[ , ]    Sayı:281 Mayıs 2003

TÜTSİS     Künye     Geçmiş Sayılar

Bu Sayı

 

Editör'den


 Güncel

   Narin: Eğitime limitsiz katkı yapmaya hazırız

   Narin; "Devlet, müteşebbisi geleceğe hazırlamak için onun yanında olmalı"

  Türk tekstilcilerinden üç kritik konu

  EKONOMİK VE SOSYAL KONSEY
GÜNDEMİNE İLİŞKİN GÖRÜŞLER

   Eğitim Projesi Gerçekleşiyor


Seminer

   Dampingli ithalat


 Söyleşi

   Denizli Valisi Recep Yazıcıoğlu: "Kendimi tekstil cennetinde buldum"

   Abdülkadir Uslu
"Vergi inmeden ekonomi kayıt altına girmez"


 Hukuk

   TARAF SENDİKANIN ÜYESİ OLMAYAN İŞÇİLERE İŞVERENİN TOPLU İŞ
SÖZLEŞMESİNİ UYGULAMASI

Güncel

Narin; "Devlet, müteşebbisi geleceğe hazırlamak için onun yanında olmalı"
İstanbul Ticaret Üniversitesi'nin panelinde sektörün geleceğine dönük açılımlar tartışıldı:

