Bu Sayı
Editör'den
Güncel
Toplu
sözleşmede mutlu son
Başkan Halit Narin'in TRT-2'deki söyleşisi
İstanbul yaklaşımı bir yaşında
Asgari ücrette yüzde 22 artış
Beklentiler
2002'nin değerlendirilmesi ve 2003 yılından
beklentiler
2002 yılı kâr yılı değil, ar yılı olmuştur
Ekonomik büyüme 2003 yılında da
sürdürülebilir mi?
Göstergeler
2003 yılı çalışma hayatı göstergeleri
Yeni kıdem tazminatı
Araştırma
İplik üreticisi, düşük fiyatlı ithal mallarla
savaşıyor!
Hukuk
Prof. Dr, Tankut Centel
|
Beklentiler
2002 yılı kâr yılı değil, ar yılı olmuştur
2002
yılının olumlu yanlarına baktığımızda, ekonominin yüzde 6.2 büyümesi,
enflasyonun son 19-20 yılın en düşük seviyelerinde gerçekleşerek yüzde 30'lann
altına indirilmiş olması, faiz dışı beklentinin yakalanması, siyasi açıdan
bakıldığında çok karmaşık bir yıl olmasına rağmen ihracat hedefinin aşarak 36.2
milyar dolar gerçekleşmesi, genel olarak hedefleri yakalamış başarılı bir yıl
olduğunu söyleyebiliriz.
2002'nin olumsuz taraflarına baktığımız zaman maalesef siyasilerin ülke
çıkarlarını bir tarafa bırakarak şahsi ve parti menfaatlerini ön planda
tuttukları bir yıl olmuştur. Hepimizin bildiği gibi bu haksızlığın karşılığı
olarak da gerek merkez sağ, gerekse merkez sol partiler bunun bedelini ağır bir
şekilde ödemek zorunda kalmışlardır. Hatta genel başkanian da silinip
gitmişlerdir. Burada dikkat çeken husus, halkın hür iradesi bunun cevabını
sandıkta vermiştir. Bunun yanında özellikle birkaç yıldır artan borç stoklan 150
milyar dolan bulmuş, halk daha çok fakirleşmiş, maalesef işsizlik-tabiî ki bu
resmi kayıtlar-yüzde 11.81er seviyesine ulaşmış, milli gelirimiz kişi başı 2500
dolara gerilemiş, daha çarpıcı bir örnek; eğitimli gençlerimizin nerede ise
yüzde 40'ı işsiz bırakılmıştır. Bu olumsuzluklar yanında dış ticaretimizin,
ihracatımızın başarısını iyi tahlil etmek gerekir diye düşünüyorum. Ne yapmış
ihracatçımız: Canı pahasına, pazar ve müşterisini kaybetmemek için kârından
fedakârlık etmiş, hatta zararına çalışmış, geleceğin umutlarını dikkate alarak
inanılmaz bir mücadele sergilemiştir. Bu gelişmeler özellikle kendi sektörümüzde
bu şekilde olmuştur. Açık bir ifade ile 2002 yılı kâr yılı değil, ar yılı
olmuştur Burada sektörümüzün 2002 yılının performansına dikkat çekmek istiyorum
ve özellikle Ankara'nın bu sektöre biraz daha ilgi duymalarının doğru olacağı
kanısındayım. İstihdamda ve ihracatta öncü en çok katma değer yaratan emek yoğun
bu sektörün önündeki engellerin kaldırılarak, dünya ile rekabet edebilir
koşullar oluşturulmalıdır. Eğer bu fırsatlar yaratılır ise bu sektör ihracat
rakamlarını 2002'de olduğu gibi 2003'te yüzde 25'lerin üzerine taşıyabileceği
kanaatindeyim.
2003 yılının iyi taraftan ve kötü taraflarının tespitinden sonra 3 KasınYda
yapılan genel seçimden tek partili bir hükümetin iş başına gelmesi Türkiye için
yeni bir fırsat olduğu kanaatindeyim. Bunun ülke meselelerinin daha ivedi
çözümlenme ve uygulama için bir şans olduğunu düşünüyorum. Maalesef ülkemiz
bugüne kadar sürekli deneme yanılma metodu ile yönetildi. Bu bakımdan hükümetin
tek parti olarak görev başında olması onlar için de bir şans olduğu
kanaatindeyim. Bu fırsatı iyi değerlendirirler ise ülke sorunlan çözülür. Adalet
ve Kalkınma Partisi seçim öncesi hükümet programlarını açık bir şekilde
kamuoyuna sundular. Bugün aynı parti hükümet oldu ve acil eylem planlarını da
sunarak hatta tarih vererek, bu vermiş olduklan taahhütleri tescil etmiş
oldular. İste şimdi icraat zamanı. Laf üretmek yerine, popülist politikalar
hiçbir zaman tercih edilmeden iş üretmek zorundalar. Çünkü ülkenin önünde çok
büyük sorunlar duruyor, zamanın değeri paradan daha kıymetli olduğu bir yıla hep
birlikte girdik. Zaman kaybetmeden tercihler belirlenmelidir. Ekonomi birinci
sıraya oturmalı, yakalanan bu iyimser hava kaybolmadan taahhüt edilen reformlar
gerçekleştirilmelidir. İşsizlik, yoksulluk, eşitsizlik üretim üe
ödüllendirilerek bir genç nesle fırsatlar yaratılmalıdır. Unutulmamalıdır ki,
ülke ekonomisinin ba-şanya ulaşması, yatırımların önünün açılması, reel kesimin
içinde bulunduğu olumsuz rekabet koşullarının iyileştirilmesini, ihracatımızın
ulusal ve kalıcı bir statüye ulaştırılarak değişmez dış ticaret politikalarıyla
yeni pazarlarda ihracatçımıza eşit şartlarda rekabet yaratılmalıdır. İnanıyorum
ki, Türkiye ihracat odaklı bir büyüme modelini dikkate alır, geliştirir ise yeni
pazarlarda kalıcı ve en önemlisi 2005 yılı dünya ticaret örgütünün kurallarının
devreye girmesinden önce şansını ve bu pazarlarda kalıcılığını yakalayabilme
şansına kavuşacaktır.
Umutların başlangıcı olarak adlandırdığım 2003 yumul, ülkemiz insanına esenlik
getirmesi, sağlık, mutluluk getirmesi dileği ile...
|