[ , ]    Sayı:287 Kasım 2003

TÜTSİS     Künye     Geçmiş Sayılar

Bu Sayı

 

Editör'den


Güncel

  2005-VSG kuruldu. Narin: "Öyle bir sistem bulmalıyız ki, insanlar becerinin parasını kazansın, suiistimalin parasını değil"

  Türk Tekstil Vakfı'ndan eğitime büyük katkı

  Öztemir "İşçi çalıştırma ve ilave istihdam yaratma isteğini, her girişimci adayında uyandırmalıyız"

  Mexico City'deki Atatürk Anıtı'nın Açılışı Yapıldı

  Tekstil Enstitüsü için ilk adımı sendikamız attı

  Tekstilciye KDV indirimi geliyor


 Gündem

  Nasıl bir asgari ücret

  Avrupa Komisyonu tekstil sektörünü gözden çıkardı


 Yorum

  AVRUPA BİRLİĞİ TÜRK TEKSTİL ve KONFEKSİYON SANAYİİ'Nİ
HARCIYOR MU?


Araştırma

  İşsizlik Sigortası Uygulaması


 Değerlendirme

  Sevil Bursa:
"Türkiye'nin rakibi Uzakdoğu değil İtalya olmalı"


 Söyleşi

  İsmail Gülle:
"Firmalarda 2005 yılına yönelik hiçbir hazırlık olduğunu sanmıyorum"


 Hukuk

  EMEKLİLİK BAŞVURUSUNUN İŞVERENE BELGELENMESİ

D e ğ e r I e n d i r m e


Sevil Triko Sanayi A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Sevil Bursa:
"Türkiye'nin rakibi Uzakdoğu değil İtalya olmalı"

 

Triko sektöründe 1924 yılından bu yana faaliyet gösteren Sevil Triko Sanayi A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı ve Sendikamız Yönetim Kurulu Üyesi Sevil Bursa, Türkiye'de tekstil ve konfeksiyon iç piyasasını ihraç fazlası malların bitirdiğini söyledi. Türkiye'nin tekstil ve konfeksiyon sektöründe rakip olarak Uzakdoğu Ülkeleri'ni değil İtalya'yı görmesi gerektiğini ifade eden Bursa, "İtalya'nın çizgisinde ama daha ucuza üretim yapmanın yollarını aramalıyız" dedi.

İtalyanlar bizden model alıyor
Triko sektöründe faaliyet gösteren en eski firma olduklarını vurgulayan Bursa, "1962 yılına kadar tamamen Anadolu'ya hitap eden bir üretim yapıyorduk. 1962'den sonra ise şehirliye yönelmeye karar verdik. Ancak o dönemde şehirli olarak tabir ettiğimiz alım gücü yüksek kesime hitap eden çok sayıda kadın-erkek triko üretim firması vardı. Bu nedenle bakir bir saha olan bebek ve çocuk trikosuna yöneldik. Türkiye'de bebek ve çocuk trikosunda ilk fabrikasyon üretimi yapan firmayız. 1980'lere kadar biz İtalya'dan modeller alırdık. Artık İtalyanlar bizden model alır hale geldi"diye konuştu.

Triko sektörü bitiyor
Triko sektöründe tüm dünyada bir gerileme olduğunu ifade eden Bursa, "Roma'nın ünlü alışveriş caddesinde 9 bebek giyim dükkanı varken şu anda bir tane var. Aynı şekilde İstanbul'da Rumeli Caddesi'nde de 9 tane vardı orda da bir tane kaldı. Bunun Türkiye'deki nedenleri arasında turizmin bayramlan etkilemesi ve insanların alım güçlerinin düşmesi geliyor. Yani artık insanlar bayram ziyaretleri yerine bayramlarda tatile çıkmayı tercih ediyorlar. Bu da bayram alışverişini dolayısıyla da özel bir ürün olan çocuk trikolarının satışını olumsuz etkiliyor. Ben bu konunun Türkiye'deki son temsilcilerinden olacağımı zannediyorum. Gidebildiği yere kadar da sürdüreceğim" dedi.

Rakibimiz Uzakdoğu değil İtalya olmalı
Tekstil ve konfeksiyon sektörünün üretimde Uzakdoğu ve Çin'i rakip olarak gördüğünü ifade eden Bursa, "Uzakdoğu'da işçilik maliyetleri 40-50 dolar bizde ise 650 dolar. Bizim bu maliyetlerde onlarla rekabet edebilmemizin imkanı yok. 50 dolar ile 650 dolar arasındaki fark mesafeyi bile sorun olmaktan çıkarıyor. Halbuki Avrupa'da tekstil ve konfeksiyon sektörü bitiyor. Bizim Avrupa'ya mal satma konusunda rakibimiz Uzakdoğu ülkeleri veya Çin olmamalıdır. Biz İtalya'nın çizgisinde ama daha ucuz üretimi nasıl yapabiliriz onun yollarını aramalıyız. Bunu yaptığımız zaman ancak başarılı olabiliriz" dedi.