Sendikamız Yönetim Kurulu Başkanı Halit Harin "Müteşebbisi, geleceğe hazırlamak için, devletin memurları vatandaşın karşısında değil yanında olmalı" dedi. İstanbul Ticaret Üniversitesi (İTİCÜ) Mühendislik ve Tasarım Fakültesi'nce düzenlenen "Moda ve Tekstil Tasarımında Çağdaş Açılımlar" konulu bir panelde konudan Narin, Türkiye'de fikir ve sisteme devlet desteği olmadığını belirterek, devletin vatandaşın karşısında değil yanında olması durumunda moda ve markanın oluşabileceğini dile getirdi. Türkiye'nin pazarlamaya ihtiyacı olduğuna da dikkat çeken Narin "Türkiye'nin malını daha değerli satmaya ihtiyacı var. Bilen adamı var, pazarlayıcısı yok; malını iyi satan adama ihtiyacı var. Çünkü malımızı ucuz satıyoruz" dedi.
Açılışını Rektör Prof. Dr.Sait Sevgener'in yaptığı panelin oturum başkanlığını da Moda ve Tekstil Tasarımı Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. İnci Tezcan yaptı. Prof. Sevgener, açılış konuşmasında "İstanbul Ticaret Üniversitesinde, en geniş anlamıyla mesleğinin pazarlamacısı olan insanları uygulama çerçevesinde yetiştirmeye çalışıyoruz. Moda ve tekstil tasarımında da hedeflediğimiz yön, geleneksel moda ve tekstil teknolojilerini kültür ve sanat boyutuyla bütünleştirerek bu konuyu koşturacak kişileri yetiştirmeyi planlıyoruz" dedi. Prof. Sevgener "Tabi biz daha yoiun çok başındayız. Ama hu konuda, her şeyde olduğu gibi uygulama hayatının, sanayinin, ticaretin desteğini ve yönlendirmesini her zaman hesaba alacağız ve bu yönlendirme çerçevesinde eğitimlerimizi sürdüreceğiz" seklinde konuştu. Prof. Sevgener'in ardından Moda Tekstil Tasarımı Bölümü Öğretini Üyesi Prof. Dr. İnci Tezcan da bir sunum yaptı.
Dünya modası imajı üzerine Türkiye'nin yurtdışında tanınmış markalarından Dice Kayek'in yaratıcısı kardeşlerden Ayşe Ege ise bir dünya markası olma serüvenini özetledi. Dünya modasında herşeyin imaj üzerine kurulu olduğunu dile getiren Ayşe Ege, dünya modasında okullarda eğilim verildiğini ve modacıların okullardan yetiştiğini kaydettiği konuşmasında şunları söyledi: "Dünya kurumsallaşmış tüm moda markalarının arkalarında iyi bir ekip ve başarılı bir modacı var. Türkiye olarak ele-le verip sinerji yaratalım. Dünyanın en önemli merkezlerinde mağazalarımız ve bu mağazalarımızda markalarımız olmalı. Markalarımızda parfüm, çanta, ayakkabı, makyaj malzemesi gibi çeşitlere sahip olmalı. Türkiye fason üretim yapan ülke imajındian kurtulmalı. Hep birlikte tüm kurum, kuruluş ve kişiler olarak ele ele vererek bu işi başarmalıyız."
Daha sonra söz alan Sendikamız Yönelim Kurulu Başkanı Halit Narin. Türkiye'de fikir ve sisteme devlet desleği olmadığını belirttiği konuşmasında, devletin vatandaşın karşısında değil yanında olması durumunda moda ve markanın oluşabileceğini dile gelirdi,
Konuşmasına "Türkiye'nin problemleri nerede yatıyor diye herkes birbirine soruyor" diyerek başlayan Narin, "Bugün Türkiye'yi ayakta tutan siyasetçiler değil. Maalesef siyasetçiler, her 10 senenin 8'inde ekonomik kaosu yaratan bir tempoyu 30 yıldır devam ettiriyorlar" dedi. Narin "Devlet Uzak Doğu'dan ucuz mallar ithal ederek kendi sanayisini durdurma noktasına getirdi. 4 Nisan kararlarından sonra girişimci, hükümetten umudunu kesti ve bir musibet bin hayır getirdi" şeklinde konuştu. "Bütün bunlara rağmen, Türk ekonomisi inancından dolayı devamlı atılım yapıyor" diyen Narin surdan söyledi: Müteşebbisi, modayı geleceğe ayarlamak için, devletin memurlarının vatandasın karşısında değil yanında, onun haklarını müdafa eden mantığın geliştirilmesi lâzım. Bir vatandaş hükümetine, memuruna sığınabilmek. "Benim derdim var, benim derdimi hallet" diyebilmeli. Yani hükümet barışık olmalı. Biz sanayici olarak bu barışı bulamadık ve bulamıyoruz da. Çünkü inşaat yapsanız Belediye'den ruhsat alınacak. İnşaatı tamamlasanız, "burası sit alanı" deniliyor. Yakında imar affı çıkacak ve vergi barısından çok daha fazla para toplanacak. Niye? Çünkü oturulan evlerin yüzde 90'ının