Bu Sayı
Editör'den
Güncel
Halit NARİN: Birliktelikle
çözemeyeceğimiz sorun yok
Tekstil ve hazır giyim sektöründen
gelecek için acil
güçbirliği
Bir kişiye istihdam yaratmanın maliyeti 164 milyara çıktı
Görüş
Mehmet ŞUHUBİ: Türkiye, pamuğunu katma değer yaratan
emtialar arasına sokmalıdır
Pamuk
Pamukta piyasa durgun, tarlalar hareketli
Sektör
Akın
ERAYDIN: Özel karışım ipliklerde doğan boşluğu iyi değerlendirmeliyiz
Firma
KARSU TEKSTİL SAN. A.Ş.
Söyleşi
Dr.
Binhan OĞUZ: Sektörün en büyük eksikliği çok iyi bir yol
haritasının olmayışı
Hukuk
Prof.
Dr. Tankut CENTEL: BELİRLİ SÜRELİ İŞ SÖZLEŞMESİNİN
YENİLENMESİ
Araştırma
Dünya tekstil ve hazır giyim ticareti üzerinde Çin tehdidi
|
Güncel
Halit Narin: Birliktelikle çözemeyeceğimiz sorun yok
Ekonominin
geleceği için güçbirliği yapma kararının alındığı toplantıda
konuşan Sendikamız Yönetim Kurulu Başkanı Halit Narin, artık "elbise
değiştirme" zamanı olduğunu belirterek "Eğer elbise
değişmeye hazırsak, yani tekstil ve konfeksiyon elbisesi giyeceksek
ve ağzımızdan konfeksiyon ve tekstili ayrı ayrı çıkarmayacaksak,
bir bütün olacaksak, halledemeyeceğimiz problem olmaz" dedi.
Konuşmasında
geçmişte yaşanan ayrılıkların doğurduğu sonuçlardan örnekler
de veren Narin, tekstil ve konfeksiyon sektörünün
zaman zaman lehte ve aleyhte verilen beyanatlarla arasındaki
mesafenin genişlediğini, zaman zaman da yakınlaştığına dikkat
çekti. Narin şunları söyledi: "Bundan seneler evvel Okan
Oğuz'la bir toplantıda 'Bundan sonra konuşurken, her zaman
her yerde tekstil ve konfeksiyon sektörü lâfını beraber kullanalım'
diye bir karar almıştık. O kararı biraz devrede tuttuk, ama
ondan sonra gördük ki, gerek sektörle ilgili rakamları ifade
ederken, gerekse basına çıkan beyanatlarda, tekstille konfeksiyonu
ayıran konuşmaların sistemi içinde kaldık. Osmanlı Devleti, "böl
ve yönet" düzeniyle sistemini geliştirmiştir. Ankara'nın
bürokrasisi ve siyasetçileri, bizleri daha rahat ve daha kolay
bir şekilde idare etmek için, onlar da bize böl ve yönet sistemini
tatbik ettiler. Senelerce, biz bunun mantığı içinde kaldık
ve yuttuk. Alışkanlıklarımızı eğer geride bırakmazsak, "sizler
ve bizler" lâfını "biz" lâfına çeviremezsek,
sektörü bir bütün olarak ağzımıza alamazsak, grupların menfaatini
öbür grubun üstüne basarak çıkarma gayreti içinde kalırsak,
bunun altından çıkmamız ve istediğimizi elde etmemiz mümkün değildir."
Aynı
toplantı için Brüksel'e giden konfeksiyon grubunun orada kapalı
kapılar ardında tekstilcilerden ayrı toplantılar yapmasını
da örnek gösteren Narin, "Şimdi bir elbise değişmek lazım.
Eğer elbise değişmeye hazırsak, yani bir tek kıyafet, elbise
giyeceksek, tekstil ve konfeksiyon elbisesi giyeceksek ve ağzımızdan
konfeksiyon ve tekstili ayrı ayrı çıkarmayacaksak, bir bütün
olacaksak, halledemeyeceğimiz problem olmaz" diye konuştu.
