[ , ]    Sayı:288 Aralık 2003

TÜTSİS     Künye     Geçmiş Sayılar

Bu Sayı

 

Editör'den


Güncel

  NARİN: Kimse Çin'in boyunduruğuna girmez

  Sendikamız Başkanı Narin 3 bin dolarlık milli geliri tartışmaya açtı

  Cumhuriyetimizin 80. Yılı için iki poster


 Gündem

  Dahilde işleme izin belgeleri artık ön izinle alınacak

  Tekstilde KDV indirimi için formül aranıyor

  İstanbul ve Ankara'ya moda enstitüsü

  Yeni işçi alana "ucuz" enerji

  Karsu Tekstil, kalite yönetim sistemi ISO 9001: 2000 standardı geçiş çalışmalarını başarıyla tamamladı

  Asgari ücret 303 milyon lira


 Panel

  Çin dengeleri değiştirecek


Görüş

  OĞUZ: TÜRKİYE, AB'NİN ÜYESİ Mİ? YENİ KOMŞUSU MU

  Tarakçıoğlu: Çin için AB'ye baskı yapalım


 Ayın Konusu

  2003 yılı toparlanma yılı oldu

  Oran:Türk hazır giyim sanayiinin 2003 yılı değerlendirmesi ve gelecek için öngörüler

  Kumbaracı: 2004 yılına bakış


 Çalışma Hayatı

  Dr. Engin ÜNSAL: 2003 yılı endüstriyel ilişkilerinin değerlendirilmesi ve kayıtdışı
ekonomi sorunu


 Hukuk

  EMEKLİLİK VE İHBAR TAZMİNATI


 

 ENGLISH

  Summaries in English

Güncel


Sendikamız Başkanı Narin 3 bin dolarlık milli geliri tartışmaya açtı

Sendikamızın İktisadi Araştırmalar Vakfı (İAV) ile birlikte düzenlediği seminerde milli gelir rakamları tartışmaya açıldı. "Milli Gelir Hesaplamaları" adıyla düzenlenn seminerde konuşan Sendikamız Yönetim Kurulu Başkanı Halit Narin, kişi başına ortalama 3 bin dolarlık milli gelir rakamına inanmadıklarını belirtirken, seminere katılan Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE) Başkanı Doç. Dr. Ömer Demir, "10 bin dolar olabilir mi? Olabilir diyenin göstermesi lazım. Biz ölçüyoruz böyle çıkıyor" dedi.

Başkan Halit Narin, konuşmasında milli geliri Türkiye'den daha fazla olan komşu ülkelerdeki rakamlara yer verdi. Narin, kapalı bir ekonomi olan Bulgaristan'da bir iki tekstil bir iki tane de konserve fabrikasından başka tesis olmadığını, Romanya'da ise bir iki tane yabancı yatırım olduğunu belirtti. Bu ülkelerin kişi başı milli gelirine göre Türkiye'nin değerlerinin yanlış hesaplandığının ortaya çıktığını kaydeden Narin, "Türkiye zengin mi fakir mi, Türkiye üretiyor mu üretmiyor mu, ortaya çıkarılmalı. Bu ekonominin neresi 3 bin dolarlık, Türkiye'yi böylesine fakir göstermek doğru değildir. Başka ülkelerle karşılaştırdığımız zaman, örneğin biz bir Portekiz'den daha iyiyiz, İtalya'dan iyiyiz. Yunanistan'la mukayese bile etmiyorum. Türkiye'ye 3 bin dolarlık milli geliri layık görmek için yapılan yanlışlar nerede bakmak lazım. Bulgaristan, Romanya nasıl oluyor da bunları şişirebiliyor, biz de nasıl böyle bir mütevazı bir şekilde küçültüyoruz" dedi.

Türkiye'nin bir yatırımcılar cenneti olduğuna dikkat çeken Narin şunları söyledi: "Üstelik Türkiye'de yatırım yapmak için cesaretin ötesinde bir inanca ihtiyaç var. Geçmişte Türkiye ithalatçılar cenneti dedik. Yine aynı. Eğer bir kontrol yaptırılırsa ithalat yapan insanların hemen hemen gelir vergisi muhatabı bile olmadıklarını görmek mümkün olur. Asgari her ithalattan beyannameye kayıtlı yüzde 20 kar garantisi istenebilse devletinde vergi geliri artacak. 20-30 milyar dolar ithalat yapıp hemen hemen hiç vergi vermeyen ve Türkiye'nin fedakar yatırımcılarının yaratmış olduğu dövizleri yine vergi vermeden tüketen insanlarla mücadele edebilsek belki Türkiye'miz daha iyi bir yere gelecek. Bunu niçin söylüyorum?