iskânı yoktur. Şimdi böyle bir ortamda neyi geliştireceğimizi düşündüğümüz zaman akla Türkiye'nin iki tane lokomotif sektörü tekstil ve konfeksiyon geliyor. Tekstil o kadar büyük bir potansiyele sahip ki, 150-200 milyar dolar yatırım yapılmış, bu büyük beceri. Bunun yansı duruyor, o da ikinci büyük beceri. Bunları ithalat yapıp kapattırmışız. Yani her gelen gemi bir fabrika kapattırmış, Şimdi çalışan fabrikaların da yansı imalat yapıyor, yansı da ithalat yapıyor. Halbuki bizim kalkınmamız ve AB'a girmemiz için 500 milyar dolar ticaret hacmine erişmemiz lâzım. Ama biz bugün kayıtlı-kayıtsız 200 milyar dolara yaklaşamadık. Türkiye'nin pazarlamaya, milim satmaya ihtiyacı var. Bilen adamı var, pazarlayıcısı yok; malını iyi satan adama ihtiyacı var. Üniversite mezunu olması şart değil. Bir modacının aynı kumaştan büyük bir moda yaratması ne kadar beceri ise, bir malı pazarlamak da o kadar büyük beceri. Böyle bir sistem kurmamız lazım. Yani elinden kuş uçmayan pazarlamacılarla yeniden dünyada büyük bir pazar yaratan ortamı getirebilirsek, Türkiye'yi ekonomik modelde büyütebiliriz. Başka formülümüz yok. Çünkü biz malımızı ucuz satıyoruz. Böyle bir sistemi modanın yanında geliştirmeliyiz. Bizim en büyük eksiğimiz pazarlama. Tekstil sektörü bunun finansmanını karşılar. Eğitime destek için paramız var kullanamıyoruz. Eğitimde milyonlarca dolan sarf edecek sistem atıyoruz, bulamıyoruz. İşverenler olarak proje bazında her sene 15-20 milyon dolar para verebiliriz. Biz bunun 1-2 milyon dolarını dahi pazarlayamıyoruz. Paramızı pazarlayamıyoruz, malımızı nasıl pazarlayacağız?"
Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği ve Dünya Hazır Giyim Federasyonu Başkanı Umut Oran da konuşmasında, marka kavramının dünyada tam olarak tarif edilememiş olduğuna dikkat çekerek "Türkiye için hepimizin bir şey yapması gerekiyor. Yoksa çok fazla İleri gidemeyiz" dedi. Markanın ülke ekonomisi, ülke imajı ile birlikte düşünülmesi gerektiğini ve markanın bir bütün olduğunun dikkate alınması gerektiğini kaydeden Oran, şunları söyledi: "Türkiye'de tekstil ve hazır giyim yan sanayileri ile bir bütün. Birbirinden beslenen,iyi çalışan bir sistem içinde iyi bir birlikteliğe sahipler. Bu birliktelik bir çok ülkenin model aldığı bir noktada. Türkiye'de sosyal patlamalar yaşanır, etik yozlaşma devam ederse başarılı olamayız. Türk hazır giyimi 30 yıl gibi az bir zamanda çok yol aldı. 1970'li yıllarda fasoncu olan Türkiye, 19801i yıllarda organizatör oldu. 1990'lı yıllarda dünya stan-dartlarında üretime başlayan ülkemiz 2000'li yılların başında da tasarım, markalaşma ve marka yönetimini başardı. Dünya Ticaret örgütü içinde 145 ülke arasında Türkiye 3'üncü sırada. Türkiye Avrupa Birliği'ne üye olamadı ama biz Avrupa Birliği Hazır Giyim Federasyonu'nda söz sahibi olduk. Liderlik yaptığımız sektör, gelişmiş ülkelerin ve dünyanın en önemli sektörü. Türkiye'nin çok zengin bir kültürü var. Çin ile rekabet edebilecek Anadolumuz var. Sektör yaşadığı gelişmelerle ters göçü de sağlamayı hedefliyor"
İHKİB Yönetim Kurulu Üyesi Ruşen Çetin de nitelikli üretimin yanısıra tasan-mın da çok önemli olduğunu vurguladı. Çetin, sektörün özgün, yeni. çağdaş ürünler yaratmak zorunda olduğunu vurgulayarak "Eğitim kurumlarına, eğitimcilere, sanayicilere, tasarımcılara önemli görevler düşüyor. Moda ürünün en önemli özelliği tasarımdır. Pazar değişimlerini takip eden, yaratıcı, adaptasyon gücü yüksek teyinlere ihtiyaç var. Rakiplerimize karşı avantajlı olabilmek için üretim gücüne, hıziı teslimata, imaja ve tanıtıma gereken önemi vermek zorundayız" dedi.
İstanbul'un dünya moda merkezi olması gerektiğini kaydeden Çetin, Türk Quality hareketinden de söz ederek, koleksiyonlarını kendi markalan ile yurtdışına satan, katma değeri yüksek ürünler üreten firmalarımızın bu sistemin içinde yer aldığını dile getirdi.

Tekstilisveren.org.tr     Üyelerimize Duyurular    İrtibat

© 2002-2003 TÜTSİS      -      boratur.net