[ , ]    Sayı:280  Nisan 2003

TÜTSİS     Künye     Geçmiş Sayılar

Bu Sayı

 

Editör'den


 Güncel

   Narin İş Güvencesi konusunda uyardı: Kayıtlı işverene yeni yük getirerek kalkınma olmaz

   Narin CNBC-e'ye konuk oldu: Yeni bir rüzgar bekliyoruz

   Bülent Başer: AB'nin politikaları 2005'te Çin'i hazır giyim katliamına hazırlıyor

   Mart ihracatı, pamuk ipliği piyasasına bahar getirdi

   IAF Başkanı Umut Oran, Uzakdoğu ülkelerinin devlet başkanlarına
SARS felaketi nedeniyle bir mektup gönderdi: Hazır giyim sektörü olarak her türlü yardıma hazırız


Söyleşi

  İHKİB'in yeni Başkanı Süleyman Orakçıoğlu: Sektörün başarısı birlikte yapılacak çalışmalara bağlı


 Firma

  Yünsa, dünyada ilk beş fabrika arasına girmeyi hedefliyor


 Hukuk

  BELİRLİ SÜRELİ İŞ SÖZLEŞMESİ VE İHBAR TAZMİNATI

 

Güncel

Sendikamız Yönetim Kurulu Başkanı Halit Narin CNBC-e'ye konuk oldu:

"Yeni bir rüzgar bekliyoruz"

 

Sendikamız Yönetim Kurulu Başkanı Halit Narin, CNBC-e Televizyonunda 26 Mart'ta yayınlanan "Sektör Raporu" programında Tamer Coşkun'un sorularını yanıtladı. Narin'le yapılan söyleşinin özetini aşağıda sunuyoruz:

Tamer Coşkun: Efendim, hemen sınırımızın ötesinde bir savaş var ve bu savaşın bize de doğal olarak yansıması var, hem siyasi anlamda, hem ekonomik anlamda. Bir değerlendirme almak istiyorum.

Halit Narin: Bizim yapacağımız değerlendirme tabi sektör bazında olur, bir de milletin bu konu ile ilgili görüşlerini değerlendirme şeklinde olur. Şimdi iki sektör var. Biri mütevekkil sektör, "Ne yapalım, kader böyleymiş" diyen. İkinci bir sektör var, 21. yüzyılda, "şartlar ne olursa olsun çalışmalıyız, başarmalıyız ve memleketi iyiye görürmeliyiz" diyen. Bu, tabi Türkiye'de ağırlıkta olan bir sektör, yani Türk milletinin içinde olan bir yapı.

Şimdi harp gelmiş komşumuza. Avrupa'dan insanlara bakıyorsun, bize karşı tutumlan var. Amerika'ya bakıyorsunuz, o ise, komşumuzda olan ve insanlık için kötü neticeler vereceğini düşündüğü bir hadiseye karşı savaşıyor. Şimdi bizde de bir grup var, ne diyor? "Efendim, o harpten bize ne?" ABD denizaşırı geliyor, bir ülkedeki hadiseyi düzeltmek istiyor. İçinde başka politik nedenler olabilir, ama komşumuzda olan harpten "bize ne" demenin bir kere bir mantığı yok. Demek ki, Irak'la olan harple bizim çok yakinen alakalı olmak mecburiyetimiz var.

Hükümetin ve ordumuzun birinci vazifesi bu. Bir kere burada artık komşuda olan harbin bir an evvel bitmesini düşünmek ve orada olabilecek katkılarda bulunmak ve Türkiye'yi bundan uzakta tutabilmenin şartlarını geliştirmek lazım demek icap ederken haliyle ekonomi karşımıza çıkıyor.

Ekonomik açıdan Türkiye'ye Avrupa Birliği'nden destek almadığı bir gerçek. Bu gerçeğin de temelinde yatan şu: Avrupa bizim problemlerimize çok uzak durmak istiyor. Bizi yegane destekleyen ülke olarak da ABD'yi daima görüyoruz. Tabi ABD'nin sistemini de görmek lazım. İçinde tabi politik menfaatleri olacak, petrol olacak, şu olacak, bu olacak. Ama. Bosna-Hersek'te bu kadar Müslüman insan katledilirken Avrupa kılını kıpırdatmadı, ama ABD'nin müdahalesiyle oradaki çatışmalar son buldu.

