Bu Sayı
Editör'den
23.
Antalya Semineri
Müteşebbisin işini kolaylaştırın (I)
Müteşebbisin işini kolaylaştırın
(II)
NARİN: Biz eğitimde atılacak
büyük adımlar için desteğe hazırız
ÖZTEMİR: Siyasi irade, üretim
ekonomisine geçiş seferberliği ilan etmeli
Türkiye'nin yeni Maliye politikalarına
ihtiyacı var
BAŞER: Dış ticareti Dışişleri
Bakanlığı'nın elinden alın
BOZKURT: Türkiye'de İstihdam,
Yatırım ve Haksız Rekabet Semineri'nden çıkardığımız dersler
Güncel
Çin tehlikesi Brüksel'de
masaya yatırıldı
Firma
Mensa, 12 milyon dolarlık
teknoloji yatırımı yapacak
Hukuk
ÜRETİM YAPILMAYAN İŞYERİNDE
PRİM İSTEĞİ
|
23. Antalya
Semineri
Sendikamızın
istihdam, yatırım ve haksız rekabeti masaya yatırdığı Antalya
seminerinde ortak çağrı yapıldı:
"Müteşebbisin işini kolaylaştırın"

Türkiye
Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası tarafından her yıl geleneksel
olarak düzenlenen seminerlerin 23'üncüsü Antalya Kemer Otel
Martı Myra'da 24-29 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirildi.
Bu yıl "Türkiye'de İstihdam, Yatırım ve Haksız
Rekabet Sorunları" başlığı ile düzenlenen seminer
yine gerek katılımcıları, gerek konuşmacıları gerekse seminer
çerçevesinde düzenlenen oturumlarda yapılan açıklamalarla gündemi
belirledi. Siyasilerle bürokratlar, işverenle işçinin aynı çatı
altında buluşarak sorunları ve çözüm önerilerini dile getirdiği
seminerde ortaya çıkan ortak görüş "Müteşebbis gücün yeniden
harekete geçirilmesi için üretimin önündeki engeller kaldırılmalı"
oldu. Seminerin katılımcıları, Türkiye'nin ekonominin büyümesinin
hız kazanması için yatırımcının haksız rekatete karşın korunmasının
şart olduğuna da dikkat çektiler.
Seminerin açılışında bir konuşma yapan Sendikamız Genel Sekreteri
Metin Emiroğlu, genç bir nüfusa sahip olan Türkiye'de İstihdam
sorununun öncelikli sorun olarak ortaya çıktığını vurgulayarak,
şu değerlendirmeleri yaptı:
"Sayın
Başbakan Ekonomik ve Sosyal Konsey Toplantısı'nı açarken yaptığı
konuşmada 2003 yılında işsizliği sabit tutabilmek için ekonominin
yüzde 6.8 oranında büyüyerek yaklaşık 400 bin kişiye iş imkanı
yaratması gereğinden bahsetmiş ve issizliğin azaltılabilimesinin
iddialı bir büyümeyi zorunlu kıldığını dile getirmiştir. Böyle
bir ekonomik büyümeyi sağlayabilmek üretimde rekabet gücünü
korumaktan geçmekledir. Rekabet gücünü koruyabilmek ise maliyeti
oluşturan unsurların rekabete imkan verecek bir uluslararası
paralelliğe getirilmesi ve üretimde verimliliğin artırılmasına
bağlı bulunmaktadır."
Kayıtdışılığın önlenmesi, yatırım ortamının iyileştirilmesi,
reel sektörün rehabilitasyonu çalışmaları, İcra-İflas Kanunu'ndaki
değişiklik, AB entegrasyon sürecinin hızlanması çalışmalarının
yatırımcı önünde yeni umutlar olduğunu belirten Emiroğlu, "Hükümetin
temsil ettiği güçlü çoğunluğu güçlü iradeye çevirerek, ülkemizin
adalet, eğilim ve sağlık sistemlerini güçlendirecek idari ve
mali reformları yeniden yönetim anlayışı ile uygulamaya koymasını
zaruri görmekteyiz" dedi.
Narin:
Faizin gece hayatı bitmeli
Sendikamız
Yönetim Kurulu Başkanı Halit Narin semineri açış konuşmasında
sorunlarını sürekli anlatmalarına rağmen çözüm bulamadıklarını
belirtti. Türkiye'nin çabuk kazanılan para mantığından uzaklaşmasının
önemini vurgulayan Narin, dünyadaki reel faiz sisteminin Türkiye'ye
getirilmesinin gerekliliğinin altını çizdi. Narin, şu değerlendirmeleri
yaptı;
"Kayıtdışı
para dünyanın neresine gitse açık kapı bulamaz. Çünkü oralarda
faiz yüzde 2-3. Türkiye'de de faizin gece hayatına son vermek
lazım. Parayı Türk müteşebbisinin yatırım yapabileceği bir para
haline getirmemiz gerekiyor. Türkiye'de müteşebbis paradan fazladır.
