[ , ]    Sayı:280  Nisan 2003

TÜTSİS     Künye     Geçmiş Sayılar

Bu Sayı

 

Editör'den


 Güncel

   Narin İş Güvencesi konusunda uyardı: Kayıtlı işverene yeni yük getirerek kalkınma olmaz

   Narin CNBC-e'ye konuk oldu: Yeni bir rüzgar bekliyoruz

   Bülent Başer: AB'nin politikaları 2005'te Çin'i hazır giyim katliamına hazırlıyor

   Mart ihracatı, pamuk ipliği piyasasına bahar getirdi

   IAF Başkanı Umut Oran, Uzakdoğu ülkelerinin devlet başkanlarına
SARS felaketi nedeniyle bir mektup gönderdi: Hazır giyim sektörü olarak her türlü yardıma hazırız


Söyleşi

  İHKİB'in yeni Başkanı Süleyman Orakçıoğlu: Sektörün başarısı birlikte yapılacak çalışmalara bağlı


 Firma

  Yünsa, dünyada ilk beş fabrika arasına girmeyi hedefliyor


 Hukuk

  BELİRLİ SÜRELİ İŞ SÖZLEŞMESİ VE İHBAR TAZMİNATI

 

Güncel

Sendikamız Yönetim Kurulu Üyesi Bülent Başer'den Brüksel'de AB tekstilcilerine çarpıcı sunum:

"AB'nin politikaları 2005'te Çin'i hazır giyim katliamına hazırlıyor"
 

"Genişleyen Avrupa'da tekstil ve konfeksiyon endüstrisinin geleceği" ne olacak?
Dünya tekstil pazarının yüzde 30'luk bölümünden fazlasına sahip olan Avrupa Birliği'nde (AB) yanıtlanmayı bekleyen en önemli sorulardan birini bu oluşturuyor. 10 yıl İçinde dünya tekstil ve konfeksiyon pazarlarından yüzde 14'erlik payını kaybeden AB. acaba diğer sektörlerinin üçüncü ülkelere açılımı için tekstil ve konfeksiyon sektörünü gözden mi çıkarıyor? Şu an AB tekstil ve konfeksiyon endüstrisi nasıl bir erozyonun içinde?

AB Komisyonu Şirketler Genel Müdürlüğü'nün organizasyonunda 20 Mart 2003 tarihinde Brüksel'de yapılan toplantıda tüm bu sorulara yanıt arandı. AB tekstil ve konfeksiyon endüstrisinin temsilcileri ve AB Komisyonu yetkililerinin katıldığı toplantıda Türk delegasyonu yine ağırlığını hem katılım hem de hazırlanan sunum ile hissettirdi.

Türkiye'den 10'u aşkın devlet ve sektör temsilcisinin katıldığı toplantıda yapılan sunumlardan en ilgi ve destek göreni Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası Yönetim Kurulu Üyesi Bülent Başer tarafından yapılan sunum oldu.

Başer, oldukça çarpıcı tespit ve rakamlarla gerçekleştirdiği sunumunda AB'nin tek taraflı pazara giriş stratejisinin AB'yi Pan Akdeniz Avrupa ülkelerinin aleyhine ithalat cenneti haline getirdiğini vurgulayarak şu soruyu sordu:

"Eğer AB, gerçekten sağlam temel üzerinde genişleyen bir Avrupa oluşturmak istiyorsa, üçüncü ülkelerle adil ve eşit ticaret yapılmasını sağlayacak tedbirleri almak ve bunları gecikmesiz uygulamak zorundadır. AB, üçüncü ülkelere ve yeni üye ülkelere sektörlere zarar veren hediyeler vermeye mi devam edecek, yoksa Pan-Avrupa Akdeniz ülkelerinde yeni yatırımlar, işsizlik ve üretim sektörleri için çalışmalara mı başlayacak?"

Başer, AB tekstil ve konfeksiyon endüstrisinde yaşanan erozyona dikkat çekerken, uygulanan yanlış politikaların 2005'te bir Çin'i hazırgiyim katliamına hazırladığını savundu.

