Bu Sayı
Editör'den
Güncel
Narin: Türkiye bölgedeki emniyet
supabı konumunu muhafaza etmeli
İşletmelerde "performans
değerlendirmesi" gündemde
Araştırma
Tekstil ve giyim sanayi Irak savaşına
hazırlıksız yakalandı
Fuar
Moskova'ya fuar çıkarması
Firma
Atlas, dünyayı halıyla "düğümlüyor"
Çalışma Hayatı
İşyeri iç yönetmeliği ve hukuki niteliği
Hukuk
İSTİFA EDİP AYRILAN İŞÇİNİN İŞVERENE İHBAR
TAZMİNATI ÖDEMESİ
|
Hukuk
İSTİFA EDİP AYRILAN İŞÇİNİN İŞVERENE
İHBAR TAZMİNATI
ÖDEMESİ (Karar İncelemesi)
Prof. Dr. Tankut Centel
İstanbul Hukuk Fakültesi Dekanı
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No.: 2002/1073
Karar No.:
2002/4395
Tarih: 19.03.2002
Karar Özeti.:
Başka bir işyerinde çalışmak üzere istifa edip işyerinden
ayrılan işçi, işverene ihbar tazminatı ödemek zorundadır.
İlgili Mevzuat:
İş K. 13
Karar Metni:
Dava: Taraflar arasındaki ihbar, kötüniyet, maddi ve manevi
tazminat ile maaş alacağının ödetii-mesi davasının yapılan
yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen
miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya
verilmesine İlişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi
taraflar avukatınca istenilmesi üzerine dosya İncelenerek İşin
duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma İçin 19.03.2002 Salı
günü tayin edilerek taraflara çağrı kâğıdı gönderilmişti.
Duruşma günü davacı adına Avukat ... geldi- Karşı taraf adına
kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü
açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya
incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Yargıtay Kararı:
l- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı
kanuni gercktirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki
bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde
değildir.
2- Dosyadaki bilgi ve belgelere göre davalı işçinin davacıya ait
işyerinde çalışan diğer bazı İşçilerle birlikte 08.10.1999 günü
istifa ederek ayrıldığı ve bir başka işveren nezdınde çalışmaya
başladığı anlaşılmaktadır, Bu konuda belirtmek gerekir ki,
davalı vekili cevap dilekçesinde davacının düşük ücretle ve
fazla çalıştırıldığını, karşılığının ödenmediğini savunmuş, öte
yandan davacının ihbar öneli içinde çalışmak istediğini,
işverenin buna engel olduğunu açıklamıştır. Bu şekilde bir
taraftan haklı fesih savunulurken, diğer taraftan önelli
fesihten sözedilmesi bir çelişki oluşturur. Taraf tanıklarının
anlatımları ve düzenlenen tutanaklar ile noter belgeleri de
davalı işçinin bir başka işyerinde çalışmak için davacı
işyerinden ayrıldığını ortaya koymaktadır, Böyle olunca davacı
işverenin ihbar tazminatı isteğinin kabulüne karar verilmelidir.
3- Davacı işveren son ay ücretinin peşin olarak ödendiği
iddiasıyla çalışılmayan süreye ait ücreti talep etmiş, mahkemece
istek doğrultusunda karar verilmiştir. Ne var ki davacı işveren
Ekim 1999 ücretinin peşin olarak ödendiğini yöntemince ispat
edebilmiş değildir. Bu konuda delil olarak sunulan bordroda son
ayda çalışılan 8 gün için tahakkuk yer almaktadır. İmzasız bu
bordrodan ekim ayında peşin olarak aylık ücretin tamamının
ödendiği de anlaşılamamaktadır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten
BOZULMASINA, 19-03-2002 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Kararın İncelenmesi:
I. inceleme konusu yapılan Yargıtay kararına neden olan oiayda,
söz konusu kararın metninden anlaşılabildiği kadariyle:
1. Davacı işverene air işyerinde çalışan davalı işçi, istifa
suretiyle işyerinden ayrılmış ve bir başka işveren nezdinde
çalışmaya başlamıştır. Bunun üzerine, davacı işveren, mahkemeye
başvurarak, davalı işçinin ihbar öneline uymaksızın iş
sözleşmesini feshettiğini iddia etmiş ve ihbar tazminatının
ödetilmesine ve peşin olarak ödediği Ekim 1999 ücretinin iade
edilmesine karar verilmesini taîep etmiştir.
