Bu Sayı
Editör'den
Güncel
Narin: Eğitime limitsiz katkı yapmaya hazırız
Narin; "Devlet, müteşebbisi geleceğe
hazırlamak için onun yanında olmalı"
Türk tekstilcilerinden üç kritik konu
EKONOMİK VE SOSYAL KONSEY
GÜNDEMİNE İLİŞKİN GÖRÜŞLER
Eğitim Projesi Gerçekleşiyor
Seminer
Dampingli ithalat
Söyleşi
Denizli Valisi Recep Yazıcıoğlu: "Kendimi tekstil cennetinde
buldum"
Abdülkadir Uslu
"Vergi inmeden ekonomi kayıt altına girmez"
Hukuk
TARAF SENDİKANIN ÜYESİ OLMAYAN İŞÇİLERE
İŞVERENİN TOPLU İŞ
SÖZLEŞMESİNİ UYGULAMASI
|
Seminer
Dış
Ticaret Müsteşarlığı ithalat Genel Müdürü Ahmet Yakıcı:
"Dampingli ithalat sanayicinin destek vermesiyle önlenir"
Dış
Ticaret Müsteşarlığı İthalat Genel Müdürü Ahmet Yakıcı, Türk
sanayinin özellikle Uzakdoğu ülkelerinden çok düşük fiyatlarla
yapılan dampingli, sübvansiyonlu düşük değerli, çifte faturalı
ithalattan sıkıntılı olduğunu söyledi, Bu ülkelerin yol açtığı
haksız rekabetin önlenmesi için Türkiye'nin elindeki ticaret
politikası araçlarını iyi kutlanması gerektiğini, bunun için
de sanayicilerin başvurularını firmalar bazından daha kurumsal
bir yapıya kavuşturması gerektiğini belirten Yakıcı, şu değerlendirmeyi
yaptı:
"Biz son 15 yıldır uygulamada DTM olarak sanayicilerimizle
birebir temas kurmaya çalıştık ve onların özellikle düşük fiyatla
haksız rekabet yaratacak ithalattan uğradıkları zararı önlemek
için bu araçları çalıştırmaya uğraştık. Ancak şunu gördük, bunu
bir sistem içinde yapmamız gerekiyor. Firma bazında gelen müracatlar
çoğu zaman efektif olmamakta. Firma bize gelip başvuru yaptıktan
sonra takibini yapmamakta, belki 3 ay bir daha gelmemekte. Anladık
ki bu başvuruları bir kurumsal yapıya oturtmak lazım. Eğer başvuruları
firmalar düzeyinden daha kurumsal bir yapıya taşıyabilirsek
bu sistemin daha efektif kullanılmasını sağlar."
"57 milyar dolarlık ithalat bekleniyor"
İstanbul Sanayi Odası tarafından düzenlenen "Ticaret Politikası
Araçları Semineri'nde konuşan ve Türkiye'nin geçen yıl 51 milyar
dolarlık ithalat, 35,5 milyar dolarlık da ihracat gerçekleştirdiğini
belirten Yakıcı, bu yıl 57 milyar dolarlık ithalat ve 40 milyar
dolarlık da ihracat gerçekleşmesinin beklendiğini söyledi. 2003
yılında özellikle Ocak ayında yapılan ithalatla Çin'in hızlı
bir arlısının dikkat çektiğini vurgulayan Yakıcı, şunları söyledi:
"Türkiye'de geçen yıl 51 milyar dolar ithalat gerçekleşirken,
35 milyar dolar ihracat yapıldı. İthalatla milli gelir arasında
hep bir korelasyon var. Siz üretimi artırdığınız zaman tabiîki
ithalata talep de artıyor, ithalat anıkça üretim de artıyor.
2000 yılında yani meşhur kriz dönemlerinde 55 milyar dolar ithalat
27 milyar dolar ihracat yapıldı. Yani Türkiye'nin cari açığı
10 milyar doların üzerine çıktı. Cari açığın GSMH'nın yüzde
10'unu geçmesi halinde her türlü sıkıntı ortaya çıkar. 2001
yılında hem üretimde hem GSMH'da hem de ithalatta büyük düşüş
var. 2002 yılma geldik. Cari açık açısından önemli bir sıkıntımız
olmadı. 51 milyar dolar ithalat olurken 35,5 milyar dolar ihracat
yaptık. Yani Türkiye'nin kaldırabileceği cari açık çerçevesinde
bir istatistik ortaya çıktı.
