[ , ]    Sayı:280  Nisan 2003

TÜTSİS     Künye     Geçmiş Sayılar

Bu Sayı

 

Editör'den


 Güncel

   Narin İş Güvencesi konusunda uyardı: Kayıtlı işverene yeni yük getirerek kalkınma olmaz

   Narin CNBC-e'ye konuk oldu: Yeni bir rüzgar bekliyoruz

   Bülent Başer: AB'nin politikaları 2005'te Çin'i hazır giyim katliamına hazırlıyor

   Mart ihracatı, pamuk ipliği piyasasına bahar getirdi

   IAF Başkanı Umut Oran, Uzakdoğu ülkelerinin devlet başkanlarına
SARS felaketi nedeniyle bir mektup gönderdi: Hazır giyim sektörü olarak her türlü yardıma hazırız


Söyleşi

  İHKİB'in yeni Başkanı Süleyman Orakçıoğlu: Sektörün başarısı birlikte yapılacak çalışmalara bağlı


 Firma

  Yünsa, dünyada ilk beş fabrika arasına girmeyi hedefliyor


 Hukuk

  BELİRLİ SÜRELİ İŞ SÖZLEŞMESİ VE İHBAR TAZMİNATI

 

Söyleşi

İHKİB'in yeni Başkanı Süleyman Orakçıoğlu, Tekstil İşveren Dergisi'ne konuştu:
"Sektörün başarısı birlikte yapılacak çalışmalara bağlı"

 

İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği'nde yeni yönetim işbaşında. Hazır giyim sektörünün tanınmış markalarından Damat Tween'i bünyesinde barındıran Orka Group'un sahibi Süleyman Orakçıoğlu ve ekibi, İHKİB Başkanı Nuri Artok ve ekibi ile yaptıkları zorlu bir yarışın ardından İHKİB'in yeni yönetimi oldular.

Orakçtoğlu, başkanlık görevini devralmasının ardından kendisini oldukça sıcak bir gündemin içinde buldu. Gerçi o bu sıcak gündemden hiç kopmamıştı. Bir önceki İHKİB yönetiminde de görev alan Orakçıoğlu, şimdi daha ağır bir sorumlulukla "Başkan" olarak İHKİB'de söz sahibi.

Orakçıoglu ile Irak Savaşı'ndan SARS hastalığına tüm sıcak gelişmelerin Türk hazır giyim sektörüne etkilerine, yeni yönetimin gündemindeki konulardan, tekstil sektörü ile ilişkilerde nasıl bir politika izleneceğine kadar oldukça önemli konularda söyleştik. Biz sorduk, o yanıtladı. İşte yoğun gündem içinde oldukça kısa bir zaman diliminde yapılan röportajdan satırlara dökülenler:

Süleyman Bey, yeni görevinizde başarılar. Neler yapacaksınız, yeni yönetimin gündeminde neler olacak?
ORAKÇIOĞLU: İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) yönetim kurulu olarak Türkiye ihracatının, tekstil ve hazır giyim sanayinde gelişimini hızlandıracak, sorunlarını by-pass edecek, model ve mecralar üretmeye devam edeceğiz. Türk malı imajının dünya piyasalarında olumlu yönde imaj değiştirmesi için var gücümüzle çalışacağız. Markalı ve katma değeri yüksek ürünlerimizi dünyaya daha iyi pazarlamak için kurum olarak bütün gücümüzü seferber edeceğiz. Her türlü katkıya, her türlü proje önerisine ve istişareye açığız. Bunu önemle vurgulamak istiyorum. Türkiye'nin geleceğinin kalite üretmekten, marka üretmekten ve yüksek seviyeli iletişim ve pazarlama yapmaktan geçtiğine inanan herkesle ittifak etmeye, işbirliği yapmaya hazırız. Bugün mevcut şartlara ve tüm olumsuzluklara rağmen en iyisini yapmak için bütün güçlerimizi üretim ve ihracat ekseninde, iletişim katmadeğeri yüksek satış ve pazarlama ekseninde birleştirmek zorundayız, önümüzdeki dönemde Türk tekstil ve hazır giyim sektörünü dünyanın en önemli sanayi güçlerinden biri haline getirmekte kararlıyız.

Sektörün gündemindeki en önemli konulardan birisi Irak savaşı. Yönetime böyle bir dönemde gelmek kötü bir tesadüf. Savaş nedeniyle korkulduğu gibi herhangi bir sipariş iptali söz konusu mu?
ORAKÇIOĞLU: Bu çok sık gündeme getiriliyor, Irak savaşı, doğrudur dünyada satın alıcıları tedirgin etmiştir. Türkiye, öncelikli tehdit ya da tehlike bölgesi olmamasına rağmen alıcı firmalar bu tür kriz anlarında aşırı hassasiyet gösterebiliyor ama şunu rahatlıkla söyleyebiliyoruz ki sipariş iptali yok aksine siparişlerde artma yaşanıyor.

