[ , ]    Sayı:287 Kasım 2003

TÜTSİS     Künye     Geçmiş Sayılar

Bu Sayı

 

Editör'den


Güncel

  2005-VSG kuruldu. Narin: "Öyle bir sistem bulmalıyız ki, insanlar becerinin parasını kazansın, suiistimalin parasını değil"

  Türk Tekstil Vakfı'ndan eğitime büyük katkı

  Öztemir "İşçi çalıştırma ve ilave istihdam yaratma isteğini, her girişimci adayında uyandırmalıyız"

  Mexico City'deki Atatürk Anıtı'nın Açılışı Yapıldı

  Tekstil Enstitüsü için ilk adımı sendikamız attı

  Tekstilciye KDV indirimi geliyor


 Gündem

  Nasıl bir asgari ücret

  Avrupa Komisyonu tekstil sektörünü gözden çıkardı


 Yorum

  AVRUPA BİRLİĞİ TÜRK TEKSTİL ve KONFEKSİYON SANAYİİ'Nİ
HARCIYOR MU?


Araştırma

  İşsizlik Sigortası Uygulaması


 Değerlendirme

  Sevil Bursa:
"Türkiye'nin rakibi Uzakdoğu değil İtalya olmalı"


 Söyleşi

  İsmail Gülle:
"Firmalarda 2005 yılına yönelik hiçbir hazırlık olduğunu sanmıyorum"


 Hukuk

  EMEKLİLİK BAŞVURUSUNUN İŞVERENE BELGELENMESİ

Yorum


AVRUPA BİRLİĞİ TÜRK TEKSTİL ve KONFEKSİYON SANAYİİ'Nİ
HARCIYOR MU?

Prof. Dr. Işık TARAKÇIOGLU
TÜBİTAK Tekstil Araştırma Merkezi Müdürü

 

1. GİRİŞ
1 Mayıs 2004'te tarihindeki en büyük genişlemeyi yaşayacak olan AB ,2005 yılı başından itibaren de kotaların kalkması olayı ile karşı karşıya kalacaktır.Her iki olay da AB Tekstil ve Konfeksiyon Sanayii'ni ciddi bir şekilde etkileyeceğinden, AB Komisyonu, Avrupa Parlamentosu'na ve Konsey'e sunulmak üzere Komisyon Üyeleri Liikanen ve Lemy tarafından ortak olarak hazırlanan "Genişlemiş Bir Avrupa'da Tekstil ve Konfeksiyon Sanayii'nin Geleceği" başlıklı bir Mesajı (Communication) 29 Ekim 2003 tarihinde kabul etmiştir.
41 Sahifelik bu Mesaj'ın ilk yansında, AB Tekstil ve Konfeksiyon Sanayii'nin genel durumu, AB-15'in genişlemesi ve kotaların kalkması (daha doğrusu DTÖ Tekstil ve Konfeksiyon Anlaşması -ATC-) konularındaki gelişmeler ve beklentiler hakkında bilgi verildikten sonra, ikinci yansında da AB Tekstil ve Konfeksiyon Sektörünün sürdürülebilir rekabet edebilme yeteneğini kuvvetlendirmesi için öneriler kısmında da, başlığından da anlaşılacağı gibi, AB, üye ülkeler ve sanayi tarafından neler yapılması gerektiği aynntılı bir şekilde anlatılmıştır.
Esasında, AB'de sürdürülebilir rekabet edebilme yeteneğinin kuvvetlendirilmesi için nelerin yapılması düşünülüyor, bunların tartışılıp değerlendirilmesi, orta ve uzun vadede Türk Tekstil ve Konfeksiyon Sanayii için daha önemli olmakla beraber, kısa vadede hayati bir önem taşıdığı için, bu yazıda Mesaj'ın sadece "Kotaların Kalkması ve Çin Tehlikesi" ile ilgili kısmının değerlendirilmesi ile yetinilecektir.