Esasında bizim kayıt içi rakamlarımız üçte bir civarında. Birçok insanda nezaket olarak buna yüzde 50 diyor. Ancak Türkiye'deki kayıtlı olabilme nezaketini gösteren ekonomi yüzde 35'ler civarındadır. Kayıt dışı ekonomisi bu boyutta olan bir ekonominin fert başına milli geliri 2000-3000 dolar düzeyinde telaffuz ediliyor. Bu bizi fazlasıyla rahatsız ediyor. Türkiye ekonomisi eğer kayıt içine daha alınamamışsa ve bütün gayretlere rağmen, bir müddet daha alına-mayacaksa, o zaman tüketim esaslarına dönük bir yaklaşım sergilemek zorundayız. Türkiye zengin mi fakir mi, üretiyor mu üretmiyor mu rakamlarını ortaya çıkarmak lazım. Ama 9-10 bin doların dahi küçük bir rakam olduğu dünya ekonomisinde biz hala 3000 doların kavgasını yapıyoruz. İstanbul'dan Edirne, Tekirdağ, Çorlu veya Kırklareli'ne bir gidin. Şu anda yapılmakta olan yüzlerce fabrikanın yanında çalışan binlerce fabrika var. Bu ekonominin neresi 3000 dolarlık? Böyle bir saçmalık olabilir mi, böyle bir rezillik olabilir mi? Bu kadar küçük bütçeyle 70 milyon insana hizmet yapılabilir mi? Hiç vergi toplamadan devletin ekonomisi bir yere gelebilir mi? Bir Gümrük Birliği yapmışız, rezaletin dik alası. Tekstil malları Uzakdoğu'dan Avrupa'ya giriyor oradan Türkiye'ye geliyor. Şimdi buradan telefon açın Güney Afrika'ya, Uzakdoğu'ya, "Bana şu kadar mal getirin" diye, size hemen teslim etsinler. Soran yok, formalite yok, fiyat yok."

Narin sözlerini şöyle tamamladı: "Şimdi bu duruma gelmiş bir ekonomide, komşularımıza bakarak Türkiye ekonomisini bir mukayese edersek, biz Portekiz'den daha iyiyiz. Yunanistan'la kendimizi mukayese bile etmiyorum. O yüzden Türkiye'ye dünya kamuoyunda 2000-3000 dolarlık fert başına düşen bir insan gelirini layık görmemek için, yapılan yanlışlar nerededir diye bulmak lazım. Yani, onlar nasıl oluyor da bunu şişirebiliyorlar onu açıklayarak dünyaya yaklaşalım. Bir de biz, nasıl oluyor da kendimizi bu kadar mütevazı bir hadise içinde böyle küçültebiliyoruz, ona bakalım. Yani ne kusuru saklayalım, ne de kusurlarımızı görmemezlikten gelelim. Ama gerçek ne ise gerçekle karşı karşıya kalalım Türkiye'nin eksiklerini, el birliğiyle gidermeye çalışalım."

 

DİE Başkanı: "Rakamlarımız doğru"
Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE) Başkanı Doç. Dr. Ömer Demir, milli gelir hesaplamalarının harcama, üretim ve gelir olmak üzere 3 yolla yapıldığını, DiE'nin diğer metodları da kullanmak üzere temel olarak üretimle hesaplama yaptığını kaydetti.

Kamuoyunun tepkilerinin çoğunun teknik olarak işlerine yaramadığını aktaran Demir, "Enflasyon konusunda, (İşte sokaktaki enflasyon şöyle oldu, böyle oldu deniyor) sokaktaki enflasyonu kimin nasıl ölçtüğünü bilmiyorum. Enflasyon rakamlan doğru" dedi.

Tüm veri ve rakamlarını güncelleme çalışmalarının sürdüğünü kaydeden Doç. Dr. Ömer Demir şunları söyledi: "2005 yılından itibaren bütün rakamlarımızı güncelleyeceğiz, 1994 baz yılının mal bileşimini ve ağırlık kompozisyonunu değiştireceğiz. Niye? Bu eleştirilerden dolayı değil, bu işin rutini böyle, beş yılda bir değiştirilmesi gerekiyordu. 2003 hane halkı bütçe anketini ise halen yapıyoruz. 26 bin haneyle yıl sonu itibariyle görüşülmüş olacak. Oradan çıkarılmış olduğumuz mal bileşimlerinden binde 1 ağırlık alanlarını yeni sepete girecek şekilde yeniden kompoze edeceğiz. Araştırma yapacağız, bakacağız. Cep telefonu neden girmiyor? Doğru, cep telefonunun girmesi lazım. Fakat neyi çıkaracaksınız, hangi oranda çıkaracaksınız? Yani, normal sabit telefon ücretlerinin ağırlığı ne zaman, ne kadar azalacak, cep telefonu ne kadar artacak; bunu belirlemek için tekrar tüm sepetin her bir ağırlığının yeniden hesaplanması gerekiyor, onu yapıyoruz"

Sorunun kayıtdışılıktan kaynaklandığını kaydeden DİE Başkanı Demir, her sektörün kayıtdışılık değerini hesaplayacaklarını söyledi.

Üretimle ilgili hesaplamalarda hane halkı verileriyle işyeri verilerinin birbirini tutmadığını bildiren Demir, şöyle devam etti.

