Bu Sayı
Editör'den
Güncel
Narin İş Güvencesi konusunda uyardı:
Kayıtlı işverene yeni yük getirerek kalkınma
olmaz
Narin CNBC-e'ye konuk oldu: Yeni bir rüzgar
bekliyoruz
Bülent Başer: AB'nin politikaları 2005'te Çin'i hazır giyim
katliamına hazırlıyor
Mart ihracatı, pamuk ipliği piyasasına bahar
getirdi
IAF Başkanı Umut Oran, Uzakdoğu ülkelerinin
devlet başkanlarına
SARS felaketi nedeniyle bir mektup gönderdi: Hazır giyim sektörü
olarak her türlü yardıma hazırız
Söyleşi
İHKİB'in
yeni Başkanı Süleyman Orakçıoğlu: Sektörün başarısı birlikte
yapılacak çalışmalara bağlı
Firma
Yünsa,
dünyada ilk beş fabrika arasına girmeyi hedefliyor
Hukuk
BELİRLİ
SÜRELİ İŞ SÖZLEŞMESİ VE İHBAR TAZMİNATI
|
Hukuk
BELİRLİ SÜRELİ İŞ
SÖZLEŞMESİ VE İHBAR TAZMİNATI
(Karar İncelemesi)
Prof. Dr. Tankut
Centel
İstanbul Hukuk Fakültesi Dekanı
Yargıtay
9. Hukuk Dairesi
Esas No.: 2002/8670
Karar No.: 2002/23433
Tarih: 9.12.2002
Karar Özeti:
İhbar tazminatı, belirsiz süreli hizmet sözleşmelerinin sona
erdirilmesi sırasında ihbar önellerine uyulmaması nedeniyle
karşı yana ödenmek üzere öngörüldüğünden; haksız feshedilmiş
olsa dahi, belirli süreli hizmet sözleşmesinde ihbar tazminatının
ödenmesi söz konusu değildir.
İlgili Mevzuat: İş K. 13; BK. 343
Karar Metni:
Dava: Davacı, cezai şart alacağı ile ihbar tazminatının ödetilmesine
karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm
altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı ve davacı avukatı
tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup
düşünüldü.
Yargıtay Kararı
1. Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı
kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının tüm davalının aşağıdaki
bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Dava cezai şart ve İhbar tazminatı isteklerine ilişkindir.
Mahkemece istekler kısmen hüküm altına alınmış, karar taraflarca
temyiz edilmiştir. 1475 sayılı İş Kanununun 13- maddesi "Akdin
feshinde bildirim" kenar başlığıyla düzenlenmiştir. Anılan
maddenin ilk fıkrasında, "süresi belirli olmayan sürekli
hizmet akitlerinin feshinden önce durumun diğer tarafa bildirilmesi
gereği" vurgulanmıştır (md. 13/A). Diğer bir fıkrada ise
"Bildirme şartına uymayan taraf yukarıda yazılı önellere
ilişkin ücret tutarında tazminat ödemek zorundadır" (md.
13/C) ifadeleri yer almaktadır.
Şu
durumda; her iki hüküm birlikte değerlendirildiğinde. İhbar
tazminatının süresi belirli olmayan hizmet akdinde uygulama
alanı bulacağı kuşkusuzdur. Maddenin bu hükümleri kamu düzeni
ile ilgilidir.
Belirli süreli hizmet akitleri; sözleşmenin kurulduğu zaman
taraflar arasındaki hukuki ilişkinin sona erdiği anın bilindiği
ya da öngürülebildiği bir hukuki durumu düzenler. İhbar tazminatı
İş Kanunu 13/C maddesinde belirsiz süreli hizmet akitlerinin
sona erdirilmesinde ihbar önellerine uyulmaması hallerinde diğer
tarafa ödenmek üzere öngörüldüğü için belirli süreli hizmet
akdinin haksız feshi durumunda dahi ihbar tazminatı hakkı doğmaz.
Dairemizin kökleşmiş içtihatları da bu yöndedir.
Somut
olayda davacı ve davalı arasında akdedilen hizmet sözleşmesinin
3/9. Maddesine göre;
"çalışan;
Banka'dan istifa ederek ayrılması durumunda, İş Kanunu'nun öngördüğü
sürelere bağlı kalarak ihbar yükümlülüğünü yerine getirmeyi
aksi halde parasal karşılığını tamamen ve itirazsız olarak ödemeyi
önceden kabul etmiştir. Bu yükümlülük, aşağıda (5.) maddede
belirtilen tazminat yükümlülüğünden tamamen ayrı ve bağımsızd
ı r."
