[ , ]    Sayı:287 Kasım 2003

TÜTSİS     Künye     Geçmiş Sayılar

Bu Sayı

 

Editör'den


Güncel

  2005-VSG kuruldu. Narin: "Öyle bir sistem bulmalıyız ki, insanlar becerinin parasını kazansın, suiistimalin parasını değil"

  Türk Tekstil Vakfı'ndan eğitime büyük katkı

  Öztemir "İşçi çalıştırma ve ilave istihdam yaratma isteğini, her girişimci adayında uyandırmalıyız"

  Mexico City'deki Atatürk Anıtı'nın Açılışı Yapıldı

  Tekstil Enstitüsü için ilk adımı sendikamız attı

  Tekstilciye KDV indirimi geliyor


 Gündem

  Nasıl bir asgari ücret

  Avrupa Komisyonu tekstil sektörünü gözden çıkardı


 Yorum

  AVRUPA BİRLİĞİ TÜRK TEKSTİL ve KONFEKSİYON SANAYİİ'Nİ
HARCIYOR MU?


Araştırma

  İşsizlik Sigortası Uygulaması


 Değerlendirme

  Sevil Bursa:
"Türkiye'nin rakibi Uzakdoğu değil İtalya olmalı"


 Söyleşi

  İsmail Gülle:
"Firmalarda 2005 yılına yönelik hiçbir hazırlık olduğunu sanmıyorum"


 Hukuk

  EMEKLİLİK BAŞVURUSUNUN İŞVERENE BELGELENMESİ

Güncel

Tekstil ve hazır giyimciler serbest ticaret kurallarının işleyeceği 2005'e hazırlanıyor
2005-VSG kuruldu

Dış Ticaret Müsteşarı Tuncer Kayalar, Sendikamız Yönetim Kurulu Başkanı Halit Narin, TİM Başkanı Oğuz Satıcı, TGSD Başkanı Umut Oran, Günsan Çetin, Bülent Başer ve Dr. Binhan Oğuz gibi isimlerin yer aldığı, bir "akil adamlar çalışma grubu" kuruldu. "2005-VSG" adıyla oluşturulan grup, tekstilde kotaların kalkacağı 2005 yılı için hazırlık yapacak.

Tekstil ve konfeksiyon sektörünün sorunlarının görüşülmesi amacıyla Dış Ticaret Müsteşarlığı (DTM) tarafından sektör temsilcilerinin katılımı ile 11 Kasım'da yapılan toplantıda "2005 ve sonrası çalışma grubu" (2005-VSG) oluşturuldu. Dış Ticaret Müsteşan Tuncer Kayalar, Sendikamız Yönetim Kurulu Başkanı Halit Narin, TİM Başkanı Oğuz Satıcı, TGSD Başkanı Umut Oran ile Günsan Çetin, Bülent Başer ve Dr. Binhan Oğuz gibi isimlerin yer aldığı çalışma grubu, uluslararası anlaşmalar gereği tekstilde kotaların kalkacağı 2005 yılı için hazırlık yapacak. Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen'in de katıldığı toplantıda aynca dahilde İşleme İzin Belgelerinin (DİİB) gerçekçi kullanımını sağlamak üzere, ihracatçı birliklerinden ön izin alınması uygulamasının da başlatılması kararlaştırıldı. Buna göre, ihracatçılar, önce ihracatçı birliklerinden ön izin aldıktan sonra DTM'ye başvuracaklar.

Dış Ticaret Müsteşan Tuncer Kayalar, Gümrük Müsteşan Nevzat Saygdıoğlu, Sendikamız Yönetim Kurulu Başkanı Halit Narin, TİM Başkanı Oğuz Satıcı, Eximbank Genel Müdürü Ahmet Kılıçoğlu, sektörle ilgili tüm dernek ve sendika temsilcileri, ihracatçı birlikleri başkan ve yöneticilerinin katıldığı toplantı sonrası bir açıklama yapan Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, kurulan 2005-VSG'nin aktif biçimde çalışarak, tüm bilgileri birleştireceğini, 2005 ve sonrası için sürekli strateji geliştireceğini söyledi. 2005 sonrası için bazı ülkelerin ciddi uygulamalara hazırlandığına işaret eden Bakan Tüzmen, "Damping grubundaki arkadaşlar Çin'e gittiler ve her ülke için farklı taklit ürettiklerini, çift fatura yaptıklarını, her ülkenin menşeini verebildiklerini, hatta Almanya üzerinden ürün gönderebildiğini tespit ettiler. Bunun arkasında devlet politikası olduğunu gördük. Bizim de uyanık olmamız lazım. Bu arkadaşların yapacaklan uyanlar, bizim için yön verici olacak" dedi. DİİB'ler konusunda Maliye Bakanlığı ve diğer bazı kuruluşların şikayetlerinin olduğunu hatırlatan Bakan Tüzmen, bu konuda ise şunlan söyledi: "Biz ihracatçılarla kendi içimizde aldığımız kararla, bunu düzeltiyoruz. Uygulama yarından itibaren başlıyor. İhracatçı birlikleri, ön izin için başvuruda, firmanın SSK prim borcunun olup olmadığına, SSK'lı adam çalıştınp çalıştırmadığına, firmanın hakikaten bu sektörde olup olmadığına bakacak. Yapacağı ithalatı kendi üretiminde mi kullanacak yoksa yurtiçi piyasaya mı satacak, bunu görecek. Böylece şikayetler ortadan kalkacak. Böylece hem kaçak işçi çalıştırmayınca, haksız rekabet de önlenecek."

