Bu Sayı
Editör'den
Güncel
Halit NARİN: Birliktelikle
çözemeyeceğimiz sorun yok
Tekstil ve hazır giyim sektöründen
gelecek için acil
güçbirliği
Bir kişiye istihdam yaratmanın maliyeti 164 milyara çıktı
Görüş
Mehmet ŞUHUBİ: Türkiye, pamuğunu katma değer yaratan
emtialar arasına sokmalıdır
Pamuk
Pamukta piyasa durgun, tarlalar hareketli
Sektör
Akın
ERAYDIN: Özel karışım ipliklerde doğan boşluğu iyi değerlendirmeliyiz
Firma
KARSU TEKSTİL SAN. A.Ş.
Söyleşi
Dr.
Binhan OĞUZ: Sektörün en büyük eksikliği çok iyi bir yol
haritasının olmayışı
Hukuk
Prof.
Dr. Tankut CENTEL: BELİRLİ SÜRELİ İŞ SÖZLEŞMESİNİN
YENİLENMESİ
Araştırma
Dünya tekstil ve hazır giyim ticareti üzerinde Çin tehdidi
|
Hukuk
BELİRLİ SÜRELİ İŞ SÖZLEŞMESİNİN YENİLENMESİ (Karar İncelemesi)
Prof.
Dr. Tankut Centel
İstanbul Hukuk Fakültesi Dekanı
Yargıtay
9. Hukuk Dairesi
Esas No.: 2002/20581
Karar No.: 2003/6120
Tarih: 11.4.2003
Karar Özeti:
Belirli süreli iş sözleşmesinin belirsiz süreli iş sözleşmesine
dönüşmesi için, birden çok kez yenilenmiş olması gerekir. Ancak,
genel müdürün iş sözleşmesi; gerek kendisinin konumu ve gerekse
işin niteliği karşısında, kaç kez yenilenmiş olursa olsun,
belirsiz süreli iş sözleşmesine dönüşmez ve ihbar tazminatının
ödenmesi gerekmez.
Karar Metni:
Dava: Davacı, sözleşme, kıdem ve ihbar tazminatının ödetilmesine
karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla
dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Yargıtay Kararı
1. Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı
kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bendin
kapsamı dışında kalan temyiz itiraz-lan yerinde değildir.
2. Davacının davalı işyerinde genel müdür sıfatı ile 01.10.1994-01.10.1997
süreli üç yıllık hizmet akdi üe çalışmaya başladığı sözleşmenin
7. maddesi uyarınca aynı süre ve şartlarla yenilendiği ancak
aradan 20 gün geçtikten sonra işverenin tek taraflı davranışları
sonucu feshedildiği anlaşılmaktadır.
Davacının konumu itibarıyla birbirini izleyen belirli süreli
sözleşmelerle çalışması mümkündür. Gerek genel müdür oluşu
gerek işin mahiyeti karşısında mahkemenin kabul ettiği şekilde
belirli süreli hizmet akdi ile çalışmadığı kabul edilmez. Öte
yandan belirli süreli bir sözleşmenin belirsiz süreli hale
dönüşebilmesi için Dairemizin yerleşik içtihatlarında
da olduğu gibi birden çok kez yenilenmiş olması gerekir. Ancak
bu genel müdür sözleşmesi kaç kez yenilenmiş olursa olsun belirsiz
süreli sözleşmeye dönüşmez. Somut olayda da sözleşmenin belirsiz
süreli olduğu kabul edilemeyeceğinden ihbar tazminatına hükmedilemez.
3. Yasalarda ifade edildiği gibi sözleşmenin aynı süre ile
yenilendiği ancak bu süre bitiminden önce akdin davalı tarafından
feshedildiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşmenin
8/b maddesinde cezai şarttan söz edilmiş olup, davalının "her
ne sebeple olsun" sözleşmeyi feshetmesi halinde cezai
şart ödeyeceği belirtilmiştir. Böyle olunca anılan maddeye
göre Borçlar Kanununun l6l/son maddeleri de dikkate alınarak
cezai şarta karar vermek gerekirken reddi hatalı olup bozmayı
gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA,
peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine
11.04.2003 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Kararın İncelenmesi
I. İnceleme konusu Yargıtay kararına neden olan olayda, sözkonusu
kararın metninden anlaşıldığı kadariyle:
1. Davacı, davalıya ait işyerinde "genel müdür" olarak
çalışmak üzere, davalı şirketle üç yıllık bir belirli süreli
iş sözleşmesi yapmış ve bu sözleşme, süresi bittikten sonra
yenilenmiş; ancak, yenilenen sözleşme, yenilemenin ardından
20 gün geçtikten sonra, davalı işveren tarafından sona erdirilmiştir.
Bunun üzerine, işsözleşmesi feshedilen işçi, kıdem ve ihbar
tazminatlarının ödetilmesi talebiyle, dava açmıştır.
