[ , ]    Sayı:286 Ekim 2003

TÜTSİS     Künye     Geçmiş Sayılar

Bu Sayı

 

Editör'den


Güncel

  Narin: İthalattan vergi alınmazsa yatırım olmaz

  CNR Expo 10 yaşında

  IWTO 2003-BUENOS AIRES


Ayın Konusu

  Tüzmen:DTÖ'nün yeniden yapılanmasında Türkiye arabulucu olabilir

  Oran: Türkiye, dünya ticaretinde yaşanacak değişimlerin öneminin farkında değil

  Orakçıoğlu:
Cancun'daki başarısızlık yeni bir kaosu beraberinde getirebilir

  Balduk: Cancun'daki çözümsüzlüğün sürmesi dünya barışı için de tehdit olur

  Oğuz:
Zamanımız çok az, bu süreyi iyi değerlendirmeliyiz

  Cancun'da kaçırılan fırsat


 Görüş

  Paker: Tekstil Türkiye'yi terkedecek


Araştırma

  İtibarlı ve büyük firmalara gümrük yok


 Sektör

  İnce: AB'nin menşe kurallarında yapacağı değişikliklere yön vermeliyiz


 Söyleşi

  Özgümüş: Çin tehlikesi için hiçbir çalışma yapılmıyor


 Gündem

  Sanayinin devlerine İSO'dan ödül

  Yeni kitaplar


 Hukuk

  EKONOMİK NEDENLE İŞTEN ÇIKARMA

Görüş


Paker: Tekstil Türkiye'yi terkedecek

Tekstil Terbiye Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve Sendikamız Yönetim Kurulu Üyesi Lütfü Paker, tekstilin Türkiye'yi terkedeceğini savundu. Tekstilin Türkiye'den 15-20 yıl sonra gideceğini öne süren Paker, şu andaki gidişat için bir tedbir alınmadığı sürece tekstildeki tablonun karanlık olduğunu kaydetti.

Yıla iyi bir başlangıç yapıldığını ve ilk yarının iyi geçtiğini belirten Paker, bu doğrultuda yıl sonununda iyi gideceğini öngördüklerini ancak gidişatın bunun tam tersi yönde olduğunu vurguladı. Yılın ikinci yarısından sonra büyük bir hayal kırıklığı yaşadıklarını dile getiren Paker, yılın yedinci ayından sonra korkunç bir başaşağı gidişin olduğunu kaydetti. 2004 yılı için ise yorum yapmak istemeyen Paker, konuyla ilgili şu açıklamalarda bulundu: "2003 yılının birinci altı ayında gördüğümüz performans maalesef bizi aldattı. 2003'ün ikinci yarısında da aynı hız devam eder mantığı ile bazı öngörülerde bulunduk. İhracat potansiyeli büyük bir hızla düşüşe geçti. Bunda iki büyük etken var. Bunlardan bir tanesi Türkiye'deki döviz paritelerinin çok düşük noktalarda seyretmesi. İkincisi, dünya pamuk fiyatlarının hiç beklenmedik seviyede hızla pamuk fiyatının yükselmesi. Bu iki faktörü bir araya getirdiğinizde Türk tekstil ihracatçısı artık fiyat tutturamadı. Türk tekstil ihracatçısı fiyat tutturamayınca ne kumaş satabiliyor, ne diktiği konfeksiyon ürününü satabiliyor bilakis Türkiye bugün bu ürünleri tüketen ve duyduğumuz kadarıyla büyük oranlarda dışarıdan ithal etmeye başlamış bir ülke haline geldi. Bunun bir sene içerisinde öngörülemez bir seviyede baş aşağı gitmesi, bir türlü de belli bir noktaya getirilememesi, bundan sonraki 2004'ün perspektifine bakma açısından şahsen ben bu konuda en ufak bir cümle dahi sarfetmek istemiyorum. Çünkü bilemiyorum. Dünya pamuk fiyatlarını önceden kestirmek bugünkü seviyeye geldikten sonra mümkün değil. Hem Türkiye'deki iktidarın ne yapacağı belli değil."


"Birçok kişi işsiz kalacak"
Türkiye'de hiç bir zaman siyasetin önüne geçilemediğini vurgulayan Lütfü Paker, en yoğun istihdamın bulunduğu alanlardan birinin tekstil olduğunu vurgulayarak, durum düzelmediği takdirde şirket kapanmalarının olacağını ve birçok kişinin de işsiz kalacağını kaydetti. Şu anda Türkiye'de çok büyük firmalar dahil birçok işyerinin mali sıkıntılara girmiş olduğunu söyleyen Paker, "Tekstilin en yoğun işçi çalıştıran grubu, hazır giyimdir. Tekstil terbiye sanayicilerini beşyüz fabrika kabul etseniz, biz maksimum yüz bin kişilik çalışan bir kitleyiz. Aileler ile birlikte beş yüz bin kişi olan bir grubuz. Hazır giyimciler bizim on mislimiz sayısal olarak. Bildiğimiz kadarıyla şu anda 300 milyon nüfuslu AB ülkelerinde tekstilde halen çalışan iki, iki buçuk milyon nüfusu var. Tekstilde bildiğimiz kadarıyla şu anda üç yüz milyon nüfuslu tekstilde hala çalışan iki, iki buçuk milyon nüfusu var. Yetmiş milyon nüfuslu Türkiye'nin iki buçuk, üç milyon tekstilde çalışan insanı var. Siz bu insanları hükümet olarak, devlet olarak kapının önüne koymaya çalışıyorsunuz, şu anda yapılan işler bu" diye sert bir şekilde eleştirdi.

