[ , ]    Sayı:281 Mayıs 2003

TÜTSİS     Künye     Geçmiş Sayılar

Bu Sayı

 

Editör'den


 Güncel

   Narin: Eğitime limitsiz katkı yapmaya hazırız

   Narin; "Devlet, müteşebbisi geleceğe hazırlamak için onun yanında olmalı"

  Türk tekstilcilerinden üç kritik konu

  EKONOMİK VE SOSYAL KONSEY
GÜNDEMİNE İLİŞKİN GÖRÜŞLER

   Eğitim Projesi Gerçekleşiyor


Seminer

   Dampingli ithalat


 Söyleşi

   Denizli Valisi Recep Yazıcıoğlu: "Kendimi tekstil cennetinde buldum"

   Abdülkadir Uslu
"Vergi inmeden ekonomi kayıt altına girmez"


 Hukuk

   TARAF SENDİKANIN ÜYESİ OLMAYAN İŞÇİLERE İŞVERENİN TOPLU İŞ
SÖZLEŞMESİNİ UYGULAMASI

Hukuk

TARAF SENDİKANIN ÜYESİ OLMAYAN İŞÇİLERE İŞVERENİN TOPLU İŞ
SÖZLEŞMESİNİ UYGULAMASI (Karar İncelemesi)

Prof. Dr. Tankut Centel

İstanbul Hukuk Fakültesi Dekanı

 

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No.: 2002/16415
Karar No.: 2003/2828
Tarih: 4.3-2003
Karar Özeti:

Toplu iş sözleşmesinin bazı hükümlerini taraf işçi sendikasına üye olmayan işçilere de uygulayan işverenin, kendisine başvuruda bulunmamış işçilerin ücretlerinden dayanışma aidatı kesmesi yükümünden söz edilemez.
İlgiIi Mevzuatı Sendikalar K. 6l; TİSGLK, 9
Kurur Metni:

Dava: Taraflar arasındaki dayanışma aidatının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikle davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 04.03.2003 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kâğıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Avukat ... ile karşı taraf adına Avukat... geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Yargıtay Kararı
Davacı sendika, davalı işverence sendika üyesi olmayan işçilere toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan bazı ödemelerin yapılmış olması sebebiyle dayanışma aidatı talebi ile bu davayı açmıştır.
Mahkemece istek doğrultusunda karar verilmiştir.
Sendika üyesi olmayan ya da üyeliği sona eren İşçilerin toplu iş sözleşmesinden yararlandırılması için 2822 sayılı Yasanın 9. maddesi uyarınca işverene başvuruda bulunulması gerekir. İşçinin bu yönde yazılı başvurusu mevcut değilse, işverenin 2821 sayılı Yasanın 61. maddesi uyarınca dayanışma aidatı ödeme yükümlülüğü bulunmamaktadır.

