Bu Sayı
Editör'den
Güncel
Narin: Eğitime limitsiz katkı yapmaya hazırız
Narin; "Devlet, müteşebbisi geleceğe
hazırlamak için onun yanında olmalı"
Türk tekstilcilerinden üç kritik konu
EKONOMİK VE SOSYAL KONSEY
GÜNDEMİNE İLİŞKİN GÖRÜŞLER
Eğitim Projesi Gerçekleşiyor
Seminer
Dampingli ithalat
Söyleşi
Denizli Valisi Recep Yazıcıoğlu: "Kendimi tekstil cennetinde
buldum"
Abdülkadir Uslu
"Vergi inmeden ekonomi kayıt altına girmez"
Hukuk
TARAF SENDİKANIN ÜYESİ OLMAYAN İŞÇİLERE
İŞVERENİN TOPLU İŞ
SÖZLEŞMESİNİ UYGULAMASI
|
Söyleşi
Denizli
Valisi Recep Yazıcıoğlu:
"Kendimi tekstil cennetinde buldum"
Denizli
Valisi Recep Yazıcıoğlu, tekstil açısından gösterdiği gelişimi
büyük memnuniyetle karşıladığım belirterek "Daha önce çalıştığım
illerde hep "niye fabrikalar yok, üretim yok, istihdam
yok" diye hayıflanıp durdum. Şimdi burada tam bir tekstil
cennetiyle ve bir fabrikalar tarlasına düştük" dedi. Ancak
Yazıcıoğlu sanayideki bu gelişmeye karşın Denizli'nin diğer
alanlarda pek mesafe alamadığını belirtti. Yazıcıoğlu, "Kalkınmayı
siz alt yapıda, eğitimde ve sağlıkta, insan unsuru olarak ona
paralel götürmezseniz, o zaman buradaki sanayinin istikbaldeki
hamleleri de ona göre olur" dedi. Görev yaptığı illerdeki
sıradışı uygulamalarıyla dikkat çeken Denizli Valisi Recep Yazıcıoğlu
sorularımızı yanıtladı. İşte Yazıcıoğlu'nun sorulanınıza yanıtları;
Görev yaptığınız illerden sonra, lokomotif sektörün
kalbi olan Denizli'ye tekstil sektörünün içine girdiniz. Öncelikle
Denizli'nin sektördeki durumunu nasıl görüyorsunuz?
Daha önce çalıştığım illerde hep "niye fabrikalar yok,
üretim yok, istihdam yok" diye hayıflanıp durdum. Şimdi
burada tam bir tekstil cennetiyle ve bir fabrikalar tarlasına
düştük. Bunu büyük bir sevinçle karşılıyorum ve burada sağlanan
gelişmeden çok büyük heyecan duyuyorum. Buna öncülük yapan,
sanayii bu noktaya götüren insanlara da teşekkür ediyorum. Milliyetçiİik
de budur zaten. Yani üretmek, katma değer yaratmak, ihracat
yapmak, Bunların hepsi burada var. Öyle zannediyorum ki Denizli,
tekstil ağırlıklı sanayide son yıllarda en büyük mesafe alan
birkaç ilden biri. Denizli kendi ayaklan üzerinde durarak, öz
kaynaklarını da ağırlıklı olarak kullanarak bu noktaya geldi.
Denizli bu yönüyle örnek bir model.
Türkiye'nin ileriye dönük ekonomik durumunu nasıl görüyorsunuz?
Özellikle Avrupa Birliği, gümrük birliği ve dış ticaret açısından...
Burada
iki yaklaşım var. Biri "Bu küreselleşme, rekabetçi onanı
Türkiye'yi dinamik bir yapıya kavuşturur; dolayısıyla bundan
yalnız Türkiye değil bütün dünya istifade eder" şeklinde.
Diğeri ise "Hayır, bu küreselleşme sonunda fakirliği, gelir
uçurumunu getirmektedir, geri kalmış olanlar geri kalmaya devam
etmektedir" şeklinde. Bunu hem Batı'daki birçok insan hem
de bizim ülkemizde birçok kişi savunuyor. Hatta Batı'da "küreselleşmeye
hayır" şeklinde büyük gösteriler yapılıyor. Burada da yine,
sanki iki zıt fikir tartışılıyor gibi görünüyor. Her ikisinde
de belirli doğrular olabilir. Yani çok iddialı iktisatçılar
da, hatta Dünya Bankası bile gelir dağılımında uçurumun arttığını
bunun da sonunda, terör ve benzeri olaylara neden olduğunu söylüyor,
Bu konular hep tartışılıyor ve herhalde tartışılmaya da devam
edecek. Ama Türkiye ne kitle olarak ne de sivil toplum olarak
bunu pek fazla tartışmıyor gibi.
