[ , ]    Sayı:281 Mayıs 2003

TÜTSİS     Künye     Geçmiş Sayılar

Bu Sayı

 

Editör'den


 Güncel

   Narin: Eğitime limitsiz katkı yapmaya hazırız

   Narin; "Devlet, müteşebbisi geleceğe hazırlamak için onun yanında olmalı"

  Türk tekstilcilerinden üç kritik konu

  EKONOMİK VE SOSYAL KONSEY
GÜNDEMİNE İLİŞKİN GÖRÜŞLER

   Eğitim Projesi Gerçekleşiyor


Seminer

   Dampingli ithalat


 Söyleşi

   Denizli Valisi Recep Yazıcıoğlu: "Kendimi tekstil cennetinde buldum"

   Abdülkadir Uslu
"Vergi inmeden ekonomi kayıt altına girmez"


 Hukuk

   TARAF SENDİKANIN ÜYESİ OLMAYAN İŞÇİLERE İŞVERENİN TOPLU İŞ
SÖZLEŞMESİNİ UYGULAMASI

Söyleşi

Denizli Sanayi Odası Başkanı Abdülkadir Uslu
"Vergi inmeden ekonomi kayıt altına girmez"

Denizli Sanayi Odası Başkanı Abdülkadir Uslu hükümete vergi reformu Önerdiğini belirterek "Vergiler indirilerek ekonomi kayıt altına alınmalı" dedi. Bulgaristan ve Romanya gibi ülkelere yönelen sanayicileri haklı bulduğunu da dile getiren Uslu "Orada vergi muafiyeti var. Elektrik ucuz ve işçilik de ucuz. Ama şu anda geçici 3-5 yıllık bir yatırım yapılabilir. Öyle köklü bir yatırım yapmak yanlış" dedi. Uslu tekstil sektöründen Türkiye ekonomisine, gümrük birliğinden kotalara kadar birçok konuda sorularımızı yanıtladı. Denizli Sanayi Odası Başkanı Abdülkadir Uslu'nun sorularınıza verdiği yanıtlar şöyle:
Gümrük Birliği' ni Türkiye açısından değerlendirir misiniz?
Gümrük Birliği, bence Türkiye'ye çok büyük bir zarar getirmedi, çok büyük fayda da getirmedi. Gümrük Birliği, Avrupa Birliği giriş süreci içerisinde ekonomimizin bir alternasyonu gibi düşünüldü. Ama, ekonomiyi destekleyen Avrupa Birliği'nden akacak paralar Türkiye'ye gelmediği İçin, Gümrük Birliği askıda kalan bir anlaşma oldu. Bazı ekonomistler, bazı duayenler ''Gümrük Birliği'nin Türkiye'ye çok büyük faydaları oldu" diyor. Bunu TÜSİAD toplantılarında da bazı arkadaşlarımız birtakım rakamlar söylüyor. Nitekim 6'ncı Çerçeve Programı kapsamında 17 milyar dolarlık bir pastadan bahsediliyor. Ama o pastadan Türkiye ne gibi pay alacak bilmiyorum. Çünkü proje yok Türkiye'de. En büyük sıkıntı bu. 17 milyar dolarlık havuza Türkiye 250 milyon dolar para koydu. Ama zannederim ki proje üretemediğimiz için 250 milyon dolar bile alamadık. Diğer ülkeler proje ürettikleri için alıyor. Biz de şimdi üniversitelerde teknoloji merkezleri "TEKMER" kurmaya çalışıyoruz. Oralarda projeler üreteceğiz, böylelikle kendimiz AB'a hazırlamaya çalışıyoruz. Onda da devlet bir sürü zorluk çıkarıyor. Türkiye'de her şeyde olduğu gibi birtakım işlerde de tespitlerin ve tanımların yanlışlığı var. Yani Gümrük Birliği bize çok bir şey vermedi.
Günümüzde aşırı ithalat var. Birçok mal gümrüksüz olarak, kontrolsüz olarak gümrüklerden giriyor. Tekstilciler de bundan çok muzdarip. Bu konuda fikirleriniz neler?
Bu konu 1O yıldır konuşuluyor. Yapılacak olan şey belliydi. Çok uğraştık, 90-100 tane gümrük ka-pası vardı, bunu indirdiler. Şimdi bunların da ihtisas gümrükleri haline gelmesi lazım. Türkiye'nin en fazla ihracatı İstanbul, İzmir, Mersin vb. yerlerden yapılıyor. Bu 3-4 yere bu işi büen kadrolar oturtulmalı ve gelen malı kontrol etmeli. Bizde 80 cent olan bir mal 30 cente dışardan geliyor. Buradaki sanayici ölüyor tabi. Bir de ABD Doları'nın fiyatı böyle giderse, ithalat patlar, ihracat durur Bunun bir şekilde dengelenmesi lazım. Dolar 1 milyon 750 bin veya 1 milyon 800 bin lira olmuş olsaydı ithalat olur muydu? Olmazdı. Bu. Türkiye'de her zaman