Davalı işverenin toplu iş sözleşmesinin bazı hükümlerini üye olmayan ve dayanışma aidatı dilekçesi vermemiş olan işçilere de uygulaması halinde resen dayanışma aidatı kesilerek ödenmesi gerektiği şeklindeki görüşü benimsemek mümkün değildir. Dayanışma aidatının işçinin ücretinden kesilmesi gerektiği dikkate alınırsa, işçinin talebi olmaksızın işverenin böyle bir uygulamaya gidemeyeceği de ortadadır.
Öte yandan davalı işveren toplu iş sözleşmesinin tüm hükümlerini de uygulamış değildir. Böyle bir durumda işçilerin dayanışma aidatı kesilmesi yönünde sözlü muvafakatından da söz edilemez.
Davacı sendikanın dayanışma aidatı ile ilgili isteğinin reddi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 275.000.000 TL. duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz haranın istek halinde ilgiliye iadesine, 4.3.2003 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Kararın İncelenmesi
I. İnceleme konusu Yargıtay kararına neden olan olayda, söz konusu karamı metninden anlaşıldığı kadarıyla:
1. Davalı işveren, işyerinde imzalanmış bulunan toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan bazı ödemeleri taraf işçi sendikasına üye olmayan işçilere yapmak suretiyle, bunları topiu iş sözleşmesinin bazı hükümlerinden yararlandırmıştır. Bunun üzerine, toplu iş sözleşmesine taraf işçi sendikası, davalı işverene karşı dayanışma aidatı ödenmesi talebini içerir bir dava açmıştır.
Alt mahkeme, davacı işçi sendikasının bu talebini kabul etmiş ve dayanışma aidatlarının faiziyle birlikte davalı işverene ödettirilmesini hüküm altına almıştır.
2. Alt mahkeme kararının davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine uyuşmazlık, Yargıtay Dokuzuncu Hukuk Dairesi'nin önüne gelmiştir. Bunun üzerine, Yüksek Mahkeme; dayanışma aidatının ödenmesi suretiyle toplu iş sözleşmesinden yararlanma için bu yolda işçinin yazılı başvurusunun bulunması gerektiğini ve böyle bir başvuru bulunmadığı takdirde işverenin aidat kesme yükümünün söz konusu olmayacağını, dayanışma aidatı işçinin ücretinden kesileceğinden işverenin kendiliğinden (resen) kesinti yapma yo-îuna gidemeyeceğini ve işverence toplu iş sözleşmesinin tüm hükümleri uygulanmadığından işçilerin aidat kesilmesi yönünden sözlü onaylarının bulunduğundan da söz edilemeyeceğini gerekçe göstererek, dayanışma aidatıyla ilgili davanın reddinin gerektiğini açıklamış ve giderek, alt mahkeme kararının bozulmasına karar vermiştir.
II. İnceleme konusu Yargıtay kararı bakımından hukuki sorun, görüldüğü üzere, taraf işçi sendikasına üye olmayan işçilerin dayanışma aidatı ödemeksizin toplu iş sözleşmesinin bazı hükümlerinden yararlanıp yararlanamayacağı noktasında toplanmakladır. Bu konuda, Yüksek Mahkeme, yararlanacak olan işçinin iradesini esas atmakta ve onun işverene yapacağı yazılı başvurusundan hareket etmektedir. Buna göre, aşağıda temel olarak ilkin, toplu iş sözleşmesi hükümlerinden yararlanma üzerinde durulacak ve sonra da, dayanışma aidatının ödenmesi koşuflanna ilişkin esaslar ele alınıp tartışmaya açılacaktır.
1. Toplu iş sözleşmesi, kapsamına giren işyerinde çalışan işçiler bakımındın, onların taraf sendikanın üyesi ulup olmamalarına göre farklı etkilerde bulunur, Bu bağlamda, Sendikalar Kanunu (Sen. K,)'nun 31 inci maddesindeki düzenlemeler dikkate alınacak olduğunda; "ücret, ikramiye, prim ve paraya ilişkin sosyal yardım konuları" dışındaki toplu iş sözleşmesi hükümlerinden, işyerinde çalışan işçilerin tümünün yararlanabileceği söylenecektir (f. 3, 4). Giderek, söz konusu esasa aykırı davranacak işveren, Sen. K. m. 31/III hükmünü ihlâl etmiş olur ve kendisine, anılan hükmün VI, fıkrasındaki yaptırımın uygulanması gerekecektir.
