Bu Sayı
Editör'den
Güncel
Narin İş Güvencesi konusunda uyardı:
Kayıtlı işverene yeni yük getirerek kalkınma
olmaz
Narin CNBC-e'ye konuk oldu: Yeni bir rüzgar
bekliyoruz
Bülent Başer: AB'nin politikaları 2005'te Çin'i hazır giyim
katliamına hazırlıyor
Mart ihracatı, pamuk ipliği piyasasına bahar
getirdi
IAF Başkanı Umut Oran, Uzakdoğu ülkelerinin
devlet başkanlarına
SARS felaketi nedeniyle bir mektup gönderdi: Hazır giyim sektörü
olarak her türlü yardıma hazırız
Söyleşi
İHKİB'in
yeni Başkanı Süleyman Orakçıoğlu: Sektörün başarısı birlikte
yapılacak çalışmalara bağlı
Firma
Yünsa,
dünyada ilk beş fabrika arasına girmeyi hedefliyor
Hukuk
BELİRLİ
SÜRELİ İŞ SÖZLEŞMESİ VE İHBAR TAZMİNATI
|
Güncel
Sendikamız Yönetim Kurulu Üyesi
Bülent Başer'den Brüksel'de AB tekstilcilerine çarpıcı sunum:
"AB'nin politikaları
2005'te Çin'i hazır giyim katliamına hazırlıyor"
"Genişleyen Avrupa'da tekstil ve konfeksiyon endüstrisinin
geleceği" ne olacak?
Dünya tekstil pazarının yüzde 30'luk bölümünden fazlasına
sahip olan Avrupa Birliği'nde (AB) yanıtlanmayı bekleyen en
önemli sorulardan birini bu oluşturuyor. 10 yıl İçinde dünya
tekstil ve konfeksiyon pazarlarından yüzde 14'erlik payını
kaybeden AB. acaba diğer sektörlerinin üçüncü ülkelere açılımı
için tekstil ve konfeksiyon sektörünü gözden mi çıkarıyor? Şu an
AB tekstil ve konfeksiyon endüstrisi nasıl bir erozyonun içinde?
AB
Komisyonu Şirketler Genel Müdürlüğü'nün organizasyonunda 20 Mart
2003 tarihinde Brüksel'de yapılan toplantıda tüm bu sorulara
yanıt arandı. AB tekstil ve konfeksiyon endüstrisinin
temsilcileri ve AB Komisyonu yetkililerinin katıldığı toplantıda
Türk delegasyonu yine ağırlığını hem katılım hem de hazırlanan
sunum ile hissettirdi.
Türkiye'den 10'u aşkın devlet ve sektör temsilcisinin katıldığı
toplantıda yapılan sunumlardan en ilgi ve destek göreni Türkiye
Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası Yönetim Kurulu Üyesi
Bülent Başer tarafından yapılan sunum oldu.
Başer, oldukça çarpıcı tespit ve rakamlarla gerçekleştirdiği
sunumunda AB'nin tek taraflı pazara giriş stratejisinin AB'yi
Pan Akdeniz Avrupa ülkelerinin aleyhine ithalat cenneti haline
getirdiğini vurgulayarak şu soruyu sordu:
"Eğer
AB, gerçekten sağlam temel üzerinde genişleyen bir Avrupa
oluşturmak istiyorsa, üçüncü ülkelerle adil ve eşit ticaret
yapılmasını sağlayacak tedbirleri almak ve bunları gecikmesiz
uygulamak zorundadır. AB, üçüncü ülkelere ve yeni üye ülkelere
sektörlere zarar veren hediyeler vermeye mi devam edecek, yoksa
Pan-Avrupa Akdeniz ülkelerinde yeni yatırımlar, işsizlik ve
üretim sektörleri için çalışmalara mı başlayacak?"
Başer, AB tekstil ve konfeksiyon endüstrisinde yaşanan erozyona
dikkat çekerken, uygulanan yanlış politikaların 2005'te bir
Çin'i hazırgiyim katliamına hazırladığını savundu.