2. AB TEKSTİL ve KONFEKSİYON SANAYİİ
Yıllardır anlatmaya çalıştığımız gibi, kotalar, AB Tekstil Sanayii ölmekte olduğu için değil, tam tersine gerçekleştireceği yapısal değişikliklerle daha güçlü bir yapı kazanacağından, bu değişimin gerçekleştirilmesi sırasında sanayiye vakit kazandırmak için konulmuştur.

Gerçekleştirilen yapısal değişiklikler ve teknolojik gelişim sayesinde AB Tekstil Sanayii tekrar sağlıklı ve güçlü bir yapı kazandığı için de, 1990'lı yılların ortasında, Çok Elyaftılar Anlaşması (MFA) yerine, 10 yıl içerisinde kademeler halinde tüm kotaların ve sınırlamalann karşılıklı olarak kaldırılmasını öngören DTÖ Tekstil ve Konfeksiyon Anlaşması (ATC) kabul edilmiştir.

Son 30-35 yıl içerisinde AB Tekstil ve Konfeksiyon Sanayii'nde çalışanların sayısının büyük ölçüde azaldığı (örneğin, F.Almanya'da 600.000'lerden 100.000'lere) ve üretimin de özellikle son yıllarda önemli ölçüde (örneğin, çok kötü geçtiği bildirilen 2001 ve 2002 yıllannda % 8,7) düştüğü bir gerçektir. Ancak aynı dönemde teknolojide sağlanan gelişmeler ve gerçekleştirilen yapısal değişiklikler sayesinde, üretim verimliliği 4-5 katına çıkarken, ürün paletindeki değişimin de etkisiyle "işçi başına sağlanan katma değer" bunun da üstünde bir artış göstermiştir.

Sonuç olarak, AB Tekstil ve Konfeksiyon Sanayii bugün, 2 milyon çalışanı ile 200 milyar Euro'luk bir ciro sağlayan bir sanayi sektörü haline gelmiştir. Türk Tekstil ve Konfeksiyon Sanayii'nde çalışan sayısının da 2 milyon civannda olduğu ve kesin olarak bilinmeyen cirosunun ise çeşitli tahminlere göre 20-30 milyar Euro arasında değiştiği hatırlanırsa, AB Tekstil ve Konfeksiyon Sanayii'nin gücü çok daha iyi anlaşılmaktadır.

El emeğinin, yüksek işçi verimliliği hesaba katılsa bile, pahalı olduğu (örneğin Türkiye'deki işçi verimliliğinin İtalya'dakinin kadar olmasına karşılık, işçi saat ücretleri 1/9'u kadardır) AB'de, emek-yoğun konfeksiyon sanayii ile sermaye yoğun tekstil sanayiinin durumları büyük farklılık göstermektedir. Konfeksiyon dış ticaretinin 2002 yılında 34,1 milyar Euro açık vermesine karşılık, tekstil dış ticareti 7,9 milyar Euro fazlalık sağlamıştır ve bu fazlalık her geçen yıl az da olsa artmaktadır (1988 yılında 1,2 milyar ECU olan fazlalık, 1995 yılında 4,6 milyar ECU'ya, 2000 yılında da 5,8 milyar Euro'ya çıkmıştır).

Mesaj'da, AB Tekstil ve Konfeksiyon Sanayii'nin en önemli mukayeseli üstünlüklerinin: Kalite ve tasarım, araştırma ve geliştirme ile innovasyon ve yeni maharetler geliştirmek olduğu, en azıyla 10 kere vurgulanmaktadır.

Mesaj'da vurgulanan diğer önemli bir husus da, AB tekstil ve konfeksiyon işletmelerinin son 30-35 yıl içerisinde tedricen, ucuz sıradan mallann ve basit moda ürünlerinin (yükte ağır, pahada hafif ürünlerin) üretimini bırakarak, katma değeri daha yüksek moda-marka (yükte hafif, pahada ağır) ürünlerin üretimine yöneldikleri ve teknik/endüstriyel tekstiller ile non-woven'lann üretiminde de lider durumda olduklandır.