Sözleşmenin
3/10 maddesinde sözleşme süresi 24 ay olarak belirlenmiş, 5.
maddede de cezai şarta yer verilmiştir.
Davalı
işçi 19.0.1998 tarihinde imzalanan 24 aylık süreli belirli süreli
hizmet akdinin sona ermesinden önce 22.09.2000 tarihinde istifa
ederek davacı Bankadan ayrılmıştır. Mahkemece cezai şart yanında
ihbar tazminatına da hükmetmiştir.
Belirli
süreli hizmet akitlerinin ne şekilde sona ererse ersin, bu konuda
hizmet sözleşmesinde lehe hüküm olsa dahi ihbar tazminatına
hükmedilemez. Ancak kanunda düzenlenen (BK. md. 343) istisnalar
hariçtir. İhbar tazminatının reddi gerekirken yazılı şekilde
hüküm tesisi bozmayı gerektir-
miştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA,
peşin alınan temyiz harcının isek halinde ilgiliye iadesine,
09.12.2002 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Kararın incelenmesi:
I. inceleme konusu Yargıtay kararına neden olan olayda, söz
konusu kararın metninden anlaşıldığı kadariyle:
1-
Davalı işçi ile davacı banka işvereni, 19 Ekim 1998 tarihinde
24 aylık bir belirli süreli hizmet sözleşmesini imzalamışlar:
ancak, davalı işçi, sözleşmenin süresinin bitmesinden önce,
yani 22 Eylül
2000 tarihinde istifa edip İşyerinden ayrılmıştır.
Bunun
üzerine, banka işvereni; dava açarak, cezai şart ile ihbar tazminatı
alacaklarının ödetilmesin
karar verilmesi talebinde bulunmuştur. Alt mahkeme, cezai şartın
yanında ihbar tazminatına da hükmetmiştir.
2.
Alt mahkemenin bu kararının davacı ile davalı taraflarca temyiz
edilmesi üzerine uyuşmazlık, Yargıtay Dokuzuncu Hukuk Dairesi'nin
önüne gelmiştir. Bu bağlamda. Yüksek Mahkeme; ihbar tazminatının.
İş K. m. 13 hükmü karşısında sadece belirli süreli hizmet sözleşmelerinde
uygulama alanı bulduğundan, belirli süreli hizmet sözleşmelerinde
ödenmesinin kural olarak söz konusu olmadığını belirtmiş ve
ait mahkemenin cezai şartın yanısıra ihbar tazminatına da hükmeden
kararının bozulmasını kabul etmiştir.
II.
İnceleme konusu Yargıtay kararı bakımından incelenmesi gereken
hukuki sorun; görüldüğü üzere, belirli süreli hizmet sözleşmesini
sona erdirmenin ihbar şartına bağlanıp bağlanamayacağı noktasında
toplanmaktadır. Bu bakımdan, öncelikle, sürenin dolmasının hizmet
sözleşmesi üzerindeki etkisinin irdelenmesinde yarar görülmektedir.
Buna bağlı olarak, belirli süreli hizmet sözleşmesinde cezai
şartın işlevinin bilinmesinde de yarar bulunmaktadır.
1.
İncelenen Yargıtay kararında, herşeyden önce, belirli süreli
bir hizmet sözleşmesinin söz konusu olduğu gözden uzak tutulmamalıdır,
Bu bağlamda, BK. m. 338, açıkça hizmet sözleşmesinin bir süreye
bağlanmasına olanak tanımaktadır. Buna göre, hizmet sözleşmesi
için önceden bir süre saptanmışsa, o zaman bu sözleşme süresinin
dolmasıyla birlikte sona erecektir. Belirli süreli hizmet sözleşmesi
sürenin dolmasıyla birlikte kendiliğinden son bulacağı için
de, ayrıca feshin ihbarı gerekmeyecektir. Ancak, buna ilişkin
BK. m, 338 hükmü buyurucu nitelikte bir hukuk kuralı olmadığından,
belirtilen esasın aksi taraflarca kararlaştırılabilecektir.
Nitekim, belirli süreli bir hizmet sözleşmesinin uzaması istenmediği
takdirde, sürenin bitiminden belli bir zaman önce feshin ihbar
edilmesi gerekeceğini kararlaştırmak mümkündür. [bak. K. Tunçomağ/T.
Centel, İş Hukukunun Esasları, İstanbul 1999, 176].
