23. Antalya
Semineri
Keçeciler:
Türkiye hızla dönüşümünü tamamlamalı
Devlet
eski Bakanı Mehmet Keçeciler ise konuşmasında Türkiye'nin güven
ortamına ihtiyacı olduğunu belirterek "Türkiye ekonomisi
çıkışı olmayan bir kriz ortamında değildir, ancak ekonomi ciddi
yönetilmezse ve yapısal reformlar savsaklanırsa ciddi risk altındadır"
dedi.
Keçeciler şu değerlendirmeleri yaptı: "Türkiye, muhtemelen
tek Müslüman demokratik ülke olma avantajını yakında yitirecek.
Yeni Irak'ın yeni model olması ihtimali hiç de az değil, Türkiye
değişime direndikçe, bugünün AB üyesi olan eski Doğu Avrupa
ülkelerinin Türkiye'yi fersah fersah geçtiği düşünülürse, Irak'ın
da Türkiye'yi sollaması hiç de şaşırtıcı olmaz, Kuşkusuz bundan
sonra hem ABD hem de dünya ile ilişkilerimiz şu ya da bu şekilde
bir dönüşüme uğrayacaktır. Soğuk savaş artık bilmiştir Bu döneme
göre çizilen kırmızı hatlar da artık tarihe karışmıştır. Global
dünyanın dışında kalan ülkeler bir şekilde ya kendileri adam
olacak ya da adam edilerek bu dünyanın içine alınacaktır. Türkiye
bu kritik anda, daha doğrusu dünyanın dönüştüğü bu tarihi anda
daha fazla zaman geçirmeden hem kendini, hem dünyadaki yerini
yeniden ele almak ve kendini buna göre en kısa sürede dönüştürmek
zorundadır. Aksi halde 21'inci yüzyılın belki de en çok kaybeden
ülkesi olacak ve bunun bedelini en az iki nesil Ödeyecektir.
Türkiye artık nerede olduğuyla değil ne olduğuyla önemsenmeyi
temel politika olarak benimsemelidir. Bunun için hep birlikte
sivilleşme ve demokratikleşmeyi ve güçlü bir ekonomiye sahip
olmayı olmazsa olmaz olarak benimsemeliyiz."
Baydur:
Yatırama engeller var
Türkiye
İşveren Sendikaları Konferedasyonu (TİSK) Başkanı Refik Baydur
ise konuşmasında İş Yasası'nı değerlendirdi. İşçi kesiminin
karşı çıktığı İş Yasası'nın işveren aleyhine olduğunu dile getiren
Baydur, yasanın kıdem tazminatı bölümünün değiştirilmesini istedi,
Baydur, "İş Kanunu'nun en sağlam ve en ağırlıklı maddesi
Kıdem Tazminatı'dır, Orada bir sakatlık var, onları işçi kardeşlerimizle
oturup tasfiye edelim" dedi. Baydur, şunları söyledi:
"Dünyanın
hiçbir yerinde böyle bir uygulama yok. Bizde bu fon tasarıyı
hazırlayan dokuz üniversite profesörünün başka formül üretemeyip
bu noktada mutabık kalmaları ile ortaya atıldı. Oysa işçi işveren
bir araya gelmiş olsaydı, kavga gürültü de yaşansa yasa bu haliyle
çıkmazdı"
Baydur,
ayrıca asgari ücret uygulamasının işçinin verimliliğini düşürdüğünü
belirtti. Baydur, Türkiye'de hala yatırıma mani faktörler olduğunun
altını çizerek, bunda vergi ve çalışma yasalarının etkili olduğunu
kaydetti. Baydur, sendikaları da sadece toplu iş sözleşmeleri
ile ilgilenmekle eleştirdi.
Satıcı:
Müteşebbise hırsız muamelesi yapmayın
Türkiye
İhracatçılar Meclisi Başkanı Oğuz Satıcı ise konuşmasında "Bugün
Türkiye'de işçinin de işverenin de anlaşması gereken temel gerçek
küresel rekabet için verimliliğin temel eksen olduğudur. Bu
eksenin dışında kalan herkes kaybeder" dedi. Satıcı, şu
değerlendirmeleri yaptı: "Bugün tüm Türkiye'nin ekonominin
büyümesini sağlayan müteşebisin işini nasıl kolaylaştıracağını,
yatırımcısını haksız rekabete karşın nasıl koruyacağını birlikte
düşünmesi şarttır. Müteşebbisine para kazanacak, bir başka deyişle
'malı götürecek hırsız' muamelesi yapan zihniyetin artık ayakta
bir gün bile durması mümkün değildir.
Türkiye,
tercihini pazar ekonomisinden yana yapmış, ancak bunun gereklerini
yerine getirmek konusunda uzunca bir süre direnmiş ve zaman
kaybetmiştir. Bu, henüz zihniyetimizin piyasa ölçeklerini tam
anlamıyla kabul edemediğinin açık kanıtıdır. Öte yandan işverenimizin
de tarlada maraba çalıştırma döneminin geride kaldığını, verimli
bir işletmenin yatırımcısı ile çalışanı ile ve yöneticisi ile
tam bir takım olduğunu anlaması ve verimli bir insan kaynakları
politikasını hayata geçirmesi gerekmektedir.