İhraç fazlası mallar sektöre zarar veriyor
Tekstil ve konfeksiyon sektörünün şu anda iç piyasada son derece kötü durumda olduğunu anlatan Bursa, "Bunda ihracata çalışan firmaların defolu veya ihraç fazlası ürünlerini iç piyasaya çok ucuza vermelerinin büyük bir rolü var. Bugün Ulus Pazarı'nda çok ünlü markaların ihraç fazlası ürünleri mağazada satıldıklarının 10'da biri fiyatına satılıyor. Bu durum iç piyasaya çalışan firmaları güç duruma düşürüyor. Sırf bu nedenle biz bazı üretim konularından çıktık. Örneğin bir ara Türkiye'de olmayan bir erkek iç çamaşırı modelini üretiyorduk. Birgün İzmir'deki toptancım arayıp artık mal almayacağını, çünkü kendisine bizden aldığının yarı fiyatına ihraç fazlası mal teklif edildiğini söyledi. Teklif edilen fiyat o ürünün maliyeti bile değil ama üretici firma, zarar olarak görünen bu malları ne kazandırsa kardır mantığıyla satışa sunuyor. Dolayısıyla bizim bu ürünlerle rekabet etme şansımız olmuyor"diye konuştu.

Kayıtdışı ekonomi kayıt altına alınmalı
Sigorta icat edildiğinden beri işçilerinin sigortalı çalıştığını ifade eden Bursa, "Biz son kuruşuna kadar tüm gelirimizi, giderimizi beyan eden bir sistemle çalışıyoruz. Bu durum bizim hızlı büyümemize mani oldu. Çünkü sigortasız işçi çalıştıran ve faturasız mal satan firmalar bizimle aynı fiyata mal etseler bile, sigorta ve vergi farkı onları ihya ediyordu. Bu kayıtdışılık kontrol altına alınmadığı sürece ne ülkenin ne de kayıtlı iş yapan firmaların düze çıkması mümkün değil. Hükümet kayıtsız ekonomiyi kayıt altına almaktan sözediyor ama koskoca Laleli Piyasası'na, pazarlardaki faturasız satışlara, yıllardır göz yumuluyor" diye konuştu.

Tedavi etmiyoruz, ağrıyı kesiyoruz
Türkiye'de hiçbir zaman kayıtdışı ekonomi konusunda sorunun temeline inilmediğini belirten Bursa, "Yani kısa süreli önlemlerle ağrıyı kesiyoruz ama tedaviye gitmiyoruz. Bu nedenle de ağrı sürekli tekrarlıyor. Halbuki en azından elektrik sarfiyatı karşılığında mal çıkıp çıkmadığı bile kayıtdışı ekonominin büyüklüğünü tespit etmede bir veridir. Ama biz herşeyi havaya bırakmışız, öyle gidiyor. Doğru çalışan adamları yakalayıp vergileri ödettiriyoruz, geri kalanlar ise işine devam ediyor. Bugün asgari ücretin bir hayli üstünde bir fiyattan sigorta ödettiriliyor ve bu fark tamamen işverene yükleniyor. Yani örneğin asgari ücret 250 milyon liraysa bizden 400 milyon lira üzerinden sigorta primi alınıyor. Türkiye'nin bu vergi anlayışıyla daha fazla devam edebilme lüksü yok" görüşlerini dile getirdi.

Dahilde işleme rejimi sıkı kontrol edilmeli
Türkiye'de tekstil ve konfeksiyon sektörünü en fazla baltalayan hususlardan birinin de Dahilde İşleme Rejimi kapsamında gelen mallar olduğunu kaydeden Bursa, "Dahilde işleme Rejimi kapsamında Türkiye'ye gelen malların büyükçe bir bölümü maalesef bir şekilde iç piyasaya veriliyor. Dolayısıyla da iç piyasada aynı malın çeşitli fiyatları oluşuyor. Dahilde İşleme Rejimi kapsamında gelen malların yurtiçine girmesini engellemeliyiz. İhtisas gümrüklerinin kurulması bunun önlenmesi için bir adımdı ancak yeterli değil. Daha sıkı kontrol edilmeli" dedi.
Türkiye'de birçok sorunu önleyecek kanun ve yönetmeliklerin olduğunu ancak uygulanmadığını vurgulayan Bursa, kanun ve yönetmelikleri sadeleştirmek, daha uygulanabilir hale getirmek gerektiğini söyledi.

Tekstilisveren.org.tr     Üyelerimize Duyurular    İrtibat

© 2002-2003 TÜTSİS      -      boratur.net