AB'nin dünya pazarlarındaki yeri Başer'in sunumu, AB tekstil ve konfeksiyon endüstrisinin dünya pazarlarından aldığı paydaki düşüşü gözler önüne seriyor. 1995 yılında hazır giyim ihtiyacının yüzde 25'ini AB dışı ülkelerden, yüzde 75'ini AB ülkelerinden karşılayan AB perakendecileri. 2002 AB perakendeci kaynak görünümüne göre ihtiyacının sadece yüzde 27'lik bölümü AB tekstil ve hazır giyim endüstrisinden karşılarken yüzde 75'i AB dışından alınıyor.

Dünya tekstil pazarında 1990 yılında AB içi satışlarda yüzde 48'lik paya sahip olan AB; 2000 yılı itibari ile bu pazarın yalnızca yüzde 34'lük bölümünü elinde bulunduruyor. 1990 yılında yüzde 5 ABD ve yüzde 47 diğer olarak dağılan pazarda 2000 yılında ABD'nin payı yüzde 7, diğer ülkelerin payı ise yüzde 59 olarak dikkat çekiyor. Dünya konfeksiyon pazarında da durum farklı değil. 1990 yılında AB
içi satışlarda pazarın yüzde 38'i AB'nin elinde iken, dünya pazarının yüzde 2'si ABD ve yüzde 60'ı diğer ülkelerin elindeydi. 2000 yılında toplam büyüktüğü 199 milyar dolar olarak belirtilen pazarda AB yüzde 24'lük paya sahip. Tekstil alanında olduğu gibi konfeksiyon alanında da yüzde 14'lük bir kayba uğrayan AB'nin eksine dünya pazarlarında artış ivmesini sürdüren diğer ülkeler yüzde 72, ABD ise yüzde 4'lük pay alıyorlar.

Başer'in sunumunda dile getirdiği bir diğer çarpıcı nokta AB'nin dünyanın en düşük tarife oranlarına sahip olması. AB'nin tarife oranlan yüzde 2 ile 12 arasında değişirken üçüncü ülkelerde oranlar yüzde 5'lerden 78'lere kadar çıkabiliyor, ayrıca vergi ya da gümrüklerle de çeşitli müdahaleler yapılabiliniyor.

ABD'nin tarife oranlan bile yüzde 16 ila 35 seviyelerinde bulunuyor.

 

"AB, ithalat cenneti oldu"
Başer, sunumunda AB'de ithalat oranlarında ki artışa da dikkat çekti ve "AB'nin tek taraflı pazara giriş stratejisi. AB'yi Pan-Akdeniz Avrupa ülkelerinin aleyhine ithalat cenneti haline getirdi" dedi.

Başer'in açıkladığı verilere göre 1995 yılında 30 milyar 914 milyon euroluk konfeksiyon ithalatı bulunan AB'nin 2000 yılı itibariyle konfeksiyon ithalatı 51 milyar 600 milyon euroya çıktı, Aynı dönemde ihracatın ise 11 milyar 949 milyon eurodan 16 milyar 654 milyon euroya yükseldiği görülüyor.

Dünya çapında geçerli tekstil konfeksiyon gümrük tarifeleri (1998)%

Arjantin
Avustralya
Bangladeş
Brezilya
Çin
Kolombiya
Mısır
AB
Hindistan
Endonezya
Japonya
Malezya
Morocco
Pakistan
Romanya
Rusya
Güney Africa
Güney Kore
Sri Lanka
Tayvan
Tayland
ABD
Uruguay
Vietnam

40-50+
25-35
60-300+
40-70+
20-36+
15-20+
25-54+
4-12
50-70+
20-30
7-16
20-30+
40-50+
40-60+
12-32+
20-30+
28-78+
6-11 +
25-35+
5-20
20-45+
16-35
17-24+
25-50+

*= Belli/min, vergiler velveya gümrükler tarafından gerçekleştirilen müdahaleler, güncel tarife oranlan belirtilenlerden daha yüksek olabilir.