Mesaj'da kısaca belirtilen bir husus da, hem AB Tekstil Sanayii'nin, hem de Konfeksiyon Sanayinin, kendileriyle benzer rekabet üstünlüklerine sahip olan A.B.D. ve Japonya Tekstil ve Konfeksiyon Sanayilerinden daha avantajlı durumda olduklandır.

3. KOTALARIN KALKMASININ ETKİSİ NASIL OLACAK?
1 Ocak 2005'te kotaların tüm kategorilerde kalkacak olmasıyla, özellikle Çin'in, ama muhtemelen Hindistan , Pakistan gibi diğer büyük üreticilerin, AB pazarlarındaki mevcut rekabet baskısının daha da artmasına yol açmaları beklenmektedir. Komisyon'un bu konuda hazırlamakta olduğu ürün bazında ayrıntılı bir çalışma Ocak 2004'te tamamlanacaktır.
Kotaların kaldınlmasının AB içerisinde daha ziyade ekonomik sıkıntı içerisinde olan bazı bölgeler ile özellikle konfeksiyon sanayiinde çalışan kadın işçiler gibi bazı daha az kalifiye işçileri olumsuz olarak etkilemesi beklenirken, asıl büyük etkinin AB'ne önemli ölçüde tekstil ve konfeksiyon ihracatı gerçekleştiren özel statüye (Aday, Gümrük Birliği, Serbest Ticaret Anlaşması... gibi) sahip ülkelerle, kota ve gümrük uygulanmayan çok fakir (Kişi başına geliri 1500 $'dan az olan) ülkelerde meydana geleceği belirtilmektedir.

