[ , ]    Sayı:271  TEMMUZ 2002

TÜTSİS     Künye     Geçmiş Sayılar

Bu Sayı

 

Editörden


 Güncel

  NARİN: Kendi gücümüzle yola devam etmeliyiz

  ÖZTEMİR uyarıyor: Kriz teşebbüs ve takım ruhunu da götürüyor

  ASHABOĞLU: Türkiye tekstilden vazgeçemez

  Yaşar OKUYAN: Tarafların iyi niyetli yaklaşımları başarının teminatıdır


 Sektör

  Tekstilde gerçek bir "Serbest Pan Avrupa Akdeniz Bölgesinden" uzağız


 Fuar

  Uluslararası İstanbul Hazır Giyim Fuarı'ndan çıkan mesaj: "Daha çok moda markalar yaratılmalı"


 Firma

  Mithat Giyim


 Hukuk

  ULUSAL BAYRAM VE GENEL TATİL GÜNLERİNDE ÇALIŞACAK İŞÇİYE ÖDENECEK ÜCRETİN HESABI

Söyleşi

ASHABOĞLU: Türkiye tekstilden vazgeçemez

Sendikamızın Yönetim Kurulu Üyesi Ertekin Ashaboğlu, tekstil sektörünün Türkiye'nin AB'ye asıl üye olması için gerekli lobi çalışmasını en etkili yerden yaptığını söyledi. Katıldığı bir televizyon programında sunucu Tamer Coşkun'un sorularını yanıtlayan Ashaboğlu, "AB üyeliğimizi desteklemeleri için Eurocoton'dan istekte bulunduk, isteğimiz kabul edildi. Hatta biz sizi artık tekstil sanayi olarak içimizde, bizden biri olarak kabul ediyoruz dediler" diye konuştu. İşte Ashaboğlu'na yöneltilen sorular ve yanıtları...
- Eurocoton'u konuşuyoruz. Önce biraz açalım, nedir Eurocoton?
ERTEKİN ASHABOĞLU- Eurocoton, 1950 yılında Avrupalı pamuklu tekstil sanayicilerinin bir kulübü halinde kuruluyor. 1958 Roma Anlaş-ması'ndan sonra, o günkü İsmiyle Ortak Pazar, bugünkü ismiyle Avrupa Birliğfnin merkezi olan Brüksel'de faaliyet gösteriyor.
Eurocoton, 15 Avrupa ülkesinin pamuklu tekstil sanayicilerinin menfaatlerini korumak için, Ortak Pazar Komisyonu nezdinde, AB ülkeleri tekstil sanayinin geleceği hakkında alınacak kararlara müdahale etmek, AB Komisyonu'na yol göstermek için kunılan önemli bir kuruluş.
- Yaptırım gücü de var.
ASHABOĞLU- Yaptırım gücü var; çünkü gerçekten AB Komisyonu nezdinde kendini kabul ettirmiş olan Avrupalı sektör kuruluşlarının en önemlisi diyebilirim.
- Tekstil ve konfeksiyon İhracatımızın lokomotifi Eurocoton da sürekli Demokles'in kılıcı gibi bizim başımızdaydı, antidamping sorusturnıalartyla firmalarımızı sıkıntıya sokuyordu. Siz şu anda o Eurocoton'un bas-kanvekilisiniz. Neler değişecek, Türkiye açısından ne gibi faydalar gelecek?
ASHABOĞLU- Türkiye tekstil ihracatına 1970'Ii yıllarda yoğun olarak başladı. İhracatımızın büyük bölümü de AB ülkelerine yapılıyor. Tabii, sıfırdan bu düzeye gelmek kolay olmadı. Çünkü biz oraya mallarımızı satmaya başladık ve sürekli olarak bunun miktarını ve çeşidini artırmaya çalıştık. Avrupalı tekstilciler de bunu engellemek için yıllarca AB nezdinde, AB Komisyonu nezdinde kotalar koydular, zaman zaman damping uyguladılar. AB'ye tekstil ihracatını artırmak için de Eurocoton engelini aşmamız lâzımdı. Yıllarca Eurocotonla müzakerelerimiz gayriresmî devam etti, bizi hiçbir zaman kabul etmek istemediler. Fakat, en sonunda baktılar ki artık Türkiye de tekstil sanayi gerçekten kuvvetli bir yere geldi... Ondan sonra bizi yavaş yavaş kabul ettiler. Bundan 6 sene evvel bizi assosiye üye olarak aldılar. AB ile Gümrük Birliği içinde olduğumuzu, üyelik sürecinin yaşandığını dile getirerek iki yıl önce de asıl üye olduk. Şu anda AB üyesi olmayıp Eurocoton üyesi olan yegâne kuruluş durumundayız.
- Bu, Türkiye'nin Avrupa Birliği ilişkilerini etkiler nü? Yani, sonuçta lobiler çok önemli...
ASHABOĞLU-
Etkiler. Bakınız, geçen hafta Paris'te yapılan Eurocoton Genel Kurulu'nda, bizim AB üyeliğimizi desteklemeleri için Eurocoton'dan istekte bulunduk. İsteğimiz kabul edildi. Hatta dediler ki, biz sizi artık tekstil sanayicisi olarak içimizde, bizden biri olarak kabul ediyoruz. Dolayısıyla Türkiye'nin AB üyeliğini de destekliyoruz. Yani, bir yerde biz Türkiye'nin AB'ye asıl üye olması için gerekli lobiyi de sektör olarak yapmış olduk.