Şimdiye kadar verilen belgeler konusunda ise DTM, ihracatçı birliklerine bilgi sorarak işlem yapacak. Karşılıklı bilgilerin birbirini tutması halinde ithalata izin verilecek. Tüzmen, "Doğru belgelerin, teşviklerin doğru kişilere verilmesi ve ihracatın da garanti altına alınması temel hedefimiz. Gerçekten üretici, ihracatçı olana bu belge verilmeli, ihracat için kullanılmalı" diye konuştu.

Devlet Bakanı Tüzmen'den sonra söz alan Sendikamız Yönetim Kurulu Başkanı Halit Narin şunlan söyledi:

 

Narin: "Öyle bir sistem bulmalıyız ki, insanlar becerinin parasını kazansın, suiistimalin parasını değil"

Sayın Bakanım
Aslında derdimizin ne olduğunu herkes biliyor. Ben öncelikle Almanya'nın şu andaki durumunu kısaca anlatmak istiyorum.
Almanya ekonomisi batıyor. Batmasının temel gerekçesi de, Uzakdoğu'dan getirdiği mallan ambalajlayıp satma eğilimine girmiş olması. Bundan dolayı yatırımları durdu, müteşebbisinin gayreti durdu. Bu yüzden sanayisi de çöküyor, ekonomisi de.

Şimdi, ülkemizin Meksika'daki ve Almanya'daki duruma düşmemesi açısından, sanayicisi ve üreticisi için basit ve net çözümler bulması gerekmektedir.

Bugün karşımızda safeguard (özel korunma) kullanan bir Amerika, bir Avrupa var. Ama Türkiye safeguard kullanmıyor. Bir sektörde dahilde işleme rejimi ile yüzde 48 ithalat yapılır mı? Türk tekstil ve konfeksiyon sektörü artık Avrupa'nın bir numarası, dünyanın dört numarası olmuş. Bu sektörün dahilde işleme rejimi ile bu kadar büyük ithalat yapmak ihtiyacı ve mecburiyeti nereden çıkıyor? Kâr hırsından, vergi suiistimalinden çıkıyor. Demek ki, vergi suiistimalinin yapıldığı yerler var. Bütün müsteşarlarımızın, üst düzey bürokratlarımızın gayretine rağmen, gümrüklerde bir şeyler oluyor; beyanda oluyor, tartıda oluyor, miktarda oluyor. Demek ki, beyanda ve miktarda olan bir hadiseyi, gümrüklerden çıktıktan sonra da takip edebilen bir gümrük teşkilatına ihtiyacımız var. İşin birinci formülü bu. Eğer bir insan bir kademede bir suiistimal yapabiliyorsa, devlet bunu başka bir kademede yakalamalı, istihdama ve yatırımcıya mani olan bu duruma izin vermemelidir. Türkiye'de yapılmış olan suiistimalin birincisi budur. Türkiye Çin'in vatandaşını, Hindistan'ın vatandaşını, Türk devletlerinin vatandaşlarını, Avrupa'dan sahte belgelerle Türkiye'ye getirtip, Türkiye'deki vatandaşının ekmek parasını elinden alıyor, yatırımcısının, müteşebbisinin gücünü elinden alıyor. İşte birinci derdimiz budur. Demek ki, gümrüklerimizde kilo kontrolü yapmak lazım, metre kontrolü yapmak lazım, fiyat kontrol sisteminde zaten aşağı yukarı bir yere kadar geldik, ama henüz tam oturtamadık.

İkinci olarak, ihracatta ve dahilde işleme rejiminde kontrolü sağlayacak olan sistemlerden birisi de SSK bordroları ve elektrik faturalarıdır. Herkesin gözünden kaçan bir hadise de budur. Türkiye disiplinli bir çalışmaya girmek istiyorsa ki, hepimiz öyle istiyoruz, kayıtdışı ekonomiyle mücadelede muvaffak olmak istiyoruz, o zaman ihracatçının ve kayıtlı ekonominin bir parçası olmak mecburiyeti vardır. Kayıtlı ekonominin bir parçası olabilmek için de birinci kural, SSK bordrosu ile ihraç etmiş olduğu malın dengesini kurabilmektir, elektrik faturası ile bunun dengesini kurabilmektir. Öyle bir sistem bulmalıyız ki, insanlar becerinin parasını kazansın, suiistimalin parasını değil. Becerinin parasını kazanan bir Türkiye'nin önü açık olur. Bugünkü sistemde bunun dışına çıkmak pek mümkün gözükmüyor.

