Görüş
Sendikamız Denetim
Kurulu Başkanı Mehmet Şuhubi:
"Türkiye, pamuğunu katma değer yaratan emtialar arasına
sokmalıdır"
Türkiye
Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası (TÜTSİS) Denetim Kurulu
Başkanı Mehmet Şuhubi, Türkiye'nin pamuğunu katma değeri yüksek
emtialar arasına sokmayı başarması gerektiğini söyledi. Şuhubi, "Türkiye
hangi pamuğu hangi tarzda yetiştirip, niçin o malı üretmesi
gerektiğini bilinçli olarak ortaya koyabildiği müddetçe bu
sahadaki önemini her geçen gün daha da artarak sürdürebilecektir.
Önemli olan pamuk üretmek değil, katma değeri yüksek pamuk
üretimini ortaya koyabilmektir. Bu Türkiye için iyi bir tercih
olacaktır" diye konuştu.
Pamuğun
Türkiye'nin stratejik ürünlerinden bir tanesi olduğunun altını
çizen Şuhubi, gelecekte doğal elyafın dünyadaki nüfus
artışının ihtiyaçlarına uygun gelişme göstermeyeceği ve doğal
elyafla üretilen malların daha lüks maller kategorisine yükseleceğine
kesin gözü ile bakıldığını vurguladı.Türkiye'nin hangi pamuğu
hangi tarzda yetiştirip, niçin o malı üretmesi gerektiğini
bilinçli olarak ortaya koyabildiği
müddetçe bu sahadaki önemini her geçen gün daha da artırarak
sürdüreceğini söyleyen Şuhubi, şu açıklamaları yaptı:
"Önemli
olan pamuk üretmek değil, katma değeri yüksek pamuk üretimini
ortaya koyabilmektir. Bu Türkiye için iyi bir tercih
olacaktır. Pamuk meselesini dar çerçevede tutmanın anlamı yoktur.
Çünkü, Türkiye'deki pamukta mevsimlerin getirdiği olaylara
cevap verememek, gerekli önlemleri alamamak, yatırımlar yapamamakla
karşı karşıyız. Tarımda tesadüflerle seneleri geçiriyoruz.
Ekim sahalarının karakterisliğinden, iklim şartlarına, tohumun
uygunluğuna kadar tüm bu hususların gözden geçirilmesi lazım.
Bu noktalann aşılması gerekiyor ve eğer biz 1970'li yıllardan
bu yana konuştuğumuz bu konuda hala bir aşama katedememişsek,
devletin getirdiği sorunlar ne olurla olsun bunun nedenini
biraz da kendimizde aramalıyız. Artık bir seçim yapma zamanıdır.
Bugüne
kadar kolaya kaçılarak bir yere varılamadı. İplik fabrikaları
yaşamak için karışımlı ipliğe yöneliyorlar. Bu tercihlerin
ucuza harcanmasıdır. Türkiye zoru başarmalı, pamuğunu katma
değer üreten emtialar arasına sokmalıdır."
"Pamuktan konfeksiyona fiyatlarda bir konsensüs
sağlanmalı"
Türkiye'nin pamuk ithalatında yaşanan artışa da dikkat çeken
Şuhubi, Türkiye'de çağdaş bir tarım politikasının izlenmesi
durumunda dünya maliyetlerinde pamuk elde edilebileceği için
dışandan pamuk getirilmesine de gerek kalmayacağını savundu.
Sürdürülebilir rekabet için pamuktan konfeksiyona kadar üretecilerin
fiyatta bir konsensüs sağlayarak elde edilecek toplam kan
paylaşmalan gerektiğini belirten Şuhubi, şunları söyledi:
"Pamuk
ithalatında yaşanan artıştan çok sık söz ediliyor. Eğer Türkiye
çağdaş bir tarım politikası yürütürse dünya maliyetlerinde
pamuk elde edebileceği için dışarıdan pamuk ithal etmesine
gerek kalmayacaktır. Ama maliyetler yüksek oldukça içeride
üretim sahaları daralmakta ve bu daralma yaşandıkça kaliteli
pamuğun fiyatı daha da artmakta, fiyat arttıkça ithalata
talep yükselmekte ve bu kısır döngü böylece sürüp gitmekte..
Pamuk
üreticileri ile pamuk ipliği üreticileri arasında bir konsensüs
sağlanmalıdır. Nasıl iplik üreticileri ile konfeksiyon
üreticileri arasında bir konsensüs sağlanması gerekiyorsa..
Bu yapılmadığı müddetçe ithalat artacaktır. Artık, sürdürülebilir
rekabet için maliyet kavramımızda bir ürünün nihai satışından
elde edilecek karın onun tüm katmanları içinde bir konsensusla
paylaşılmasının çareleri aranmalıdır."
