[ , ]    Sayı:280  Nisan 2003

TÜTSİS     Künye     Geçmiş Sayılar

Bu Sayı

 

Editör'den


 Güncel

   Narin İş Güvencesi konusunda uyardı: Kayıtlı işverene yeni yük getirerek kalkınma olmaz

   Narin CNBC-e'ye konuk oldu: Yeni bir rüzgar bekliyoruz

   Bülent Başer: AB'nin politikaları 2005'te Çin'i hazır giyim katliamına hazırlıyor

   Mart ihracatı, pamuk ipliği piyasasına bahar getirdi

   IAF Başkanı Umut Oran, Uzakdoğu ülkelerinin devlet başkanlarına
SARS felaketi nedeniyle bir mektup gönderdi: Hazır giyim sektörü olarak her türlü yardıma hazırız


Söyleşi

  İHKİB'in yeni Başkanı Süleyman Orakçıoğlu: Sektörün başarısı birlikte yapılacak çalışmalara bağlı


 Firma

  Yünsa, dünyada ilk beş fabrika arasına girmeyi hedefliyor


 Hukuk

  BELİRLİ SÜRELİ İŞ SÖZLEŞMESİ VE İHBAR TAZMİNATI

 

Güncel

Sendika temsilcilerinin de katıldığı TV programında Narin İş Güvencesi konusunda uyardı:

"Kayıtlı işverene yeni yük getirerek kalkınma olmaz"

 

Kanal D'de Fatih Altaylı'nın hazırlayıp sunduğu Teke Tek" programına katılan Sendikamız Yönetim Kurulu Başkanı Halit Narin, İş Güvencesi Yasası'nın kayıtlı işverenlere yeni külfetler getirdiğini belirtti. Narin "Bu kanunla işverenleri işverenlikten uzaklaştırırsanız bu memleketi nasıl ekonomik olarak kalkındıracağız?" diye sordu.

17 Mart 2003'te yayınlanan TİSK Başkanı Refik Baydur, Hak-İş Başkanı Salim Uslu ile DİSK Başkanı Süleyman Çelebi'nin de katıldığı programda Narin, konuşmasına, İş Güvencesi Yasasıyla gelen yüklerin Avrupa Birliği standartlarının çok üzerinde olduğuna dikkat çekerek başladı.  

Narin, programda sendika temsilcilerine "Gelinen noktayı daha da ağırlaştırmak suretiyle kayıtlı çalışan işverenleri yanlışa itmeyin" uyarısı da yaptı. Narin konuşmasında "Neden işverenler bu kadar hukuka saygılı düzenler içinde çalışırken rahatsız değil de, yeni bir İş Güvencesi ve İş Kanunu maddeleri karşımıza geldiği anda birdenbire böyle ayağa kalkıyorlar?" diye sordu.

Narin bu konuda şunları söyledi;

"Bunun nedenini karşılıklı ve inançlı bir şekilde paylaşmazsak altından çıkamayız. Çünkü, bunun getirmiş olduğu külfetlerin altından çıkılamayacağı hesaplanıyor. Bu külfetlerin çoğu bugün Avrupa standartlarının çok çok üstünde. Burada bir iki örnek vereyim. Biz bugünkü kanunda kıdem tazminatı ödemelerinde 10 yıllık işçiye 50 haftalık ücret tutarında bir para ödeyebiliyoruz. İspanya'da bu 10 yıllık işçi için 28.5 hafta, Danimarka'da 12 yıllık işçi için 4.1 hafta, Fransa'da 3-5 hafta..."

"Dörtte üçü kayıtdışı olan Türk ekonomisinde kayıtlı işçi çalıştıran işverenlere gelen bu külfet bütün işverenleri rahatsız etmiştir." diyen Narin işçi sendikala rının temsilcilerine de şöyle seslendi: "Siz bu noktayı daha da ağırlaştırmak suretiyle işverenleri yanlışlara itiyorsunuz ki biz bundan çok rahatsızız. Bir işyerinin işçi çıkarmak için açılmadığını hepimiz kabul ediyoruz. Bir işveren işçisini çıkartmak için işyeri açmaz ki.

Tutturmuşsunuz senelerdir, "işçinin hakkı..." Peki, işverenin hakkı ne oluyor? İşverenin kazanılmış olan işyeri hakkı ne oluyor? İş Güvencesi, isçinin tarifi içine girmez. İş, işverenin ve işçinin müşterek paylaştığı bir hadisedir. İş diyoruz, işçi demiyoruz. Kanunun başındaki madde de işçi değil, iş; yani benim tarafım ve sizin tarafınız, müşterek bir iş kanunu..."