Buna karşılık, Sen. K. m. 31/IV ile Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu (TİSGLK.)'nun 9 uncu maddesi hükmü çerçevesinde, "ücret, ikramiye, prim ve paraya ilişkin sosyal yardım" konularındaki toplu iş sözleşmesi hükümlerinden sadece taraf işçi sendikasının üyeleri ile taraf sendikaya üye olmayıp dayanışma ödentisi ödeyecek olanlar yararlanabilecektir Böylelikle, güçlü sendikacılık ile işyeri gerekleri ve de olumsuz sendika özgürlüğü görüşleri, bir anlamda dengelenmiş olmaktadır [K. Oğuzman, Hukukî Yönden İşçi-İşveren İlişkileri, İstanbul 1987, 69-70. Ayrıca bkz. F. Şahlanan, Toplu İş Sözleşmesi, İstanbul 1992, 138-139].
2. İmzalanmış olan toplu iş söyleşmesinden, öncelikle, taraf işçi sendikasının üyeleri yararlanacaktır (TİSGLK. m. 9/1). Ancak, inceleme konusu Yargıtay kararı bakımından, bizleri taraf sendikaya üye olanlar yerine, taraf sendika üyesi olmayan ya da üyeliği sona ermiş işçilerin toplu iş sözleşmesinden yararlandırılmaları ilgilendirmektedir. Bu tür işçiler için ise, dayanışma aidatı ödemek suretiyle toplu iş sözleşmesinden yararlanma (TİSGLK. m, 9/III cümle 1) söz konusudur.
Gerçekten, mevcut düzenleme karşısında, "toplu iş sözleşmesinin imzası sırasında taraf işçi sendikasına üye bulunmayanlar, sonradan işyerine girip de üye olmayanlar veya imza tarihinde taraf isçi sendikasına üye bulunup da aynlanlar veya çıkarılanların toplu iş sözleşmesinden yararlanabilmeleri, toplu iş sözleşmesinin tarafı işçi sendikasına dayanışma aidatı ödeleri-ne bağlıdır. Bu hususta işçi sendikasının muvafakati aranmaz. Dayanışma aidatı ödemek suretiyle toplu iş sözleşmesinden yararlanma talep tarihinden geçerlidir (TİSGLK, m. 9/IIl).
a.) Dayanışma ödentisi ödeyerek toplu iş sözleşmesinden yararlanma, öncelikle, ilgili işçinin bunu kendisinin talep etmesi koşuluna bağlıdır (TİSGLK. m. 9/III cümle 3). Nitekim, buna ilişkin esas; incelenen karardaki".. Sendika üyesi olmayan ya da üyeliği sona eren işçilerin toplu iş sözleşmesinden yararlandırılması için 2822 sayılı yasanın 9. maddesi uyarınca işverene başvuruda bulunulması gerekir. İşçinin bu yönde yazılı başvurusu mevcut değilse, işverenin 2821 sayılı yasanın 61. maddesi uyarınca dayanışma aidatı ödeme yükümlülüğü bulunmamaktadır ,," anlatımında da, isabetle vurgulanmaktadır.
Dayanışma aidatı yoluyla yararlanmaya ilişkin talep, yazılı veya sözle yapılabildiği gibi, işverenin dayanışma ödentisi kesmesine muvafakat etmek suretiyle de gerçekleştirilebilir. Buna göre, işveren; kendiliğinden (re'sen) toplu iş sözleşmesini uygulayıp, işçiden dayanışma ödentisi kesemeyecektir [bkz. Ü. Narmanlıoğlu, İş Hukuku II - Toplu İş İlişkileri, İzmir 2001, 421 ve aynı yer, dn. 401; Oğuzman, 74 ve aynı yer, dn, 73'de belirtilen Yargıtay kararları]. Bu bağlamda, inceleme konusu Yargıtay kararındaki"., Davalı işverenin toplu iş sözleşmesinin bazı hükümlerini üye olmayan ve dayanışma aidatı dilekçesi vermemiş olan işçilere de uygulaması halinde resen dayanışma aidatı kesilerek ödenmesi gerektiği şeklindeki görüşü benimsemek mümkün değildir. Dayanışma aidatının işçinin ücretinden kesilmesi gerektiği dikkate alınırsa, işçinin talebi olmaksızın işverenin böyle bir uygulamaya gidemeyeceği de ortadadır .." anlatımı da, belirtilen esas doğrultusundaki görüşlerin devamı olarak görmek gerekecektir.