"Gelişmeleri izliyor muyuz?"
Türkiye'nin
dünyadaki hızlı değişimin gerisinde kaldığını ifade eden Şuhubi,
tarım alanında da yeniliklerin arttığını,
Türkiye'de
ise Ar-Ge'ye gerekli desteğin verilmemesinin bu hızlı
değişimin izlenmesini yavaşlattığını ifade etti. Mehmet Şuhubi, "Renkli
pamuk üzerinde aşağı yukarı 10 senedir konuşulan bir
olaydır. Son Vizyon 2023 çalışmamız sırasında da dile getirdim.
Pamuk
genleri ile oynanmalı-dır ki, akıllı pamuk üretilsin.
Bu düşünceyi uçuk ya da olamaz görebilirsiniz ama Hong Kong
Tekstil Enstitüsü'nün yaptığı araştırmalar sonucunda 10 sene
içinde elde edilecek kumaş tipleri ile insanın insiyatifinde
olmayan koruma konusu çözülmüş olacaktır. Su geçirmeyen, terletmeyen,
üşütmeyen kumaşlar tekstil sektöründeki yerini alacaktır. Pamuğun
istikbali nedir? GAP bölgesinde ya da Söke yöresinde neden
daha yüksek kalitede pamuk üretemiyoruz? Mısır pamuğu üretimi
yalnızca sıcaklık seviyesinden mi kaynaklanıyor? ve daha bir
çok soru.. Bunları araştıracak enstütü-lerimiz var mı Türkiye'de?
Hayır demeye dilim varmıyor, bilmiyorum" değerlendirmesini
yaptı.
"Türkiye, tarımı bu durumdayken AB'ye giremez"
Mehmet
Şuhubi, Türk tarımının Avrupa Birliği sürecindeki yeri konusunda
ise şu açıklamaları yaptı:
"1 Ocak
2005 gümrüklerin bütün dünyada kalkacağı bir tarih. Topu topu
1,5 sene gibi bir süremiz var. Bu süre içinde alınması
gereken çok boyutlu önlemler, yapılacak işler var. Ama bunların
yapılacağı konusunda hiç bir ümit görmüyorum.
2004
senesinde herşeyin çok iyi olduğunu varsayalım. AB ile müzakerelere
oturacağız. Bu müzakerelerin gündemdeki birinci
maddesi kesinlikle tarımdır. Biz çok iyi biliyoruz ki Türkiye'de
çalışan nüfusun yüzde 40'ı tarımda çalışıyor. Bu 10 milyon
kişi demek. Ve Türkiye'nin hiçbir tarım politikası yok. Sübvansiyon
esasına göre hareket ediliyor. Büyük oy potansiyeli olan
bu kitle karşısında birşeyler vermeden birşeyler alınamayacağı
hesaplanıyor. Şimdilik doğrudan destek sistemine geçtiler
ama
sonuç olarak oralara da kaynak bulmak gerekiyor. AB müzakerelerine
başlarsak onlarla hemen müzakerelerin durmasına neden olacak
tablo şu;
AB,
yeni giren ülkelere belirli bir süreç içinde tarım sübvansiyonu
desteği sunuyor. Bunun içinse tarımın rekabet önceliği olan
ürün getirmesi gerekli. AB'ye girme hazırlığındaki Türkiye'de
ise tarımda öyle akıl dışı sorunlarla başbaşayız ki..
Bizim
tarımımızın sürdürülebilir rekabet şansına sahip olduğunu söyleme
lüksüne sahip değiliz. Tarım arazileri artan nüfûs
ve miras hukuku sonucu sürekli olarak parçalanmakta ve küçülmekte.
Miras hukukunun değiştirilerek, tarım alanlarının parçalanması
önlenmeli, arazi boyutlarının muhafazasının ardından bu arazilerin
üzerinde yaşayanların korunmasına yönelik önlemler alınmalıdır.
Sulama,
tarım tercihleri, katma değerli ürün yetiştirme, bioteknoloji
gibi bir çok konu artık tarımda can alıcı noktalar.
Türk tarımının
dünya ölçeklerinde değişiminin sağlanması için teknoloji
gerekiyor. Bu teknolojiye adapte olabilecek çalışan tipine
gerek var.
Şöyle
bir dip not düşmek istiyorum; eğer AB tarımla ilgili sübvansiyon
kararına Türkiye'yi de alsaydı, vermesi gereken
destek 60 milyar dolardı. Böyle bir tablo ve rakam karşısında
AB'nin Türkiye'yi içine katması mümkün değildir."
|