2003 yılına baktığımızda -umarım bu savaşın da sonuna geldik-
üretimde hızlı bir canlanma, ithalat da ister istemez artma
durumunda. Türkiye'nin 2003 yılında 57 milyar dolar ithalat
yapacağı tahmin ediliyor, bu rakamda 2-3 milyar dolar hızlı
gelişimde artış olabilir. Türkiye 40 milyar dolarlık da bir
ihracat yaptığında cari açık bakımından sorun yaşanmayacağını
tahmin ediyorum. Türkiye'de normal şartlarda ilk üç ayda 13
milyar dolarlık ithalat gerçekleşti. Ocak-Mart arasında bizim
KDV gerçekleşmelerinden yaptığımız tahmine göre 10 milyar dolar
üzerinde de bir ihracat var. Yani dış ticaret açığı açısından
fazla bir problem gözükmüyor. Fakat Uzakdoğu'dan özellikle Çin'den
yapılan ithalatın ocak ayında çok fazla arttığını görüyoruz.
Bu tür ani artışlara dikkât etmek gerekiyor."
"İyi kontrol etmeliyiz"
Türkiye'nin normal şartlarda toplam ithalatında yüzde 75 ara
malı, yüzde 15 sermaye malı, yüzde 10 da tüketim ma!ı niteliğinde
ürünler ithal ettiğini belirten Yakıcı, "Türkiye'nin ara
matı ithalatında hiç sıkıntı yok, çünkü ittyacı var. Ama tüketim
malı ithalatındaki artış genel dengeleri çok çabuk bozuyor"
dedi. Yakıcı, şu açıklamayı yaptı:
"Biz DTM İthalat Genel Müdürlüğü olarak ithalata karşı
degiliz, ne kadar yapılırsa yapılsın ama sistemi bozmadan, üretim
yapısını bozmadan yapılsın. Çünkü üretimi bir defa kurarken
çok büyük zorlukla kuruyorsunuz, üretimi sürdürmek daha zor,
üretimi bir yıktığınız zaman, fabrikayı bir kere kapattığınızda
tekrar üretim yapma şevkini kırıyorsunuz. Ama haksız rekabeti,
haksız ithalatı yüzde 4 gümrük vergisi ile koruyamazsınız. Onun
için sanayicilerimizle el ele verip bu sistemi daha ileri götürüp,
üretim sistemini daha rahatlatıp daha çok üretimi koruyup daha
çok üretim yapacak sistemler oluşturmamız lazım."
"AB'nin
tavizleri sıkıntı yaratıyor"
Dünyada gümrük vergilerinin önemli Ölçüde aşağıya çekilmeye
başlandığını ve tüm dünyada ticaretin serbest-leştiğini belirten
Yakıcı, bazı ülkelerin bu serbesleşme sürecine katılmadıklarına
dikkat çekti. Yakıcı, şunları söyledi:
"Genelde gümrük vergileri koruma amaçlıdır. Ama tüm dünyada
gümrük vergileri önemli ölçüde aşağıya çekilmeye başladı. Tüm
dünyada bir serbestteşme var. Ama bazı ülkeler var ki bu ülkeler
serbestleşmeyi kendi sistematikleri içinde çok aşağıya çekmiyorlar,
Türkiye bir tercih uyguladı ve AB ile GB gerçekleştirdi ve gerçekten
sanayi ürünlerinde AB'den gelen ürünlerde tamamen rekabete açık.
Ancak diğer ülkelerle olan münasebetlerimizde ve ticari İlişkilerimizde
tek taraflı büyük tavizler vermek zorunda kaldık, Uzakdoğu'dan
gelen bir malın bizim ülkemize girerken ortalama koruması yüzde
4-5. Ama biz o üründen o ülkeye sattığımızda karşılaştığımız
koruma oranı yüzde 15-20. Biz herhalukarda GB üyesiyiz, AB'ye
umarım üye olacağız. Ancak AB'nİn tek taraflı üçüncü ülkelerden
yaptığı tarife indirimlerini de çok dikkatli izleme durumundayız.
Bizim sanayimiz, yerli üretimimiz yurtdışındaki haksız rekabetle
içeride savaşırken, yurtdışında AB'nin verdiği birtakım tavizler
neticesinde Türkiye aleyhine pazarlarını açmaları Türk sanayini
iki sıkıntı içine sokuyor. Birincisi yerli üretim açısından
iç piyasada sorunlar çıkmakta. İkincisi ihracat açısından büyük
problemlerle karşı karşıya kalmaktayız. Dolayısı ile mevcut
pazarların korunması açısından da DTM olarak Dünya Ticaret Örgütü'ndeki
tarife indirimleri konusunda hassas davranmaya çalışıyoruz."