- Herhalde ekonomik İlişkilerin geliştirilmesi, sektörlerin benzer meslek kuruluşlarıyla Avrupa Birliği ricalinde yapacağı girişimler, lobiler de Ankara'nın işini kolaylaştıracak.
ASHABOĞLU-
Şüphesiz. Biraz evvel belirttiğim gibi, Eurocoton, AB nezdinde gücü olan, yaptırım gücü olan kuvvetli bir kuruluş. Onların da bizim adımıza, âdeta bizim avukatlığımızı yaparak asıl üyeliğimizi desteklemeleri bu süreçte önemli bir destek olacak.
- Türkiye 96 yılında Gümrük Birliği'ne girdi ve tekstilde Eurocoton'un üyesi. Ama Hindistan, Pakistan gibi ülkelerle bir arada tutulup Türkiye antidamping soruşturmasına maruz kalmıştı. Bu düzenlemeler aruk ortadan kalkacak mı?
ASHABOĞLU-
Bu konu gerçekten enteresan. Tabiî biz AB'nin asıl üyesi olmayıp da AB ile Gümrük Birliği yapan yegâne ülkeyiz. Yani biz bir yerde dış ticaretimizi tamamen AB dış ticaretiyle uyumlu bir hâle getirdik. Fakat, hâl böyleyken, bazı İhracat kalemlerinde bizi damping vergisiyle tehdit edebiliyorlar. Bu durum bize doğal olarak ters geliyor.
Bize ters gelen bir olay daha var. Bizim dış ticaretimiz tamamen AB dış ticaretine uyumlu olduğu hâlde, bugün AB gidip üçüncü bir ülkeyle bir ticaret anlaşması yapabiliyor. Bu yapılan ticaret anlaşması müzakerelerinde biz hiç bulunmuyoruz, bizim fikrimiz sorulmuyor... Müzakereler yapılıyor, o ülkelere gidiliyor, ticaret anlaşması imzalanıyor, ondan sonra gelip bize diyorlar ki; "Biz böyle bir anlaşma yaptık, buyurun siz de bunu uygulayın." Meselâ, en son yapılan anlaşmalardan bir tanesi Meksika ile yapılan ticaret anlaşması. Meksika, NAFTA'nın üyesi ve tekstil sanayi orada bayağı kuvvedi. Meksika'dan AB'ye gelecek olan bazı tekstil ürünleri gümrüksüz veya çok düşük gümrük oranlarıyla geliyor. Meksika'nın herhangi bir tekstil ürünü AB'ye girdiği zaman, biliyorsunuz AB'nin ortak ürünü oluyor, serbest dolaşıma giriyor. Yani, burada bizim tekstil sanayiimiz, Meksika'dan gelen herhangi bir üründen dolayı zarar da görebilir.
Bu Türkiye'ye de geliyor, çünkü herhangi bir AB ülkesine giden mal, Gümrük Birliği yaptığımıza göre serbest dolaşıma giriyor.
- Bundan sonra tekstil sektörü ne yapacak? Bir de 2005 yılında gümrükler kalkacak, serbest ticarete geçeceğiz deniliyor ama, gerçekten kalkacak mı?
ASHABOĞLU-
Hindistan'dan misal vereyim... Bugün Türkiye'ye veya herhangi bir Avrupa ülkesine ithal edilen tekstil ürünleri için gümrük vergisi yüzde 5, yüzde 6 civarında. Ama, hâl böyleyken biz, veyahut herhangi bir AB ülkesi Hindistan'a bir tekstil ürünü ihraç ettiği zaman Hindistan'ın uyguladığı gümrük vergisi yüzde 87. Terslik burada.
2005 senesinde kotalar kalkacak. Tabiî karşı taraftan, üçüncü dünya ülkelerinden de AB'nin beklentileri var. Yani, onların da gümrük vergilerini, sıfır olmasa bile yüzde 15 seviyelerine çekmesi bekleniyor. Bunun müzakereleri devam ediyor. Böyle olmazsa, zaten bundan bizler veyahut AB büyük zarar görür. Çünkü, AB olsun, biz olalım, Hindistan'a, Pakistan'a da bir şeyler satmak istiyoruz.

Fakat şunu belirtmek istiyorum: Burada tabii bu AB'nin genel politikasının ne olduğunu pek bilemiyoruz. Bir misal vereyim size. Bugün bir Pakistan'ın ihracatı içinde tekstil ürünlerinin payı yüzde 75, Türkiye'nin yüzde 38, İtalya'nın yüzde 15, diğer AB ülkelerinin yüzde 5. Yani, AB için tekstil sanayii önemini giderek kaybediyor. Taviz veriyorlar, tekstilde veriyorlar, ama başka bir sektörde, başka bir iş kolunda büyük tavizleri de onlar da alıyorlar.
Şu anda tekstil bizim için önemli bir lokomotif. En büyük döviz girdisini sağlayan bir iş kolu; biz bundan kolay kolay vazgeçmeyiz. Tabii, daha Türkiye'nin tekstilde istikbalde alacağı epey yol var. Yani biz bu alanı kolay kolay terk etmeyiz.

Tekstilisveren.org.tr     Üyelerimize Duyurular    İrtibat

© 2002 TÜTSİS      -      3tur.com Tasarım