[ , ]    Sayı:282 Haziran 2003

TÜTSİS     Künye     Geçmiş Sayılar

Bu Sayı

 

Editör'den


 23. Antalya Semineri

   Müteşebbisin işini kolaylaştırın (I)

   Müteşebbisin işini kolaylaştırın (II)

  NARİN: Biz eğitimde atılacak büyük adımlar için desteğe hazırız

  ÖZTEMİR: Siyasi irade, üretim ekonomisine geçiş seferberliği ilan etmeli

   Türkiye'nin yeni Maliye politikalarına ihtiyacı var

   BAŞER: Dış ticareti Dışişleri Bakanlığı'nın elinden alın

   BOZKURT: Türkiye'de İstihdam, Yatırım ve Haksız Rekabet Semineri'nden çıkardığımız dersler


Güncel

   Çin tehlikesi Brüksel'de masaya yatırıldı


 Firma

   Mensa, 12 milyon dolarlık teknoloji yatırımı yapacak


 Hukuk

   ÜRETİM YAPILMAYAN İŞYERİNDE PRİM İSTEĞİ 

23. Antalya Semineri

Sendikamızın istihdam, yatırım ve haksız rekabeti masaya yatırdığı Antalya seminerinde ortak çağrı yapıldı:
"Müteşebbisin işini kolaylaştırın"

Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası tarafından her yıl geleneksel olarak düzenlenen seminerlerin 23'üncüsü Antalya Kemer Otel Martı Myra'da 24-29 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirildi. Bu yıl "Türkiye'de İstihdam, Yatırım ve Haksız Rekabet Sorunları" başlığı ile düzenlenen seminer yine gerek katılımcıları, gerek konuşmacıları gerekse seminer çerçevesinde düzenlenen oturumlarda yapılan açıklamalarla gündemi belirledi. Siyasilerle bürokratlar, işverenle işçinin aynı çatı altında buluşarak sorunları ve çözüm önerilerini dile getirdiği seminerde ortaya çıkan ortak görüş "Müteşebbis gücün yeniden harekete geçirilmesi için üretimin önündeki engeller kaldırılmalı" oldu. Seminerin katılımcıları, Türkiye'nin ekonominin büyümesinin hız kazanması için yatırımcının haksız rekatete karşın korunmasının şart olduğuna da dikkat çektiler.


Seminerin açılışında bir konuşma yapan Sendikamız Genel Sekreteri Metin Emiroğlu, genç bir nüfusa sahip olan Türkiye'de İstihdam sorununun öncelikli sorun olarak ortaya çıktığını vurgulayarak, şu değerlendirmeleri yaptı:

"Sayın Başbakan Ekonomik ve Sosyal Konsey Toplantısı'nı açarken yaptığı konuşmada 2003 yılında işsizliği sabit tutabilmek için ekonominin yüzde 6.8 oranında büyüyerek yaklaşık 400 bin kişiye iş imkanı yaratması gereğinden bahsetmiş ve issizliğin azaltılabilimesinin iddialı bir büyümeyi zorunlu kıldığını dile getirmiştir. Böyle bir ekonomik büyümeyi sağlayabilmek üretimde rekabet gücünü korumaktan geçmekledir. Rekabet gücünü koruyabilmek ise maliyeti oluşturan unsurların rekabete imkan verecek bir uluslararası paralelliğe getirilmesi ve üretimde verimliliğin artırılmasına bağlı bulunmaktadır."
Kayıtdışılığın önlenmesi, yatırım ortamının iyileştirilmesi, reel sektörün rehabilitasyonu çalışmaları, İcra-İflas Kanunu'ndaki değişiklik, AB entegrasyon sürecinin hızlanması çalışmalarının yatırımcı önünde yeni umutlar olduğunu belirten Emiroğlu, "Hükümetin temsil ettiği güçlü çoğunluğu güçlü iradeye çevirerek, ülkemizin adalet, eğilim ve sağlık sistemlerini güçlendirecek idari ve mali reformları yeniden yönetim anlayışı ile uygulamaya koymasını zaruri görmekteyiz" dedi.

