Bu Sayı
Editör'den
23.
Antalya Semineri
Müteşebbisin işini kolaylaştırın (I)
Müteşebbisin işini kolaylaştırın
(II)
NARİN: Biz eğitimde atılacak
büyük adımlar için desteğe hazırız
ÖZTEMİR: Siyasi irade, üretim
ekonomisine geçiş seferberliği ilan etmeli
Türkiye'nin yeni Maliye politikalarına
ihtiyacı var
BAŞER: Dış ticareti Dışişleri
Bakanlığı'nın elinden alın
BOZKURT: Türkiye'de İstihdam,
Yatırım ve Haksız Rekabet Semineri'nden çıkardığımız dersler
Güncel
Çin tehlikesi Brüksel'de
masaya yatırıldı
Firma
Mensa, 12 milyon dolarlık
teknoloji yatırımı yapacak
Hukuk
ÜRETİM YAPILMAYAN İŞYERİNDE
PRİM İSTEĞİ
|
Antalya
Semineri
"Maliye
Politikalarında Yeni Düzenlemeler" oturumundan çıkan ortak
sonuç:
"Türkiye'nin yeni Maliye politikalarına ihtiyacı var"

Sendikamız
tarafından Antalya'da düzenlenen seminerin ikinci oturumu "Maliye
Politikalarında Yeni Düzenlemeler" başlığıyla
gerçekleştirildi. Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkan Danışmanı
Tevfik Altınok'un yönettiği oturumda Başbakan eski Yardımcısı
ve Maliye eski Bakanı Ekrem Pakdemirli Yıldırım Danışmanlık
Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Yıldırım ve Türkiye Tekstil
Sanayii işverenleri Sendikası Denetim Kurulu Üyesi Mehmet Şuhubi
konuşmacı olarak yer aldılar.
Toplantıda
yeni hükümetin bugüne kadar yeni Maliye politikaları üretmek
yerine mevcut politikaları sürdürme eğiliminde olduğu tespiti
yapılırken, Türkiye'nin borçlarını iç kaynaklan kullanarak döndürmesinin
mümkün olmadığı vurgulandı. Toplantıda "ekonomi anayasası"
ve "vergi barışı" konusunda da önemli tartışmalar
yaşandı.
Başbakan
eski Yardımcısı ve Maliye eski Bakanı Ekrem Pakdemirli, bütçe
uygulamalarının değiştirilmemesi halinde Türkiye'nin üçüncü
dünya ülkeliğinden kurtulmasının mümkün olmadığını vurgularken,
Türkiye'de ekonominin bütçeye değil, bütçenin ekonomiye yön
vermesinin gerektiğini belimi. Türkiye ekonomisinin hala sıkıntıda
olduğunu belirten Pakdemirli. Türkiye'nin yaşadığı büyük ekonomik
sıkıntıların hepsinin ya askeri darbe dönemlerinde ya da koalisyon
hükümetleri dönemlerinde olduğuna dikkat çekti.
Türkiye'nin
iç ve dış borçlarının ulaştığı boyuta da dikkat çeken Pakdemirli,
"Türkiye eğer kısa vadeli düşünüp borçlar nasıl olsa dönüyor
rahatlığı ile davranırsa dışarıya moratoryum içeride de konsalidasyon
yapmak durumunda kalır. Türkiye'nin harcama programını değiştirmesi
gerekiyor. Bütçede sağlık harcamaları felaket, eğitimin payı
çok düşük. Bütçenin yüzde 10.5'i eğitimin, yüzde 13'ü savunmanın.
Bütçenin radikal bir şekilde değiştirilmesi, harcamaların yeniden
yapılandırılması gerekiyor" diye konuştu.
Türkiye'nin
2002 yılı itibariyle GSMH'nın iki katı büyüklüğünde borcu bulunduğunu
ifade eden Pakdemirli, toplanan kurumlar ve gelirler vergilerinin
borçların faizlerini karşılamaya yetmediğinin altını çizdi.
Yıldırım
Danışmanlık sahibi Ekonomist Zekeriya Yıldırım ise Türkiye'nin
maliyesinin darmadağınık olduğunu savunarak, "Artık bütçe
global bir hal almıştır. Eğer iktidar gerçek iktidar olmayı
istiyorsa bunun yolu sadece sandıktan değil, piyasalardan, İstanbul'dan,
Londra'dan, New York'tan geçmektedir. Buralardan vize almadan
Maliye politikalarını yönetmek artık mümkün değildir" dedi,
Yıldıran, hükümetin iç kaynak arayışı ile borç sorununu çözmeye
çalışmasını da yanlış olarak değerlendirirken, "Orman satışı,
arazi satışı, kıyıla-nn satışı gibi çözümü sadece içeride aramayalım.
İç kaynaklarla borç sorununun tamamen çözülmesi mümkün değildir"
dedi.
Yıldırım,
ihracatçılara yönelik ola-raksa artık kur artışına dayanarak
ihracat yapmamaları önerisinde bulundu. Yıldırım şu değerlendirmeleri
yaptı:
"Piyasalara güven vermenin yolu ya-pısaî değişime inanmaktan,
sahip çıkmaktan geçiyor. Güven arttıkça Türk lirası'na itibar
artacak, Türk Lirası değer kazanacatır. Bu kaçınılmazdır. İhracatçılar
bundan sonra kur artışına dayanarak planlama yapmamalıdır"
Yıldırım,
kamu reform paketini de değerlendirirken, yetkilerin yerel yönetimlere
devrinin tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini vurgulayarak, "Arjantin'in
bu hale gelmesinin en önemli nedeni herkes bütçeye sadık kalırken,
yerel yönelimlerin uymamasıdır. Bu çok hassas bîr dengedir ve
bu yöndeki düzenlemeler çok iyi yapılmalıdır" diye konuştu.
