[ , ]    Sayı:284 Ağustos 2003

TÜTSİS     Künye     Geçmiş Sayılar

Bu Sayı

 

Editör'den


Güncel

  Halit NARİN: Birliktelikle çözemeyeceğimiz sorun yok

  Tekstil ve hazır giyim sektöründen gelecek için acil güçbirliği

  Bir kişiye istihdam yaratmanın maliyeti 164 milyara çıktı


 Görüş

  Mehmet ŞUHUBİ: Türkiye, pamuğunu katma değer yaratan emtialar arasına sokmalıdır


 Pamuk

  Pamukta piyasa durgun, tarlalar hareketli


 Sektör

   Akın ERAYDIN: Özel karışım ipliklerde doğan boşluğu iyi değerlendirmeliyiz


 Firma

   KARSU TEKSTİL SAN. A.Ş.


 Söyleşi

   Dr. Binhan OĞUZ: Sektörün en büyük eksikliği çok iyi bir yol haritasının olmayışı


 Hukuk

   Prof. Dr. Tankut CENTEL: BELİRLİ SÜRELİ İŞ SÖZLEŞMESİNİN YENİLENMESİ


 Araştırma

   Dünya tekstil ve hazır giyim ticareti üzerinde Çin tehdidi

 

Görüş

Sendikamız Denetim Kurulu Başkanı Mehmet Şuhubi:
"Türkiye, pamuğunu katma değer yaratan emtialar arasına sokmalıdır"

 

Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası (TÜTSİS) Denetim Kurulu Başkanı Mehmet Şuhubi, Türkiye'nin pamuğunu katma değeri yüksek emtialar arasına sokmayı başarması gerektiğini söyledi. Şuhubi, "Türkiye hangi pamuğu hangi tarzda yetiştirip, niçin o malı üretmesi gerektiğini bilinçli olarak ortaya koyabildiği müddetçe bu sahadaki önemini her geçen gün daha da artarak sürdürebilecektir. Önemli olan pamuk üretmek değil, katma değeri yüksek pamuk üretimini ortaya koyabilmektir. Bu Türkiye için iyi bir tercih olacaktır" diye konuştu.

Pamuğun Türkiye'nin stratejik ürünlerinden bir tanesi olduğunun altını çizen Şuhubi, gelecekte doğal elyafın dünyadaki nüfus artışının ihtiyaçlarına uygun gelişme göstermeyeceği ve doğal elyafla üretilen malların daha lüks maller kategorisine yükseleceğine kesin gözü ile bakıldığını vurguladı.Türkiye'nin hangi pamuğu hangi tarzda yetiştirip, niçin o malı üretmesi gerektiğini bilinçli olarak ortaya koyabildiği müddetçe bu sahadaki önemini her geçen gün daha da artırarak sürdüreceğini söyleyen Şuhubi, şu açıklamaları yaptı:

"Önemli olan pamuk üretmek değil, katma değeri yüksek pamuk üretimini ortaya koyabilmektir. Bu Türkiye için iyi bir tercih olacaktır. Pamuk meselesini dar çerçevede tutmanın anlamı yoktur. Çünkü, Türkiye'deki pamukta mevsimlerin getirdiği olaylara cevap verememek, gerekli önlemleri alamamak, yatırımlar yapamamakla karşı karşıyız. Tarımda tesadüflerle seneleri geçiriyoruz. Ekim sahalarının karakterisliğinden, iklim şartlarına, tohumun uygunluğuna kadar tüm bu hususların gözden geçirilmesi lazım. Bu noktalann aşılması gerekiyor ve eğer biz 1970'li yıllardan bu yana konuştuğumuz bu konuda hala bir aşama katedememişsek, devletin getirdiği sorunlar ne olurla olsun bunun nedenini biraz da kendimizde aramalıyız. Artık bir seçim yapma zamanıdır.

Bugüne kadar kolaya kaçılarak bir yere varılamadı. İplik fabrikaları yaşamak için karışımlı ipliğe yöneliyorlar. Bu tercihlerin ucuza harcanmasıdır. Türkiye zoru başarmalı, pamuğunu katma değer üreten emtialar arasına sokmalıdır."


"Pamuktan konfeksiyona fiyatlarda bir konsensüs sağlanmalı"

Türkiye'nin pamuk ithalatında yaşanan artışa da dikkat çeken Şuhubi, Türkiye'de çağdaş bir tarım politikasının izlenmesi durumunda dünya maliyetlerinde pamuk elde edilebileceği için dışandan pamuk getirilmesine de gerek kalmayacağını savundu. Sürdürülebilir rekabet için pamuktan konfeksiyona kadar üretecilerin fiyatta bir konsensüs sağlayarak elde edilecek toplam kan paylaşmalan gerektiğini belirten Şuhubi, şunları söyledi:

"Pamuk ithalatında yaşanan artıştan çok sık söz ediliyor. Eğer Türkiye çağdaş bir tarım politikası yürütürse dünya maliyetlerinde pamuk elde edebileceği için dışarıdan pamuk ithal etmesine gerek kalmayacaktır. Ama maliyetler yüksek oldukça içeride üretim sahaları daralmakta ve bu daralma yaşandıkça kaliteli pamuğun fiyatı daha da artmakta, fiyat arttıkça ithalata talep yükselmekte ve bu kısır döngü böylece sürüp gitmekte..

