[ , ]    Sayı:288 Aralık 2003

TÜTSİS     Künye     Geçmiş Sayılar

Bu Sayı

 

Editör'den


Güncel

  NARİN: Kimse Çin'in boyunduruğuna girmez

  Sendikamız Başkanı Narin 3 bin dolarlık milli geliri tartışmaya açtı

  Cumhuriyetimizin 80. Yılı için iki poster


 Gündem

  Dahilde işleme izin belgeleri artık ön izinle alınacak

  Tekstilde KDV indirimi için formül aranıyor

  İstanbul ve Ankara'ya moda enstitüsü

  Yeni işçi alana "ucuz" enerji

  Karsu Tekstil, kalite yönetim sistemi ISO 9001: 2000 standardı geçiş çalışmalarını başarıyla tamamladı

  Asgari ücret 303 milyon lira


 Panel

  Çin dengeleri değiştirecek


Görüş

  OĞUZ: TÜRKİYE, AB'NİN ÜYESİ Mİ? YENİ KOMŞUSU MU

  Tarakçıoğlu: Çin için AB'ye baskı yapalım


 Ayın Konusu

  2003 yılı toparlanma yılı oldu

  Oran:Türk hazır giyim sanayiinin 2003 yılı değerlendirmesi ve gelecek için öngörüler

  Kumbaracı: 2004 yılına bakış


 Çalışma Hayatı

  Dr. Engin ÜNSAL: 2003 yılı endüstriyel ilişkilerinin değerlendirilmesi ve kayıtdışı
ekonomi sorunu


 Hukuk

  EMEKLİLİK VE İHBAR TAZMİNATI


 

 ENGLISH

  Summaries in English

Görüş


TÜRKİYE, AB'NİN ÜYESİ Mİ? YENİ KOMŞUSU MU?

Dr. Binhan OĞUZ
Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası Ekonomi Müşaviri

AB'NIN ÇEŞİTLİ KURUMLARI VE ORGANLARI ARASINDA TÜRKİYE'NİN KONUMU HALA NETLİK KAZANMIŞ DEĞİL.
AB'nin dış ekonomik ve ticaret politikalarını çizen "DG Trade" in 2003 Aralık ayının son günlerinde yayınlanan önümüzdeki yıla dair çalışma programı Türkiye açısından hayal kırıklığı yaratacak nitelikte.
İkili ilişkiler politikaları çerçevesinde ele alman "Genişleme Konusunda" 10 ülkenin üyeliği, Bulgaristan ve Romanya'nın izlenmesi yer alırken, Türkiye'ye dair 2004 sonunda müzakere tarihi çalışmalarına dair tek bir ibare bulunmayıp, sadece ticari ilişkilerin derinleştirilmesi yönündeki engellere değinilmektedir.
Oysa, AB'nin Türkiye'nin tam üyeliği ile ilgili kararma çok az bir süre kaldı ve hatta Kıbrıs kararının açıklanacağı Mayıs ayı ile birlikte Türkiye'nin de tam üyeliğine dair AB stratejisi ortaya çıkacaktır.
• Avrupa Parlementosunun (AP) 20 Kasım 2003 tarihli 'Genişleyen AB'nin komşuluk ilişkilerini konu alan ve AB'nin doğu ve güneydeki komşularıyla olan ilişkilerinin değerlendirildiği raporu ile Avrupa, Türkiye'ye dair görüşünde olumsuz bir sürpriz açıklama yaptı : Genel Kurul tarafından onaylanan İtalyan parlamenter Pasqualina Na-poletano'nun raporunda, 'Komşu ülke' olarak Batılı Balkan ülkelerinin yanı sıra Türkiye de eklendi.
Burada 11 Mart 2003 Komisyon açıklamasından beri etap etap ilerleyerek Türkiye'yi özel statüye iten bir yaklaşımın da adeta test edildiği görülmektedir.
• AB Komisyon'unun 11 Mart 2003 tarihli yeni "dostlar çemberi" açıklaması Türkiye'yi yakından ilgilendiriyor.
Özellikle Rusya ile gelecekte ilişkilerin nasıl şekilleneceği bilmece halinde iken AB, Rusya, Ukrayna, Moldova ve Belarusya- ki bunları "Yeni batılı ülkeler" olarak adlandırmaktadır - ile ilişkilere çok önem vermektedir. Zaten Pan Avrupa Akdeniz politikası içinde yer alan Kuzey Afrika ve Orta Doğu ülkeleri ile ikili anlaşmalar da yine bu "yeni komşular" politikasında yerini bulmaktadır.
Bu "yeni dost çemberi" ekonomik bağımlılık aracılığı ile tesis edilmeye çalışılmaktadır :
• AB iç pazarının genişlemesi,
• Tercihli ticaret ve Pazar açılımları,
• Serbest dolaşım,
• Ulaşım, enerji ve telekomünikasyon,
• Dünya ticaret sistmelerine entegrasyonda destek,
• Yeni finansman kaynakları... Bunların başında gelirken insan
hakları, güvenlik gibi konularda da işbirliği göz ardı edilmemektedir.
AB, coğrafi yakınlığından, tarihteki ilişkilerinden faydalanarak bu bölgeleri kendi bölgesel şemsiyesi altına almayı hedeflerken bu entegrasyonun tam üyelik yolu olmadığının altını çizmektedir.
Kendine burada pazar oluşturmanın ötesinde yatırımlarını arttırmayı hedefleyen AB için önceliklerin başında Euro'nun bölgede uluslararası para olarak hakimiyetinin ilanı gelmektedir. Örneğin; Rusya'nın doğal gaz ve petrolünü Euro'ya bağlaması AB'nin zaferi olacaktır.
• Komisyon'un 1 Temmuz 2003 tarihli kararında komşuların AB modeline uyumu netleşiyor.
Komisyon 2004-2006 arasında "komşuluk programlarına" 955 milyon Euro ayırmış durumda.
Bu programların ekonomik ve sosyal kalkınma dışında sınır güvenliği, organize suçlarla mücadele gibi amaçları da bulunduğundan AB'nin bu bölgeyi kendi demokrasi, kültür, ekonomi modeline yakınlaştırma politikası daha netleşiyor.


