[ , ]    Sayı:286 Ekim 2003

TÜTSİS     Künye     Geçmiş Sayılar

Bu Sayı

 

Editör'den


Güncel

  Narin: İthalattan vergi alınmazsa yatırım olmaz

  CNR Expo 10 yaşında

  IWTO 2003-BUENOS AIRES


Ayın Konusu

  Tüzmen:DTÖ'nün yeniden yapılanmasında Türkiye arabulucu olabilir

  Oran: Türkiye, dünya ticaretinde yaşanacak değişimlerin öneminin farkında değil

  Orakçıoğlu:
Cancun'daki başarısızlık yeni bir kaosu beraberinde getirebilir

  Balduk: Cancun'daki çözümsüzlüğün sürmesi dünya barışı için de tehdit olur

  Oğuz:
Zamanımız çok az, bu süreyi iyi değerlendirmeliyiz

  Cancun'da kaçırılan fırsat


 Görüş

  Paker: Tekstil Türkiye'yi terkedecek


Araştırma

  İtibarlı ve büyük firmalara gümrük yok


 Sektör

  İnce: AB'nin menşe kurallarında yapacağı değişikliklere yön vermeliyiz


 Söyleşi

  Özgümüş: Çin tehlikesi için hiçbir çalışma yapılmıyor


 Gündem

  Sanayinin devlerine İSO'dan ödül

  Yeni kitaplar


 Hukuk

  EKONOMİK NEDENLE İŞTEN ÇIKARMA

Söyleşi


Özgümüş: Çin tehlikesi için hiçbir çalışma yapılmıyor

 

Adana Sanayi Odası Başkanı Ümit Özgümüş, ticaretin tamamen ser-bestleşeceği 2005 yılı için bir an önce harekete geçilmesi gerektiğine dikkat çekti. 2005 yılında tüm dünyada kotaların kalkacak olmasının, Türkiye ekonomisini olumsuz etkileyeceğine dikkat çeken Özgümüş "Çok ciddi bir çalışma yapıp strateji geliştirilmeliyiz. Çünkü Çin'in Avrupa teslimi fiyatları bizim maliyetlerimizin çok çok altında" dedi. Özgümüş, Türk sanayicisinin rekabet ortamını yakalayabilmesi için vergi oranlarının ve SSK primlerinin düşürülmesi gerektiğine de dikkat çekti. Özgümüş'ün sorularımıza yanıtları özetle şöyle:

Önce ekonomideki gidişattan bahsedelim isterseniz. Ekonomik göstergelere bakarak nasıl bir tablo çiziyorsunuz?
• Gerçekten son zamanlarda ekonomik göstergeler olumlu. Enflasyon ve faizler düşüyor, ihracatta da artış var. Kapasite kullanım oranları da artıyor. Bunda geçtiğimiz hükümet döneminde yapılan ekonomik ve yapısal reformların katkısı ve olumlu etkileri de var. Bu hükümetin bunları devam ettirmesiyle olumlu bir hava yaşanıyor. Bu olumlu havanın sürdü-
rülebilirliğini yakalamak önemli. Onun için yapısal reforların, en başta da özelleştirmenin devam etmesi gerekiyor. Özellikle kayıt dışı ekonomimin kayıt içine çekilmesi için radikal reformlar yapılması lazım. Vergi oranlarının ve SSK primlerinin düşürülmesi gerekiyor. Türk sanayicisinin rekabet ortamını yakalayabilmesi için geçici dönemde döviz kurlarının biraz daha yükselmesinden başka çare de yok gibi görülüyor.

