Bu Sayı
Editör'den
Güncel
Narin: Eğitime limitsiz katkı yapmaya hazırız
Narin; "Devlet, müteşebbisi geleceğe
hazırlamak için onun yanında olmalı"
Türk tekstilcilerinden üç kritik konu
EKONOMİK VE SOSYAL KONSEY
GÜNDEMİNE İLİŞKİN GÖRÜŞLER
Eğitim Projesi Gerçekleşiyor
Seminer
Dampingli ithalat
Söyleşi
Denizli Valisi Recep Yazıcıoğlu: "Kendimi tekstil cennetinde
buldum"
Abdülkadir Uslu
"Vergi inmeden ekonomi kayıt altına girmez"
Hukuk
TARAF SENDİKANIN ÜYESİ OLMAYAN İŞÇİLERE
İŞVERENİN TOPLU İŞ
SÖZLEŞMESİNİ UYGULAMASI
|
Söyleşi
Denizli
Sanayi Odası Başkanı Abdülkadir Uslu
"Vergi inmeden ekonomi kayıt altına girmez"
Denizli
Sanayi Odası Başkanı Abdülkadir Uslu hükümete vergi reformu
Önerdiğini belirterek "Vergiler indirilerek ekonomi kayıt
altına alınmalı" dedi. Bulgaristan ve Romanya gibi ülkelere
yönelen sanayicileri haklı bulduğunu da dile getiren Uslu "Orada
vergi muafiyeti var. Elektrik ucuz ve işçilik de ucuz. Ama şu
anda geçici 3-5 yıllık bir yatırım yapılabilir. Öyle köklü bir
yatırım yapmak yanlış" dedi. Uslu tekstil sektöründen Türkiye
ekonomisine, gümrük birliğinden kotalara kadar birçok konuda
sorularımızı yanıtladı. Denizli Sanayi Odası Başkanı Abdülkadir
Uslu'nun sorularınıza verdiği yanıtlar şöyle:
Gümrük Birliği' ni Türkiye açısından değerlendirir misiniz?
Gümrük Birliği, bence Türkiye'ye çok büyük bir zarar getirmedi,
çok büyük fayda da getirmedi. Gümrük Birliği, Avrupa Birliği
giriş süreci içerisinde ekonomimizin bir alternasyonu gibi düşünüldü.
Ama, ekonomiyi destekleyen Avrupa Birliği'nden akacak paralar
Türkiye'ye gelmediği İçin, Gümrük Birliği askıda kalan bir anlaşma
oldu. Bazı ekonomistler, bazı duayenler ''Gümrük Birliği'nin
Türkiye'ye çok büyük faydaları oldu" diyor. Bunu TÜSİAD
toplantılarında da bazı arkadaşlarımız birtakım rakamlar söylüyor.
Nitekim 6'ncı Çerçeve Programı kapsamında 17 milyar dolarlık
bir pastadan bahsediliyor. Ama o pastadan Türkiye ne gibi pay
alacak bilmiyorum. Çünkü proje yok Türkiye'de. En büyük sıkıntı
bu. 17 milyar dolarlık havuza Türkiye 250 milyon dolar para
koydu. Ama zannederim ki proje üretemediğimiz için 250 milyon
dolar bile alamadık. Diğer ülkeler proje ürettikleri için alıyor.
Biz de şimdi üniversitelerde teknoloji merkezleri "TEKMER"
kurmaya çalışıyoruz. Oralarda projeler üreteceğiz, böylelikle
kendimiz AB'a hazırlamaya çalışıyoruz. Onda da devlet bir sürü
zorluk çıkarıyor. Türkiye'de her şeyde olduğu gibi birtakım
işlerde de tespitlerin ve tanımların yanlışlığı var. Yani Gümrük
Birliği bize çok bir şey vermedi.
Günümüzde aşırı ithalat var. Birçok mal gümrüksüz olarak,
kontrolsüz olarak gümrüklerden giriyor. Tekstilciler de bundan
çok muzdarip. Bu konuda fikirleriniz neler?
Bu konu 1O yıldır konuşuluyor. Yapılacak olan şey belliydi.
Çok uğraştık, 90-100 tane gümrük ka-pası vardı, bunu indirdiler.
Şimdi bunların da ihtisas gümrükleri haline gelmesi lazım. Türkiye'nin
en fazla ihracatı İstanbul, İzmir, Mersin vb. yerlerden yapılıyor.
Bu 3-4 yere bu işi büen kadrolar oturtulmalı ve gelen malı kontrol
etmeli. Bizde 80 cent olan bir mal 30 cente dışardan geliyor.