Alt mahkeme, davacının bu talebini kısmen kabul etmiştir. Kısmî
kabulün neye yönelik olduğu ise, inceleme konusu karar metninden
anlaşılamamaktadır.
2. Alt mahkeme kararının davacı ve davalı tarafından temyiz
edilmesi üzerine uyuşmazlık, Yargıtay Dokuzuncu Hukuk Dairesi'nin
önüne gelmiştir. Bunun üzerine, Yargıtay Dokuzuncu Hukuk Dairesi:
- Davacı genel müdürün, konumu ve yaptığı işin niteliği itibariyle,
belirli sürelerle istihdamının mümkün bulunduğu;
- Belirli süreli iş sözleşmesinin belirsiz süreli iş sözleşmesine
dönüşebilmesi için birden çok kez yenilenmesinin gerektiği;
- Ancak genel müdürün sözleşmesinin, kaç kez yenilenirse yenilensin
belirsiz süreli iş sözleşmesine dönüşmeyeceği;
- Belirsiz süreli iş sözleşmesine dönüşmediği için, ihbar tazminatı
isteğinin yerinde olmadığı;
- Taraflar arasındaki sözleşmenin cezai şart ödenmesini içeren
hükmü uyarınca cezai şarta karar verilmesinin zorunlu olduğu;
gerekçeleriyle, alt mahkeme kararının bozulmasını kabul etmiştir.
II. İnceleme konusu Yargıtay karan bakımından, çözülmesi gereken
hukuki sorun; görüldüğü üzere, somut olayda belirli süreli
iş sözleşmesinin belirsiz süreli iş sözleşmesine hangi durum
ve koşullar altında dönüşeceği noktası üzerinde toplanmaktadır.
Buna göre, öncelikle, belirli süreli iş sözleşmesinin yenilenme
koşullarının ve sonra da, bu yenilemenin sonuçlarının ne olacağı
konusuna açıklık getirilmesinde yarar görülmektedir.
1. Yüksek Mahkeme'nin gerekçelerine sırasıyla bakılacak olduğunda;
ilkin, davacı genel müdürün, gerek konumu ve gerekse yaptığı
işin niteliği itibariyle, belirli süreli iş sözleşmesine dayanılarak
çalıştırılabileceği belirtilmektedir. Hernekadar, kararın verildiği
tarihte 4857 sayılı İş Kanunu söz konusu değilse de; günümüzde
İş Kanunu'nun 11 inci maddesi, "belirli güreli işlerde
veya belli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya
çıkması gibi objektif koşullara bağlı olarak", belirli
süreli iş sözleşmesinin yapılacağını öngörmektedir (f. l, c.
2).
Somut olayda davacının, "konumu" ve "işin mahiyeti" itibariyle,
belirli süreli iş sözleşmelerine dayanılarak çalıştırılabileceği
belirtilmektedir. Buradaki konum, davacının "genel müdür" olması,
yani üst düzey yöneticisi bulunmasıdır. Yaptığı "işin
mahiyeti"yle de, davacının üst düzeyde yönetim görevini
üstlenmiş olması kasdedilmektedir. Bunları, İş Kanunu'nun 11
inci maddesi bakımından, "objektif koşullar" olarak
kabul etmek gerekecektir.
2. İleri sürdüğü gerekçeleri içinde Yüksek Mahkeme, belirli
süreli iş sözleşmesinin belirsiz süreli iş sözleşmesine dönüşebilmesi
için birden çok kez yenilenmesinin gerektiğine dayanmakta ve
bunun da, yerleşmiş görüşü olduğunu belirtmektedir. 4857 sayılı
İş Kanunu'nun hazırlık çalışmaları içinde, bir kısım öğretim
üyesinden oluşan Komisyon ise; hazırladığı metne ilişkin gerekçede
aynen:
"
.. ülkemizde, uzun yıllardan beri, gerek yargı kararlarında
ve gerek doktrinde esaslı bir sebep olmadıkça belirli süreli
sözleşmenin ikincisinin yapılmasıyla zincirleme akitlerinin
meydana geldiği görüşü benimsendiği için, bu görüş kanuna da
aynen alınmıştır.."
anlatımına [MESS (yay.), Bilim Komisyonu Tarafından Hazırlanan
İş Kanunu Tasansı ve Gerekçesi, Kıdem Tazminat Fonu Kanun Tasansı
ve Gerekçesi, 26 Haziran 2002, İstanbul 2002, 75] yer vermiş
ve böylece, kamuoyu yanıltılmıştır. Gerçekte ise, belirtilen
görüş, yargı kararlarındaki yerleşik görüş değil, sadece ve
sadece, Komisyon üyesi bazı öğretim üyelerinin öğretideki görüşleridir.