İşte Güney Kore hadisesi.. Biz de bir sürü şehit verdik. Ama, netice itibariyle Güney Kore bugün dünyanın sayılı ülkelerinden biri haline geldi. Amerika oraya da gitti yardım etti, ama orada kalmadı. Şimdi her şeyin iyisini ve kötüsünü bir arada alırken, demek ki bizi destekleyen bir ülkenin  bir kere dostluğunu kaybetmemek için anlayışla hareket eden bir hükümet politikasına ihtiyacımız var, Hükümetimiz de bunu yapıyor tahmin ederim.

Tamer Coşkun: Şu ana kadarki süren görüşmeleri, diyalogları ve de Türkiye'nin aldığı tavrı nasıl yorumluyorsunuz?

Halit Narin: Bu iş politika ağırlıklı olmalıdır, pazarlık ağırlıklı, dost ağırlıklı, destek ağırlıklı olmalıdır. Ben hükümetimizin politikasını tabi destekliyorum Türk vatandaşı olarak. Ama ben, Amerika-Türkiye dostluk ilişkisini hiçbir şeyle değişmem. Çünkü bizim dostluğumuz çok uzun sürmelidir.

Tamer Coşkun: Ama Amerikan dostluğu konusunda da endişeler var Sayın Narin.

Halit Narin: Şimdi pazar- lık yaparken herkesin kendine göre hataları olabilir. Bu hatadan dönüş noktası diye düşünmemek lazım. Bu hatada biz dostluğumuzu devam ettireceğiz. İki tarafın da biraz birbirine daha yaklaşmasında fayda var. Ama mühim olan, şu anda ekonomideki gelinen durum.

Bu pazarlık bence çok yanlış bir kelime. Yani, Türkiye'de ki medyamız hâdiseyi çok basite indirdi, kusura bakmasınlar. İki ülkenin siyasi ve ekonomik menfaatleri ve Orta Doğu'nun siyasi dengesini kurma işi bir para pazarlığı gibi millete lanse edilirse ve dünya milletleri de bunu para pazarlığı görürse, bundan yalnız yanlışlık ve yanlış değerlendirme çıkar.

Tamer Coşkun: Sayın Maliye Bakanı Kemal Unakıtan da, ABD'den gelecek kredi konusunda "alıp almayacağımızı düşünürüm" gibi bir açıklama yaptı...

Haliç Narin: Şöyle açıklığa kavuşturmak lazım. Yani biz Irak'la savaşmıyoruz, İrak'la savaşa gireriz diye de para pazarlığı yapmıyoruz. Bu bir ekonomik ve politik dengeler kurma meselesi. Bizim onların dostluğuna, onların da bizim dostluğumuza Orta Doğu'da ihtiyaçları var ve bizim de en çok onlara ihtiyacımız var.

Sayın Unakılan tabi doğru söylüyor Çünkü paranın maliyeti çok mühim. Ama, Türkiye'de paranın nereden yaratılacağını, yalnız kredi ve hibelerle değil de ekonominin kendi üretken gücünde aramak lâzım. Yani insanlar denizin içindedir, nimetin içindedir, nimetin ne olduğunun farkına varamazlar, Türkiye'nin durumu da buna benziyor. Türk müteşebbisinin devreye girmesi zamanı zaten kaç senedir ihmal edilmiştir. Şimdi gelecek olan paralardan çok daha fazla para yaratacak, müteşebbisi devreye koyarak ekonomiyi canlandıracak, iş sahası açacak olan üreten ekonomi şu anda bankaların baskısı altında ezilmiş ve durmuş durumdadır.

