Bu Sayı
Editör'den
Güncel
Narin: Eğitime limitsiz katkı yapmaya hazırız
Narin; "Devlet, müteşebbisi geleceğe
hazırlamak için onun yanında olmalı"
Türk tekstilcilerinden üç kritik konu
EKONOMİK VE SOSYAL KONSEY
GÜNDEMİNE İLİŞKİN GÖRÜŞLER
Eğitim Projesi Gerçekleşiyor
Seminer
Dampingli ithalat
Söyleşi
Denizli Valisi Recep Yazıcıoğlu: "Kendimi tekstil cennetinde
buldum"
Abdülkadir Uslu
"Vergi inmeden ekonomi kayıt altına girmez"
Hukuk
TARAF SENDİKANIN ÜYESİ OLMAYAN İŞÇİLERE
İŞVERENİN TOPLU İŞ
SÖZLEŞMESİNİ UYGULAMASI
|
Güncel
Türk tekstilcilerinden
Avrupa gündemine üç kritik konu
1-Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) müzakerelerinde mutlaka
sek-törel yaklaşım olmalı, görüşmeler sektörler bazında
yapılmalı.
2-Üçüncü ülkeler kendi gümrük oraniannı yüzde 15'e düşürmeden
ve tarife dışı engelleri kaldırmadan hiçbir tarife dışı
indirime ya da tarife indirimine gitmemeli.
3-High-tech sektörler için emek yoğun sektörler feda edilmemeli.
AB'nin yeni 10 ülkenin katılımı ile önündeki en büyük
sorun işsizlik haline gelmiştir. Bu sorun mutlaka çözülmeli. |
Avrupa
tekstil sektörünün karar alma organlarında etkisi her geçen
gün anan Türk tekstil ve hazır giyim sektörü, Avrupa tekstil
politikasına yön verecek üç önemli önelisin! önce Euratex bünyesinde,
sonra da Avrupa Birliği (AB) Komisyonu'nda kabul ettirdi. Geçmişte
high-tech (Yüksek Teknoloji Gerektiren Ürünler) sektörlerin
üçüncü ülkelerin pazarlarına girebilmesi karşılığında tekstil
ve konfeksiyon sektöründen tavizler verme politikasını benimseyen
AB, Türk tekstil ve konfeksiyon sektörünün temsilcilerinin Euratex
bünyesindeki lobi çalışmaları sonucunda tavrını değiştirme yolunda
önemli adımlar attı.
"Hakkımızı
aramalıyız"
Türkiye
Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası (TTSİS) adına Euratex
bünyesinde Yönetim Kurulu üyesi olarak görev yapan Bülent Başer,
Avrupa nezdinde yaşanan bu gelişmelerden duydukları memnuniyeti
dile getirirken, Türk tekstil ve konfeksiyon sektörünün artık
tek ağızdan konuşmaya başladığını aynı kararlılığı devletin
ilgili kurumlarından da beklediklerini belirtti.
Türkiye'nin son 10 yılda tekstil sektörüne 10 milyar dolarlık
yatırım yaptığını vurgulayan Başer, "Sektör bunu Avrupa'ya
gümrüksüz mal satacağı düşüncesi ile gerçekleştirmiş. Ama AB
diğer ülkelerin aksine tek taraflı olarak pazarını üçüncü ülkelere
açıyor. Bu Türkiye'nin aleyhine bir durum. Eğer bu süreç devam
ederse AB ortak pazar değil, dünya pazarı olacaktır. Dünya pazarında
da high-tech ve moda ürünler dışında Türkiye'in rekabet etmesi
mümkün değildir" diye konuştu.
Türkiye'nin bu konudaki eleştirilerinde tamamen haklı olduğunu
ancak hakkını koruyamadığını belirten Başer, "Eğer biz
haklı olduğumuz bir konuda Ankara, Brüksel, sanayici üç maymunu
oynarsak o zaman birileri bizim adımıza kararlar alır ve uygular"
dedi.