Müteşebbisi parasından fazla olan bir ülkede yaşıyoruz, Ancak
yüksek faiz oranlan ile müteşebbislik öldürülüyor. Müteşebbise
cesaret verecek politikalara ihtiyaç var. Şunu söyleyeyim Ankara'ya
gelip iktidarla boy boy resimler çektirenler vardır. Unutulmamalıdır
ki geçmiş hükümetlerin en büyük savunucuları en son hükümetin
de en büyük savunucularıdır. Biz Ankara'ya koparmak için geliriz.
Bize bir tarafınızı koparttırmayın. Bürokratlar, müteşebbislerin
önünde olmalı. Karşı karşıya olmamalı. Bizi bürokrasiye ezdirmeyin."
Dahilde
İşleme Rejimi'nde yaşanan sorunlara da işaret eden Narin, Türk
tekstiline emek vermiş 2-3 milyon insanın şu anda işsiz olduğunu
vurgulayarak, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Dahilde İşleme Rejimi ihracat için malın yurtdışından
getirilip işlenip yurtdışına satılması üzerine kurulu bir sistem.
Ama bu mallar ihracat için değil iç piyasada kullanılıyor. Çin'in
kalitesiz malları iç piyasada kullanılıp Türk tekstilcisi zor
durumda bırakılıyor. Haksız rekabet için yapılan ithalata ciddi
bir çizgi vurulmalı. Biz ithalata karşı değiliz. Biz haksız
rekabete, suistimale karşıyız. İthalat yaptığı halde gelir vergisi
vermeyenler var. İthalata devam, vergiye hayır mantığına bir
son vermek lazım. Vergi vermeyen haksız kazanç sağlayan insanlara
karşı çok ciddi adımlar atmalıyız."
"Şimdi,
böyle bir çizgide bu insanları müdafaa etmenin yolunu aramak
yerine, İhracatçı Birlikleriyle, konfeksiyoncularla oturup ciddi
bir biçimde tartışarak, ihtiyacı olan insana ve ihtiyacı ölçüsünde
dahilde işleme rejimi çerçevesinde süreli mal ithalatına müsaade
eden sistemleri devreye sokmak gerekir diye düşünmek lazımdır.
Bu da onun yapuğı ihracatla ve içindeki yüzdesiyle paralellik
gösteren bir sisteme bağlanmak kayıt ve şartıyla olmalıdır ve
süreside 2 ayı, 3 ayı geçmemelidir. Halbuki şimdiki uygulamada
bu iş seneler sürüyor ve gelen mal içeride kalıyor.
Bu
arada hükümetimize teşekkür etmemiz lazım, senelerce yapılmayan
bir işi yaptılar. Artık hem orijini takip edecek, hem de içindeki
evsafı takip edecek bir sistemi devreye soktular. Yani, malın
gümrüklerde kontrol edilebilmesine imkan tanıyan bir sistem
içinde, Türk işçisine ve Türk sanayicisine hiç olmazsa destek
verecek ciddi bir adım atıldı. Bu nedenle Sayın Başbakana ve
bakanların hepsine teşekkür etmek mecburiyetimiz var. Ama gelin
görün ki, imalattan çıkarı olan o kadar çok insan meydana çıktı
ki, şimdi de İhtisas Gümrüklerini malzemesi yok, laboratuvarı
yok diye bunların çalışmasına mani olmak istiyorlar."
Narin,
Çalışma Barışı ve İş Kanunu konusunda ise "Sayın Çalışma
Bakanımızın ve hükümetin vermiş olduğu kararlar karşısında,
yeni kanunla derlenmiş toparlanmış bir çalışma barışına doğru
bir düzenlemenin yapıldığı da gerçektir. Hiç olmazsa neyi vermeyeceğimizi
bildiğimiz bir kanunla karşı karşıya kaldık. Çok da kavgası
oldu. Burada başta Çalışma Bakanımız olmak üzere hükümete teşekkür
borçluyuz. Yükün altına girdiğimiz yerler var. doğrudur, olmaması
icap etliği kadar işverene külfet yükleyen yerler var, o da
doğrudur. Ama bu kanunun bir düzenleme yaptığıda bir başka doğrudur,
bir başka gerçektir. Bu kanun, bir politikacının ve bundan evvelki
hükümetin yapmış olduğu çalışmayı ciddi şekilde ele alarak revizyona
tabi tutan ve hiç olmazsa büyük yanlışlıkları ortadan kaldıran,
ama bir kısım yanlışlıkları da yine sırtımızda bırakan ciddi
bir çalışmadır." diye konuştu.