b.) Dayanışma ödentisi uygulamasında, işverenin işçiyi toplu iş sözleşmesinden yararlandırdığını kabul edebilmek için, esas itibariyle ona toplu iş sözleşmesindeki ücret, prim, ikramiye ve paraya ilişkin sosyal yardımlar hakkındaki hükümlerden yararlandırması gerekir. Ancak, bu yararlandırmanın hangi kapsamda olacağı konusunda, öğretide tam bir görüş birliğinin varolduğu söylenememektedir. Nitekim, bu konuda toplu iş sözleşmesinden yararlandırılıyor olma için, toplu iş sözleşmesinin bütün hükümlerinin [bkz. Oğuzman, 77] veya hiç değilse önemli hükümlerinin [bkz. K. Tunçomağ/T. Centel, İş Hukukunun Esasları, İstanbul 1999, 370] arayan görüşlere karşılık; yasalarda "kısmen - tamamen yararlanma" ayırımı yapılmadığı ileri sürülerek [bkz, N. Çelik, İş Hukuku Dersleri, İstanbul 2000, 470-471], bazı avantajlı hükümlerin uygulanmış bulunmasını yeterli gören [bkz. Narmanlıoğlu, 440] düşüncelere de rastlanmaktadır. Yüksek Mahkeme; incelenen kararındaki ".. davalı işveren toplu iş sözleşmesinin tüm hükümlerini de uygulamış değildir." anlatımıyla, söz konusu görüşlerden ilkine katılmış görünmektedir.
Ancak, öğreti görüşleri, herhalükârda işverenin, taraf sendika üyesi olmayan işçiye toplu iş sözleşmesinin altında veya üstünde dilediği hakları dilediği gibi veremeyeceği konusunda birleşmektedir. Nitekim, herhangi bir özelliğin söz konusu bulunmamasına rağmen işverence yapılacak bir ücret zammı, öğretide hukuken caiz görülmemektedir [bkz. Çelik, 471; Narmanhoğlu, 440-441; Oğuzman, 77-78. Aynca bkz. ve krş. Tunçomağ/Centel, 370]. Yüksek Mahkeme ise, inceleme konusu kararında, herhangi bir ayınma gitmemekte ve yukarıda belirtildiği üzere, "toplu iş sözleşmesinin tüm hükümlerinin uygulanmamış olması" noktasını vurgulamaktadır. Oysa, Yüksek Mahkeme, daha önceki bazı kararlarında, ücret zammını ancak işçilerin özel niteliklerine bağlı olarak verildiği takdirde geçerli saymıştır [bkz. Oğuzman, 78 dn. 82],
III. Sonuç itibariyle; inceleme konusu Yargıtay kararını, farklı öğreti görüşlerine tşık tutması ve geçmiş tartışmaları güncelleştirmesi bakımından, olumlu biçimde değerlendirmek mümkündür.
Ancak, söz konusu karar, önceki Yüksek Mahkeme kararları açısından, yanlış algılamalara yol açabilecek nitelikte görünmektedir. Çünkü, anılan kararında Yüksek Mahkeme, taraf sendika üyesi bulunmayan işçilerin yararlandırılacakları toplu iş sözleşmesi hükümleri arasında herhangi bir ayınma gitmemektedir. Oysa, Yüksek Mahkeme; karara konu olan olaydaki toplu iş sözleşmesi hükümlerinin nitelikleri üzerinde durabilir ve bunların özelliklerine göre de, somut olayla sınırlı bir sonuca varabilirdi.
Buna göre, işçi ve işveren kesimleri anılan karan kendi çıkarları açısından değerlendirecek olduklarında; işverenin dayanışma aidatı kesmeksizin toplu iş sözleşmesi hükümlerini istediği gibi uygulayabileceği yönündeki yanlış bir algılamayla, bu kararı işçi sendikaları sanki aleyhlerinde ve işveren kesimi de lehlerinde verilmiş bir karar olarak ele alabileceklerdir. Bu tür yerinde olmayan algılamalara ise, TİSGLK. m. 9/111 hükmünün kapalı olduğu açıktır.

Tekstilisveren.org.tr     Üyelerimize Duyurular    İrtibat

© 2002-2003 TÜTSİS      -      boratur.net