Endüstriyel
süreçlerin gerektirdiği vasıfsız emeğin, hala vasıfsız olduğunu
zannedenler, çağın yaratıcı ruhuna ayak uyduramayacaklar ve
varlıklarını koruyamayacaklardır, Bu nedenle sürdürülebilir
bir rekabet için haksız rekabeti ortadan kaldırırken iş verimliliğimizi
ve küresel ekonomi karşısındaki avantajlarımızı koruyan ve artıran
bir çizgiyi tutturmak zorundayız. Daha önce de söyledik, bir
kez daha söylüyoruz yoksulluk paylaştırılması gereken gerçekten
zor bir şeydir."
Oran:
Birlikteliğimizle örnek olduk
Türkiye
Giyim Sanayicileri Derneği Başkanı Umut Oran "Ankara sesimizi
duymalı" derken, Türkiye'nin kurtuluşunun aş yaratmaktan
geçtiğini belirtti. Türk tekstil sanayiinin kısa sürede dünyada
söz sahibi bir konuma geldiğini belirten Oran, birlik ve beraberlik
yoluyla daha da iyi sonuçlar alınabileceğini vurguladı.
Son
iki yıl içinde tekstil ve hazır giyim sanayinin birlikle çalışmasının
bu sektörleri örnek bir sektör haline getirdiğini vurgulayan
Oran, "Türkiye'de herşey var ama ihtiyaç olan tek şey birliktelik.
Umutsuzluğa kapılmadan birlikte çalışmalıyız. Bürokratıyla,
sanayicisi ile, işçisiyle bu birlik ve beraberliği sağlayarak
Türkiye'yi hak ettiği yere getirmeliyiz" diye konuştu.
Yılmaz:
Uzakdoğu'nun taşeronu durumuna düşeriz
Toplantıda
konuşan Tekstil İşçileri Sendikası Genel Sekreteri Ali Yılmaz
da Türkiye'ye Uzakdoğu'dan yapılan tekstil ürünleri ithalatında
yaşanan artışa dikkat çekerek, "Eğer bu ithalatı önlemezsek
Türk tekstil sektörünü kaybeder ve Uzakdoğu ülkelerinin taşeronluğunu
yapar duruma düşeriz." dedi. Yılmaz, iş Güvencesi konusunda
ise "Ne iş güvencesi ne işyeri güvencesi.. Bu ikisi de
olmazsa olmaz.. Ya birlikte var olacağız, ya birlikte yok olacağız"
diye konuştu.
Polat:
İstemezuk sendikacılığı dönemi bitti
Seminerin
açılışında işçi sendikaları da görüşlerini açıkladılar. TEKSİF
Genel Başkanı Zeki Polat konuşmasında sendikaların sadece sözleşme
ile ilgilenme döneminin geçtiğini, artık "İstemezuk"
sendikacılığı döneminin sona erdiğini söyledi, Tekstil sendikalarının
arasında örnek bir rekabet yaşandığını ama kavga değil, daha
iyi hizmet için rekabet ettiklerini vurgulayan Polat, sendikacılığın
zayıflamasının demokrasinin de zayıflaması anlamını taşıyacağını
belirtti.
İş
Kanunu hakkında da işverenlere "Siz kazandık diye sevinmeyeceksiniz,
biz savaş kaybettik diye yerinmeyeceğiz" değerlendirmesini
yapan Polat, AKP Hükümeti için de "12 Eylül ihtilali generallerinin
bize yapamadığını siz yaptınız" eleştirisini yöneltti ve
"Ama bunun hesabını fersah fersah sorarız" dedi. Hükümete
"Biz işverenle kavga ederiz ama siz taraft olmayın, siz
bizim aracımız olun" çağrısında bulunan Polat, işverenin
üzerindeki enerji, işçilik gibi yüklerin azaltılmasını, KDV'nin
düşürülmesini, AB ile yapılan Gümrük Birliği anlaşmasının yeniden
gözden geçirilmesini istedi.
Engin:
Ekonominin üçte ikisi kayıtdışı
Öz
İplik-İş Sendikası Genel Başkanı Yusuf Engin de konuşmasında
Türkiye'de kayıtdışılığın ulaştığı boyutlara dikkat çekerek
beş çalışandan dördünün kaçak olduğunu, Türkiye ekonomisinin
üçte ikisinin kayıtdışı haie geldiğini söyledi. İşsiz sayısının
ve atıl kapasitenin her geçen gün arttığına dikkat çeken Engin
"Eğer bugün de bütçesindeki her 100 liranın 52 lirası faize,
bir diğer ifade ile ödediğiniz vergilerin yüzde 104'ü faize,
22 lirası personel ödemelerine, 13 lirası sosyal güvenlik harcamalarına
gidiyor, yatırımlara da sadece l lira ayrılıyor ve bütçeniz
ilk dört ayda 16.5 katrilyon lira açık veriyorsa biz yine üretimi,
istihdamı, yatırımı ve haksız rekabeti konuşacağız demektir"
dedi.
Engin,
şu açıklamaları yaptı; "Ülkemiz önemli yangınlar yaşamıştır.
Yangında ilk kurtarılacak olan üretim, yatırım ve istihdamdır.
Yani üretici ve çalışandır. Sonuç olarak bir bilim adamının
benzetmesiyle hep aynı şeyi yapıp farklı bir sonuç beklemenin
yanlışlığını bugüne kadar uygulanan politikalarda gördük. Artık
kronik sorunlar sorumlularını bekliyor. Yeni çözümler bekliyor"
|