Kayıtdışı için radikal önlemlerden bahsettiniz. Sizce neler yapılmalı?
• Yapılan hesaplamalara göre şu anda ekonomimizin yüzde 50'si kayıtdışı. Bunun iki nedeni var: Birincisi, ekonomiyi kayıt dışından kayıt içine çekecek ciddi yapısal reformlar yani vergi ve SSK reformları yapılamıyor. Ya da genellikle başka ülkelerde yapılmış bazı reform uygulamaları Türkçe'ye çevrilerek ülkemizde uygulanmaya çalışılıyor.Türkiye gerçeklerine göre yani teorik bilgilerle pratik bilgiler birleştirilerek gerçekleştirilecek yapısal reformlara ihtiyaç var. Ama bunun yanında kayıt dışında çalışılmasının nedenlerinden bir tanesi de vergilerin çok yüksek olması. Yani işçilerden kesintiler, SSK primleri, Kurumlar Vergisi ve Gelir Vergisi oranı çok yüksek. Bu durum hayati etkinliğini devam ettirmek isteyen firmalar için kayıt içine girmelerinin önündeki en önemli engel. Bize göre her ikisinin birden yapılması gerekir. Yani bir yandan vergi reformu, SSK reformu yapılacak, diğer yandan da uygulama kolaylaştırılarak vergiler ve SSK primleri düşürülecek. Bunların ikisi birden yapılırsa Türkiye'deki kayıtıdışı ekonomi kayıt içene çekilebilir.
Yaşanan kur tartışmaları konusunda sizin düşünceleriniz neler?
• Uygulanmakta olan kur politikasının aynısını 2001 de gördük. Orda-ki filmin devamı gibi görünüyor. Bugün kullanılmakta olana kurun adı dalgalı kur. Ancak yine de kur düşük tutuluyor. Kur, enflasyonun düşürülmesi çerçevesinde yine bir esntrüman olarak kullanılmakta. Bunun etkilerini bölgemiz de de hissediyoruz. Özellikle düşük kar marjı ile çalışan konfeksiyon, iplik, kumaş gibi sektörler zorlanıyor. Yapılan hesaplamalara göre son 7-8 ay içerisinde Türk Lira-sı'nın değerliliği yüzde 27 ile yüzde 35 oranında arttı. Biz zamanında "Bu kurlarla rekabet edilmez" diye söyledik. Nitekim cari açık gittikçe büyüdü. Şimdi tekrar görüyoruz; cari açık büyümeye başladı. İhracat ise Euro ve dolar hareketinden dolayı artıyor. Euro'nun biraz yükselmesinden dolayı ihracat rakamı fazla görünüyorsa bu genellikle eskiden alınmış siparişlerin devam etmesinden kaynaklanıyor. Türk sanayicisi, zor koşullar altında yıllarca uğraşarak kazandığı pazarı kaybetmemek için maliyetine, bazen de zararına mal veriyor. Şu anda ihracatta karlılık kalmadı. Böyle giderse çok kısa zamanda ihracat rakamlarının düşeceği görülecektir. Cari açığın büyümesinden dolayı yakın bir zamanda kriz beklentisi yok. Çünkü, IMF'nin 5.5 milyar dolarlık borcu ertelendi. Ayrıca, tezkerenin geçmesiyle 8.5 milyar dolarlık kredinin de gelmesi göz önüne alınarak yakın zamanda kriz yok. Bu durum, kriz ihtimalini ortadan kaldırmasa da erteler. Bir başka terslik daha var. Türkiye'de ekonomi politikalarını hükümet belirler, Merkez Bankasıda bu politikalara uygun para politikasını uygular. Ancak, Merkez Bankası'nm kuru sürekli düşük tutmasından dolayı hükümetin kendi ekonomik hedeflerinde revizyon yapmadığı görünüyor. Hükümetin koyduğu ekonomik hedeflere uygun para politikalarını Merkez Bankası'nm uygulaması gerekirken, banka-
nın uyguladığı hatalı kur politikaları yüzünden hedefler değiştirilmek zorunda kalmıyor. Bu noktada yine bir başarısızlık olursa, hesap sorulması gereken siyasi iktidar iken, siyasi iktidar da topu Merkez Bankası'na atacak. Yapılan anlaşmalar gereği, yüzde 6.5 fazi dışı fazla tutturulmak zorunda. Onun için yakın zamanda ihracatçı ve sanayicinin maliyetlerini düşürecek herhangi bir girişimde bulunulması mümkün değil. Bu nedenle yakın zamanda kurların rekabetçi seviyeye gelmesinden başka yol yok.
Son günlerde tartışılan bir diğer konu da 2005 yılı...Tüm dünyada kotaların kalkacak olması dolayısıyla özellikle Çin'in büyük bir tehdit olacağı belirtiliyor. Neler yapılmalı sizce?
• Çin'in tehdidi sadece tekstilde değil, döküm, makine, yedek parça, plastik gibi sektörler de tehdit altında. Çin'in tekstil sektörü sadece Türkiye'deki tekstil kuruluşlarını değil ABD'deki fabrikaları bile kapatacak durumda bir tehdit haline geldi. Bu bir gerçek ancak, 2005 yılında kotaların kalkmasının Türkiye ve dünya ekonomisini nasıl et-kileceği konusunda en azından Türkiye'de çok ciddi bir çalışmanın olduğunu sanmıyorum. Bu durum için daha şimdiden neyin yapılması gerektiği konusunda çok ciddi stratejieler geliştirilmelidir. Çin'in birçok sektörde verdiği Avrupa teslimi fiyatları bizim maliyetlerimizin çok çok altında. Buradaki mesele Çin'in bizden çok çalışması ve verimli olması değil. Çin'in yüzde 40-50'le-re varan sübvansiyonları var. Çocuk işçi veya mahkum çalıştırıyorlar. Çalışma süresi ise 8-10 saat. Böyle olunca da ürün maliyetlerinde avantajlı bir konuma geliyor. Biz ne kadar verimli olursak olalım, maliyetlerimizi ne kadar aşağıya düşürmeye çalışırsak çalışalım Çin'le rekabet edebilmemiz mümkün değil. Bu aşamadan sonra yapılması gereken Dünya Ticaret Örgütü'ndeki etkinliğimizi artırarak, gerekli girişimlerde bulunup, Çin'in de kurallara uymasını sağlamak. Oyunu kuralına göre oynayarak, Çin'in uluslararası ticaret kurallarına uymasını sağlamaktan başka çözüm seçeneği yok. Eğer bu çalışmayı şimdiden başlatmazsak ve Dünya Ticaret Örgütü'nü harekete geçirmezsek 2005 yılında kotaların kaldırılması ile hem Batı hem de ABD pazarında çok ciddi zorlanacağımız kesin.