Bankalar akıllarına gelen faizi tatbik ederek işyerlerini finans darboğazına sokmuşlardır. Bu arada hükümetimizin yapmış olduğu bana göre en iyi icraatlardan bir tanesi, kredi kartlarında yapılan hatayı düzeltmek olmuştur. Binlerce, yüzbinlerce insanı yeniden heyecanla yaşama şevkine sokmuştur. Hükümet bunu yaparken Bankalar Birliği'nin ve bankaların baskısı altında bunu yapmamış, halkın menfaati açısından ele almıştır.

Peki, bankaların baskısıyla, yüksek enflasyon politikasından dolayı keyfi faizlerle kapanan müesseseleri ve orada işsiz kalan binlerce insanı, tekrar işlerine kavuşturmak için. işyerleri almış ol- dukları orijin borçlarını -bankacılık borcunu değil- bir sisteme bağlasalar, müteşebbisi ve işçilerini bu müesseselerin başına geçirseler, Türk ekonomisini büyütseler, dış hibelere ve kredilere hiç ihtiyacımız olmaz. Bu bir kanun meselesi, bir çalışma meseledir ve kısa sürede yapılabilir.

Tamer Coşkun: Bu kolay yapılabilinir mi?

Halit Narin: Kredi kartında yaptıktan sonra bunu yapmamak mümkün değil. Çünkü, bankaların faizleri, orijinden alınan borcu, sanayicinin esas orijinal borcunun kaydı var. O borcun muayyen bir sistemde dünya faizleriyle bir yerde ödeme sistemini geliştirdiğiniz zaman 200 milyar dolardan fazla yatırımı devreye sokarsınız. Bunun yaratacağı değerse 100 milyarlarca dolar katma değerdir, artı milyonlarca insana da iş sahası açılacaktır.

Tamer Coşkun: Peki, şunu soracağım: Bir de bizde atıl duran, piyasanın tedirginliğinden dolayı yastık altı yatırımları var. Bunlar harekete geçirilemez mi ya da bir model uygulanamaz mı?

Halit Narin: Şimdi yastık altında duran paranın yüzde 90'ı kara paradır, yani kayıtsız paradır. Bu kayıtsız ve kötü paranın kayıt içine girmesini kimse istemez. Düşünün, kayıtsız ve kötü paranın da yüksek faiz bulduğu yeryüzündeki yegâne ülke maalesef Türkiye' mizdir.

Halbuki, Türkiye'mizin istikrarlı bir enflasyon seyri var. Türkiye' deki kayıt dışı tasarruf edilmiş, bu parayı (60 milyar dolar olduğu söyleniyor) Türkiye' den alıp da yurtdışında herhangi bir ülkeye götürmeniz mümkün değildir. Çünkü yurtdışındaki paranın getirişi yüzde 0.5 - 1.5'tur. Ama bankacılık sektörü, yüksek faizle net getirilerini yüzde 30-40' lar bazında bir sisteme dönüştürmüştür.

Şimdi bu sistemi bir hükümet politikasıyla geliştirebilirseniz, duran müesseselerin orijin borçlarını ödemek için uzun vadede bir dünya standardı faizine bağlayabilirseniz, bunun yanına da dış finans desteğini eklerseniz Türkiye'nin gayrisafi milli hasılasını belki bir-iki senede iki mislinden fazlaya çıkarma imkânımız olabilir. Bence hükümetimizin yaptığı çalışmaları belki başka açılardan ele alarak yapmasında fayda var. Hükümetin alacağı kararların hepsi heyecanla bekleniyor. Çünkü, tek başına iktidar olan bir hükümetin ekonomiye canlılık verecek mesajlarında biraz eksiklik var.

Sayın Unakıtan'ın söylemiş olduğu vergi barışı ve kredi kartı borç ödeme kolaylığı sistemi çok güzel bir rüzgâr getirdi. Ama, yelkene bir rüzgâr üflemesiyle tekneyi bir yerden bir yere götüremeyeceğimize göre, biraz daha rüzgâra ihtiyacımız var.  

Tekstilisveren.org.tr     Üyelerimize Duyurular    İrtibat

© 2002-2003 TÜTSİS      -      boratur.net