[ , ]    Sayı:281 Mayıs 2003

TÜTSİS     Künye     Geçmiş Sayılar

Bu Sayı

 

Editör'den


 Güncel

   Narin: Eğitime limitsiz katkı yapmaya hazırız

   Narin; "Devlet, müteşebbisi geleceğe hazırlamak için onun yanında olmalı"

  Türk tekstilcilerinden üç kritik konu

  EKONOMİK VE SOSYAL KONSEY
GÜNDEMİNE İLİŞKİN GÖRÜŞLER

   Eğitim Projesi Gerçekleşiyor


Seminer

   Dampingli ithalat


 Söyleşi

   Denizli Valisi Recep Yazıcıoğlu: "Kendimi tekstil cennetinde buldum"

   Abdülkadir Uslu
"Vergi inmeden ekonomi kayıt altına girmez"


 Hukuk

   TARAF SENDİKANIN ÜYESİ OLMAYAN İŞÇİLERE İŞVERENİN TOPLU İŞ
SÖZLEŞMESİNİ UYGULAMASI

Güncel

Türk tekstilcilerinden Avrupa gündemine üç kritik konu

1-Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) müzakerelerinde mutlaka sek-törel yaklaşım olmalı, görüşmeler sektörler bazında yapılmalı.
2-Üçüncü ülkeler kendi gümrük oraniannı yüzde 15'e düşürmeden ve tarife dışı engelleri kaldırmadan hiçbir tarife dışı indirime ya da tarife indirimine gitmemeli.
3-High-tech sektörler için emek yoğun sektörler feda edilmemeli. AB'nin yeni 10 ülkenin katılımı ile önündeki en büyük sorun işsizlik haline gelmiştir. Bu sorun mutlaka çözülmeli.

Avrupa tekstil sektörünün karar alma organlarında etkisi her geçen gün anan Türk tekstil ve hazır giyim sektörü, Avrupa tekstil politikasına yön verecek üç önemli önelisin! önce Euratex bünyesinde, sonra da Avrupa Birliği (AB) Komisyonu'nda kabul ettirdi. Geçmişte high-tech (Yüksek Teknoloji Gerektiren Ürünler) sektörlerin üçüncü ülkelerin pazarlarına girebilmesi karşılığında tekstil ve konfeksiyon sektöründen tavizler verme politikasını benimseyen AB, Türk tekstil ve konfeksiyon sektörünün temsilcilerinin Euratex bünyesindeki lobi çalışmaları sonucunda tavrını değiştirme yolunda önemli adımlar attı.

"Hakkımızı aramalıyız"

Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası (TTSİS) adına Euratex bünyesinde Yönetim Kurulu üyesi olarak görev yapan Bülent Başer, Avrupa nezdinde yaşanan bu gelişmelerden duydukları memnuniyeti dile getirirken, Türk tekstil ve konfeksiyon sektörünün artık tek ağızdan konuşmaya başladığını aynı kararlılığı devletin ilgili kurumlarından da beklediklerini belirtti.
Türkiye'nin son 10 yılda tekstil sektörüne 10 milyar dolarlık yatırım yaptığını vurgulayan Başer, "Sektör bunu Avrupa'ya gümrüksüz mal satacağı düşüncesi ile gerçekleştirmiş. Ama AB diğer ülkelerin aksine tek taraflı olarak pazarını üçüncü ülkelere açıyor. Bu Türkiye'nin aleyhine bir durum. Eğer bu süreç devam ederse AB ortak pazar değil, dünya pazarı olacaktır. Dünya pazarında da high-tech ve moda ürünler dışında Türkiye'in rekabet etmesi mümkün değildir" diye konuştu.
Türkiye'nin bu konudaki eleştirilerinde tamamen haklı olduğunu ancak hakkını koruyamadığını belirten Başer, "Eğer biz haklı olduğumuz bir konuda Ankara, Brüksel, sanayici üç maymunu oynarsak o zaman birileri bizim adımıza kararlar alır ve uygular" dedi.
"Sektör artık tek ağızdan konuşuyor"

Sektörün gerek Türkiye İhracatçılar Meclisi, gerek Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği, gerek İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon İhraatçılar Birliği ve gerekse Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası olarak tek ağızdan konuştuğunu ve AB'nin üçüncü ülkelere pazarını tek taraflı olarak açmasına engel olmaya çalıştıklarını vurgulayan Başer, şu değerlendirmeleri yaptı:

"Çabamız AB'nin Çin'in haksız rekabetine karşı pazarını tek taraflı olarak açmaması. Euratex de bizimle aynı görüşte. Biliyorsunuz Euratex AB'nin tekstil ve konfeksiyondaki en üst kurumu. Euratex içinde Türkiye şu an aynı AB ülkeleri gibi oy hakkına sahiptir ve en fazla oy hakkı bulunan ülkelerden biri konumundadır. AB içinde ten büyük tekstil ve konfeksiyon sektörüne sahip olduğu için İtalya ve Türkiye'nin oyları AB Euratex kararlarında büyük bir çoğunluk sağlamaktadır. Yani Euratex'teki çalışmalarımız sonucunda Euratex de bizimle aynı görüşü taşıyor. Bu konuda görüşlerini AB Komisyo-nu'na sunuyor. Bizim tek isteğimiz, çabamız Ankara'nın da bizlerle aynı duyarlılığı göstermesi. Tek ağızdan konuştuğumuz sürece biz DTÖ görüşmelerinde ve AB Parlamentosunda haklarımızı alırız."

AB gündemine taşınan üç kritik konu
DTÖ görüşmelerinin devamının Eylül-Ekim aylarında Sain Paula'da yapılacağını ve AB'nin artık kendi ticari politikasını netleştirmeye başladığını belirten Başer, şu anki ağır görücün üçüncü ülkelere pazar açılımını sürdürme yönünde olduğunu vurguladı. Bunun Türkiye'nin aleyhine bir durum olduğunu ve engellenmesi gerektiğini dile getiren Başer, Euratex'teki çalışmaları sonucunda bunu engellemek için önemli adımlar attıklarını kaydetti.
Geçmişte high-tech malların satışı karşılığında tekstil ve konfeksiyonda her türlü tavizi vermeye hazır bir portre çizen AB'nin bu bakış açısının doğru oi-madığının farkına vardığını ifade eden Başer, tekstil ve konfeksiyon sektörünün high-tech sektörler için bir pazarlık aracı olarak kullanılmaması gerektiğini belirtti. Başer. bunu sağlamak için AB gündemine taşıdıkları önerilerle ilgili olaraksa şu açıklamaları yaptı:
"AB'de geçmişte biz üç uçak satalım, yerine tekstil ve konfeksiyonda tüm tavizleri verelim düşüncesi vardı. Ama bu durduruldu. Euraıex ve AB komisyonlarında anık bu bakış açısının doğru olmadığını onlar da kabul etmiş durumdalar. Yani tekstil ve konfeksiyon sektörü AB'nin diğer high-tech sektörleri için pazarlık aracı kullanılmamalı. Bu nedenle biz üç ana konu gündeme getirdik.
Birincisi DTÖ müzakerelerinde sektörel yaklaşım olmalı. Yani tüm ticari görüşmeler sektör bazında yapılmalıdır. Bu konuda Euratex politikaları çok net. DTÖ görüşmelerinde sektöre! yaklaşımın kesinlikle yapılması konusunda karar kesindir. İkincisi üçüncü ülkeler kendi gümrük oranlarını yüzde 15'e düşürmeden ve tarife dışı engellerini kaldırmadan hiçbir tarife dışı indirime ya da tarife indirimine gidilmemesi konusunda Euratex'in kararı nettir. Bu konuda bizim görüşümüz de aynıdır. Üçüncü ve son olarak Brüksel'deki AB Komisyonu'na sunduğumuz raporda 'High-tech sektörler için emek yoğun sektörleri feda ediyorsunuz. 10 yeni üyeyi kendi bünyenize alıyorsunuz ve bu 10 yeni üye ülkede yüzde 10'un üzerinde işsizlik sorunu var. Bu insanlara emek yoğun sektörleri üçüncü ülkelere feda ettikten sonra nasıl istihdam yaratacaksınız?' diye sorduk. Bu çok kabul gördü. Şu an AB Komisyonu'nda çalışan değerli üyeler de işsizliğin büyük bir sorun olduğunu görüyor. Dolayısıyla bu konuda Türkiye'nin de hassasiyetini dile getirmesi acildir. İşsizlik şu an AB'nin önündeki en büyük engeldir. Bu insanlara kendi ülkelerinde iş yaratamayan bir AB, o insanların iş aramak için Almanya'ya İngiltere'ye Fransa'ya gittiğini görecektir. Bu engellemenin tek yolu da o insanlara bulundukları ülkelerde emek yoğun sektörler aracılığı ile istihdam sağlamak, bu alanlarda yatırımlara teşvik yaratmak ve yalınını teyvik etmektir. Bu konu da kabul gördü ve sanıyorum bu konularda epeyce yol aldık."

Tekstilisveren.org.tr     Üyelerimize Duyurular    İrtibat

© 2002-2003 TÜTSİS      -      boratur.net