AVRUPA PARLEMENTOSUNUN "GENİŞLEYEN AVRUPA" 25 EYLÜL 2003 RAPORU AVRUPA'NIN BÜYÜK AKDENİZ RUSYA EKSENİNE İHTİYACINI ORTAYA KOYUYOR.
Komisyon'un 11 Mart 2003 açıklamasından yola çıkan Avrupa Palementosu Rusya'nın özel konumuna dikkat çekerek, Komisyon ve Konseyi Ermenistan, Azerbeycan ve Gürcistan'ı da bu politikaya dahil etmeye davet ediyor. Adeta Avrupa kurumları aralarında paslaşarak yavaş yavaş gelecekteki Avrupa Büyük Akdeniz Rusya projesini açıklıyor.
Ayrıca, bir sonraki etapta Orta Doğu bağlamında bu politikanın Körfez ülkelerine, ve orta-uzun vadede Afganistan, Irak ve İran'ı da kapsaması gerekliliğine yer veriyor.
AP, Türkiye'nin tam üyelik müzakerelerinden bağımsız yürütülmesi gerektiğini yazdığı raporunda Batılı Balkan ülkelerinin (Arnavutluk, Bosna Hersek, Makedonya, Sırbistan, Montenegro) tam üyelik konusunu da açık bırakmaktadır.
Son 20 Kasım 2003 tarihli AP açıklaması ise bir adım daha ileri giderek Türkiye'yi yukarıda anılan yeni komşulara dahil etmeyi teklif etti.
Ortadoğu'daki son gelişmeler, AB ve ABD'nin bu bölgedeki pazarlıkları, her iki süper bölgesel ekonomik gücün gerek Dünya Ticaret Örgütündeki politikaları, gerek ikili bazda sürdürdükleri ekonomik ve ticari anlaşmalar uluslararası ekonomik ve ticari ilişkilerde 2050'ler vizyonu ile çizilen yeni küresel çerçeveye gayet net bir şekilde ışık tutuyor.

Aslında, geniş çerçeveli bir analiz yapılırsa AB'yi yeni ekonomik ve ticari partnerleri saflarına katmaya mecbur tutan ve ikili anlaşmaları hızlandırmaya iten bu yeni ortamda AB'nin "YENİ KOMŞULAR" politikası ayrı bir önem kazanmaktadır.