Adana ekonomisinin genel görünümü nasıl şu anda. Özellikle tekstil sektörünün performansı nasıl?
• Kentimizinde 1950'li yıllarda başlayan sanayileşme hamlesi ağırlıklı olarak pamuğa dayalı sektörlerde gelişme gösterdi. Yani iplik ve dokumaya dayalı tekstil ve bitkisel yağ sektörü gelişti. Adana'nın ikinci sanayileşme hamlesini başlattığı yıl olarak değerlendirdiğimiz 1996'da ise Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi kuruldu. Böylece kentte eksikliği hissedilen orta boy sanayi kuruluşlarına kavuştuk. Bugün, Adana OSB'de 184 fabrika üretimine devam ediyor. Bu fabrikalarımız, teknolojik yapıları ile dünya ile rekabet etmeye devam ediyor. Adana'nın sanayisinin sektörel yapılanmasında tekstil yüzde 35'le birinci sırada. Bossa, Güney Sanayi, Özbucak ve Mensa gibi ilimizde çok sayıda iplik, dokuma, boya-basma tesislerinin yanı sıra önemli kapasitelere sahip konfeksiyon fabrikaları mevcut. Tekstil firmalarımızın tamamı teknolojilerini yenilediler. Yurtiçi ve yur-dışı pazarlarda önemli paylara sahip olan firmalarımızdan sadece Bos-sa'nın yıllık ihracatı 100 milyon doları aşmış durumda. Bunu 80 milyon dolarla Mensa, 70 milyon dolarla Güney Sanayi izliyor.

Tekstilisveren.org.tr     Üyelerimize Duyurular    İrtibat

© 2002-2003 TÜTSİS      -      boratur.net