Belirli
süreli hizmet sözleşmesi, önceden kararlaştırılmış sürenin dolması
üzerine zaten sona ereceği için; bu tür bir sözleşmenin feshi,
yani sona erdirilmesi, kural olarak ihbar koşuluna bağlanmaz.
Nitekim, İş Kanunu'nun 13 üncü maddesi de; daha ilk tümcesinde,
hizmet sözleşmesinin feshi ihbar suretiyle sona erdirilmesinin
ilk koşulu olarak, bu sözleşmenin süresinin belirli olmamasından
sözetmektedir. Ancak, deneme süreli hizmet sözleşmeleri ile
hayat boyunca yahut on yılı aşan bir süre için yapılmış hizmet
sözleşmeleri; istisnaen, feshi ihbar suretiyle sona erdirilebilir
(BK. m. 342, 343).
Belirli
süreli hizmet sözleşmesinin feshi ihbar koşuluna bağlanamayacağı
için, bu tür bir sözleşmenin haksız bir biçimde sona erdirilmesinde
dahi, herhangi bir ihbar öneline uyulması ve giderek, ihbar
tazminatının ödenmesi söz konusu değildir.
İnceleme
konusu yapılan kararda Yüksek Mahkeme, bu noktayı son derece
isabetli bir biçimde belirtmektedir.
2.
Belirli süreli hizmet sözleşmelerinin, sona erdirilmeleri İhbar
koşuluna bağlanamamasına karşılık; bunların feshinin, cezai
şarta bağlanması hukuken mümkündür. Böyle bir cezai şartın temel
amacı da, nitelikli işgücünü işyerine bağlamaktır. Gerçekten,
nitelikli işçileri işyerine bağlamak veya işçiye yetişmesi için
yapılan harcamaları güvenceye alıp bunların ayrılma (istifa)
halinde geri alınmalarını sağlamak saikiyle, haklı bir neden
olmaksızın hizmet sözleşmesinin feshi durumunda karşı tarafa
cezai şart ödeneceğine ilişkin akdi düzenlemelere uygulamada
yer verilmekte ve böylece, işçinin fesih hakkı sınırlanmak istenmektedir.
[bak. T. Centel, İş Hukuku, Cilt: I-Bireysel İş Hukuku, İstanbul
1994, 199].
Nitekim,
uyuşmazlık konusu olayda da, banka işverenin ile banka çalışanı
arasında yapılan sözleşmenin 5 inci maddesi, bu tür bir cezai
şart düzenlemesini içermekledir. Ancak, inceleme konusu karara
konu olan olayda taraflar, aralarındaki sözleşmede cezai şartla
yetinmemişler; cezai şartın yanında, ihbar tazminatının da ödenmesini
kabul etmişlerdir. Nitekim, somut olaydaki sözleşme kaydına
göre, "çalışan; Banka'dan istifa ederek ayrılması durumunda,
İş Kanunu'nun öngördüğü sürelere bağlı kalarak ihbar yükümlülüğünü
yerine getirmeyi aksi halde parasal karşılığını tamamen ve itirazsız
olarak ödemeyi önceden kabul etmiştir. Bu yükümlülük, aşağıda
(5.) maddede belirtilen tazminat yükümlülüğünden tamamen ayrı
ve bağımsızdır" (Sözleşme m. 3/9).
Hernekadar,
anılan sözleşme kaydıyla, ödenecek ihbar tazminatının kararlaştırılmış
cezai şarttan ayrı ve bağımsız bir yüküm olduğu benimsenmişse
de; Yüksek Mahkeme, yerinde olarak, belirli süreli hizmet sözleşmesinde
ihbar tazminatının söz konusu olmayacağı [bak. yukarıda II 1]
gerekçesiyle, cezai şarta ilaveten ihbar tazminatına hükmedilmesini
doğru bulmamıştır.
III.
Sonuç İtibariyle, inceleme konusu Yargıtay kararının, belirli
süreli hizmet sözleşmelerinin feshe bağlı sonuçları yönünden,
hukuken doğru ve yerinde bir karar olduğu belirtilmelidir. Gerçekten,
anılan kararıyla Yüksek Mahkeme; bir kez daha, belirli süreli
hizmet sözleşmesinin feshinde, ihbar tazminatının söz konusu
olmaması esasını yinelemiş durumdadır. Böylece, daha önceki
Yargıtay uygulaması, kökleştirilmiş olmaktadır. Bunun, hukuk
güvenliğine olan inancı artıracağı ise, tartışmasızdır.
|