AB'nin dünya pazarlarındaki yeri Başer'in sunumu, AB tekstil ve
konfeksiyon endüstrisinin dünya pazarlarından aldığı paydaki
düşüşü gözler önüne seriyor. 1995 yılında hazır giyim
ihtiyacının yüzde 25'ini AB dışı ülkelerden, yüzde 75'ini AB
ülkelerinden karşılayan AB perakendecileri. 2002 AB perakendeci
kaynak görünümüne göre ihtiyacının sadece yüzde 27'lik bölümü AB
tekstil ve hazır giyim endüstrisinden karşılarken yüzde 75'i AB
dışından alınıyor.
Dünya
tekstil pazarında 1990 yılında AB içi satışlarda yüzde 48'lik
paya sahip olan AB; 2000 yılı itibari ile bu pazarın yalnızca
yüzde 34'lük bölümünü elinde bulunduruyor. 1990 yılında yüzde 5
ABD ve yüzde 47 diğer olarak dağılan pazarda 2000 yılında
ABD'nin payı yüzde 7, diğer ülkelerin payı ise yüzde 59 olarak
dikkat çekiyor. Dünya konfeksiyon pazarında da durum farklı
değil. 1990 yılında AB
içi satışlarda pazarın yüzde 38'i AB'nin elinde iken, dünya
pazarının yüzde 2'si ABD ve yüzde 60'ı diğer ülkelerin
elindeydi. 2000 yılında toplam büyüktüğü 199 milyar dolar olarak
belirtilen pazarda AB yüzde 24'lük paya sahip. Tekstil alanında
olduğu gibi konfeksiyon alanında da yüzde 14'lük bir kayba
uğrayan AB'nin eksine dünya pazarlarında artış ivmesini sürdüren
diğer ülkeler yüzde 72, ABD ise yüzde 4'lük pay alıyorlar.
Başer'in sunumunda dile getirdiği bir diğer çarpıcı nokta AB'nin
dünyanın en düşük tarife oranlarına sahip olması. AB'nin tarife
oranlan yüzde 2 ile 12 arasında değişirken üçüncü ülkelerde
oranlar yüzde 5'lerden 78'lere kadar çıkabiliyor, ayrıca vergi
ya da gümrüklerle de çeşitli müdahaleler yapılabiliniyor.
ABD'nin tarife oranlan bile yüzde 16 ila 35 seviyelerinde
bulunuyor.
"AB, ithalat cenneti oldu"
Başer, sunumunda AB'de ithalat oranlarında ki artışa da
dikkat çekti ve "AB'nin tek taraflı pazara giriş stratejisi.
AB'yi Pan-Akdeniz Avrupa ülkelerinin aleyhine ithalat cenneti
haline getirdi" dedi.
Başer'in açıkladığı verilere göre 1995 yılında 30 milyar 914
milyon euroluk konfeksiyon ithalatı bulunan AB'nin 2000 yılı
itibariyle konfeksiyon ithalatı 51 milyar 600 milyon euroya
çıktı, Aynı dönemde ihracatın ise 11 milyar 949 milyon eurodan
16 milyar 654 milyon euroya yükseldiği görülüyor.
Dünya çapında geçerli tekstil
konfeksiyon gümrük tarifeleri (1998)%
|
Arjantin
Avustralya
Bangladeş
Brezilya
Çin
Kolombiya
Mısır
AB
Hindistan
Endonezya
Japonya
Malezya
Morocco
Pakistan
Romanya
Rusya
Güney Africa
Güney Kore
Sri Lanka
Tayvan
Tayland
ABD
Uruguay
Vietnam |
40-50+
25-35
60-300+
40-70+
20-36+
15-20+
25-54+
4-12
50-70+
20-30
7-16
20-30+
40-50+
40-60+
12-32+
20-30+
28-78+
6-11 +
25-35+
5-20
20-45+
16-35
17-24+
25-50+ |
*= Belli/min, vergiler velveya gümrükler
tarafından gerçekleştirilen müdahaleler, güncel tarife oranlan
belirtilenlerden daha yüksek olabilir.