Narin birlikte yapılacak çok iş olduğuna da dikkat çekerek
bu konuda da şunları söyledi: "Çeşitli fuar organizasyonları
yapılıyor. Böyle organizasyonlarda birlikte hareket ettiğimizde
ne kadar muvaffak olduğumuz meydanda. Dünyanın her yerinde
bu böyle yapılıyor, gittikçe de büyüyor. Bütünleşmenin getirmiş
olduğu gücü hep beraber görüyoruz. Bu birlikteliğin sağlanmasını
birinci hedef olarak görüyorum. Ayrıca bunun yanında başka
işleri de birlikte yapmak lâzım. Meselâ devletten ihracatta
KDV için istisna alabiliyoruz ama, SSK için alamıyoruz. Niye
alamıyoruz? Çünkü, kayıt dışı çalıştırarak maliyeti ucuzlatma
operasyonu bizim en büyük cazibelerimizden bir tanesi. Bizim
ikinci hedefimiz, işverenin üzerinden SSK prim yükünü, yük
olmaktan çıkaracak, hükümetin de sosyal güvenlik sistemi gelirlerini
zaafa uğratmayacak bir sistemi geliştirmek olmalıdır. Yani,
kayıt dışı ekonominin kavgasını yan gelirleriyle kompanse edecek
olan bir sistemi eğer organize edebilir ve bunun hükümete yük
olmadığını anlatabilirsek, oradan bence bir avantaj elde edebiliriz.
Bir de bankacılık sektörünü dünya standardıyla, her türlü sistemde
bize para verecek düzende çalıştırabilirsek, o zaman şartlarımızı
biraz daha geliştirmiş oluruz. Mücadele edilecek yer şu anda
Eximbank kredileri gibi krediler değildir. Mücadele edilecek
esas nokta, devletin bankalardan para alma operasyonunu azaltmaktır.
Çözüm, bankaları ellerindeki parayla bir araya getirip sanayiciye
dünya standardıyla para verecek olan zorlamayı yapmaktan geçer.
Hepimizin maliyetleri içinde, maliyet enflasyonunu yaratan,
maalesef bankacılık sektörünün faiz baskısıdır. Bankacılık
sektörü, gelişen bir tekstil ve konfeksiyon sektöründe artık
problem olmamalıdır."
"Yalnız,
mücadele şeklinde önce bazı alternatifleri bulmamız lâzım.
Birincisi; kur politikası ile ilgili son iki aydır yapılan
konuşmalara karşı, biz tekstil grubu olarak fazla kamuoyuna
çıkıp beyanat vermek ihtiyacında değiliz. Çünkü görülen o ki,
dolar kuru, şahsi kanaatim, daha da düşecek. Enflâsyon da bu
temposunu bozmadan düşecek" diyen Narin, "Maliyetlerimizi
ve satış politikamızı da bence önümüzdeki ayları aşmak için
bu mantığa oturtmak lâzım. Hepimiz kendimizi bazı formatlara
alıştırırsak, önümüzdeki günleri daha rahat geçiririz" diye
konuştu.