AB Tekstil ve Konfeksiyon Sanayii, yukanda da belirtildiği gibi, kota uygulamasına son verilecek kategorilerde sadece katma değeri yüksek orta-üst sınıf ürünlerde iddialı olup, ucuz alt-orta sınıf ürünler,bugün için de ithalat ve kısmen de hariçte işleme ticareti (OPT) yoluyla temin edilmektedir. Dolayısıyla kotaların kalkması AB Tekstil ve Konfeksiyon Sana-yii'ni fazla etkilemiyecektir.
Asıl etkilenecek olanlar, AB'ne kendi başlanna veya hariçte işleme ticareti kapsamında ürettikleri ucuz alt-orta sınıf ürünleri ihraç eden ülkeler olacaklardır. Bu ülkeleri ise 2 ana gruba ayırarak değerlendirmek gerekmektedir:
1. Türkiye, Romanya, Bulgaristan, Fas, Tunus... gibi özel statüleri (Aday, Gümrük Birliği, Serbest Ticaret Anlaşması...gibi) veya Bangladeş, Sahra-altı Afrika ülkeleri.... gibi çok fakir olmaları nedeniyle, şu anda da kota uygulanmayan ve gümrük ödemeyen ülkeler;
2. Başta Çin, Hindistan,Pakistan olmak üzere diğer büyük ve küçük tekstü ve konfeksiyon üreticisi ülkeler.
Tüm kategorilerde kota uygulanmasına son verilmesi, bu iki grup ülke üzerinde birbirinden çok farklı bir etki yaratacaktır :
1. Tüm ülkeler kotasız ihracat yapabilecekleri için, kota uygulamasından muaf olmanın artık herhangi bir avantajı kalmayacağından ve büyük rakiplere karşı korumasız kalacaklarından, 1. gruptaki özel statülü ve çok fakir ülkeler olumsuz etkilenirlerken;
2. Hiçbir kısıtlama olmadan istediği kadar malı AB'ne ihraç edebilecek 2. gruptaki ülkeler ve özellikle büyük üretici ülkeler ise, olumlu etkileneceklerdir.
Kota uygulaması kalkınca, 1.gruptaki ülkelerin 2.gruptaki ülkelere nazaran kalan tek avantajı, bunların gümrük vergisi ödememeleri olacaktır. Ama AB'de (ve dolayısıyla AB ile Gümrük Birliği'ne girmiş olan Türkiye'de) uygulanan gümrük tarifeleri Dünya'nın en düşük (ortalama % 9) gümrük tarifeleri olduğundan, bu avantajın da fazla bir önemi olmayacaktır.
Bu farklı etkilenişin ne denli önemli olduğunu anlayabilmek için, 2002 yılbaşında bazı kategorilerde kotalar kaldırıldığında, Çin'in ve Çin dışında kalan diğer ülkelerin bu kategorilerde AB'ne yaptıklan ihracatın nasıl değiştiğine bakmak yeterlidir:
Kota uygulaması kaldmlan kategorilerde 2002 yılında 2001 yılına göre Çin'in ihracatı, miktar olarak % 192, değer olarak da % 46 artarken; Çin dışında kalan diğer ülkelerin ih-racatlan miktar olarak % 11, değer olarak da % 13 azalmıştır. Bu gelişme 2003 yılında da devam etmekte olup, Çin'in, AB'nin bu kategorilerdeki toplam ithalatı içerisinde 2001 yılında % 14'ten az olan payı, 2003 yılının ilk 6 ayında % 37'e çıkmıştır.
Çin'in bu büyük başarısının (esasında Türkiye dahil tekstil ihracatçısı olan tüm ülkeler için büyük tehlike oluşturmasının) arkasında yatan en önemli neden, kota uygulaması kaldırılan kategorilerde 2002 yılında Çin dışında kalan tüm ülkelerin ihracat birim fıyatlan sadece % 2 düşerken, Çin'in ihracat birim fiyatlarının % 50 düşmesidir (Hatta Mesaj'da belirtildiğine göre, "16i Diğer Giysiler" kategorisinde Çin'in ihracat birim fiyatlan % 75 düşmüş ve ihracatı da % 360 artmıştır).
