. Dolayısiyle, bu durumda ihbar
öneline uyulmaksızın hizmet sözleşmesinin feshi, yani ihbar tazminatı hakkının
doğumu ve giderek kötüniyet tazminatmın uygulama alanı gerçekleşmemektedir.
Belirtilen sonucun, işçiyi kötüniyetli işveren karşısında koruyamaya yeterli
olmadığı, görünen bir gerçektir. Ancak, belirli süreli hizmet sözleşmelerinin
yapılmasına olanak tanıyan ve bunlara karşı işçiye yeterli güvence içermeyen bir
yasadan, aksine sonuç çıkarmak güçtür. 4. İnceleme konusu
Yargıtay kararı; BK. m. 338 hükmünün, ihbar öneli kararlaştırma olanağını
tanıması durumunu hiç dikkate almamakta ve bu yüzden, sanki belirli süreli
hizmet sözleşmesinin feshinde, kötüniyet uygulama alanı bulamayacakmış
izlenimini yaratmaktadır. Oysa, Yargıtay; sözkonusu kararında, belirli süreli
hizmet sözleşmesinin sadece, süresinden önce sona erdirileceği varsayımını
gözönünde bulundurmaktadır. Bunun da temelinde, belirli süreli hizmet
sözleşmesinin, haklı neden olmaksızın, ancak süre dolmadan önce sona
erdirilebileceği gerçeği yatmaktadır. |