yaşadığımız kronik vaka. Onun için. ekonomiyi devletin müdahalesinden kurtarmak lazım. Ben her zaman şunu savunuyorum; Bütçe Kanunu'na veya Anayasa'ya, "Devlet bir önceki -yani bu sene yaptığımız bütçe değil- yıl gerçekleştirdiği bütçenin yüzde 25'inden fazla borçlanma yapamaz" diye bir madde koyacaksın. Yoksa, bu siyasetçilerin endazesi yok, bu memleketi felâkete götürüyorlar. Hepimiz kazanıyoruz, alın terimizi götürüp, IMF'ye, Dünya Bankası'na veya borç aldığımız kimselere "Biz sizin dolarınızı yüzde 50'dan alıyoruz" diyoruz. Onlar da giriyorlar piyasaya, paralan loplayıp gidiyorlar. O yüzden, ekonomide hata yapıldığı zaman bedelini hu taraflara ödüyoruz.
Sanayicilerin beyanlarında hep izliyoruz her dakika şikayet, her an şikayet. Peki sanayici hükümet nezdinde kuvvetli değil mi?
Sanayici kuvvetli değil tabi. Hükümetler bizleri dinliyorlar, ama genelde pek bir şey yapmıyorlar. Bu hükümet ise daha yeni, şimdilik birşey diyemiyoruz.
Peki sanayici ne kadar bekleyecek?
Hükümet 5 seneliğine iktidar oldu. Devraldıkları 200 milyar dolar bir borç var kucaklarında. Bu borcu 5 sene içinde ekonomiye hazmeder hale getirmeleri lazım. Bunun için benim kendilerine önerim oldu, Vergi reformu yapmanız lazım dedim. Vergi reformu nasıl olmalı? Önce dolaylı vergilerin dışındaki Gelir Vergisi ve Kurumlar Vergisi'ni 5 sene içerisinde yüzde 5'e, mümkünse sıfıra indirerek ekonomiyi kayıt altına alacaksın. Çünkü vergileri düşürmeden ekonomiyi kayıt altına alamazsın. Örneğin Özel Tüketim Vergileri (ÖTV) var. Bugün LPG'de ÖTV yüzde 102. Bunun üzerine yüzde 18 de KDV geliyor. Vergi oranlarında bu indirimleri yaptıktan sonra bunun bir sattı var: Yürüyen her malın irsaliyesinin üzerinde fiyatı, tutan, malın miktarı, menşei hepsi yazacak. Yolda irsaliyesiz mal yakalandı mı, Gelir Vergisi, Kurumlar Vergisi, KDV ödeyecek adam. Ama Türkiye'de kaçakçılığa prim veriliyor. Türkiye kullanılan, LPG'nin, mazotun yaası kaçaktır. Bu kaçakçılığı teşvik eden insanlar da, bu vergi kaçakçılığını teşvik eder duruma geliyor.
Hükümete vergi reformu dışında başka bir öneriniz de oldu mu?
Her hükümet "vergi reformu" diyor, devamını getirmiyor. Ben onu getiriyorum. Diyorum ki, irsaliyesini yazarken KDV alacaksın. Bir defa yolda malı evraksın giderken yakaladın mı hemen el koyacaksın, ikincide malın üç katı cezasıyla el koyacaksın. Üçüncüsünde ise iki yıl hapis vereceksin, Ayrıca 5 bin doların üzerindeki bütün para hareketlerini banka dışında kabul etmeyeceksin. Burun para hareketlerinden düşük oranda banka muamele vergisi alacaksın. Bunları yapınca gayrisa-fi milli hasılayı 500 milyar dolara çıkarmak zor değil, 500 milyar dolarlık bir ekonominin içinde 200 milyar dolarlık borçlar önemli değil. Böylece devletin hantal yapısı kaybolur gider ve Türkiye dünyanın 13'üncü büyük ekonomisi olur.
Peki neden yapılmıyor bunlar?
Maliye Bakanlığı'na öneri gidiyor. Ama Maliye'deki bürokratların önüne gitti mi bu iş, "çok tehlikeli, bu iş olmaz" kararı çıkıyor, Maliye Bakanlığı'ndan bir kararı çıkartmak 5-10 yıl sürer Yani, oralarda bir şeyi kıpırdatmak, o bürokrasiyi yerinden oynatmak çok zor. Ancak, bir pehlivan, bir yiğit gelecek "çekilin geriye" diyecek, dağıtacak ortalığı "ben bunu yaptım" diyecek.
Buna da imkan vermiyorlar değil mi?
Her gelen iktidar, bunları ben çözeceğim diye gelir. Samimi olarak ifade ediyorlar. Bu iktidar da öyle samimi olarak ifade etti. Ama gelip orada oturduğu zaman o çarkın içine kendi de giriyor. O zaman bitiyor iş. En büyük tehlike o.