"Sektör artık tek ağızdan konuşuyor"
Sektörün
gerek Türkiye İhracatçılar Meclisi, gerek Türkiye Giyim Sanayicileri
Derneği, gerek İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon İhraatçılar Birliği
ve gerekse Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası olarak
tek ağızdan konuştuğunu ve AB'nin üçüncü ülkelere pazarını tek
taraflı olarak açmasına engel olmaya çalıştıklarını vurgulayan
Başer, şu değerlendirmeleri yaptı:
"Çabamız
AB'nin Çin'in haksız rekabetine karşı pazarını tek taraflı olarak
açmaması. Euratex de bizimle aynı görüşte. Biliyorsunuz Euratex
AB'nin tekstil ve konfeksiyondaki en üst kurumu. Euratex içinde
Türkiye şu an aynı AB ülkeleri gibi oy hakkına sahiptir ve en
fazla oy hakkı bulunan ülkelerden biri konumundadır. AB içinde
ten büyük tekstil ve konfeksiyon sektörüne sahip olduğu için
İtalya ve Türkiye'nin oyları AB Euratex kararlarında büyük bir
çoğunluk sağlamaktadır. Yani Euratex'teki çalışmalarımız sonucunda
Euratex de bizimle aynı görüşü taşıyor. Bu konuda görüşlerini
AB Komisyo-nu'na sunuyor. Bizim tek isteğimiz, çabamız Ankara'nın
da bizlerle aynı duyarlılığı göstermesi. Tek ağızdan konuştuğumuz
sürece biz DTÖ görüşmelerinde ve AB Parlamentosunda haklarımızı
alırız."
AB
gündemine taşınan üç kritik konu
DTÖ görüşmelerinin devamının Eylül-Ekim aylarında Sain Paula'da
yapılacağını ve AB'nin artık kendi ticari politikasını netleştirmeye
başladığını belirten Başer, şu anki ağır görücün üçüncü ülkelere
pazar açılımını sürdürme yönünde olduğunu vurguladı. Bunun Türkiye'nin
aleyhine bir durum olduğunu ve engellenmesi gerektiğini dile
getiren Başer, Euratex'teki çalışmaları sonucunda bunu engellemek
için önemli adımlar attıklarını kaydetti.
Geçmişte high-tech malların satışı karşılığında tekstil ve konfeksiyonda
her türlü tavizi vermeye hazır bir portre çizen AB'nin bu bakış
açısının doğru oi-madığının farkına vardığını ifade eden Başer,
tekstil ve konfeksiyon sektörünün high-tech sektörler için bir
pazarlık aracı olarak kullanılmaması gerektiğini belirtti. Başer.
bunu sağlamak için AB gündemine taşıdıkları önerilerle ilgili
olaraksa şu açıklamaları yaptı:
"AB'de geçmişte biz üç uçak satalım, yerine tekstil ve
konfeksiyonda tüm tavizleri verelim düşüncesi vardı. Ama bu
durduruldu. Euraıex ve AB komisyonlarında anık bu bakış açısının
doğru olmadığını onlar da kabul etmiş durumdalar. Yani tekstil
ve konfeksiyon sektörü AB'nin diğer high-tech sektörleri için
pazarlık aracı kullanılmamalı. Bu nedenle biz üç ana konu gündeme
getirdik.
Birincisi DTÖ müzakerelerinde sektörel yaklaşım olmalı. Yani
tüm ticari görüşmeler sektör bazında yapılmalıdır. Bu konuda
Euratex politikaları çok net. DTÖ görüşmelerinde sektöre! yaklaşımın
kesinlikle yapılması konusunda karar kesindir. İkincisi üçüncü
ülkeler kendi gümrük oranlarını yüzde 15'e düşürmeden ve tarife
dışı engellerini kaldırmadan hiçbir tarife dışı indirime ya
da tarife indirimine gidilmemesi konusunda Euratex'in kararı
nettir. Bu konuda bizim görüşümüz de aynıdır. Üçüncü ve son
olarak Brüksel'deki AB Komisyonu'na sunduğumuz raporda 'High-tech
sektörler için emek yoğun sektörleri feda ediyorsunuz. 10 yeni
üyeyi kendi bünyenize alıyorsunuz ve bu 10 yeni üye ülkede yüzde
10'un üzerinde işsizlik sorunu var. Bu insanlara emek yoğun
sektörleri üçüncü ülkelere feda ettikten sonra nasıl istihdam
yaratacaksınız?' diye sorduk. Bu çok kabul gördü. Şu an AB Komisyonu'nda
çalışan değerli üyeler de işsizliğin büyük bir sorun olduğunu
görüyor. Dolayısıyla bu konuda Türkiye'nin de hassasiyetini
dile getirmesi acildir. İşsizlik şu an AB'nin önündeki en büyük
engeldir. Bu insanlara kendi ülkelerinde iş yaratamayan bir
AB, o insanların iş aramak için Almanya'ya İngiltere'ye Fransa'ya
gittiğini görecektir. Bu engellemenin tek yolu da o insanlara
bulundukları ülkelerde emek yoğun sektörler aracılığı ile istihdam
sağlamak, bu alanlarda yatırımlara teşvik yaratmak ve yalınını
teyvik etmektir. Bu konu da kabul gördü ve sanıyorum bu konularda
epeyce yol aldık."
|