Davalı işçi; bir yandan, düşük ücretle ve karşılığını almaksızın
çalıştırılmış olduğunu ileri sürmüş ve diğer yandan da, ihbar
öneli içinde kendisinin çalışmayı istemesine karşılık, bunun
davacı işveren tarafından engellendiği yönünde savunmada
bulunmuştur.
Alt mahkemenin, isteği tamamen mi yoksa kısmen mi hüküm akına
altına aldığı, Yargıtay kararının metnindeki anlatımlardan açık
bir biçimde anlaşılamamaktadır. Ancak, alt mahkemenin, peşin
olarak ödenen ücretin iadesine karar verdiği, söz konusu kararda
açıklıkla belirtilmektedir. Bunun gibi, yine aynı karardaki "yukarıda yazılı sebepten bozulmasına" anlatımından, bozmanın
salt peşin ödemenin iadesiyle sınırlı kaİdığı varsayılarak, alt
mahkemenin ihbar tazminatı isteğini de kabul etmiş bulunduğundan
söz edilebilir.
2. Alt mahkeme kararı, hem davacı işveren ve hem de davalı işçi
tarafından temyiz edilmiştir. Temyiz üzerine uyuşmazlık,
Yargıtay Dokuzuncu Hukuk Dairesi'nin önüne gelmiştir. Bu
bağlamda, Yüksek Mahkeme, işçinin bir başka işyerinde çalışmak
üzere istifa edip işyerinden ayrılması duru-, munda, işverene
ihbar tazminatının ödenmesi gerektiğini kabul etmiş; peşin
ödendiği ileri sürülen davalı işçi ücretinin iadesine ilişkin
hükmü ise, ödemenin kanıtlanamadığı gerekçesiyle, usule uygun
görmemiş ve alt mahkeme kararını, bu noktadan bozmuştur.
II. İnceleme konusu Yargıtay karan açısından, dikkat edilmesi
gereken iki noktanın bulunduğu göze çarpmaktadır. Bunlardan
ilki, ihbar tazminatını ödeyecek kişinin kim olacağı ve diğeri
de, işverence yapılmış ödemelerin kanıtlanmasına ilişkin usulün
ne olduğudur.
1. İlk olarak altı çizilmesi gereken nokta; iş söz-İeştnesinin
feshi sırasında, ihbar öneüne uymayan tarafın, karşı yana ihbar
tazminatı ödemekle yükümlü bulunduğudur. Gerçekten, uygulamada
ihbar tazminatını sadece işverenin ödemekle yükümlü bulunduğuna
İlişkin sanı, halk arasında yerleşik olan yanlış bir kanıdır.
Nitekim, Jş sözleşmesinin feshinin ihbar suretiyle sona
erdirilmesinde önemli olan, her iki yanın, yani hem işverenin ve
hem de işçinin ihbar öneline uymakla yükümlü olduğudur. Buna
göre, ihbar öneline uymayan taraf, ister işveren ve isterse işçi
oisun, karşı yana ihbar tazminatı ödemekle yükümlü tutulacaktır,
2. Gerekli ihbar öneüne uymadığı iddiasına karşı davalı işçi,
davacı işverenin kendisini düşük ücretle ve fazla çalıştırdığını
ve de ihbar öneli içinde çatışmak istemesine karşın işverence
buna engel olunduğu yolunda savunma yapmıştır. Davalı İşçinin bu
savunması, Yüksek Mahkeme tarafından, çelişkili bulunmaktadır.
Çünkü, davalı, bu tutumuyla aynı anda, hem haklı nedenle fesih
(İş K. m. 16) ve hem de feshin ihbarı suretiyle feshe (İş K. m.
13) dayanmış olmaktadır. Her iki fesih türüne aynı anda
dayanılmak istenmesi hukuken mümkün olamayacağından, Yüksek
Mahkeme'nin bu konudaki çelişkiyi saptaması doğru ve yerinde
görünmektedir.