Başer'in verdiği bilgilere göre AB'nin Serbest Pazar
stratejisinden en çok yararlanan taraf Uzakdoğu ülkeleri oldu
ama AB'nin bu ülkelere ihracatı ise Uzakdoğu ülkelerinin
pazarlarını kapalı tutmaları nedeniyle düşük kaldı. Bunun
sonucunda Uzakdoğu ülkelerinden AB'ye yapılan konfeksiyon
ithalatı 1995 yılında 13 milyar 453 milyon euro düzeyinde iken
2000 yılında 23 milyar 467 milyon euroya tırmandı.
AB'nin bu ülkelere konfeksiyon ihracatı ise yerinde saydı. 1995
yılında 1 milyar 336 milyon euro olan ihracat, 2000 yılına
gelindiğinde 1 milyar 302 milyon euro düzeyinde idi.
Başer, AB'nin serbest ticaret stratejisi sayesinde dünyanın
tekstil devi Çin'in ise kotalara rağmen AB'nin en büyük
konfeksiyon tedarikçisi konumuna gelmeyi başardığının altını
çizerek "Tekstil ve hazır giyim kotalarının kalkması ile Çin
ürünlerinin AB pazarındaki hakimiyeti kaçınılmazdır" dedi.
Başer'in açıklamalarına göre AB; 1995 yıİında Çin'den 3 milyar
957 milyon dolarlık tekstil ürünü ithal ederken, 2000 yılında bu
rakam 8 milyar 205 milyon dolara çıktı.
Sunumunda AB'nin sadece en düşük gümrük tarife oranları na sahip
olmadığını, aynı zamanda en gevşek gümrük beyannamesi
uygulamalarına da sahip olduğunu belirten Başer, şu
değerlendirmeleri yaptı:
"AB'nin tekstil ve hazır giyim sektöründe mevcut gevşek gümrük
ve menşe kuralları uygulamaları, dolandırıcıların menşe
saptırarak ihracat yapmalarını ve yanlış beyanları artırıyor. Bu
yolla, her yıl milyarlarca euro vergi kaybına sebep olunuyor.
Dolandırıcıların, AB içinde nasıl çalıştıklarına en güzel örnek,
yanlış EUR sertifikalan ve dampingli fiyatlarla milyonlarca
metre kumaşın Uzakdoğu'dan yola çıkıp, Avrupa üzerinden trafik
sapması yolu İle Türkiye'ye girmesi gösterilebilinir."
"Pan-Avrupa Akdeniz'de giyim sektörü tehlikede"
Dünya hazır giyim endüstrisinin başlıca NAFTA/CBI,
Pan-Avrupa Akdeniz, Uzakdoğu, Brezilya gibi bir çok ülke ve
ticaret bloğunda gerçekleştiğine dikkat çeken Başer, AB'nin tek
taraflı Serbest Pazar erişimi stratejisini uygulamaya devam
etmesi halinde 2005'te kotalar kalktığında Pan-Avrupa Akdeniz
ülkelerinde giyim sektörlerinin ortadan kalkabileceğini savundu.
NAFTA'nın üyelerinin tekstil ve konfeksiyon sektörlerini, NAFTA
usulü menşe kuralları, yüksek gümrük tarife oranlan ve sıkı
gümrük beyannameleri ile geliştirdiğini, Uzakdoğu ülkelerinin de
pazarlarını kapalı tutmak için yüksek gümrük tarife oranlan
uyguladığını, tarife dışı engeller koyduğunu ve ATC
yükümlülüklerini yerine getirmediğini vurgulayan Başer, şunları
söyledi:
"AB
genişlemiş Avrupa'da tekstil ve hazır giyim sektörü için 2005
sonrası kotaların kaldırılması ile daha da artacak Uzakdoğu'dan
haksız rekabeti engellemek amacıyla üyelerini korumaya yönelik
tercihli bir sistem oluşturamamiştır. Ve üçüncü ülkeler AB'den
hala başka imtiyazlar istemektedir. Sadece NAFTA değil, diğer
ticari birliklerde üye ülkelerinin tekstil ve giyim sanayi
sektörlerini haksız rekabetten korumaya ve onları geliştirmeye
çalışıyorlar."