Yasakoyucu da, söz konusu anlatımdaki görüşü esas aldığı için
[bak. Türkiye işveren Sendikalan Konfederasyonu (haz.), 4857
Sayılı İş Kanunu ve Gerekçesi (Kabul Edilen Değişiklik Önergeleri
üe Birlikte, Ankara 2003,113-114], yanıltılmış olmaktadır.
Nitekim, inceleme konusu kararda aynen,".. belirli süreli
bir sözleşmenin belirsiz süreli hale dönüşebilmesi için Dairemizin
yerleşik içtihatlarında da olduğu gibi birden çok kez yenilenmiş
olması gerekir .." denilmek suretiyle, yargı kararlarındaki
yerleşik görüşün belirtilen esas olmadığı açıklıkla belirtilmektedir.
3. Yüksek Mahkeme, davacı genel müdürün belirli süreli iş sözleşmesinin,
kaç kez yenilenirse yenilensin, belirsiz süreli iş sözleşmesine
dönüşmeyeceğini kabul etmektedir. Bu görüş, daha önceki Yargıtay
kararlarındaki baskın görüşe uygundur. Nitekim, daha önceki
dönemde Yüksek Mahkeme, özel okul öğretmenleriyle yasa (625
sayılı Yasa) gereğince belirli süreli (birer yıllık) yapılan
iş sözleşmelerinin belirsiz süreli iş sözleşmesine dönüşmeyeceğini
kesin bir dille ifade etmişti [bak. G. Alpagut, Belirli Süreli
Hizmet Sözleşmesi, İstanbul 1998, 114 dn. 309'daki Yargıtay
kararlan]. Şimdi de, üst düzey yönetim görevini üstlenmiş bir
genel müdürle yapılacak belirli süreli iş sözleşmesinin, yenilense
dahi, belirsiz süreli iş sözleşmesine dönüşmeyeceğini kabul
etmektedir ki; bu belirleme, önümüzdeki (4857 sayılı İş Kanunu'nun
uygulandığı) dönemde, İş K. m. 11 anlamındaki "esaslı
neden" kavramının kapsam ve içeriğini açıklığa kavuşturmaya
yardımcı olabilecektir.
4. Belirli süreli iş sözleşmelerinin sona ermesinde kural olarak
feshin ihbarı gerekmeyeceği için, Yüksek Mahkeme; son derece
isabetle, davacının ihbar tazminarak çalışmış bulunduğu için,
ihbar tazminatına hak kazanmayacaktır.
5. Taraflar arasındaki sözleşmede, karar metninden anlaşıldığı
kadariyle, "her ne sebeple olsun" sözleşmeyi süresinin
bitiminden önce feshedecek (davalı) işverenin cezai şart ödeyeceğine
ilişkin bir hüküm (m. 8/b) bulunmaktadır. Yüksek Mahkeme, söz
konusu hükme işaretle, Borçlar Kanunu m. l6l/son hükmü de dikkate
alınmak suretiyle, cezai şart miktarının hüküm altına alınması
gerektiğini belirtmektedir.
Buradaki "her ne sebeple olsun" sözcüklerinin, "haklı
bir neden olmaksızın" biçiminde anlaşılması doğru olur.
Çünkü, aksi takdirde, işverenin haklı nedenle fesih hakkı ortadan
kaldırılmış olur. Haklı nedenle fesih hakkının sözleşmeyle
ortadan kaldırılması ve bu haktan feragat ise, hukuken mümkün
değildir [bak. T. Centel, İş Hukuku, Cilt: I - Bireysel İş
Hukuku, İstanbul 1994, 1991.
III. Sonuç itibariyle; inceleme konusu Yargıtay kararını, 1475
sayılı İş Kanunu'nun uygulandığı dönemde verilmiş olmasına
rağmen, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 11 inci maddesinin kapsam
ve içeriğine ışık tutacak nitelikte bir karar olarak değerlendirmek
mümkün görülmektedir. Özellikle, fesih hakkının sınırlanması
konusunda, nelerin "objektif koşul" veya "esaslı
neden" olarak kabul edilmesi gerektiği hakkında, söz konusu
karar başarılıdır, denebilir.
Diğer
yandan, yasal iş güvencesinden kaçmak veya buna ilişkin yasa
hükümlerini dolanmak endişesiyle belirli süreli iş sözleşmesine
yönelecek işverenler bakımından, anılan kararın önemli bazı
ipuçlarını taşıdığı söylenebilir. Buna göre de, "konumu" veya "işin
mahiyeti" gereği belirli süreli iş sözleşmesi yapılması
gerekmeyecek kişilerle, belirli süreli iş sözleşmesi yapılamayacaktır.
Yapıldığı takdirde de, bunları hukuken, belirli süreli iş sözleşmesi
niteliğinde değerlendirmek mümkün bulunmayacaktır.
|