Narin sözlerine şöyle devam etti: "Bankalardaki 64 milyar dolarlık döviz mevduatına baktığınızda Türkiye'nin insanlarının işyeri kurmakta, müteşebbis gücünü devreye koymakla ne kadar çekinceli bir durumda olduğunu anlarsınız. Biz, herkesin yatırım ve üretim sahasına para yatırmasını arzu eden bir milletin çocuklarıyız. Mevcut düzenle çalışan insanlara daha da külfet getirerek onları da işverenlikten uzaklaştırırsanız, bu memleketi nasıl ekonomik olarak kalkındıracağız? Bütün milleti yatırım ve üretim seferberliğine itmek mecburiyetindeyiz. Onun için İş Kanunu hepimizin kanunudur, işçinin kanunu değildir.

Şimdi bizim geldiğimiz noktada, şartlara bağlı bir düzenlemeyi beraber yapmamız lazım. Dünyanın bu kadar geliştiği ve Türkiye'nin de bu kadar geri kaldığı bir ortamda işçi-işveren kavgasını ortaya koyarsak bence büyük yanlış yapmış oluruz. Siz, bizleri müteşebbis yapmadığınız sürece huzurlu olamazsınız. Onun için be- nim düşüncem, hükümetin almış olduğu karara hepimizin yaklaşımı biraz daha değişik olmalı.

Yani, uzlaşarak, kanunları geleceğin Türkiye'sine, işçisine ve işverenine uygun bir şekilde bağlayıp bunu bera ber çıkarmalıyız Kavga edecek ortamlar çok uzaklarda kalmıştır. Düşünün, bugün iyi veya kötü, Avrupa Birliği'ne giren bütün ülkeler fert başına ortalama 10 bin doların üzerinde mil- li gelir rakamı konuşurken biz halen 2 bin küsur dolarları konuşuyoruz. Neyin kavgasını yapıyoruz, neyi paylaşamıyoruz ki?

Bence artık 80'li seneleri hatırlamaktan vazgeçmemiz lazım. Geçerli şartlara bağlı bir iş güvencesini, işçinin ve işverenin güvencesini tartışalım. Siz eksiğinizi söyleyin biz tamamlayalım, biz eksiğimizi söyleyelim siz tamamlayın, çekişmeyelim. Siyasi partilerin arenasında bizi lokma diye yemesinler. Bizler hepimizin sendikalı olmasını amaçlayan bir kanunun peşinde olmalıyız, hepimizin SSK kapsamına giren bir düzenleme peşinde olmalıyız, herkesin mutlaka vergisini veren bir düzenin peşinde olmamız icap ederken, 4'te biri kayıtlı olan ekonomideki işverenlere yeni yük getiren kanunun peşinde olmamızda bir yanlışlık var.

Burada Avrupa Birliği'ni mi alırız, başka kriterler mi alırız, ne yaparsak yapalım ama, bizi son 20 senedir aynı seviyede tutan 3 bin doların altında fert başına düşen Milli Ge- lir rakamını bir adım ileri götüremezsek bundan sonraki adım artık bir uçurumdur. Onun için, ben seni seviyorum, sen de beni sev. Ben zaten işçime saygılıyım; İşçime saygılı olmasam müteşebbis olmam. Bunun başka formülü yok. birbirimizle kaynaşalım. Popülist politikalardan kimseye bir yarar gelmez, eğer gelecek olsa idi 3 tane parti bugün iktidarda olurdu, 3'ü de yok oldu gitti. Popülist politika bize bir şey getirmez."

Narin "Bu kanun çıkabilir. Bu kanun çıktıktan sonra işyerleri bu kanuna karşı örgütlenir, sistemi ve formülleri geliştirir. Ama bu Türk ekonomisine ve Türkiye'nin milli menfaatlerine ters düşer. Çıkan kanunu, milletin bütün fertlerine kabul ettirecek mantığı yarattığımız zaman, o kanun benimsenir ve bir yarar sağlar. Sizden istediğimiz, biz işverenleri zorlamayın. Bu kanun limitini aşmıştır. Önce işin güvencesini koyalım; bunun ardından işin güvencesinde müşterek işimizin güvencesini sağlayalım" şeklinde konuştu.

Çalışma Bakanlığı'nın çalışan ve çalıştıranların bakanlığı olduğuna da dikkat çeken Narin sözlerini şöyle tamamladı: "Ancak bugüne kadar oraya gelen bakanların hepsi bu vazifelerini ihmal etmişlerdir. Çıkan kanunların hepsi, Anayasa'ya göre eşitlik ilkesi içinde çıkmak mecburiyetindedir. Bir tarafa verilen hak, öbür tarafa da eşit olarak, dengeyi kurmak için verilmek mecburiyetindedir, İş Kanunu'nda yapılan son değişikliklerin hepsi işçi lehine yapılmıştır, bir tane işveren lehine yoktur.

 Normal olarak bu bir anayasal suçtur ve Anayasa'nın bunları iptal etmiş olması icap ederdi. Ama biz bu kavgalara hiç girmedik."  

Tekstilisveren.org.tr     Üyelerimize Duyurular    İrtibat

© 2002-2003 TÜTSİS      -      boratur.net