Buradaki sanayici ölüyor tabi. Bir de ABD Doları'nın fiyatı
böyle giderse, ithalat patlar, ihracat durur Bunun bir şekilde
dengelenmesi lazım. Dolar 1 milyon 750 bin veya 1 milyon 800
bin lira olmuş olsaydı ithalat olur muydu? Olmazdı. Bu. Türkiye'de
her zaman yaşadığımız kronik vaka. Onun için. ekonomiyi devletin
müdahalesinden kurtarmak lazım. Ben her zaman şunu savunuyorum;
Bütçe Kanunu'na veya Anayasa'ya, "Devlet bir önceki -yani
bu sene yaptığımız bütçe değil- yıl gerçekleştirdiği bütçenin
yüzde 25'inden fazla borçlanma yapamaz" diye bir madde
koyacaksın. Yoksa, bu siyasetçilerin endazesi yok, bu memleketi
felâkete götürüyorlar. Hepimiz kazanıyoruz, alın terimizi götürüp,
IMF'ye, Dünya Bankası'na veya borç aldığımız kimselere "Biz
sizin dolarınızı yüzde 50'dan alıyoruz" diyoruz. Onlar
da giriyorlar piyasaya, paralan loplayıp gidiyorlar. O yüzden,
ekonomide hata yapıldığı zaman bedelini hu taraflara ödüyoruz.
Sanayicilerin beyanlarında hep izliyoruz her dakika
şikayet, her an şikayet. Peki sanayici hükümet nezdinde kuvvetli
değil mi?
Sanayici kuvvetli değil tabi. Hükümetler bizleri dinliyorlar,
ama genelde pek bir şey yapmıyorlar. Bu hükümet ise daha yeni,
şimdilik birşey diyemiyoruz.
Peki sanayici ne kadar bekleyecek?
Hükümet 5 seneliğine iktidar oldu. Devraldıkları 200 milyar
dolar bir borç var kucaklarında. Bu borcu 5 sene içinde ekonomiye
hazmeder hale getirmeleri lazım. Bunun için benim kendilerine
önerim oldu, Vergi reformu yapmanız lazım dedim. Vergi reformu
nasıl olmalı? Önce dolaylı vergilerin dışındaki Gelir Vergisi
ve Kurumlar Vergisi'ni 5 sene içerisinde yüzde 5'e, mümkünse
sıfıra indirerek ekonomiyi kayıt altına alacaksın. Çünkü vergileri
düşürmeden ekonomiyi kayıt altına alamazsın. Örneğin Özel Tüketim
Vergileri (ÖTV) var. Bugün LPG'de ÖTV yüzde 102. Bunun üzerine
yüzde 18 de KDV geliyor. Vergi oranlarında bu indirimleri yaptıktan
sonra bunun bir sattı var: Yürüyen her malın irsaliyesinin üzerinde
fiyatı, tutan, malın miktarı, menşei hepsi yazacak. Yolda irsaliyesiz
mal yakalandı mı, Gelir Vergisi, Kurumlar Vergisi, KDV ödeyecek
adam. Ama Türkiye'de kaçakçılığa prim veriliyor. Türkiye kullanılan,
LPG'nin, mazotun yaası kaçaktır. Bu kaçakçılığı teşvik eden
insanlar da, bu vergi kaçakçılığını teşvik eder duruma geliyor.
Hükümete vergi reformu dışında başka bir öneriniz de
oldu mu?
Her hükümet "vergi reformu" diyor, devamını getirmiyor.
Ben onu getiriyorum. Diyorum ki, irsaliyesini yazarken KDV alacaksın.
Bir defa yolda malı evraksın giderken yakaladın mı hemen el
koyacaksın, ikincide malın üç katı cezasıyla el koyacaksın.
Üçüncüsünde ise iki yıl hapis vereceksin, Ayrıca 5 bin doların
üzerindeki bütün para hareketlerini banka dışında kabul etmeyeceksin.
Burun para hareketlerinden düşük oranda banka muamele vergisi
alacaksın. Bunları yapınca gayrisa-fi milli hasılayı 500 milyar
dolara çıkarmak zor değil, 500 milyar dolarlık bir ekonominin
içinde 200 milyar dolarlık borçlar önemli değil. Böylece devletin
hantal yapısı kaybolur gider ve Türkiye dünyanın 13'üncü büyük
ekonomisi olur.
Peki neden yapılmıyor bunlar?
Maliye Bakanlığı'na öneri gidiyor. Ama Maliye'deki bürokratların
önüne gitti mi bu iş, "çok tehlikeli, bu iş olmaz"
kararı çıkıyor, Maliye Bakanlığı'ndan bir kararı çıkartmak 5-10
yıl sürer Yani, oralarda bir şeyi kıpırdatmak, o bürokrasiyi
yerinden oynatmak çok zor. Ancak, bir pehlivan, bir yiğit gelecek
"çekilin geriye" diyecek, dağıtacak ortalığı "ben
bunu yaptım" diyecek.
Buna da imkan vermiyorlar değil mi?
