[ , ]    Sayı:282 Haziran 2003

TÜTSİS     Künye     Geçmiş Sayılar

Bu Sayı

 

Editör'den


 23. Antalya Semineri

   Müteşebbisin işini kolaylaştırın (I)

   Müteşebbisin işini kolaylaştırın (II)

  NARİN: Biz eğitimde atılacak büyük adımlar için desteğe hazırız

  ÖZTEMİR: Siyasi irade, üretim ekonomisine geçiş seferberliği ilan etmeli

   Türkiye'nin yeni Maliye politikalarına ihtiyacı var

   BAŞER: Dış ticareti Dışişleri Bakanlığı'nın elinden alın

   BOZKURT: Türkiye'de İstihdam, Yatırım ve Haksız Rekabet Semineri'nden çıkardığımız dersler


Güncel

   Çin tehlikesi Brüksel'de masaya yatırıldı


 Firma

   Mensa, 12 milyon dolarlık teknoloji yatırımı yapacak


 Hukuk

   ÜRETİM YAPILMAYAN İŞYERİNDE PRİM İSTEĞİ

 

23. Antalya Semineri

 

Keçeciler: Türkiye hızla dönüşümünü tamamlamalı

Devlet eski Bakanı Mehmet Keçeciler ise konuşmasında Türkiye'nin güven ortamına ihtiyacı olduğunu belirterek "Türkiye ekonomisi çıkışı olmayan bir kriz ortamında değildir, ancak ekonomi ciddi yönetilmezse ve yapısal reformlar savsaklanırsa ciddi risk altındadır" dedi.
Keçeciler şu değerlendirmeleri yaptı: "Türkiye, muhtemelen tek Müslüman demokratik ülke olma avantajını yakında yitirecek. Yeni Irak'ın yeni model olması ihtimali hiç de az değil, Türkiye değişime direndikçe, bugünün AB üyesi olan eski Doğu Avrupa ülkelerinin Türkiye'yi fersah fersah geçtiği düşünülürse, Irak'ın da Türkiye'yi sollaması hiç de şaşırtıcı olmaz, Kuşkusuz bundan sonra hem ABD hem de dünya ile ilişkilerimiz şu ya da bu şekilde bir dönüşüme uğrayacaktır. Soğuk savaş artık bilmiştir Bu döneme göre çizilen kırmızı hatlar da artık tarihe karışmıştır. Global dünyanın dışında kalan ülkeler bir şekilde ya kendileri adam olacak ya da adam edilerek bu dünyanın içine alınacaktır. Türkiye bu kritik anda, daha doğrusu dünyanın dönüştüğü bu tarihi anda daha fazla zaman geçirmeden hem kendini, hem dünyadaki yerini yeniden ele almak ve kendini buna göre en kısa sürede dönüştürmek zorundadır. Aksi halde 21'inci yüzyılın belki de en çok kaybeden ülkesi olacak ve bunun bedelini en az iki nesil Ödeyecektir. Türkiye artık nerede olduğuyla değil ne olduğuyla önemsenmeyi temel politika olarak benimsemelidir. Bunun için hep birlikte sivilleşme ve demokratikleşmeyi ve güçlü bir ekonomiye sahip olmayı olmazsa olmaz olarak benimsemeliyiz."

 

Baydur: Yatırama engeller var

Türkiye İşveren Sendikaları Konferedasyonu (TİSK) Başkanı Refik Baydur ise konuşmasında İş Yasası'nı değerlendirdi. İşçi kesiminin karşı çıktığı İş Yasası'nın işveren aleyhine olduğunu dile getiren Baydur, yasanın kıdem tazminatı bölümünün değiştirilmesini istedi, Baydur, "İş Kanunu'nun en sağlam ve en ağırlıklı maddesi Kıdem Tazminatı'dır, Orada bir sakatlık var, onları işçi kardeşlerimizle oturup tasfiye edelim" dedi. Baydur, şunları söyledi:

"Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir uygulama yok. Bizde bu fon tasarıyı hazırlayan dokuz üniversite profesörünün başka formül üretemeyip bu noktada mutabık kalmaları ile ortaya atıldı. Oysa işçi işveren bir araya gelmiş olsaydı, kavga gürültü de yaşansa yasa bu haliyle çıkmazdı"

Baydur, ayrıca asgari ücret uygulamasının işçinin verimliliğini düşürdüğünü belirtti. Baydur, Türkiye'de hala yatırıma mani faktörler olduğunun altını çizerek, bunda vergi ve çalışma yasalarının etkili olduğunu kaydetti. Baydur, sendikaları da sadece toplu iş sözleşmeleri ile ilgilenmekle eleştirdi.

 

Satıcı: Müteşebbise hırsız muamelesi yapmayın

Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Oğuz Satıcı ise konuşmasında "Bugün Türkiye'de işçinin de işverenin de anlaşması gereken temel gerçek küresel rekabet için verimliliğin temel eksen olduğudur. Bu eksenin dışında kalan herkes kaybeder" dedi. Satıcı, şu değerlendirmeleri yaptı: "Bugün tüm Türkiye'nin ekonominin büyümesini sağlayan müteşebisin işini nasıl kolaylaştıracağını, yatırımcısını haksız rekabete karşın nasıl koruyacağını birlikte düşünmesi şarttır. Müteşebbisine para kazanacak, bir başka deyişle 'malı götürecek hırsız' muamelesi yapan zihniyetin artık ayakta bir gün bile durması mümkün değildir.

Türkiye, tercihini pazar ekonomisinden yana yapmış, ancak bunun gereklerini yerine getirmek konusunda uzunca bir süre direnmiş ve zaman kaybetmiştir. Bu, henüz zihniyetimizin piyasa ölçeklerini tam anlamıyla kabul edemediğinin açık kanıtıdır. Öte yandan işverenimizin de tarlada maraba çalıştırma döneminin geride kaldığını, verimli bir işletmenin yatırımcısı ile çalışanı ile ve yöneticisi ile tam bir takım olduğunu anlaması ve verimli bir insan kaynakları politikasını hayata geçirmesi gerekmektedir.

Endüstriyel süreçlerin gerektirdiği vasıfsız emeğin, hala vasıfsız olduğunu zannedenler, çağın yaratıcı ruhuna ayak uyduramayacaklar ve varlıklarını koruyamayacaklardır, Bu nedenle sürdürülebilir bir rekabet için haksız rekabeti ortadan kaldırırken iş verimliliğimizi ve küresel ekonomi karşısındaki avantajlarımızı koruyan ve artıran bir çizgiyi tutturmak zorundayız. Daha önce de söyledik, bir kez daha söylüyoruz yoksulluk paylaştırılması gereken gerçekten zor bir şeydir."

 

Oran: Birlikteliğimizle örnek olduk

Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği Başkanı Umut Oran "Ankara sesimizi duymalı" derken, Türkiye'nin kurtuluşunun aş yaratmaktan geçtiğini belirtti. Türk tekstil sanayiinin kısa sürede dünyada söz sahibi bir konuma geldiğini belirten Oran, birlik ve beraberlik yoluyla daha da iyi sonuçlar alınabileceğini vurguladı.

Son iki yıl içinde tekstil ve hazır giyim sanayinin birlikle çalışmasının bu sektörleri örnek bir sektör haline getirdiğini vurgulayan Oran, "Türkiye'de herşey var ama ihtiyaç olan tek şey birliktelik. Umutsuzluğa kapılmadan birlikte çalışmalıyız. Bürokratıyla, sanayicisi ile, işçisiyle bu birlik ve beraberliği sağlayarak Türkiye'yi hak ettiği yere getirmeliyiz" diye konuştu.