Damping, sübvansiyon veya anormal ithalat artışlan... gibi haksız ticaret uygulamalarının söz konusu olduğu durumlarda, AB'nin uygulayabileceği ticareti koruma enstrümanla-n vardır ve bunlar DTÖ kurallanna da uygundurlar. Ancak yukarıda belirtilen, Çin'in ihracat birim fiyatlannı % 75'e kadar çıkabilen oranlarda kırarak, ihracatını % 3ö0'a kadar çıkabilen oranlarda artırmasına rağmen, AB hiçbir önlem almamaktadır ve almayı da düşünmemektedir. Mesajda bu hususta yazılanlar aynen şöyledir :
"Bu endişeler inkar edilemez, ancak AB'nin muhtemel herhangibir cevabının, AB ile Çin arasındaki ticari ilişkiler genel çerçevesi içerisinde düşünülmesi gerekir ve AB bu ilişkileri uyumlu bir şekilde geliştirmek istemektedir. Bu nedenle ticarette ortaya çıkabilecek herhangibir problemin, diyalog ve görüşmeler yoluyla halline öncelik verilmelidir. Böylece Çin'in, hızla büyüyen pazarlarını AB ve kalkınmakta olan ülkeler ürünlerine açmaya devam etmesinin güvenceye alınması amaçlanmaktadır."
AB ve ABD gibi bilgi toplumu ülkelerin, kotaların ve diğer kısıtlamaların kaldırılması sırasında üzerinde en fazla durdukları husus, bunun karşılıklı olarak yapılmasıdır. Zira ülkelerin, ithalatı kısıtlamak için aldıklan önlemleri 3 grupta toplamak mümkündür :
a) Miktar kısıtlamaları (kota uygulamaları)
b) Yüksek gümrük tarifeleri
c) Tarife dışı engeller
Kota uygulamasına son verilirken, b ve c maddelerinde hiçbir şey yapılmadığında :
- AB'de tarife dışı engel bulunmadığından ve uygulanan ortalama gümrük tarifesi de sadece % 9 olduğundan, başta Çin olmak üzere Hindistan, Pa- kistan... gibi ülkelerin AB pazarlarına girişleri iyice kolaylaşırken;
- Başta Çin ve Hindistan olmak üzere büyük tekstil üreticisi ülkelerde ise, gümrük tarifeleri yüksek ve tarife dışı engel uygulamalan fazla olduğundan, AB mallarının bu ülkelerin pazarlarına girişinde hiçbir kolaylaşma olmayacaktır.
Bu nedenle, Doha Gelişim Ajandası (DDA) pazara giriş görüşmelerinde, kota uygulamasının kaldınlmasına karşılık, üçüncü ülkelerin de gümrük tarifelerini düşürmesi pazarlık-lan önem kazanmıştır. Eğer üçüncü ülkeler düşük bir gümrük tarifesini kabul ederlerse, AB ortalama % 9'la şu anda Dünyanın en düşük gümrük tarifesi olan kendi tarifelerini daha da düşürmeye hazırdır. Yeter ki AB mallannın Çin ve Hindistan pazarlanna girmesi kolaylaşsın.
AB'nin bütün derdi, kendi tekstil sanayicilerinin iddialı ol-duklan moda-marka ve teknik tekstiller gibi katma değeri yüksek ürünlerin Çin ve Hindistan pazarlarına girişinin ko-laylaştırılmasıdır. Zira gittikçe zenginleşen 2,5 milyarlık nüfusu ile Çin ve Hindistan, AB ülkeleri için son derece cazip ve önemli pazarlardır.
AB bu pazarlara girebilmesinin kolaylaşması için her türlü tavizi vermeye hazırdır. Zira verilecek tavizler AB Tekstil Sanayii'nden ziyade, başta Türkiye olmak üzere AB ile ticarette özel statüye sahip ülkeler tekstil sanayilerini ilgilendirirken, 2,5 milyar nüfuslu büyüyen Çin ve Hindistan pazarına girişin kolaylaşmasının meyvelerini toplayacak olan ise, sadece AB Tekstil Sanayii'dir. Ne yazık ki pazara giriş kolaylaş-sa da, Türkiye veya diğer özel statülü ülkelerin Çin'e satabilecekleri pek fazla moda-marka ve teknik tekstil ürünleri yoktur.