Tüzmen:
2005'e hazır olmalıyız
Devlet
Bakanı Kürşad Tüzmen ise 2004 yılında Türkiye'nin AB'ye gireceğine
inandığını belirtti. 2001 yılında yüzde 6,6 olan işsizliğin,
2002 yılında yüzde 10.6'ya çıktığını, tekstilde yabancı sermaye
girişinin yüzde 1.9'dan yüzde 3.9'a ulaştığını söyleyen Tüzmen,
şikayetler üzerine 12 ayrı ürün grubunda 7 ülkeye antidamping
soruşturması başlattıklarım, telif hakkı için antidamping uygulaması
koyduklarını belirtti. Tüzmen, İhracatın geçen yılın aynı dönemine
göre yüzde 34,6 oranında arttığını söyledi. Bu ihracatın yüzde
63'ünün Avrupa pazarına, yüzde 14'ünün ise ABD'ye yapıldığını
kaydeden Tüzmen alım gücü yüksek, zor beğenen tüketici kitlesine
sahip bu ülkelere yönelik ihracatın, Türk tekstil ve hazır giyiminin
kalitede ulaştığı noktanın kanıtı olduğunu vurguladı.
2005
yılına kotaların kalkacağına dikkat çeken Tüzmen, "Uluslararası
arenada rekabet edebilmek için Türk mallarına tüketici bağımlılığı
yaratarak marka üretmeye yönelmeliyiz" dedi. Tekstil ve
konfeksiyon sektörünün 4325 sayılı kanuna yeniden işlerlik kazandırılması
için gösterdiği çabaları da bildiğini ifade eden Tüzmen, yeni
teşvik kanununun 4325 sayılı kanundan daha geniş muafiyetler
içermesinin temel hedefleri olduğunu söyledi. Tüzmen, şu açıklamaları
yaptı; "Tekstil konfeksiyon sektörü, ihracatı toplam ihracatımız
içinde oransal olarak önemli bir paya sahip olmakla birlikte
potansiyelinin çok altındadır, Ancak, markalı, katma değeri
yüksek ürünlerin ihracatında yaşanan artış, sektörün dış pazarlara
layık olduğu yeri almaya başladığının işaretlerini vermektedir.
Emek yoğun üretim yapan sektörün istihdama olan katkısının da
bilinciyle sektörün gerek üretim, gerekse pazarlama konusunda
yaşadığı problemlerin ortadan kaldırılması için gerekli düzenlemeleri,
sektörün de desteği ile en kısa sürede bitireceğiz."
Tüzmen,
Türkiye'nin ihracatta kalıcı büyümesi yakaladığını da belirterek,
dış ticaretle uğraşan insanların hırsız olarak görülmemesi gerektiğini
söyledi. Ekonomik suça ekonomik ceza verilmesi için kanun değişikliğine
gittiklerini ve gümrüklerde yenilenmenin sürdüğünü kaydeden
Tüzmen, gümrüklerde 7 bin çalışanın bulunduğunu söyleyerek "Benim
görevim onları damgalamak değil, bakış açılarını değiştirmek"
dedi.
Mumcu:
Geleneksel kafa değişmeli
Kültür
ve Turizm Bakanı Erkan Mumcu da "Ben de tekstil işvereniyim"
diyerek başladığı konuşmasında Türkiye'nin sorunlarının çözümü
için geleneksel kafanın değişmesi gerektiğini savundu. Konuşmasında
II. Mahmut döneminde "teşebbüs-i şahsi-özel girişim"
fikrini ortaya atan, ancak bu görüşleri yüzünden ülke dışına
gönderilen Prens Sabahattin'den söz eden Mumcu, bugün de önerilen
modele olağanüstü tepkiler olduğunu ifade etti. "Temel
sorun Cumhuriyet'i içimize sindiremememizdir. Cumhuriyet'i içine
sindiremeyenler Cumhuriyet dedikleri şeyle Cumhuriyet'in tam
karşısında duruyorlar. Kimse bunun hesabını soramıyor. En büyük
bedeli yoksullar ödüyor.
Birilerinin
en alttakiler adına hesap sorması gerekiyor. Bu ülke yoksul
bir ülke değil, herşeyi ile zengin. Ama zihniyetimizi sorgulamak
zorundayız" diyen Mumcu, devletin GSMH içindeki payının
bugün için rasyonel olan yüzde 35-40 seviyelerine çekilmesi
gerektiğinin altını çizdi.
Yerli
sermayenin korunması yönündeki talepleri de eleştiren Mumcu,
"Bizden teşvik, muafiyet, istisna değil, gölge etmeyin
aşka ihsan istemez talebinde bulunmanız gerekiyor. Devletin
ekonomi içindeki ayrıcalıklı, imtiyazlı, rekabete açık olmayan
yerini değiştirmeyi istemelisiniz" dedi.
Devamı
için tıklayın ...
|