Bizim bu konuda çok büyük avantajlarımız var. Şu anda hız, esneklik ve değişim ön plana çıkmaya başladı. Biz de yapısal olarak bunları ortaya koyabilecek durumdayız. Sektördeki bir çok dernekle iletişim halindeyiz. Hepsinden bize gelen bilgiler siparişlerde artış yaşandığı yönünde.

Özellikle Pakistan, Hindistan gibi ülkelerden siparişler Türkiye'ye kayıyor. Bu artışın da artarak süreceğine inanıyoruz. Uzakdoğu ülkelerinde yaşanan SARS salgını, yabancı alıcıların bu bölgelere olan siparişlerini Türkiye'ye kaydırmalarına yol açabilir. Turizm sektöründe böyle bir yönelişin olduğunu görüyoruz. Tekstil ve hazır giyimde de alıcıların Türkiye'den talebi artabilir.

Siz alıcıların bu tedirginliklerinin azalması için ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?
Sanırım alıcılar için en büyük soru işareti yüklemeler ve zamanında teslimat konusunda yaşanıyor.

ORAKÇIOGLU: Biz tüm alıcılara ve ticaret yapılan firmalara hiçbir şekilde panik yaşanmaması gerektiğini sözlü ve yazılı olarak iletiyoruz. Burada çok önemli bir nokta var. Dünyada özellikle savaş ortamında, sigorta şirketleri hem yolcu hem mallar konusunda kritik sayılabilecek bölgelerde sigorta yapmak istemeyebiliyorlar. Biz de bu konuda bir proje ortaya koyduk, Türkiye'ye ticari amaçla gelen tüm alıcıların risklerini üslenebilecek ve Türkiye'de onların yaşam, sağlık ve kaza sigortalarını uluslararası garantiler kapsamında yapabilecek, ayrıca Türkiye'den satın alınan tüm CIF yüklemeli ürünlerin tamamında mal ve hizmet kategorisi ayrımı yapmaksızın tam garanti kapsamında sigorta poliçesi işlemlerini yapabilecek Türk sigorta şirketlerini öneriyoruz. Önerilen sigorta şirketleri, uluslararası reasürans kurumlarının garantörü olduğu şirketler.

Bunu sağlamak için sigorta şirketleri ile birebir görüşmeler yaptık. Bu konuya sıcak yaklaşan sigorta şirketleri ile birlikte de bu çalışmayı ortaya koyduk. Bu konuda sadece firmalarımızın gelen alıcıların isimlerini sigorta şirketine bildirmeleri yeterli. Bu bildirim sonucunda alıcılar poliçe kapsamında olacaklar. Bu bizim alıcılara vermiş olduğumuz güven olacak. Yüklemeler konusunda da her türlü desteği ve lojistiği vermeye hazırız. Bunlar için de çözüm üretiyoruz. Türkiye'deki alıcılarla da sürekli iletişim halindeyiz. Tüm iletişim kanallarını açık tutuyoruz.

Yabancıların Türkiye'ye yönelik bakışları nasıl? Biliyorsunuz tezkere sürecinde bir sürü para geldi gelecek, tezkere çıktı çıkacak tartışması yaşandı.
ORAKÇIOGLU: Savaşın başında bu rahatsızlıkları, tartışmaları hissetmek mümkündü. Biz bunu Londra basınında ve Amerika basınında gördük. Sanki Türkiye parayla satın alınabilecek bir ülke konumuna düşmüş, öyle görülmeye başlanmıştı. Bu son derece rahatsız edici ve yanlış bir ifade tarzıydı. Bu yüzden Türkiye'nin doğru bir karar verdiğine inanıyorum. Son derece doğru bir adımdı. Türkiye, şu anda demokrasisini ortaya koyan, prestijli, dünyada bir çok ülke tarafından kendi iradesini ortaya koymuş bir ülke konumunda.

İhracattaki gelişime, sektörün kendine olan güvenine rağmen bir moralsizlik görülüyor

ORAKÇIOĞLU: Türkiye'nin iç ve dış borç rakamları karşımıza çıkıyor, buna üzülüyoruz. İç borç faizinin tırmanışı ekonomiyi oldukça kırılgan hale getirdi. Dövizde inişler çıkışlar, belirsizlikler var. Ciddi anlamda morale ihtiyaç var. Son derece sorunlu, tedirgin edici, vicdanımızı rahatsız eden, bazen gururumuzu inciten bir dönem yaşıyoruz.