4. KOTA UYGULAMALARININ KALDIRILMASI TÜRKİYE'Yİ İLK TAHMİNLERDEN DAHA FAZLA ETKİLEYECEKTİR
Türkiye, Dünya'da AB ile Gümrük Birliği'ne girmiş tek akıllı ülkedir. Gümrük birliğini serbest ticaret anlaşmasından ayıran en önemli husus, her ikisinde de tarafların mallarının birbirlerinin ülkelerine gümrüksüz ve kotasız olarak girebilmesine ilaveten, Gümrük birliğinde üçüncü ülkelere karşı "Ortak Gümrük Tarifesi" uygulanması zorunluluğunun bu lunmasıdır. Yani halen Türkiye AB ile birlikte Dünya'nın en düşük gümrük tarifelerini uygulamaktadır ve yarın ikili görüşmelerde AB Çin'e karşı uygulayacağı gümrük tarifelerini daha da düşürür veya kaldınrsa, bu aynen Türkiye için de geçerli olacaktır.
Bunu aklımızda tutarak, bir de Mesaj da ima edildiği gibi, AB'nin kendi ürünlerinin Çin Pazarına daha kolaylıkla girmesinin sağlanmasına karşılık, anormal ucuz Çin mallarının AB pazarlarını istila etmesine göz yummaya devam edeceğini kabul edersek, Türkiye bundan nasıl etkilenilir bir düşünelim :
- Türk iç pazarındaki etki : Kota ve gümrük koruması kalmayınca, Çin mallarının önünde hiçbir engel kalmayacaktır. Eğer fiyatlarının çok düşük olması veya Çin'den yapılan ithalatın çok aşm artması gibi nedenlerle Türkiye önleyici önlemler almaya kalkarsa, bu hem zor olacaktır, hem de mallar serbest dolaşım çerçevesinde diğer AB ülkeleri üzerinden yine kolaylıkla Türkiye'ye girecektir (Bu olumsuzluklara karşılık, dampingli Çin malları sayesinde giyim harcamaları düşecek olan Halkımızın ve enflasyonun düşmesine katkısından dolayı da Hükümetimizin mutlu olacaklarını da unutmamak gerekir).
- AB Pazarlanndaki Etki: AB'nin Çin'den sonraki 2.büyük tekstü ve konfeksiyon tedarikçisi Türkiye'dir. Çin AB'ne yaptığı ihracatın yansını, Türkiye ise daha fazlasını, 2005 yılbaşında kota uygulaması kaldırılacak olan kategorilerde gerçekleştirmektedir. 2005 yılbaşında kota uygulaması kalktığında, Türkiye'nin Gümrük Birliği üyesi olarak Çin'e karşı tek avantajı % 9'luk (tabii o güne kadar düşünülmedi veya tamamen kaldınlmadı ise) gümrük vergisi olacaktır. Çin 2002 yılında yaptığı gibi, bu kategorilerde de ihracat birim fi-yatlannı % 50 düşürür ve bu kategorilerdeki toplam ithalat içerisindeki farzedelim ki % 15 olan payını % 40'a çıkarırsa, artan % 25'lik payı kimden alacaktır ? O kadar bile olmaz ama, yine farze-delim ki % 5'lik payı genişlemiş AB üyeleri tekstil ve konfeksiyon sanayilerinden alsın, fakat geri kalan % 20'lik payı AB'nin diğer tedarikçilerinden alacaktır ve tabii ki pay vermede arslan payı da, Çin'den sonraki en büyük tedarikçi olarak Türkiye'ye düşecektir.
Madem ki Avrupa Birliği'ne üye olmak hayaliyle yaşıyoruz ve madem ki üye olmanın ucu bile görünmeden Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği'ne girmek yüksek, akıllığını (!) gösterdik, oıta-uzun vadede AB'nin yaptığının aynısını yapmaktan, yani tekstil ve konfeksiyon sanayimize aynı rekabet üstünlüklerini kazandırarak, bizim de orta-üst sınıf moda-marka ürünler, teknik tekstiller ve hatta akıllı, çok fonksiyonlu tekstiller üretimine yönelmekten başka çaremiz yoktur.
Hiç ihtimal vermiyorum ama, diyelim ki bir mucize oldu ve Türkiye'de de Tekstil ve Konfeksiyon Sanayii için uzun vadeli bir yol haritası yapıldı ve biz de AB'nin gittiği yoldan gidelim dendi. Ve yine diyelim ki, Türk Tekstil ve Konfeksiyon Sanayii çizilen bu yol haritasını izlerse 2008'de, bilemediniz 2010'da düzlüğe çıkacaktır.
O zaman da şu sorun ortaya çıkıyor: Türk Tekstil ve Konfeksiyon Sanayii o güne kadar güç kaybetmeden nasıl ayakta kalabilecektir ? 2005'i, 2006'yı komaya girmeden, nasıl hafif yara, bereyle atlatabilecektir ?