Yoğun bir şekilde Bulgaristan, Romanya gibi ülkelere yöneliş var. Sanayici neden buralara fabrikasını taşıyor?
Haklılar, niye gitmesin? Orada vergi muafiyeti var, elektrik ucuz, işçilik ucuz. Ama bu geçici. Romanya, Bulgaristan ve diğerleri hepsi Avrupa Birliğine bizden önce girecekler. 5 sene sonra, bizim önümüze geçecek onlar. Yani uzun vadede doğru bir iş değil. Şu anda geçici 3-5 yıllık bir yatırım yapılabilir. Ama öyle köklü bir yatırım yapmak yanlış.
2005'te kotalar kalkıyor. Çin, Dünya Ticaret Örgütü'ne girdi; ne yapacaksınız?
sanayinin girdi maliyet rakkamları arakça, tekstil yenilgiyle çıkacak. Kayıtdışı konusunun ise bir tek sebebi var. Adam para kazandığı zaman, enflasyon muhasebesi olmadığı için kazandığı paranın tamamı vergiye gidiyor. Mutlaka adamın bir yerlerden kendini toparlayabilmesi için kayıt dışı iş yapması lazım. Çünkü devlet "sen kayıt dışı iş yap arkadaş" diyor. Bunun ününe geçmenin yolu da girişimcinin önündeki engelleri kaldırarak kayıt içine almak. Böylece ekonomi de genişlemiş olur, Ticareti, üretimi, hizmeti her şeyi artıracaksın. Bir de sermaye ayrımı yapmayacaksın.
Biraz da kendi işyerinizle ilgili bilgi verebilir inisiniz? Ne kadar üretim yapıyorsunuz?
1998'de ekonomik krize yakalandığımız için kendi şirketlerimizi Güneş Tekstile kiraya verdik. Güneş Tekstil eski şirketlerimizin tamamını 3.5 yıldır kiralama yöntemiyle çalıştırıyor. Burada 2500 kişi çalışıyor, Toplam ciromuz 110 milyon dolar. Bankalarla istanbul Yaklaşımı çerçevesinde bir protokol imzaladık. Geçen sene Haziran ayında imzalamamıza rağmen.
Tabi hemen birden bire "her şey mahvoldu" demek yanlış. Ama önümüzdeki 10 yıllık periyotta Türk tekstili kendi önlemini almazsa geri gidecek. Yani yeni yatırımlar olmayacak, eski yatırımlar iflas edip kapatacak. Ancak kendisini yenileyenler ayakta kalacak, Bu yüzden teknolojiye ayak uydurmuş, kalite yaratmış, markalaşmış olmak lazım. Yani Çin'in, Hindistan'ın, Pakistan'ın üretiminin dışında veya onun üstünde üretim yapan ayakta kalacak. Çünkü bizim ortalama işçiliğimiz bugün 500 dolar. Bu rakam Çin, Pakistan ve Hindistan'da 50 dolar. Bu rakamlarla rekabet etmek için marka yapmamız, gelişmiş ülkelerde pazarlama ağları kurmamız lazım.
Kayıtdışı sektör Türkiye'de çok hakim. Böyle bir sektör lokomotif olma durumunu muhafaza edecek mı?
Uygun vadede edemez tabi. Yani, otomotivin bugün ihraç rakamları çok yükseliyor, başka sanayiler giriyor, başka yan sanayiler giriyor. O bakımdan, yani tekstil bürokrasisi daha yürüyor, bitmedi. Bu işler bittiği zaman tekrar biz eski şirketlerimizde faaliyetlerimize devam edeceğiz. Güneş Tekstil kira bedeli olarak eski şirketlerimizin borçlarını bankalarla anlaşma yaptığımı? şekilde ödüyor. Şu anda böyle devam ediyoruz. İplik, dokuma ve boyamızı kendimiz yapıyoruz. Ayrıca boyahanede dışarıya fason da yapıyoruz.
Peki Denizli bu sektörün neresinde?
Denizli bu sektörün en dinamik yerinde. Denizli şu anda dünyanın havlu-bornoz merkezi. Yani dünyada 1 milyar dolarlık kapasiteli üretim yapan, havlu bornoz yapan bir ülke yok. Denizli'nin havlu bornoz üretimi Çin'in havlu bornoz üretimiyle eşit. Bütün alıcılar buraya geliyor, istediği yerden malını alıp gidiyor. Ama burada da bir marka yaratmamız veya almamız lazım. Yani Denizli'nin kendi içinde birleşip bir 50-60 milyon dolar Amerika'da veya Avrupa'da marka alması gerekiyor.

Tekstilisveren.org.tr     Üyelerimize Duyurular    İrtibat

© 2002-2003 TÜTSİS      -      boratur.net