Kaldı ki; davalı işçi sadece haklı nedenle fesih hükümlerine
dayanmış olsaydı dahi, kendisinin bu savunmasının, Yüksek
Mahkeme tarafından hukuken haklı görülmeyecek olduğunu söylemek
mümkündür. Gerçekten, Yüksek Mahkeme; bir kararında, ".. Davacı
ve birkaç arkadaşı ücretlerin artırılması amacıyla işverenle
görüşmüşler ve işverence istekleri kısmen kabul edilmiştir.
Aradan bir süre geçtikten sonra tekrar ücret artırımı konusu
gündeme getirilmiş, işveren yine bir artırımda bulunmuş fakat
davacı ve birkaç arkadaşı ücret artırımını yeterli bulmayıp
işyerinden ayrılarak hizmet akillerini feshetmişlerdir. Bu delil
durumu karşısında davacının hizmet akdini kendisinin sona
erdirdiği kabul edilerek ihbar ve kıdem tazminatı isteklerinin
reddine karar verilmek gerekirken, hüküm altına alınmış olması
hatalıdır .." [Yarg. 9.HD., 24.9.1996-8892/17737-Tekstil
İşveren, 208 (Şubat 1997), 151 anlatımına yer vererek, ücret
artışını yeterli bulmamayı haklı neden kapsamında görmemiştir.
Bunun gibi, Yüksek Mahkeme'nin diğer bir kararında da, "..
Ücretinin az olması davacı işçinin aradaki sözleşmeyi İş
Kanunu'nun l6/II maddesi uyarınca feshetme hakkı tanımaz .." [Yarg. 9. HD., 3-7.1998-1997-9357/11210-Tekstil İşveren, 240
(Aralık 1999). 213 denilerek, düşük ücreti gerekçe göstererek
işyerinden ayrılan işçinin kıdem tazminatı talebi yerinde
görülmemiştir. (Ayrıca bak. N. Çelik, İş Hukuku Dersleri,
İstanbul 2000, 188].
Diğer yandan, Yüksek Mahkeme, laraf tanıklarının anlatımları ile
düzenlenen tutanakları ve noter belgelerini göz önünde
bulundurarak, davals işçinin bir başka işyerinde çalışmak için
işyerinden ayrıldığını saptamaktadır. Bu durum da, davalı
işçinin, davacı işveren tarafından ihbar öneli İçinde çalışmak
istemesine rağmen engellendiğine ilişkin iddiasını ortadan
kaldırmaktadır.
3. Davacı işveren, davalı işçiye son ay ücretini peşin olarak
ödediğini iddia ederek, söz konusu miktarın iadesini talep
etmiştir. Ancak, Yüksek Mahkeme; peşin ödemede bulunulduğunu "yöntemince" kanıtlanmamış görerek, söz konusu talebi yerinde
bulmamıştır. Nitekim, inceleme konusu karardaki anlatımlardan
anlaşıldığı üzere; davacı işveren tarafından delil olarak
sunulan bordro, imzasız olduğu gibi, sadece sekiz günlük bir
ücret tahakkukunu içermektedir. Burada dikkat edilecek nokta;
Yüksek Mahkeme'nin, ücretin ödendiğinin kanıtlanması sırasında,
İspat araçları içinde bordroyu temel almış olmasıdır.
III. Sonuç itibariyle; inceleme konusu Yargıtay kararım, olumlu
biçimde değerlendirmek söz konusudur. Gerçekten, anılan
kararıyla Yüksek Mahkeme, yürürlükteki mevzuata uygun bir karar
vermiş durumdadır. Bu kararıyla Yüksek Mahkeme'nİn, işverene
önceden haber vermeksizin işyerinden ayrılan işçileri korumadığı
görülmektedir. Belirtilen konuda güvencenin tanınmayışı da,
ihbar önelinin sadece işçiyi değil, aynı zamanda işvereni
(işyerini) de korumak üzere getirilmiş bir denge anlayışına
dayanmaktadır. Bu ise; ihbar Önelinin, kurum olarak, mutlak
biçimde işçiye hizmet etmediğini göstermektedir.
|