Her gelen iktidar, bunları ben çözeceğim diye gelir. Samimi
olarak ifade ediyorlar. Bu iktidar da öyle samimi olarak ifade
etti. Ama gelip orada oturduğu zaman o çarkın içine kendi de
giriyor. O zaman bitiyor iş. En büyük tehlike o.
Yoğun bir şekilde Bulgaristan, Romanya gibi ülkelere
yöneliş var. Sanayici neden buralara fabrikasını taşıyor?
Haklılar, niye gitmesin? Orada vergi muafiyeti var, elektrik
ucuz, işçilik ucuz. Ama bu geçici. Romanya, Bulgaristan ve diğerleri
hepsi Avrupa Birliğine bizden önce girecekler. 5 sene sonra,
bizim önümüze geçecek onlar. Yani uzun vadede doğru bir iş değil.
Şu anda geçici 3-5 yıllık bir yatırım yapılabilir. Ama öyle
köklü bir yatırım yapmak yanlış.
2005'te kotalar kalkıyor. Çin, Dünya Ticaret Örgütü'ne
girdi; ne yapacaksınız?
sanayinin girdi maliyet rakkamları arakça, tekstil yenilgiyle
çıkacak. Kayıtdışı konusunun ise bir tek sebebi var. Adam para
kazandığı zaman, enflasyon muhasebesi olmadığı için kazandığı
paranın tamamı vergiye gidiyor. Mutlaka adamın bir yerlerden
kendini toparlayabilmesi için kayıt dışı iş yapması lazım. Çünkü
devlet "sen kayıt dışı iş yap arkadaş" diyor. Bunun
ününe geçmenin yolu da girişimcinin önündeki engelleri kaldırarak
kayıt içine almak. Böylece ekonomi de genişlemiş olur, Ticareti,
üretimi, hizmeti her şeyi artıracaksın. Bir de sermaye ayrımı
yapmayacaksın.
Biraz da kendi işyerinizle ilgili bilgi verebilir inisiniz?
Ne kadar üretim yapıyorsunuz?
1998'de ekonomik krize yakalandığımız için kendi şirketlerimizi
Güneş Tekstile kiraya verdik. Güneş Tekstil eski şirketlerimizin
tamamını 3.5 yıldır kiralama yöntemiyle çalıştırıyor. Burada
2500 kişi çalışıyor, Toplam ciromuz 110 milyon dolar. Bankalarla
istanbul Yaklaşımı çerçevesinde bir protokol imzaladık. Geçen
sene Haziran ayında imzalamamıza rağmen.
Tabi hemen birden bire "her şey mahvoldu" demek yanlış.
Ama önümüzdeki 10 yıllık periyotta Türk tekstili kendi önlemini
almazsa geri gidecek. Yani yeni yatırımlar olmayacak, eski yatırımlar
iflas edip kapatacak. Ancak kendisini yenileyenler ayakta kalacak,
Bu yüzden teknolojiye ayak uydurmuş, kalite yaratmış, markalaşmış
olmak lazım. Yani Çin'in, Hindistan'ın, Pakistan'ın üretiminin
dışında veya onun üstünde üretim yapan ayakta kalacak. Çünkü
bizim ortalama işçiliğimiz bugün 500 dolar. Bu rakam Çin, Pakistan
ve Hindistan'da 50 dolar. Bu rakamlarla rekabet etmek için marka
yapmamız, gelişmiş ülkelerde pazarlama ağları kurmamız lazım.
Kayıtdışı sektör Türkiye'de çok hakim. Böyle bir sektör
lokomotif olma durumunu muhafaza edecek mı?
Uygun vadede edemez tabi. Yani, otomotivin bugün ihraç rakamları
çok yükseliyor, başka sanayiler giriyor, başka yan sanayiler
giriyor. O bakımdan, yani tekstil bürokrasisi daha yürüyor,
bitmedi. Bu işler bittiği zaman tekrar biz eski şirketlerimizde
faaliyetlerimize devam edeceğiz. Güneş Tekstil kira bedeli olarak
eski şirketlerimizin borçlarını bankalarla anlaşma yaptığımı?
şekilde ödüyor. Şu anda böyle devam ediyoruz. İplik, dokuma
ve boyamızı kendimiz yapıyoruz. Ayrıca boyahanede dışarıya fason
da yapıyoruz.
Peki Denizli bu sektörün neresinde?
Denizli bu sektörün en dinamik yerinde. Denizli şu anda dünyanın
havlu-bornoz merkezi. Yani dünyada 1 milyar dolarlık kapasiteli
üretim yapan, havlu bornoz yapan bir ülke yok. Denizli'nin havlu
bornoz üretimi Çin'in havlu bornoz üretimiyle eşit. Bütün alıcılar
buraya geliyor, istediği yerden malını alıp gidiyor. Ama burada
da bir marka yaratmamız veya almamız lazım. Yani Denizli'nin
kendi içinde birleşip bir 50-60 milyon dolar Amerika'da veya
Avrupa'da marka alması gerekiyor.
|