Sendikamız
Denetim Kurulu Üyesi Mehmet Şuhubi ise konuşmasında Lieson (alım)
ofislerinin çalışanlarının vergilendirilmesinin tehlikeli bir
uygulama olduğunu vurgulayarak, şu açıklamayı yaptı: "Bu
ofislerin miktan azdır. Ancak işlevleri büyüktür. Çalışanlarının
vergilendirilmesi yıllık maliyeti artırırsa ülkeyi terkederler.
Bu kuruluşların ihracatımızın artışına, üretimin kalite ve verimliliğinin
gelişiminde gerçek ve önemli katkıları vardır. Bu ofislerde
çalışanların ücretlerine binen verginin alınması kıskacına girilmemelidir.
Bir taşı kuyuya bir kişi atar, sonra kırk akıllı çıkaramaz.
Yolun basında iken derhal geri dönülmesi gereken konulardan
biri budur Vergilendirme kararının ardından Türkiye'deki Lieson
ofislerinin 10'a yakını Tunus'a gitme kararı aldı. Bu Türk tekstil
ve konfeksiyon sektörüne büyük olumsuzluklar yaratabilecek bir
durumdur. Vergilendirme kararı hızla geri alınmalıdır"
Vergi
Barışı konusunda da görüşlerini açıklayan Şuhubi, "Kanunlaşan
başarılı vergi barışı ve gelmekle olan barışlar.. Daima son
defa denildi. Kayıtsız ekonomiyi özendiren bu uygulama dürüst
çalışan topluluğun yüreğini acıtıyor. Bu dürüst grup ise kendi
haklı nedenlerini duyuramıyor dahi. Şimdi bu barışı başka barışlar
izleyecek ve insanlar yine bir sonraki barışı beklemeye koyulacaklar"
dedi. Şuhubi, teşvikler konusunda ise şunları söyledi:
"Değişen dünyada öncelikli sektörler sorunu hızla üzerimize
geliyor. Teşvikler, katma değer, teknoloji, Ar-Ge konularını
ele alan gerçek özendirme vazgeçilmez. Bu, ülkenin geleceğinin
yönlendirilmesidir. Bu, yanlız Maliye Bakanlığı değil, bilim
kuruluşları, artık işlev görmekte olan kendi çıkarlarından soyutlanmış
sivil toplum örgütleri, yan kamu nitelikli oluşumlar ile uzun
soluklu birlikte çalışmayı gerektiren gerçek Türkiye'nin oluşması
pazarlığının yapılabilmesi ile becerilebilinir. Teşvik konusu
tekrar ve en kısa zamanda ele alınmalıdır ve iştirak halinde
çalışmalar yapılmalıdır."
Vergi
barışı tartışması
Toplantıda Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkan Danışmanı Tevfik
Altınok, şu an uygulanan yeni bir Maliye politikasının olmadığına
dikkat çekerek, "Kötü yeniliklerle ortaya konulmuş bir
politika yürütülüyor" dedi. Bu kötü yeniliklerin başında
da Vergi Barışı'nın geldiğini ifade eden Altınok, 6,7 katrilyonluk
vergi barışı gelirinden hükümetin mutluluk, kendisininse hicap
duyduğunu belirtti.
"Demek
ki ben vergi mükellefi olarak doğru yolda yürüyerek vergimi
ödeyerek aptalca bir iş yapmış oluyorum" diyen Altınok,
getirilen vargi barısının haksız rekabetin en büyüğünü yarattığını
savundu. Başbakan eski Yardımcısı ve Maliye eski Bakanı Ekrem
Pakdemirli de vergi barışını "Pınarından, helalinden değil
baskı ile alınmış bir para" olarak değerlendirdi ve Maliye'nin
firmaları vergi barışına katılmaları için arayarak baskı yapmasını
eleştirdi, TİSK Başkanı Refik Baydur ise vergi barışını savunarak
bu barışın insanları vergiye alıştıracak bir yol olabileceğini
belirtti.
Sendikamız
Yönetim Kurulu Başkanı Halit Narin ise vergi
barışını değerlendirirken, "Bu yoksa hükümetlerin geçmişten
beri halkına hizmet olarak yapmak zorunda olduğu işlerdeki eksikliğin
bir kısmını gidermek için yaptığı bir hareket midir?" sorusunu
yöneltti.
"Ekonomi anayasası çıkarılsın"
TİSK Başkanı Refik Baydur, toplantıda söz alarak bir "ekonomi
anayasası" çıkarılmasını da önerdi. Sendikamız Başkanı
Halit Narin de Baydur'a "Başkan biz mevcut anayasayı koruyalım
derken, sen yeni bir anayasa daha öneriyorsun" dedi. Altınok
ise bir ekonomi anayasasının idama kadar varan cezaları ve uygulamaları
ile ekonomiyi kilitleyebileceği uyarısında bulundu. Pakdemirli
ise, "Anayasa olmasa bile getirilecek 'kamu istihdamı nüfusun
yüzde 2'sini aşmayacak' gibi temel kurallar konulabilir. Bu
kararlar siyasetçi üzerindeki baskıların azalmasına yardımcı
olacaktır" dedi.
Bu
arada Narin, yaptığı konuşmada Türkiye'de kayıtdışı ekonominin
ulaştığı boyutlara dikkat çekerken, hükümete "Uygulamalarınızla
neden bizi kayıtdışına itiyorsunuz?" sorusunu yöneltti.
|