AB İÇİN SINIRDAŞ OLMANIN ÖTESİNDE BİR KOMŞU OLAN RUSYA VE AVRASYA İLE TÜRKİYE'NİN İLİŞKİLERİ HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR
AB'nin kazanması sadece AB-Rusya-Akdeniz eksenin başarısıyla mümkün gözükmektedir.
Geçtiğimiz günlerde AB Bakanlar Konseyi, AB Ko-misyonu'nun, Ermenistan, Azerbaycan, Beyaz Rusya, Gürcistan, Kazakistan, Kırgızistan, Mol-dova, Rusya, Türkmenistan, Ukrayna ve Özbekistan ile ortaklık ve işbirliği anlaşmaları yapmak üzere müzakerelere başlamasını onayladı. AB müzakereleri biran önce tamamlayıp, ilgili protokollerin 1 Mayıs 2004 tarihindeki genişlemeden önce yürürlüğe girmesini sağlamayı istemektedir.
Bugün, Türkiye'nin Rusya-Ukrayna ve Türk Cumhuriyetlerine yönelik stratejisini bu olası değişimler çerçevesinde yeniden ele alması gerektiği bariz, bir şekilde ortaya çıkmaktadır.
Bütün bu gelişmeler Rusya Federasyonu-Türkiye arasındaki ticarete ivme kazandıracak yeni düzenlemeler yapılmasını zorunlu kılmaktadır.
Ayrıca, izlenmesi gereken diğer bir konu şüphesiz Rusya Federasyonu'nun Ukrayna, Kazakistan, ve Belarusya ile son dönemde geliştirdiği politik anlaşmalar ve ekonomik ilişkilerdir. Eski Sovyetler Birliğinin yeni bir şekil altında canlandırılması olarak da nitelendirilebilecek bu ilişkilerde Rusya eski Comecon'a göre daha sağlam bir ekonomik entegrasyon geliştirme imkanı bulmaktadır bu nedenle Türkiye-Rusya arasında önerilecek işbirliği modellerinin Ukrayna'yı da kapsaması büyük önem arz etmektedir.
Türkiye AB ile gerçekleştirdiği Gümrük Birliği anlaşması nedeniyle Serbest Ticaret Alanlarını ticaret politikası aracı olarak istediğince kullanamamaktadır. AB-Tür-kiye arasındaki Gümrük Birliği anlaşması Türkiye'nin kendi başına serbest ticaret anlaşmaları oluşturmasını mümkün kılmamaktadır. Bu kapsamda yakın dönemde gerçekleşen girişimler
STA'larm ticaret politikası araçları olarak kullanılamayacağını göstermiştir. Örneğin AB Türkiye'nin Bosna Hersek ile STA oluşturmasına izin vermiş ancak Ukrayna ile benzer bir anlaşma imzalamak mümkün olamamıştır.
Gümrük Birliği anlaşmamızdan kaynaklanan bu fiili durum nedeniyle Ukrayna ve Rusya Federasyonu ile ülkemiz arasında gerçekleştirilebilecek ticari işbirliği olanakları arasında STA bulunmamaktadır.
Ancak STA yerine AB ile yaptığımız GB anlaşması yüklenimlerimizle çelişmeyen tercihli ticaret anlaşmaları oluşturmamız mümkündür.
Ayrıca, bu geniş coğrafyanın iki kilit ülkesi konumundaki Rusya ve Türkiye'nin karşılıklı ilişkileri ve stratejik tercihlerini ABD-AB ve Avrasya'nın gelecekteki konumu açısından değerlendirmesi temel şarttından yola çıkıldığında ABD'nin benzer stratejik kaygılarla İsrail ve Ürdün ile geliştirdiği Nitelikli Sanayi Bölgeleri (NSB) siyasi irade konularak geliştirilecek uygun bir modeldir ve tekstil hazır giyim sektörü açısından büyük önem taşımaktadır.

Tekstilisveren.org.tr     Üyelerimize Duyurular    İrtibat

© 2002-2004 TÜTSİS      -      boratur.net