Çok ilginçtir batı tartışıyor bunu. Yani küreselleşmeyi icat
eden Batı. Yani her şey oradan cereyan ediyor. Avrupa Birliği,
Gümrük Birliği bize ne sağladı, ne sağlamadı; aslında onun da
çok ciddi bir muhasebesi acaba yapıldı mı? Olmasaydı ne kaybederdik,
ne kazanırdık? Yani bunun da bir fizibilitesi, bir muhasebesi
herhalde yapılmadı gibi geliyor bana. Ama bir globalleşme olayı
ile karşı karşıyayız. Yani siz ona karşı ne kadar direnebilirsiniz?
Kapalı ekonomilerin başarısı ortada. Biz belirli alanlarda çok
ciddi mesafeler aldık. O alan da aşağı yukarı tekstil gibi görünüyor.
Ne zamana kadar tekstil bu şekilde gider bilmiyorum, 2005'te
kotaların kalkacağından bahsediliyor. Ama ülkelerde de zaten
iş gücü, maliyet artıyor. Yani hepsi yerinde saymıyor. Dolayısıyla,
böyle felaket senaryolarının anlamı ve gereği de yoktur deniliyor.
Ama Türkiye'nin yalnız tekstilde ihtisaslaşıyor gibi olması
ne kadar uzun vadede sağlıklıdır, diğer alanlara rekabete açık
bir şekilde ne kadar kayabilir; onlar da herhalde çok önemli
başlıklar olsa gerek.
Denizli ile igili vereceğiniz bir mesaj var mı?
Denizli'de sanayideki gelişme maalesef diğer alanlara pek yansımadı.
Mesela eğitim ve sağlık buna paralel gitmedi. Tabi eğitim ve
sağlıkta devlet ağırlıklı bir gelişme olması gerekirdi. Alt
yapı da öyle. Ulaşım, enerji, bunlar çok ihmal edildi. Benim
çok hoşuma giden bir tabir var: "Denizli fiili, ekonomik
desantralizasyonu uyguladı." Demek ki bu fiili, ekonomik
desantralizasyon Denizli'de idari alana da yansısaydı, bu söylediğim
paralel değişme de sağlanabilirdi. Çünkü yerel kaynaklar, yerel
vergiler ve yerel öncelikler daha sağlıklı belirlenirdi. Tabii
yalnız Denizli için değil, Türkiye için de bu geçerli. Maalesef
öncelikler belirlenemiyor ve müthiş israflar yapılıyor. Bu,
bizim eğitim sorunumuzu çözecek bir tutardır. Kalkınmayı siz
alt yapıda, eğitimde ve sağlıkta, insan unsuru olarak ona paralel
götürmezseniz, o zaman buradaki sanayinin istikbaldeki hamleleri
de ona göre olur. Yani bütün sanayii diğer alanlardan soyutlayarak
onu yorumlayamazsınız. Bir bütünün parçasıdır bu. O bütünün
diğer parçalan özel sektörün desteğine rağmen çok geride kaldı.
Denizli turizmde de günlük konaklamalarla ve Pamukkale'nin verdiği
bir imkânla, 4 bin yatağı değerlendirmeye çalışıyor. Ama burası
bir sağlık turizmine, bir termal turizmine donüşememiş. Halbuki
kültür, tarih ve doğa turizmiyle birlikte bu ciddi alt yapı
çok daha verimli kullanılabilirdi. O yönde şimdi arayışlar var.
Tarımda da organik tarım başlayabilirdi. Çünkü burada müthiş
bir ihracat kültürü var. Yani müteşebbis insanlar diyarı burası.
Bu müteşebbis güç turizme ve tarıma da kayabilirdi. Şimdi ilk
defa biz Özel İdare olarak 500 dönümlük bir alanı organik tarım
için bir müteşebbise veriyoruz. O belki burada örnek olacak
ve tarımda da ihracata yönelik bir atılımı göreceğiz. Yani,
bunların hepsi paralel giderse biz daha hızlı bir kalkınma yaparak,
hem Denizli'ye hem ülkeye büyük katkılar sağlarız.
|