 

Yılmaz: Uzakdoğu'nun taşeronu durumuna düşeriz

Toplantıda konuşan Tekstil İşçileri Sendikası Genel Sekreteri Ali Yılmaz da Türkiye'ye Uzakdoğu'dan yapılan tekstil ürünleri ithalatında yaşanan artışa dikkat çekerek, "Eğer bu ithalatı önlemezsek Türk tekstil sektörünü kaybeder ve Uzakdoğu ülkelerinin taşeronluğunu yapar duruma düşeriz." dedi. Yılmaz, iş Güvencesi konusunda ise "Ne iş güvencesi ne işyeri güvencesi.. Bu ikisi de olmazsa olmaz.. Ya birlikte var olacağız, ya birlikte yok olacağız" diye konuştu.

 

Polat: İstemezuk sendikacılığı dönemi bitti

Seminerin açılışında işçi sendikaları da görüşlerini açıkladılar. TEKSİF Genel Başkanı Zeki Polat konuşmasında sendikaların sadece sözleşme ile ilgilenme döneminin geçtiğini, artık "İstemezuk" sendikacılığı döneminin sona erdiğini söyledi, Tekstil sendikalarının arasında örnek bir rekabet yaşandığını ama kavga değil, daha iyi hizmet için rekabet ettiklerini vurgulayan Polat, sendikacılığın zayıflamasının demokrasinin de zayıflaması anlamını taşıyacağını belirtti.

İş Kanunu hakkında da işverenlere "Siz kazandık diye sevinmeyeceksiniz, biz savaş kaybettik diye yerinmeyeceğiz" değerlendirmesini yapan Polat, AKP Hükümeti için de "12 Eylül ihtilali generallerinin bize yapamadığını siz yaptınız" eleştirisini yöneltti ve "Ama bunun hesabını fersah fersah sorarız" dedi. Hükümete "Biz işverenle kavga ederiz ama siz taraft olmayın, siz bizim aracımız olun" çağrısında bulunan Polat, işverenin üzerindeki enerji, işçilik gibi yüklerin azaltılmasını, KDV'nin düşürülmesini, AB ile yapılan Gümrük Birliği anlaşmasının yeniden gözden geçirilmesini istedi.

 

Engin: Ekonominin üçte ikisi kayıtdışı

Öz İplik-İş Sendikası Genel Başkanı Yusuf Engin de konuşmasında Türkiye'de kayıtdışılığın ulaştığı boyutlara dikkat çekerek beş çalışandan dördünün kaçak olduğunu, Türkiye ekonomisinin üçte ikisinin kayıtdışı haie geldiğini söyledi. İşsiz sayısının ve atıl kapasitenin her geçen gün arttığına dikkat çeken Engin "Eğer bugün de bütçesindeki her 100 liranın 52 lirası faize, bir diğer ifade ile ödediğiniz vergilerin yüzde 104'ü faize, 22 lirası personel ödemelerine, 13 lirası sosyal güvenlik harcamalarına gidiyor, yatırımlara da sadece l lira ayrılıyor ve bütçeniz ilk dört ayda 16.5 katrilyon lira açık veriyorsa biz yine üretimi, istihdamı, yatırımı ve haksız rekabeti konuşacağız demektir" dedi.

Engin, şu açıklamaları yaptı; "Ülkemiz önemli yangınlar yaşamıştır. Yangında ilk kurtarılacak olan üretim, yatırım ve istihdamdır. Yani üretici ve çalışandır. Sonuç olarak bir bilim adamının benzetmesiyle hep aynı şeyi yapıp farklı bir sonuç beklemenin yanlışlığını bugüne kadar uygulanan politikalarda gördük. Artık kronik sorunlar sorumlularını bekliyor. Yeni çözümler bekliyor"

 

Tekstilisveren.org.tr     Üyelerimize Duyurular    İrtibat

© 2002-2003 TÜTSİS      -      boratur.net