Özgüvenimizi yüksek tutmalıyız. Moralimizi yüksek tutmalıyız. Biz inanıyoruz ki Türkiye Cumhuriyeti ekonomisinin içinde bulunduğu tüm problemlere rağmen bu süreci atlatacak güçte. Eğer moralimizi yüksek tutmazsak, zaten sığ ve zayıf olan piyasalann alt üst olmasına yol açıyor, sonuçta kaderimiz bir avuç spekülatörün eline kalıyor. Buna izin vermemeliyiz.

Hazır giyim İhracatının gelişimine baktığımızda...
ORAKÇIOğLU: Genel bir değerlendirme yapıldığında Türk hazır giyim ve konfeksiyon sektörünün toplam ihracattaki payı yüzde 25,9. Yani 2002 yılında toplam 36,5 milyar dolarlık ihracatı var Türkiye'nin, bunun 9,2 milyar dolarını hazır giyim ve konfeksiyon sektörü gerçekleştirmiş. 2002 yılında gerçekleşen bu rakamlar rekordu.

Buna rağmen 2003 yılında kimsenin belki inanması mümkün değil ama bu rekoru egale ediyoruz. 2003 yılının ilk 3 aylık rakamlarına bakarsak toplam ihracatta yüzde 33,9 hazır giyim ve konfeksiyon ihracatımızda ise yüzde 28,3 artış var. Bu sektörün taşıdığı dinamiğin, ülke ekonomisindeki yerinin ve öneminin açık bir göstergesi. Bizim istediğimiz ihracattaki artış hızının sürdürülebilir olması. 2002 yılında yakalanan artış hızının 2003 yılında da sürdüğünü görüyoruz.

Biz tüm olumsuzluklara, kendi irademiz dışında gerçeklesen olaylara rağmen bunu yapıyoruz. Savaşa rağmen ihracatımızı artırıyoruz. Türk tekstil ve konfeksiyon sektörü her zaman olduğu gibi tüm ihracat sektörleri içerisinde lokomotif sektör olma özelliğini koruyor. Türkiye'nin kurtuluşu ve geleceği her zaman söyle diğimiz gibi üretmek ve ihracattan geçiyor.

Bir diğer tartışma konusu dahilde işleme rejimi konusu.
ORAKÇIOGLU: Bugün hazır giyim sektörünün dünya fiyatlarından hammaddeye ulaşmasını engellemek nasıl yanlışsa, haksız rekabete yol açmak da yanlıştır. Yasaklar ve engeller dünya fiyatlarından hammaddeye ulaşma konusunda bir engel olmamalı ama bunun dışında her türlü suistimal ve haksız rekabet de en azından bir şekilde önlenmeli. Bu ikisi arasındaki denge her zaman korunmalı. Tekstil ve hazır giyim sektörü bu konuda ülke sanayisine ülke ekonomisine inanılmaz katkıda bulunuyorlar.

Her iki sektörün de başanlı olması bu konuda beraberce ülke ekonomiside yaratacakları katma değeri paylaşması her iki sektöre de inanılmaz katkı getirir.

Geçmiş dönemlerde kotaların dağılımı konusunda da çeşitli eleştiriler oldu. Kotaların katma değeri yüksek ürünlere öncelikli olarak ayrılması talep edildi. Sizin kotalar konusundaki politikanız ne olacak?
ORAKÇIOĞLU: Bu konuda belirli esneklikler var. Neden derseniz, geçtiğimiz dönemlerde kotalardaki
miktarlarla 2003 yılı kotaları arasın da farklılıklar var. Dünyanın bir çok ülkesi artık kotalarda yüzde 8 ila 10 arasında artış sağlamış durumda. Bu nedenle kotalarda sıkıntı yaşanaca ğını sanmıyorum. Ama sıkışıklık halinde mutlaka burada belirli kriterler ortaya koyacağız ve bu kriterlerle de katma değeri yüksek ürünlerin önceliği olacak.

Tekstil sektörü ile ilişkiler nasıl olacak?
ORAKÇIOĞLU: Tekstil ile hazır giyim ayrılmaz bir bütün. Bugün tekstildeki gelişim, teknik tekstille birlikte finishingteki bir takım iyileşmeler ve gelişmeler, hazır giyimin moda belirleyicisi olma konusundaki gücünü inanılmaz etkiliyor, O yüzden biz tekstil ile hazırgiyim arasında geçmişte yaşanan problemlerin yaşanacağını sanmıyoruz. Artık her iki sektör de dünya ile rekabet edebilir konuma geldi ve kendilerine inanılmaz çeki düzen verdiler. Tekstil sektörünün geldiği seviye, hazır giyim sektörünün dünya pazarlarındaki gelişimi tüm bunlar birleştiğinde iki sektörün birlikte hareket ederek dünyadaki gelişimde söz sahibi olabileceğine inanıyorum.

Tekstilisveren.org.tr     Üyelerimize Duyurular    İrtibat

© 2002-2003 TÜTSİS      -      boratur.net