Kayıt dışı ekonominin önlenmesini isteyen Lütfü Paker, "Kararlı olmak lazım. Çeşitli konularda şimdiki yöneticiler kararlı görünüyorlar. Ama bu konuda kolayını tercih ediyorlar, çünkü şu anda yapılan işin kolayı. Mevcut verginin üzerine bir daha vergi koymak bu işin kolayı.

Alamadığından vergi almak işin zoru. Tabiki devletin paraya ihtiyacı var. Kocaman bir hizmet yelpazesi var. Biz de vergi vereceğiz fakat yarımız vergi verip yarımız vergi vermezse olmaz. Biz üç, dört senedir sesimiz çıktığı kadar şu kayıt dışına son verin herkesi vergi verir hale getirin, tabana yayın, KDV'leri düşürün, KDV'leri parekende noktalarında almaya gayret edin dedikçe, anlaşılan yapılamamanın, becerilememenin getirdiği neticeler bunlar" diye konuştu.


2004'te bayrağı teslim edecek
İki yıldır derneğin başkanlığını sürdüren Lütfü Paker, önümüzdeki yıl bayrağı yeni başkana teslim edeceğini söyledi. Dernek çalışmalarının çok yoğun olduğunu artık kendi işine daha fazla yönelmek istediğini vurgulayan Paker, "2004 yılında bayrağı başka bir arkadaşıma bırakacağım. İki yıldan sonra yine seçilebilme durumu bizde var ancak ben ricacı oldum, devretmek istiyorum. Kendi işlerime biraz daha fazla yoğunlaşmak istiyorum. Seçimler sanırım Mart ayı içerisinde olacak" dedi.

 

"Girdi maliyetleri düşürülsün"
Ekim ayının yedisinde Ankara'da Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nda bir sektör toplantısı yapıldığını hatırlatan Lütfü Paker, bu toplantıda tekstilin her alanının temsilcisi olduğunu kaydetti. Toplantıda konuşulanlar hakkında bilgi veren Paker, girdi maliyetlerinin düşürülmesini isteyerek, kurlar ve girdi maliyetlerinin paralel olmasını talep ettiklerini kaydetti. Paker, ancak toplantıda tekstilciler hakkında yanlış bir kanı olduğuna işaret ederek, "Tekstilciye şöyle hitap ediliyor; 'Senelerdir, kurdan para kazanmaya alıştınız artık hakikatler ile yaşamayı öğreneceksin' bu çok ağır bir itham" dedi. Şu anda hiçbir tekstilcinin doların yükselmesini ne talep ettiğini ne de arzu ettiğini söyleyen Paker, böyle bir talepleri olmadığını sert bir dille vurguladı. Yalnızca girdi maliyetlerinin düşürülmesini isteyen Paker, konuşmasına şöyle devam etti: "Türk lirasına göre dolarda yüzde 30 düşüş var. Enflasyona baktığınız zaman yüzde 30'lara varan enflasyon artışı var. İşçilik artışları ile bugünkü parite ile birşey yapmanız mümkün değil. O zaman girdi mali-yetlerimizide aşağıya alın. Bize dünya fiyatlarında enerji kullandırın, Türkiye'nin enflasyonunu maliyetlerimize belirli miktarlarda yansıtın yani artık Türkiye bizim gibi kayıtlı insanların sırtından vergi toplamaktan vazgeçsin, vermeyenlerden toplasın. Biz de brüt ödediğimiz parayı işçimizin cebine koyar hale gelelim. İşçinin ücretini de düşürelim demiyorum. İşveren olarak işçinin cebine giren paranın üç mislini cebimizden çıkarıyoruz."

Döviz kurları ve girdi maliyetlerinin paralel ayarlanması gerektiği üzerinde duran Paker, kurların düşerken girdilerin de aynı oranda düşürülmesi gerektiğini kaydetti.

Dışarıdan gelen ürünlere de değinen Lütfü Paker, kapıların artık ardına kadar açılmış olduğuna işaret etti. Özellikle tekstil yan sanayicilerin bu konuda dertli olduğunu vurgulayan Paker, "tekstil yan sanayicilerin feryadı var, hiçbirşey satamıyorlar. Çin'den mal geliyor. Türkiye'de tekstili kapatacağız diyorlarsa bizi idare etmeye gelenler bunu da bir an önce söylemeliler ki tedbir alalım. Çünkü, kapattım demekle kapanmıyor" diye konuştu.