Eğer 40 milyar dolarlık bir ithalat yapılıyorsa ki, diğer 20 milyar dolarını yatırımlara ve devlet işlerine ayırıyorum; buradan alınacak olan yüzde 20 verginin Türkiye bütçesini nereye getireceğini hepimizin hesap etmesi icap eder. Eğer kâr etmiyorsanız, eğer altı ay sonra başka bir şirket kurarak bu şirketi lağvediyorsanız, eğer üç ay sonra bu şirketi de kapatıp, başka bir şirket namı altında getirmiş olduğunuz malları yok ediyorsanız, o zaman bizim gibi müteşebbislere günah değil mi, sizin gibi hükümet mensuplarının gayretine günah değil mi?
Geçmiş dönemin üzerine bir sünger çekerek, yeniden bir atılım yapmak ve 40-45 milyar, 100 milyar dolar ihracat gerçekleştirmek heyecanı içine girdik. Bu fevkalade güzel bir şey, ama eksiği var. Bakın, açıkça ifade ediyorum, ben eksikleri söylemek için buradayım; yağ çekmek için değil. Onun için birbirimize fikirlerimizi açalım, alınacak tedbirleri de hükümetimize bırakalım.

Temelde iki-üç tane eksik var. Sayın Bakanım, eğer hükümetlerimiz veya bürokratlarımız yap-işlet-devret sistemiyle 14-15 sente elektrik satma taahhüdünü vermişlerse, ki bu yanlıştır, hükümetimiz bunun da mücadelesini yapıyor, dünyayla rekabet ederken bizim bu yanlışı taşıma şansımız yoktur. Bunun prosedürünü kısa zamanda bitirmeniz lazım. Yani biz, madem ki dünyayla rekabet için ileri itilen, ön saflarda çarpışan yatırımcı ve ihracatçı insanlarız, hükümetimiz bize dünya standartlarıyla, dünya fiyatıyla elektriği vermeli; bu işte suiistimali olan insanlarının kafasına ne vuracaksa, bir an evvel vurmalıdır. Senelerdir süregelmekte olan, bizleri perişan eden, devleti de üzen bir sistemden hepimizin kurtulması lazımdır. Teşvik verecekseniz KDV'leri indirmek mecburiyetindeyiz. İşte, yüzde 1'ler, 8'ler, 3'ler, 5'ler gibi konuşmalar yapılıyor. İnşallah hükümetimiz bunlara olumlu yaklaşacak. Ama gene teşvik verecekseniz, vermek istiyorsanız ve vermek mecburiyetindeysek, SSK primlerinde indirim yapın. Suiistimali sıfıra indiren, çalışmayı yüzde yüz teşvik eden bir sisteme yönelin. Yani, işçi çalıştıran insanın SSK pirimini gerekirse sıfıra indirin, bire indirin, üçe indirin, beşe indirin, yani bir yere indirin, ama müteşebbis işçisini çalıştırmaya devam etsin, kayıtlı ekonominin sahibi olsun ve kayıtlı ekonominin karşılığında da ihracat yapan arkadaşlarım hükümetten bir teşvik alsın.

Sistemi böyle ele alırsak, tahmin ederim bizim işimiz çok rahatlar. Ama, Sayın Bakanım, kısaca bir daha şunu söyleyeyim, şu Türk devletleri benim canım, ciğerim, vatanım, milletim. Ben de Altaylar'dan gelmiş bir sülalenin torunlarından bir tanesiyim. Ama benim Türkiye'de yaşayan vatandaşlarımın önceliği olması lazım. Hiçbir üretimi olmayan Hollanda'dan bana artık blue jean gelmemesi lazım.

Aynı firmanın Uzakdoğu'dan yaptığı ithal malın metresi 1 dolar olur da, Avrupa'dan getirdiği malın metresi 5 dolar olursa, o beş dolarla gelir vergisinde suiistimal yapma kapısı açılırsa, bunlara artık bizim mani olma şansımız yoktur. Sizin computer sistemiyle firmaların ithalatını artık kati olarak denetlemeniz, "Bu memlekete suiistimal yapılmayacaktır, bu memlekette çalışan namuslu insanlar para kazanacaktır" diyerek artık düğmelere basmanız gerekmektedir, sizlerden bunu rica ediyoruz.

Tekstilisveren.org.tr     Üyelerimize Duyurular    İrtibat

© 2002-2003 TÜTSİS      -      boratur.net