Başer'in verdiği bilgilere göre AB'nin Serbest Pazar stratejisinden en çok yararlanan taraf Uzakdoğu ülkeleri oldu ama AB'nin bu ülkelere ihracatı ise Uzakdoğu ülkelerinin pazarlarını kapalı tutmaları nedeniyle düşük kaldı. Bunun sonucunda Uzakdoğu ülkelerinden AB'ye yapılan konfeksiyon ithalatı 1995 yılında 13 milyar 453 milyon euro düzeyinde iken 2000 yılında 23 milyar 467 milyon euroya tırmandı.

AB'nin bu ülkelere konfeksiyon ihracatı ise yerinde saydı. 1995 yılında 1 milyar 336 milyon euro olan ihracat, 2000 yılına gelindiğinde 1 milyar 302 milyon euro düzeyinde idi.

Başer, AB'nin serbest ticaret stratejisi sayesinde dünyanın tekstil devi Çin'in ise kotalara rağmen AB'nin en büyük konfeksiyon tedarikçisi konumuna gelmeyi başardığının altını çizerek "Tekstil ve hazır giyim kotalarının kalkması ile Çin ürünlerinin AB pazarındaki hakimiyeti kaçınılmazdır" dedi.

Başer'in açıklamalarına göre AB; 1995 yıİında Çin'den 3 milyar 957 milyon dolarlık tekstil ürünü ithal ederken, 2000 yılında bu rakam 8 milyar 205 milyon dolara çıktı.

Sunumunda AB'nin sadece en düşük gümrük tarife oranları na sahip olmadığını, aynı zamanda en gevşek gümrük beyannamesi uygulamalarına da sahip olduğunu belirten Başer, şu değerlendirmeleri yaptı:

"AB'nin tekstil ve hazır giyim sektöründe mevcut gevşek gümrük ve menşe kuralları uygulamaları, dolandırıcıların menşe saptırarak ihracat yapmalarını ve yanlış beyanları artırıyor. Bu yolla, her yıl milyarlarca euro vergi kaybına sebep olunuyor. Dolandırıcıların, AB içinde nasıl çalıştıklarına en güzel örnek, yanlış EUR sertifikalan ve dampingli fiyatlarla milyonlarca metre kumaşın Uzakdoğu'dan yola çıkıp, Avrupa üzerinden trafik sapması yolu İle Türkiye'ye girmesi gösterilebilinir."

 

"Pan-Avrupa Akdeniz'de giyim sektörü tehlikede"
Dünya hazır giyim endüstrisinin başlıca NAFTA/CBI, Pan-Avrupa Akdeniz, Uzakdoğu, Brezilya gibi bir çok ülke ve ticaret bloğunda gerçekleştiğine dikkat çeken Başer, AB'nin tek taraflı Serbest Pazar erişimi stratejisini uygulamaya devam etmesi halinde 2005'te kotalar kalktığında Pan-Avrupa Akdeniz ülkelerinde giyim sektörlerinin ortadan kalkabileceğini savundu. NAFTA'nın üyelerinin tekstil ve konfeksiyon sektörlerini, NAFTA usulü menşe kuralları, yüksek gümrük tarife oranlan ve sıkı gümrük beyannameleri ile geliştirdiğini, Uzakdoğu ülkelerinin de pazarlarını kapalı tutmak için yüksek gümrük tarife oranlan uyguladığını, tarife dışı engeller koyduğunu ve ATC yükümlülüklerini yerine getirmediğini vurgulayan Başer, şunları söyledi:

"AB genişlemiş Avrupa'da tekstil ve hazır giyim sektörü için 2005 sonrası kotaların kaldırılması ile daha da artacak Uzakdoğu'dan haksız rekabeti engellemek amacıyla üyelerini korumaya yönelik tercihli bir sistem oluşturamamiştır. Ve üçüncü ülkeler AB'den hala başka imtiyazlar istemektedir. Sadece NAFTA değil, diğer ticari birliklerde üye ülkelerinin tekstil ve giyim sanayi sektörlerini haksız rekabetten korumaya ve onları geliştirmeye çalışıyorlar."