İlgililerin, bilgililerin, yetkililerin vakit kaybetmeden oturup bu sorulara cevap bulması gerekmektedir. Ben naçizane bir öneride bulunmadan önce, bir noktanın da incelenmesini rica etmek istiyorum :
Mesaj'da kotalann kaldınlmasının özel statülü ülkelerdeki olumsuz etkilerinin azaltılması için, Barselona Prosesinin bir parçası olarak AB ile Akdeniz ülkelerini kapsayacak bir Avro-Akdeniz Serbest Ticaret Bölgesi kurulması prensip kararının hızla yürürlüğe konulması önerilmektedir. Şu anda AB, EFTA, Orta ve Doğu Avrupa (CEEC) ülkeleri ile Türkiye'yi kapsayan Pan-Avrupa Menşe Çapraz Birikim Sistemi'ne tüm Akdeniz ülkelerini de katacak olan Avro-Akdeniz Serbest Ticaret Bölgesi, bizim açımızdan ne getirecek, ne götürecek gerçekten bilemiyorum. Ama içimden bir his, bizim Gümrük Birliği gibi çok pahalı bir bedel ödeyerek elde ettiğimiz ayrıcalıkların (tabii o güne kadar halâ işe yarar bir ayncalık kalırsa!), tüm Akdeniz ülkelerine hediye edileceği ve bunun da bizim aleyhimize olacağını söylüyor. Tekrar ediyorum bu sadece bir his, eğer yanılıyorsam ilgililer beni aydınlatırlarsa çok memnun olurum.
Naçizane önerime gelince: Mesajın yönetici özeti kısmında aynen "Sektöre has önerilerin haklı olabileceği durumlar söz konusu olabilse bile, Komisyon, herhangibir sübvansiyonu veya sektörün ayrıcalıklı muamele görmesini veya kaldırılacak kotalann yerine başka koruma önlemlerinin alınmasını talep etmemektedir." denilmektedir.
Zaten kimsenin de böyle bir beklentisi yoktur. İstenilen ve istenilmesi gereken şey sadece, eğer bir ülke bir yıl içerisinde fiyatlannı ortalama % 50 kırarak, AB'ne yaptığı ihracatı % 192 artırıyorsa, bu ülkeye AB'nin haksız ticareti önleme enstrümanlannın acilen ve tam olarak uygulanmasıdır. Ama bu yapılmaz ve 2005 için de Çin'e açık bir şekilde "Siz istediğinizi yapın, yeter ki bizim de sizin pazan-nıza girmemizin önündeki engelleri azaltın" denirse, bunun iyi niyetle açıklanması mümkün değildir.
Türkiye'nin hem EURATEX içerisinde, hem de Avrupa Komisyonu, Konseyi ve Parlamentosu nezdinde iyi hazırlanmış lobi faaliyetleri yapması, mücadeleyi başlatması gerekmektedir. Eğer Komisyon Mesajı'nda yer alan görüşler, yarın değiştirilmeden AB'nin resmi stratejisi haline gelirse, bundan en fazla zarar görecek ülke Türkiye olacağından, bu mücadelenin öncülüğünü Türkiye'nin yapması gerekmektedir. Bizim kadar olmasa da bu uygulamalardan zarar görecek olan Yunanistan, Portekiz ve belki de İspanya ve İtalya ile güçbirliği yapılmaya çalışılmalıdır.
AB'ne 2004 yılında üye olacak ülkelerle, aday ülkeler de bu uygulamalardan olumsuz etkileneceklerdir, çünkü onların tekstil ve konfeksiyon sanayilerinin yapısı da, AB-15'inkin-den ziyade Türkiye'ninkine benzemektedir (Mesaj'da yer alan bilgilere göre, yeni üye olacak ve Türkiye hariç aday ülkelerin tekstil ve konfeksiyon sanayilerinde AB-15 tekstil ve konfeksiyon sanayiinde çalışanlann % 60'ı kadar çalışan ile AB-15'te üretilenin % 10'u kadar katma değer üretilmektedir). 2002 yılbaşında kota uygulamasına son verilen 29 hazır-giyim kategorisinde Çin, ABD'de de 2001 yılına göre ortalama % 44 fiyat düşürerek, ihracatını miktar olarak % 290 artırmıştır. Ama ATMİ önlem alınması için sürekli olarak Hükümeti ve Başkanı uyarmaktadır. Duyumlarımıza göre ABD nefsi müdafaa önlemleri alacaktır ve almasında bizim açımızdan da yarar vardır. Fakat alınmazsa da Türkiye'ye etkisi yıkıcı olmayacaktır.
AB'de durum farklıdır. Gümrük Birliği nedeniyle, AB'ne göbeğimizden bağlı olduğumuzdan, önlem alınmaması, yalnız AB'de ciddi pazar kaybetmemize neden olmakla kalmayacak, aynı zamanda iç pazanmızın da Açık Pazar haline gelmesine neden olacaktır.

Tekstilisveren.org.tr     Üyelerimize Duyurular    İrtibat

© 2002-2003 TÜTSİS      -      boratur.net