Pamuk üreticileri ile pamuk ipliği üreticileri arasında bir konsensüs sağlanmalıdır. Nasıl iplik üreticileri ile konfeksiyon üreticileri arasında bir konsensüs sağlanması gerekiyorsa.. Bu yapılmadığı müddetçe ithalat artacaktır. Artık, sürdürülebilir rekabet için maliyet kavramımızda bir ürünün nihai satışından elde edilecek karın onun tüm katmanları içinde bir konsensusla paylaşılmasının çareleri aranmalıdır."


"Gelişmeleri izliyor muyuz?"

Türkiye'nin dünyadaki hızlı değişimin gerisinde kaldığını ifade eden Şuhubi, tarım alanında da yeniliklerin arttığını, Türkiye'de ise Ar-Ge'ye gerekli desteğin verilmemesinin bu hızlı değişimin izlenmesini yavaşlattığını ifade etti. Mehmet Şuhubi, "Renkli pamuk üzerinde aşağı yukarı 10 senedir konuşulan bir olaydır. Son Vizyon 2023 çalışmamız sırasında da dile getirdim. Pamuk genleri ile oynanmalı-dır ki, akıllı pamuk üretilsin. Bu düşünceyi uçuk ya da olamaz görebilirsiniz ama Hong Kong Tekstil Enstitüsü'nün yaptığı araştırmalar sonucunda 10 sene içinde elde edilecek kumaş tipleri ile insanın insiyatifinde olmayan koruma konusu çözülmüş olacaktır. Su geçirmeyen, terletmeyen, üşütmeyen kumaşlar tekstil sektöründeki yerini alacaktır. Pamuğun istikbali nedir? GAP bölgesinde ya da Söke yöresinde neden daha yüksek kalitede pamuk üretemiyoruz? Mısır pamuğu üretimi yalnızca sıcaklık seviyesinden mi kaynaklanıyor? ve daha bir çok soru.. Bunları araştıracak enstütü-lerimiz var mı Türkiye'de? Hayır demeye dilim varmıyor, bilmiyorum" değerlendirmesini yaptı.


"Türkiye, tarımı bu durumdayken AB'ye giremez"

Mehmet Şuhubi, Türk tarımının Avrupa Birliği sürecindeki yeri konusunda ise şu açıklamaları yaptı:

"1 Ocak 2005 gümrüklerin bütün dünyada kalkacağı bir tarih. Topu topu 1,5 sene gibi bir süremiz var. Bu süre içinde alınması gereken çok boyutlu önlemler, yapılacak işler var. Ama bunların yapılacağı konusunda hiç bir ümit görmüyorum.

2004 senesinde herşeyin çok iyi olduğunu varsayalım. AB ile müzakerelere oturacağız. Bu müzakerelerin gündemdeki birinci maddesi kesinlikle tarımdır. Biz çok iyi biliyoruz ki Türkiye'de çalışan nüfusun yüzde 40'ı tarımda çalışıyor. Bu 10 milyon kişi demek. Ve Türkiye'nin hiçbir tarım politikası yok. Sübvansiyon esasına göre hareket ediliyor. Büyük oy potansiyeli olan bu kitle karşısında birşeyler vermeden birşeyler alınamayacağı hesaplanıyor. Şimdilik doğrudan destek sistemine geçtiler ama sonuç olarak oralara da kaynak bulmak gerekiyor. AB müzakerelerine başlarsak onlarla hemen müzakerelerin durmasına neden olacak tablo şu;

AB, yeni giren ülkelere belirli bir süreç içinde tarım sübvansiyonu desteği sunuyor. Bunun içinse tarımın rekabet önceliği olan ürün getirmesi gerekli. AB'ye girme hazırlığındaki Türkiye'de ise tarımda öyle akıl dışı sorunlarla başbaşayız ki..

Bizim tarımımızın sürdürülebilir rekabet şansına sahip olduğunu söyleme lüksüne sahip değiliz. Tarım arazileri artan nüfûs ve miras hukuku sonucu sürekli olarak parçalanmakta ve küçülmekte. Miras hukukunun değiştirilerek, tarım alanlarının parçalanması önlenmeli, arazi boyutlarının muhafazasının ardından bu arazilerin üzerinde yaşayanların korunmasına yönelik önlemler alınmalıdır.

Sulama, tarım tercihleri, katma değerli ürün yetiştirme, bioteknoloji gibi bir çok konu artık tarımda can alıcı noktalar. Türk tarımının dünya ölçeklerinde değişiminin sağlanması için teknoloji gerekiyor. Bu teknolojiye adapte olabilecek çalışan tipine gerek var.

Şöyle bir dip not düşmek istiyorum; eğer AB tarımla ilgili sübvansiyon kararına Türkiye'yi de alsaydı, vermesi gereken destek 60 milyar dolardı. Böyle bir tablo ve rakam karşısında AB'nin Türkiye'yi içine katması mümkün değildir."

Tekstilisveren.org.tr     Üyelerimize Duyurular    İrtibat

© 2002-2003 TÜTSİS      -      boratur.net