 

Narin: Faizin gece hayatı bitmeli

Sendikamız Yönetim Kurulu Başkanı Halit Narin semineri açış konuşmasında sorunlarını sürekli anlatmalarına rağmen çözüm bulamadıklarını belirtti. Türkiye'nin çabuk kazanılan para mantığından uzaklaşmasının önemini vurgulayan Narin, dünyadaki reel faiz sisteminin Türkiye'ye getirilmesinin gerekliliğinin altını çizdi. Narin, şu değerlendirmeleri yaptı;

"Kayıtdışı para dünyanın neresine gitse açık kapı bulamaz. Çünkü oralarda faiz yüzde 2-3. Türkiye'de de faizin gece hayatına son vermek lazım. Parayı Türk müteşebbisinin yatırım yapabileceği bir para haline getirmemiz gerekiyor. Türkiye'de müteşebbis paradan fazladır. Müteşebbisi parasından fazla olan bir ülkede yaşıyoruz, Ancak yüksek faiz oranlan ile müteşebbislik öldürülüyor. Müteşebbise cesaret verecek politikalara ihtiyaç var. Şunu söyleyeyim Ankara'ya gelip iktidarla boy boy resimler çektirenler vardır. Unutulmamalıdır ki geçmiş hükümetlerin en büyük savunucuları en son hükümetin de en büyük savunucularıdır. Biz Ankara'ya koparmak için geliriz. Bize bir tarafınızı koparttırmayın. Bürokratlar, müteşebbislerin önünde olmalı. Karşı karşıya olmamalı. Bizi bürokrasiye ezdirmeyin."

Dahilde İşleme Rejimi'nde yaşanan sorunlara da işaret eden Narin, Türk tekstiline emek vermiş 2-3 milyon insanın şu anda işsiz olduğunu vurgulayarak, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Dahilde İşleme Rejimi ihracat için malın yurtdışından getirilip işlenip yurtdışına satılması üzerine kurulu bir sistem. Ama bu mallar ihracat için değil iç piyasada kullanılıyor. Çin'in kalitesiz malları iç piyasada kullanılıp Türk tekstilcisi zor durumda bırakılıyor. Haksız rekabet için yapılan ithalata ciddi bir çizgi vurulmalı. Biz ithalata karşı değiliz. Biz haksız rekabete, suistimale karşıyız. İthalat yaptığı halde gelir vergisi vermeyenler var. İthalata devam, vergiye hayır mantığına bir son vermek lazım. Vergi vermeyen haksız kazanç sağlayan insanlara karşı çok ciddi adımlar atmalıyız."

"Şimdi, böyle bir çizgide bu insanları müdafaa etmenin yolunu aramak yerine, İhracatçı Birlikleriyle, konfeksiyoncularla oturup ciddi bir biçimde tartışarak, ihtiyacı olan insana ve ihtiyacı ölçüsünde dahilde işleme rejimi çerçevesinde süreli mal ithalatına müsaade eden sistemleri devreye sokmak gerekir diye düşünmek lazımdır. Bu da onun yapuğı ihracatla ve içindeki yüzdesiyle paralellik gösteren bir sisteme bağlanmak kayıt ve şartıyla olmalıdır ve süreside 2 ayı, 3 ayı geçmemelidir. Halbuki şimdiki uygulamada bu iş seneler sürüyor ve gelen mal içeride kalıyor.

Bu arada hükümetimize teşekkür etmemiz lazım, senelerce yapılmayan bir işi yaptılar. Artık hem orijini takip edecek, hem de içindeki evsafı takip edecek bir sistemi devreye soktular. Yani, malın gümrüklerde kontrol edilebilmesine imkan tanıyan bir sistem içinde, Türk işçisine ve Türk sanayicisine hiç olmazsa destek verecek ciddi bir adım atıldı. Bu nedenle Sayın Başbakana ve bakanların hepsine teşekkür etmek mecburiyetimiz var. Ama gelin görün ki, imalattan çıkarı olan o kadar çok insan meydana çıktı ki, şimdi de İhtisas Gümrüklerini malzemesi yok, laboratuvarı yok diye bunların çalışmasına mani olmak istiyorlar."

Narin, Çalışma Barışı ve İş Kanunu konusunda ise "Sayın Çalışma Bakanımızın ve hükümetin vermiş olduğu kararlar karşısında, yeni kanunla derlenmiş toparlanmış bir çalışma barışına doğru bir düzenlemenin yapıldığı da gerçektir. Hiç olmazsa neyi vermeyeceğimizi bildiğimiz bir kanunla karşı karşıya kaldık. Çok da kavgası oldu. Burada başta Çalışma Bakanımız olmak üzere hükümete teşekkür borçluyuz. Yükün altına girdiğimiz yerler var. doğrudur, olmaması icap etliği kadar işverene külfet yükleyen yerler var, o da doğrudur. Ama bu kanunun bir düzenleme yaptığıda bir başka doğrudur, bir başka gerçektir. Bu kanun, bir politikacının ve bundan evvelki hükümetin yapmış olduğu çalışmayı ciddi şekilde ele alarak revizyona tabi tutan ve hiç olmazsa büyük yanlışlıkları ortadan kaldıran, ama bir kısım yanlışlıkları da yine sırtımızda bırakan ciddi bir çalışmadır." diye konuştu.

