Bu Sayı
Editör'den
Güncel
Narin: Hükümet bankacılığı mutlaka reforma tabi tutmalı
Ashaboğlu;
Türkiye'de iplik yatırımlarının geleceği kalmadı
Dünyada ilk kez tekstilde deneniyor
Sektör
Koç;
Şu an iplikte kendini amorti etmiş fabrikalar bile para kazanamaz
durumda
Pamuk
DTÖ Cancun Müzakerelerinde
Pamuk
Söyleşi
Aydın;
Tekstilde güçbirlikleri ve birleşmeler artık kaçınılmaz
Firma
Topkapı İplik
Hukuk
Prof.
Dr. Tankut CENTEL: BOŞTA KALINAN
SÜRENİN ÜCRETİ
|
Hukuk
BOŞTA KALINAN
SÜRENİN ÜCRETİ
(Karar İncelemesi)
Prof.
Dr. Tankut Centel
İstanbul Hukuk Fakültesi Dekanı
Yargıtay
9- Hukuk Dairesi
Esas No.: 2003/12444
Karar No.: 2003/13125
Tarih: 8.7.2003
Karar Özeti:
Feshin geçerli nedene dayanmadığı iddiasıyla dava açmış işçi,
dava sırasında işveren tarafından işe başlatıldığı takdirde,
boşta kaldığı süreye ilişkin ücreti isteyemez.
İlgili Mevzuat:
1475 sayılı İş K. 13/A, 13/C, 13/D; 4857 sayılı İş K. 18, 20,
21 .
Karar Metni: Dava: Davacı, iş sözleşmesinin davalı işverence
haksız ve geçerli bir neden olmadan feshedildiğini belirterek
feshin geçersizliğine, işe iadesine, iş güvencesi tazminatı
ve boşta geçen süre için ücret alacağına karar verilmesini
talep etmiştir.
Yerel mahkeme, işe iade ve iş güvencesi tazminatı istekleri
konusunda dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına
ancak çalıştırılmadığı süre için ücret alacağına karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiş
olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Yargıtay Kararı
Davacı işçi, iş sözleşmesinin25.03.2003 tarihinde davalı işverence
sendikal nedenle feshedildiğini belirterek fesih tarihinde
yürürlükte olan 4773 sayılı Kanunla 1475 sayılı İş Kanununa
eklenen 13/A,B, C, D maddeleri uyarınca feshin geçerli bir
nedene dayanmadığının tespiti ile işe iadesine, işe iadeye
karar verildiği takdirde işverence süresi içinde işe başlatılmaması
halinde bir yıllık ücreti tutarında tazminat ile boşta geçen
süre için dört aya kadar ücret alacağının faizi ile birlikte
tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Yargılama sırasında 08.05.2003 tarihinde davacı işçi işverence
eski işine iade edilmiştir. Davacı vekili 04.06.2003 tarihli
dilekçesi ile davacı işçinin işe iade edilmiş olması sebebiyle
davanın konusuz kaldığından söz ederek vekalet ücretine karar
verilmesini istemiş, 06.06.2003 tarihli oturumda da davanın
konusuz kaldığını, ancak daha sonra çalışılmayan süreler için
ücrete karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece konusuz kalan davanın reddine karar verilmekle birlikte,
fesih tarihi ile yeniden işe alındığı tarihler arasında davacının
çalıştırılmadığı süreye ilişkin ücretin tahsiline karar verilmiştir.
1475 sayılı İş Kanununa 4773 sayılı Kanunla eklenen 13/D maddesi
uyarınca işçinin çalıştırılmadığı süre için ücrete hak kazanması,
feshin geçersizliğine karar verilmesi ve işçinin süresinde
işe iade için işverene başvurması koşullarına bağlıdır. Gerçekten,
anılan yasanın 13/D maddesi"geçersiz sebeple yapılan feshin rar
verilmediğine göre davanın konusuz kalması nedeniyle davacının
ücret isteği hakkında da karar verilmesine yer olmadığı şeklinde
hüküm kurulmalıdır.
1475 sayılı İş Kanununa 4773 sayılı Kanunla eklenen 13/C maddesi
uyarınca Yargıtayca kesin olarak karar vermek gerektiğinden,
Dairemizce aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Sonuç:
1- ... Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinin 06.06.2003 gün
ve 2003/E. 2003/K. sayılı kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA.
2-
Davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına,
3- Davalı davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden kendini
vekile temsil ettiren yararına 200.000.000 TL vekalet ücretinin
davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4- Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
5- Davacının yaptığı yargılama gideri 20.200.000 TL'nin davalıdan
alınıp davacıya verilmesine, davalının temyiz gideri olarak
yaptığı 9.150.000 TL'nin de davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6- Temyiz harcının isteği halinde ilgiliye iadesine, kesin
olarak 08.07.2003 günü oybirliğiyle karar verildi.