Atıl kapasite sorunu sürüyor
Sektördeki atıl kapasite sorununa değinen Lütfü Paker, bu konuyu defalarca gündeme taşıdıklarını önlem alınmasını istediklerini belirtti. Ancak bu konuda da herhangi bir gelişme olmadığını kaydeden Paker, şöyle devam etti:
"Nedense para sahibi insanlarımız, fizibilite yapmadan, komşudan görerek iş yapma alışkanlıklarını bıraka-madıkları için neticede hem kendilerine hem mevcuta, hem ülkeye inanılmaz zarar verdiklerinin farkında değiller.

Görüntü olarak baktığınız zaman tekstilin bazı alanların yapımını, çok çok zor olmayan, daha düşük kapitaller ile belirli bir noktaya getirebileceğiniz yatırımlardır. Bu dış görünüş böyledir, işin içerisine girdikten sonra hep anlaşılır ki, dış görünüş kadar bu basit ve yapılabilmesi mümkün olan birşey değildir. Zaten ondan sonrada zaman geç oluyor."


Dernek çalışmalarına hız verildi
Derneğin çalışmaları hakkında da bilgi veren Lütfü Paker, krizin geldiğini gören bir dernek olduklarını ve kriz gelmeden tedbir almaya çalıştıklarını kaydetti. Paker, sözlerini şöyle sürdürdü: "Biz krizin geldiğini gördük, üyelerimizi bu konuda uyardık. Dedik ki, bundan sonraki üretim ancak verimlilik ile gerçekleşebilecek üretimdir. Kalite ve verimi amaçlamayan hiçbir üretim yaşama hakkına sahip olmayacaktır. Bu konu ile ilgili dernek olarak verimlilik ve kalite ile belki kırk belki elli senelik çalışmaları olan çeşitli firmalar ile temasa girdik. Bu temaslar neticesinde üyelerimize bu insanları firmaları tanıttık. Türkiye'de hazır giyimde daha çok bizim boya ve terbiyemize yönelik olmak üzere kalite ve verimliliğe dönük grup çalışmaları başlamak üzeredir. Başlayanları vardır. Yalnız kuru artırarak ya da girdilerimizi ucuzlatarak maliyetlerimizi düşürmek mümkün değildir, verimli çalışarak ancak maliyeti düşürebileceğiz. Avrupa Birliği ile olan temaslarımız sürüyor. Türki-ye'nin şu anda uyum yasaları çerçevesinde çalışmakta olduğu kirlilik önleme kuralları ile ilgili kabul edilen BAT ile uğraştık. Bu AB'nin çevre kirliliğini önleme konusunda oluşturduğu bir kanun. Bundan sonra Avrupa Birliği uyumunda çalışırsanız bu kitapta yazılı ne varsa, onu uygulamak ile yükümlüsünüz, onun dışına çıktığınız zaman kapınıza kilit vurulur. Bunun tercümesi, şu anda bitmek üzere. Türkçe olarak bütün sanayicimize, üyelerimize, bürokratlarımıza, üniversitelerimize bununla ilgili çevrecilere bu kitabı dağıtacağız ki, ileride ne ile karşı karşıya kalacağımızı bilelim, kendimizi ona göre hazırlayalım. Derneğimizin en önemli çalışmalarından biri bu oldu.

Eğitim konusuna da önem verdiklerini kaydeden Lütfü Paker, işletmelere eğitim olanakları sağladıklarını söyledi. Paker, "Arzu eden üyelerimiz olduğu zaman bu eğitimleri işletmelerine götürüyoruz. Bu eğitim de mevcut çalışanların eğitimini içeriyor" dedi.

• 2003'ün altıncı, yedinci ayından itibaren bir başaşağı gidiş oldu. Dünyada rekabet şansımız her geçen gün azalıyor. Şu anda bavul ticareti durmuş vaziyette. Geçen gün bir Azerbaycan heyeti ile beraber idik, Azerbaycan'daki Türk mallarının akıbeti konusunda çok korkutucu fotoğraflar ilettiler bize. Azerbaycan piyasası Türk mallarına inanamayacağınız kadar sempati duymasına rağmen, Çin pazarı haline gelmiş, ucuz mallar ile kaplanmış durumda, bir daha oraya nasıl gireriz büyük bir soru işareti.

• 2004 yılı hakkında yorum yapmamayı tercih ediyorum. Dört yılda bir yapılan ve teknolojinin takibi açısından bizim önemsediğimiz İngiltere'de yapılan bir fuar var. Dünya tekstil sanayinin buluştuğu makine fuarı. Fuarın sönük geçeceğine dair duyumları şimdiden alıyoruz.

Tekstilisveren.org.tr     Üyelerimize Duyurular    İrtibat

© 2002-2003 TÜTSİS      -      boratur.net