"Hazır
giyimin temeli çok kuvvetli olan bir tekstil sanayiyle beraber
hareket ettiği zaman aşamayacağı engel yoktur" diyen
Narin, sözlerini şöyle sürdürdü:
"
Bugün Türkiye'nin tekstil sanayii, kpnfeksiyonuyla beraber
artık yıkılmaz bir güce sahip oldu. Şimdi bu gücü geleceğin
10 senesine rahat taşıma imkânı var. Hiçbir ülke kapısını başka
bir ülkenin
ucuz ve sübvansiyonlu üretimine açmaz, mümkün değildir. Bizim
önümüzdeki 10 yıl lokomotif sektörü olarak tekstil ve konfeksiyonu,
iş sahaları açmak, yatırım yapmak suretiyle memlekete en faydalı
ve becerikli olacağı dönemdir. Çünkü, 2005'te bir kargaşa çıkacaktır,
o kargaşa içinde, disiplinli ve prensipleri olan bir tekstil
ve hazır giyim grubu olacaktır. Sektör Türkiye'yi daha 10 sene
ekonomide ileriye taşıyacaktır. Yalnız bizim finansman, vergi,
enerji ve SSK primi gibi dünyanın kabul etmediği yüksek girdilerle
üretim yaparak mal satmamız mümkün değildir. Yani biz, karşımıza
gelen insanlara bu yüksek girdiler yanında ancak ve ancak işçilik,
yatırımdaki belli dünya standardında bir amortisman ve muayyen
bir düşük kar yüzdesi olmak şartıyla talepte bulunduğumuz zaman
bile, mal satmamız mümkün değildir. Onun için, kendi aramızda
standartlarımızı belli edeceğimiz, gerek ana girdilerde, gerekse
katma değerlerde yapacağımız masa çalışmalarına da ihtiyacımız
var. Dünyaya Türkiye olarak mal satmak istiyorsak, firma bazında
mal satma prensiplerini ikinci plana bırakmalıyız. "Gemisini
kurtaran kaptandır" lafıyla bu sistemi bir yerden bir
yere götürmek mümkün değildir, hepimiz birbirimize yük olmaya
başlarız. Onun için, bazı prensipleri masanın üzerine yatırarak,
müteşebbis gücümüzü geleceğin 10 senesine taşıma imkânımızı
araştırmamız lazım."
Sektör
temsilcilerinden konuşurken mutlaka tekstil ve konfeksiyon
lafını beraber kullanmalarını da isteyen Narin, sözlerini şöyle
tamamladı: "Bunu kullanmadığınız her sürede problemlerimizi
aşmamız mümkün değildir. Bizi birbirimizden ayıran hadise olmamalıdır,
bundan vazgeçmek lazım. "Herkes kendi yoluna gider" dediğimiz
zaman bu toplantılara ihtiyaç yok. Ama, hakikaten hepimiz daha
büyüyeceksek, hükümetin karar alma imkânlarını ekonomiye ve
sosyal dengeye katkıda
bulunacağı şekilde kullanmak istiyorsak, bence bir kere inanmak
mecburiyetindeyiz. Ben " önümüzdeki dönemde artık sipariş
almayacağız, siparişlerimiz kaldı, dışarıda şu olmuş, içeride
bu olmuş, ekonomi durmuş, konfeksiyon duruyor" gibi laflara
artık inanmıyorum. Benim artık inancım, biz becerilerimizle
bir yere geldik ve bu sektör büyüyerek devam edecektir. Ben
gelecekten hiç kaygılı değilim. Niye kaygılı değilim? İşte
beni biliyorsunuz, 3 sene fabrikam kapalı kaldı, son 2 senedir
fabrikam çalışıyor. Yaptığım şeyi de söyleyeyim; tek başına
bir adamım, yanıma eski iki tane elemanımı aldım, müdürüm yok,
genel müdürüm yok, sekreterim yok, ama ayda 1,5 milyon metre
kadifeyle "blue jean" kumaş yapıyorum. Eskiden 800
kişiyle yaptığım üretimi 350 kişiyle yapıyorum, hemen hemen
sıfır kalite hatayla yapıyorum, hemen hemen hiçbir maliyet
faktöründe sıkıntıya girmeden yapıyorum ve bunu da hepinize
tavsiye ediyorum. İşiniz varsa, işinizin başında olacaksınız.
Müdürünüze, şefinize, genel müdürünüze, sekreterinize laf anlatmaktan
vazgeçin, bilfiil işinizin başında olacaksınız; kurtuluşu ben
bunda görüyorum. Maliyetlerime baktığım zaman da, başkalarının
maliyetiyle karşılaştırıyorum ve gülüyorum. Ben o hataları
bütün hayatım boyunca yapmama rağmen gülüyorum. Bu düzende
çalıştığım için, her fiyat, her zaman, satıldığı zaman kâr
edilebilecek bir fiyat olarak karşıma çıkıyor. Size de orta
yaşlı bir kardeşiniz olarak tavsiye ediyorum. Rahat yatın,
rahat uyuyun, rahat düşünün ve rahat yatırım yapm. Siyasi hatalar
hariç, hiçbir şekilde önünüzde karanlık günleri görmek mümkün
değildir". |