Türkiye'ye yapılan ithalatta çifte fatura ile sahteciliğin çok
fazla yapılmaya başlandığını ve bu sahteciliğin özellikle Uzakdoğu
ülkelerinden gelen ürünlerde yaşandığını vurgulayan Yakıcı,
bu konuda da sanayicilere birlikte çalışma önerisinde bulundu,
Yakıcı, sanayicilere şu çağrıyı yaptı:
"Türkiye'ye üçüncü ülkelerden yapılan ithalatı yüzde gümrük
vergisi ile koruyamazsınız. Yüzde 18 KDV var ama KDV'nin yüzde
18 oranında olması ithalatçılann sağlıklı beyanda bulunmamasına
neden olabiliyor. KDV'den kaçmak için çifte fatura sistematiği
maalesef Uzakdoğu ülkelerinden çok fazla yapılıyor, A ülkesinden
çıkış rakamına bakıyoruz 50 dolar. Bir bakıyoruz Türkiye'ye
girişi 10 dolar. Burada kıymet beyanında bir sahtecilik var.
Eğer Çin'de akrilik iplik 25 dolarken, battaniye Türkiye'ye
50 cente giriyorsa burada bir tuhaflık var demektir. Bunu önlemek
istiyoruz. Ticaret politikası araçlarını efektif bir şekilde
nasıl uygularız, sanayicilerimizle nasıl yakın bir şekilde bu
işi götürebiliriz bunu tartışıyoruz. Hammadde mamul madde dengelerini
göz önünde tutarak hammadde fiyatlarının altında bir ithalat
varsa, maddeler itibariyle o ithalatın gümrüklerde kıymet yolu
İle mutlaka kesinlikle önlenmesi lazım. Yani pamuk fiyatına
iplik, iplik fiyatına mensucat ithal ediliyorsa gümrüklerin
bunu kesinlikle kontrol etmesi lazım"
"Sanayicilerden destek bekliyoruz"
Türkiye'nin tarım ürünlerinde yüzde 50 düzeyinde koruma oranlarına
sahip olduğunu, gümrük vergileri ve kontrol belgeleri ile tarım
ürünleri ithalatının önlenebildiğin i belirten Yakıcı, Türkiye'nin
sanayi ürünlerinde böyle bir imkanı bulunmadığının akını çizdi.
Sanayi ürünleri ithalatında Türkiye'nin sahip olduğu ticaret
politikası araçlarını çok efektif kullanması gerektiğini, bunun
için de sanayicilerin yoğun desteğine ihtiyaçları bulunduğunu
vurgulayan Yakıcı, sanayicilere şu çağnda bulundu;
"Bizim iki tespitimiz var; eğer biz bu araçları çok efektif
olarak kullanamazsak bu araçların inanırlığı güvenilirliği kalmaz.
Bu araçlar hastalığı tedaviye bir araç, hastalığı önlemeye yönelik
bir araç değil. Biz her ay ithalat istatistiklerini kontrol
ediyoruz, tehlikeli gelişmeler var mı diye bakıyoruz. Ancak
burada sanayicimizin çok dikkatli olup piyasayı çok iyi takip
edip, bizi çok çabuk uyarması lazım. Biz DTM olarak gördüğümüz
bir tehlikede zaman zaman firmaları tek tek arıyoruz, meslek
kuruluşları arıyoruz, müracatlarını sağlamaya çalışıyoruz fakat
bu çok mikro kalıyor bunu belki bir kurumsal yapı içinde yapabilirsek,
müracatlarını hızlandırıp müracatlarını hızlı sonuçlandırabilirsek
-ki bu araçlar DTÖ kurallarına uygun ve iç yargıya açık olmalı-
iyisonuçlar alırız. O nedenle bu sistemi sağlıklı olarak nasıl
yürütebiliriz kurumsal bir yapı oluşturabilir miyiz, bunu bulmada
sanayicilerimizin desteklerine ihtiyacımız var.şunu söylemek
istiyorum, hangi firma ararsa arasın ben telefonuna çıkarım.
Beni anyordur çünkü bir sorunu vardır. Biz başvurularda her
yardımı yapmaya hazırız ama firmalar yeterki takibini yapsınlar.
Gelip, başvurup ortadan kaybolmasınlar."
Dünyada alınan koruma önlemleri
- Dünyada en fazla antidamping soruşturması açan ülkeler
sıralamasında Amerika, Hindistan ve AB ilk üç sırada yer
alıyor, Türkiye bu sıralamada 13'üncü sırada yer alıyor.
(1995-2002 Haziran dönemi arası)
- Dünyada en fazla antidamping soruşturmasına maruz kalan
ülkeler sıralamasında Çin, Kore ve Amerika ilk üç sırada
yer alıyor. Türkiye bu sıralamada da 21'inci sırada (1995-2001
dönemi)
- Dünyada en fazla koruma önlemi soruşturması açan ülkeler
sıralamasında Hindistan, ABD ve Türkiye ilk üç sırayı
paylaşıyor. (1995-2002 Ekim dönemi arası)
|
|