Başer, Pan-Avrupa ülkelerindeki işsizlik sorununun AB'nin 2005 yılından önce çözmesi gereken en önemli sorun olduğunu da sözlerine ekledi.
 

Başer'in sunumundan AB'deki tekstil gerçeği

• Tekstil/konfeksiyon ürünlerinde Tek Taraflı Tarife indirimleri ve AB Serbest Ticaret Anlaşmaları, AB Gümrük Birliği'nin üçüncü ülkelere karşı Pan-Avrupa Akdeniz ülkelerine olan yararlarını ortadan kaldırdı ve birçok iş kaybına ve fabrikaların kapanmasına neden oldu.
• Üçüncü ülkeler ATC kotalarını tam dolduramadılar, ABD dahil üçüncü ülkelerdeki gümrük tarifeleri AB ile kıyaslandığında çok yüksek ve bu ülkelerin çoğu AB ürünlerine Tarife Dışı Engeller uyguluyor.
• Uzakdoğu ülkelerindeki üreticiler sosyal sorumluluklara ve çevre konularına hala gerekfi özeni göstermiyor, AB üreticileri ile haksız bir rekabete giriyor.
• AB'nin gevşek gümrük beyannamesi uygulamaları, menşe kuralları ve gümrük kontrolleri, kalpazanların yanlış beyannamelerine, trafik sapmalarına neden oluyor. Bu yolla AB dışı ürünlerin haksız rekabeti kolaylaşıyor.
• AB'nin Tek Taraflı Serbest Pazar Stratejisi Pan-Avrupa Akdeniz ülkelerinde emek yoğun sektörlere zarar veriyor ve yeni yatırımların önünü kesiyor.
• Tüm bunlar 2005'te bir "Çin hazır giyim katliamı"nı hazırlıyor.

 

AB için reçete

Genişleyen Avrupa'da tekstil ve konfeksiyon sektörünün geleceğinin kurtulması için Başer'in hazırladığı Türk reçetesi ise şöyie:
• AB, tek taraflı serbest pazar ve asimetrik tarife uygulamalarını durdurmalı,
• AB'nin birincil görevi Pan-Avrupa Akdeniz ülkelerinde ticari yatırımları hızlandırmak olmalı.
• AB, DTÖ müzakerelerinde sektörel yaklaşımı benimsemeli ve gümrük tarifeleri, sosyal, iş ve çevre standartlarında karşılıklı uygulamayı savunmalıdır.
  EURATEK'in, DTÖ nezdinde gümrük tarife oranları müzakerelerinde isviçre Formulü olarak adlandırılan yaklaşımın dışında hiçbir imtiyaz verilmemeli, kısaca üçüncü ülkeler gümrük tarife oranlarını en fazla yüzde 15 olacak şekil de ayarlamadan ve tüm tarife dışı engellen yok etmeden; AB
tarafından daha fazla gümrük vergisi indirimine gidilmemelidir.
• AB, ticarette haksız rekabeti oluşturan birçok olayı kaldırabilmek için gümrük kanunlarını sıkılaştırmalı.
• AB, tekstil ve hazır giyim sektöründen imtiyaz verdiği hiç bir serbest ticaret anlaşmasını imzalamamalı ve Pan-Avrupa Akdeniz ülkelerini sosyal ve ekonomik çıkarlarını üçüncü ülkelere karşı korumalı.
• AB, üçüncü ülkelere tekstil ve konfeksiyon sektörü için ve yeni üye ülkelere AB hizmetlerine ve ürünlerine serbest erişim için bedava ödüller vermeyi durdurmalı.

Tekstilisveren.org.tr     Üyelerimize Duyurular    İrtibat

© 2002-2003 TÜTSİS      -      boratur.net