 

Tüzmen: 2005'e hazır olmalıyız

Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen ise 2004 yılında Türkiye'nin AB'ye gireceğine inandığını belirtti. 2001 yılında yüzde 6,6 olan işsizliğin, 2002 yılında yüzde 10.6'ya çıktığını, tekstilde yabancı sermaye girişinin yüzde 1.9'dan yüzde 3.9'a ulaştığını söyleyen Tüzmen, şikayetler üzerine 12 ayrı ürün grubunda 7 ülkeye antidamping soruşturması başlattıklarım, telif hakkı için antidamping uygulaması koyduklarını belirtti. Tüzmen, İhracatın geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 34,6 oranında arttığını söyledi. Bu ihracatın yüzde 63'ünün Avrupa pazarına, yüzde 14'ünün ise ABD'ye yapıldığını kaydeden Tüzmen alım gücü yüksek, zor beğenen tüketici kitlesine sahip bu ülkelere yönelik ihracatın, Türk tekstil ve hazır giyiminin kalitede ulaştığı noktanın kanıtı olduğunu vurguladı.

2005 yılına kotaların kalkacağına dikkat çeken Tüzmen, "Uluslararası arenada rekabet edebilmek için Türk mallarına tüketici bağımlılığı yaratarak marka üretmeye yönelmeliyiz" dedi. Tekstil ve konfeksiyon sektörünün 4325 sayılı kanuna yeniden işlerlik kazandırılması için gösterdiği çabaları da bildiğini ifade eden Tüzmen, yeni teşvik kanununun 4325 sayılı kanundan daha geniş muafiyetler içermesinin temel hedefleri olduğunu söyledi. Tüzmen, şu açıklamaları yaptı; "Tekstil konfeksiyon sektörü, ihracatı toplam ihracatımız içinde oransal olarak önemli bir paya sahip olmakla birlikte potansiyelinin çok altındadır, Ancak, markalı, katma değeri yüksek ürünlerin ihracatında yaşanan artış, sektörün dış pazarlara layık olduğu yeri almaya başladığının işaretlerini vermektedir. Emek yoğun üretim yapan sektörün istihdama olan katkısının da bilinciyle sektörün gerek üretim, gerekse pazarlama konusunda yaşadığı problemlerin ortadan kaldırılması için gerekli düzenlemeleri, sektörün de desteği ile en kısa sürede bitireceğiz."

Tüzmen, Türkiye'nin ihracatta kalıcı büyümesi yakaladığını da belirterek, dış ticaretle uğraşan insanların hırsız olarak görülmemesi gerektiğini söyledi. Ekonomik suça ekonomik ceza verilmesi için kanun değişikliğine gittiklerini ve gümrüklerde yenilenmenin sürdüğünü kaydeden Tüzmen, gümrüklerde 7 bin çalışanın bulunduğunu söyleyerek "Benim görevim onları damgalamak değil, bakış açılarını değiştirmek" dedi.

 

Mumcu: Geleneksel kafa değişmeli

Kültür ve Turizm Bakanı Erkan Mumcu da "Ben de tekstil işvereniyim" diyerek başladığı konuşmasında Türkiye'nin sorunlarının çözümü için geleneksel kafanın değişmesi gerektiğini savundu. Konuşmasında II. Mahmut döneminde "teşebbüs-i şahsi-özel girişim" fikrini ortaya atan, ancak bu görüşleri yüzünden ülke dışına gönderilen Prens Sabahattin'den söz eden Mumcu, bugün de önerilen modele olağanüstü tepkiler olduğunu ifade etti. "Temel sorun Cumhuriyet'i içimize sindiremememizdir. Cumhuriyet'i içine sindiremeyenler Cumhuriyet dedikleri şeyle Cumhuriyet'in tam karşısında duruyorlar. Kimse bunun hesabını soramıyor. En büyük bedeli yoksullar ödüyor.

Birilerinin en alttakiler adına hesap sorması gerekiyor. Bu ülke yoksul bir ülke değil, herşeyi ile zengin. Ama zihniyetimizi sorgulamak zorundayız" diyen Mumcu, devletin GSMH içindeki payının bugün için rasyonel olan yüzde 35-40 seviyelerine çekilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Yerli sermayenin korunması yönündeki talepleri de eleştiren Mumcu, "Bizden teşvik, muafiyet, istisna değil, gölge etmeyin aşka ihsan istemez talebinde bulunmanız gerekiyor. Devletin ekonomi içindeki ayrıcalıklı, imtiyazlı, rekabete açık olmayan yerini değiştirmeyi istemelisiniz" dedi.

 

Devamı için tıklayın ...

 

Tekstilisveren.org.tr     Üyelerimize Duyurular    İrtibat

© 2002-2003 TÜTSİS      -      boratur.net