"Milli gelir hesaplamalarında kayıtdışılığın boyutları konusunda, saklı ekonominin ortaya çıkarılması konusunda yeni çalışmalarımız var. Bunun içinde sadece kayıtdışı değil yasadışı ekonomik faaliyetler de var. Tüm bunların ortaya çıkanlmasındaki yöntemler konusuyla ilgili projelerimiz var. Örneğin hanelerdeki çalışan sayısıyla işyerlerinden derlediğimiz çalışan sayısı farklı çıkıyor. Bu önemli bir şekilde kayıtdışılığın olduğunu gösteriyor. Böyle olunca o aradaki farkı katsayılara yansıtıyoruz."

 

Narin; "Biz inanmıyoruz bu memleketin 3000 dolar kadar fakir olduğuna"
DİE Başkanı Doç. Dr. Ömer De-mir'in konuşmasından sonra tekrar söz isteyen Halit Narin, "Bir işi yapmanın yolu inançtan geçer. İnanmıyorsanız zaten bir işe başlamanın hiç manası olmaz. Yani ben şunu sormak istiyorum. Hakikaten siz inanıyor musunuz bu memleket 3000 dolarlık kadar fakirdir? Siz bir hizmet yapıyorsunuz. Bu, Başba-kan'ın yaptığı hizmetten daha fazla popülist olan bir enformasyon hizmeti. Yani 70 milyon insanın fakir olduğunu söylüyorsunuz dünya kamuoyunda. Bu sıradan bir hizmet değil. Ben de onun için size soruyorum; ya bu rakamlara inanacaksınız, "Bu memleket 3000 dolardır" diyeceksiniz veya "Burada bir yanlışımız var" deyip mutlaka hesaplama sistemini yenileyeceksiniz. O zaman verilerinizi başka sistemlerle geliştirin. Halbuki sizin mükemmel bir teşkilatınız var. Ama dünya kamuoyuna çıktığınız zaman bütün istatistiklerde Türkiye Bulgaristan'dan da, Yunanistan'dan da, herkesten daha fakir görünüyor. Biz bunu kabul etmiyoruz" dedi.

Toplantı arasında sorulan yanıtlayan DİE Başkanı Demir, milli gelir rakamlarının gerçeği yansıtıp yansıtmadığının sorulması üzerine "10 bin dolar olabilir mi? Olabilir diyenin göstermesi lazım. Biz ölçüyoruz böyle çıkıyor. Ölçüm sistemlerimizde daha aynntılı daha hassas araçlar kullanırsak bu rakamın farklılaşma durumunu birlikte görürüz. Ben tahmin yürütme durumunda değilim" diye konuştu.

 

Prof. Pakdemirli: "Elbise dar geliyor"
Prof. Dr. Ekrem Pakdemirli ise "Halit Bey'in feveranı 1989 yılında bizde de doğduğu için Devlet İstatistik Enstitü-sü'ne dedik ki, "Bu 1968 fiyatları olmaz, sepeti değiştir yeniye geç." Yeni 87 fiyatlarına geçtiler, 90 yılında da çalışmayı bitirdiler. "Yeni serimiz budur, milli gelirimiz de budur" dediler. Bir de baktık ki, 1993 yılında milli gelir eski seriyle yeni seri arasında yüzde 43 fark etmiş. Tabi bundan sonra 1968'e kadar geriye götürüldü, 1987 fiyatlanyla 1968'e kadar millî gelirlerimiz hesap edildi. Şimdi 1987 ile bugünü mukayese ediyorum. 1987'deki durumumuzla bugün arasında ne fark varsa, 1968 ile 1987 arasında da hemen hemen o kadar fark vardır. 1987'de cep telefonu yok, iki tane TV kanalım vardı, bugün 40 tane kanal seyrediyoruz. Türkiye'nin tüketim kalıplan değişmiş, Türkiye ondan sonra ekonomisini libere etmiş. Türkiye daha birçok ilerlemeler yapmış belli sahalarda. Yani bu elbise bize dar geliyor" dedi.

Milli gelir hesaplarının doğru yapılabilmesi için, ülke çapında derlenen ve türetilen istatistiklerin doğru olması gerektiğine de dikkat çeken Prof. Pakdemirli "Maalesef ülkemizde derlenmiş istatistiki rakamlar doğru olmaktan uzaktır. Türetmede yanlış baz kullanıldığından, metodoloji doğru olsa bile hatalar olacağı açıktır. Avrupa Birliği ülkeleri birden fazla kaynaktan aynı istatistiki rakamları ortaya koyup yayınlamakta bir beis görmemektedirler. Çeşitli kurumlar istatistik türetiyor ve milli istatistik oluyor. Ama bizde sadece DİE yapar ve tartışmalara zemin açmamak için, onun dışında başka bir kurumun da istatistikleri kullanılmaz denmektedir. Bunu maalesef 1986 yılında getirdik. Çünkü her gün bir tartışma çıkardı" diye konuştu.

Tekstilisveren.org.tr     Üyelerimize Duyurular    İrtibat

© 2002-2004 TÜTSİS      -      boratur.net