Kararın İncelenmesi:
I. İnceleme konusu Yargıtay kararma neden olan olayda, söz
konusu kararın metninden anlaşıldığı kadariyle:
1. Davacı işçi, davalı işverene ait işyerinde çalışırken iş
sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiği iddiasıyla, dava
açmış ve iş güvencesi hükümleri uyarınca, feshin geçerli bir
nedene dayanmadığı tespit edilip, işine iadesine ve yargıç
kararına karşın işine iade edilmediği takdirde ise, bir yıllık
ücreti tutarında iş güvencesi tazminatına ve boşta geçecek
süreler için de dört aya kadar olan ücretinin ödettirilmesine
karar verilmesini talep etmiştir. Davacı, buna ilişkin davası
sürerken, işveren tarafından eski işine başlatılmıştır. Bunun
üzerine, alt mahkeme; davanın konusuz kaldığına ve fesih ile
yeniden işe alma tarihleri arasında geçen
süreye ilişkin ücretin ödettirilmesine karar vermiştir.
2. Alt mahkemenin söz konusu kararının davalı vekili tarafından
temyiz edilmesi üzerine uyuşmazlık, Yargıtay Dokuzuncu Hukuk
Dairesi'nin önüne gelmiştir. Bu bağlamda, kesin olarak karar
verecek olan Yargıtay Dokuzuncu Hukuk Dairesi; işçinin çalıştırılmadığı
süre için ücrete hak kazanmasının feshin geçersizliğine karar
verilmesi ve işçinin süresinde işe iade için işverene başvurması
koşullarına bağlı olduğu, dava sürerken işverence işçinin işe
başlatılması yüzünden geçersiz neden bulunduğuna karar verilmeyen
durumlarda ise bunu uygulama olanağının bulunmadığı gerekçesiyle,
alt mahkeme kararının bozulup ortadan kaldırılmasını ve davanın
konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığını
kabul etmiştir.
II. İnceleme konusu Yargıtay kararı bakımından irdelenmesi
gereken hukuki sorun, görüldüğü üzere, feshin geçersizliği
iddiasıyla dava açan işçiyi yargılama sürerken işe başlatan
işverene karşı boşta kalınan süreye ilişkin ücretin istenip
istenemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Bu konuda, alt mahkeme,
söz konusu ücretin istenmesi; Yüksek Mahkeme ise, istenememesi
esasını benimsemiştir. Peşinen belirtmek gerekirse; bu konuda
ne alt mahkemenin kararının gerekçesine ve varmış olduğu sonuca
ve ne de Yüksek Mahkeme'nin gerekçesine katılmak, hukuken mümkün
görünmektedir.
Gerçekten, gerek 1475 sayılı İş K. m. 13/C ve 13/D ve gerekse
4857 sayılı İş K. m. 20 ve 21, henüz mahkeme feshin geçersizliğine
karar vermediği sırada işveren tarafından işe başlatılmanın
sonuçlarım düzenlemiş değildir. Buna göre, genel hükümlere
göre bir sonuca ulaşılması gerekir. Bu anlamda, mevcut davanın
konusu, feshin geçerli olup olmadığının tespiti ve feshin geçersizliğine
karar verilirse, işçinin işe başlatılması ve başlatılmadığı
takdirde de iş güvencesi tazminatı ile boşta geçirilen süre
için dört aya kadar ücrete ve diğer haklara hükmedilmesidir.
Gerek alt mahkeme ve gerekse Yüksek Mahkeme ise, "davanın
konusunun kalmadığını düşünmektedir. Oysa, yargı lama sırasında
işverenin işçiyi işe başlatması, fesih bildiriminin geri alınması
veya fesihten dönme anlamını taşımamaktadır. Ancak böyle bir
dönme (rücu) veya geri alma hukuken mümkün olabilseydi, "davanın
konusuz kaldığından sözedilebilirdi. İş sözleşmesinde karşı
yana ulaşmış bir fesih bildiriminden dönme veya fesih bildirimini
geri alma ise, hukuken söz konusu değildir [bkz. M. K. Oğuzman,
Türk Borçlar Kanunu ve İş Mevzuatına Göre Hizmet "İş" Akdinin
Feshi, İstanbul 1955, 198; E. T. Kaplan, İşverenin Fesih Hakkı-Sınırları,
Hüküm ve Sonuçları, Ankara 1987, 26 vd.]. Nitekim, bu yoldaki
yanların anlaşması, önceki iş sözleşmesini devam ettirmeyip,
yeni bir sözleşme oluşturur [Oğuzman, age., 198]. Davanın konusuz
kalmadığı kabul edilecek olduğunda
da, dosyanın işlemden kaldırılması (HUMK. m. 409) [ayrıntılı
bilgi için bkz. B. Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt: IV,
İstanbul 2001, 4057 vd.] söz konusu olmadığı sürece, yargıcın
yargılamayı sürdürüp bir karara varması, yani öncelikle feshin
geçersiz olup olmadığını tespit etmesi gerekecektir.
III. Sonuç itibariyle, inceleme konusu Yargıtay kararının gerekçesine
katılınması, hukuken güç görünmektedir. Yüksek Mahkeme'nin
4773 sayılı Yasa'yla ilgili olarak vermiş bulunduğu bu karar
ise, önümüzdeki dönemde (4857 sayılı) yeni İş Kanunu'nun uygulamasına
da ışık tutacak ve onu yönlendirecek bir karar niteliğindedir.
Çünkü, 4857 sayılı İş Kanunu, 4773 sayılı Yasa'yla getirilmiş
işgüvencesi hükümlerine önemli ölçüde bağlı kalmıştır.
|