Başer, Pan-Avrupa ülkelerindeki işsizlik sorununun AB'nin 2005
yılından önce çözmesi gereken en önemli sorun olduğunu da
sözlerine ekledi.
| Başer'in sunumundan AB'deki tekstil
gerçeği • Tekstil/konfeksiyon
ürünlerinde Tek Taraflı Tarife indirimleri ve AB Serbest
Ticaret Anlaşmaları, AB Gümrük Birliği'nin üçüncü ülkelere
karşı Pan-Avrupa Akdeniz ülkelerine olan yararlarını ortadan
kaldırdı ve birçok iş kaybına ve fabrikaların kapanmasına
neden oldu.
• Üçüncü ülkeler ATC kotalarını tam dolduramadılar, ABD
dahil üçüncü ülkelerdeki gümrük tarifeleri AB ile
kıyaslandığında çok yüksek ve bu ülkelerin çoğu AB
ürünlerine Tarife Dışı Engeller uyguluyor.
• Uzakdoğu ülkelerindeki üreticiler sosyal sorumluluklara ve
çevre konularına hala gerekfi özeni göstermiyor, AB
üreticileri ile haksız bir rekabete giriyor.
• AB'nin gevşek gümrük beyannamesi uygulamaları, menşe
kuralları ve gümrük kontrolleri, kalpazanların yanlış
beyannamelerine, trafik sapmalarına neden oluyor. Bu yolla
AB dışı ürünlerin haksız rekabeti kolaylaşıyor.
• AB'nin Tek Taraflı Serbest Pazar Stratejisi Pan-Avrupa
Akdeniz ülkelerinde emek yoğun sektörlere zarar veriyor ve
yeni yatırımların önünü kesiyor.
• Tüm bunlar 2005'te bir "Çin hazır giyim katliamı"nı
hazırlıyor. |
| AB için reçete
Genişleyen Avrupa'da tekstil ve konfeksiyon sektörünün
geleceğinin kurtulması için Başer'in hazırladığı Türk
reçetesi ise şöyie:
• AB, tek taraflı serbest pazar ve asimetrik tarife
uygulamalarını durdurmalı,
• AB'nin birincil görevi Pan-Avrupa Akdeniz ülkelerinde
ticari yatırımları hızlandırmak olmalı.
• AB, DTÖ müzakerelerinde sektörel yaklaşımı benimsemeli ve
gümrük tarifeleri, sosyal, iş ve çevre standartlarında
karşılıklı uygulamayı savunmalıdır.
EURATEK'in, DTÖ nezdinde gümrük tarife oranları müzakerelerinde
isviçre Formulü olarak adlandırılan yaklaşımın dışında
hiçbir imtiyaz verilmemeli, kısaca üçüncü ülkeler gümrük
tarife oranlarını en fazla yüzde 15 olacak şekil de
ayarlamadan ve tüm tarife dışı engellen yok etmeden; AB
tarafından daha fazla gümrük vergisi indirimine
gidilmemelidir.
• AB, ticarette haksız rekabeti oluşturan birçok olayı
kaldırabilmek için gümrük kanunlarını sıkılaştırmalı.
• AB, tekstil ve hazır giyim sektöründen imtiyaz verdiği hiç
bir serbest ticaret anlaşmasını imzalamamalı ve Pan-Avrupa
Akdeniz ülkelerini sosyal ve ekonomik çıkarlarını üçüncü
ülkelere karşı korumalı.
• AB, üçüncü ülkelere tekstil ve konfeksiyon sektörü için ve
yeni üye ülkelere AB hizmetlerine ve ürünlerine serbest
erişim için bedava ödüller vermeyi durdurmalı. |
|