Bu Sayı
Editör'den
Güncel
Toplu
sözleşmede mutlu son
Başkan Halit Narin'in TRT-2'deki söyleşisi
İstanbul yaklaşımı bir yaşında
Asgari ücrette yüzde 22 artış
Beklentiler
2002'nin değerlendirilmesi ve 2003 yılından
beklentiler
2002 yılı kâr yılı değil, ar yılı olmuştur
Ekonomik büyüme 2003 yılında da
sürdürülebilir mi?
Göstergeler
2003 yılı çalışma hayatı göstergeleri
Yeni kıdem tazminatı
Araştırma
İplik üreticisi, düşük fiyatlı ithal mallarla
savaşıyor!
Hukuk
Prof. Dr, Tankut Centel
|
Editör'den
Tekstilin yolu ne zaman açılır?
Geride bıraktığınız 2002'de tekstil ve konfeksiyon sektörünün
toplam ihracatı 12 milyar doları aştı. Toplam ihracat içindeki payı ise yüzde
33.6 oldu. Buna bavul ticareti de eklendiğinde yüzde 38'e varan bir pay söz
konusu. Sektör geçen süreç içinde topiam üretimdeki payını yüzde 10.5'e, sanayi
üretimi içindeki payını yüzde 38'e, imalat sanayi içindeki payını ise yüzde
47.5'lere kadar çıkardı. Sektör temsilcilerine göre "eli kolu bağlı" olan bu
sektörde 2003'te de yüzde 10-15'lik bir büyüme sözkonusu. Peki sektörde yaşanan
sorunlara rağmen bu yükseliş trendi devam eder mi? Bu sorunun cevabını bulmak
için dış dünyaya kısaca gözatmak yeterli.
Onlar ne yapıyor?
Dünya ülkeleri 2005'e hazırlanıyor. Bu tarih kotaların tamamen kalkacak olması
nedeniyle tekstil ve hazırgiyimin önünde ciddi bir milat. Özellikle de Uzakdoğu
ülkeleri açısından. Yani rakiplerimiz daha da çoğalacak. Zaten şu anda tekstille
yoluna devam etmek isteyen Avrupalı şirketler yatırımlarını Doğu Bioku
ülkelerine kaydırmış durumda. ABD, 2005'te kotalar kalktıktan sonra kendi
sanayiini korumak için bazı tedbirleri hayata geçirmenin hazırlığında. Uzakdoğu
ülkeleri ve özellikle Çin ve Hindistan da, ihracatçısı lehine pek çok
sübvansiyon ve damping uygulayarak dünya pazarlarında kalıcı olmanın temellerini
atıyor. Tabi Türk tekstilcisi için de önemli bir tehlikenin temellerini...
Peki biz ne yapıyoruz?
Şu anda enerji maliyetlerininin yüksekliğinden, hammaddeye uygulanan yüzde 18lik
KDV'ye, kaynak sorunundan yurt dışından ithal edilen veya kaçak giren dampingli
tekstil ürünlerine kadar birçok sorunla karşı karşıya olan bir sektör var
karşımızda. Anti-damping mevzuatının etkin bir şekilde uygulanamadığı sektör,
yurt dışındaki haksız rekabete karşın ayakta kalma çabasında, Bu handikaplar
bırakın sektörü 2005'e hazırlanmayı hep kısa vadeli planlara itti. Yapılan
hazırlıklar ise sektörün kendi imkanları, şirketlerin terdi çabalarından öteye
gidemedi.
Süre kısaldı. Dünya Ticaret Örgütü'nün yeni kurallarının devreye gireceği 2005
yılına kadar sektör dünya pazarlarında kaltağını sağlamak zorunda. Sektör
temsilcilerine göre bunu sağlamak için de sektörün elini kolunu bağlayan,
rekabet şansını yok eden olumsuz koşulların ortadan kaldırılması gerekiyor.
Başkan Halit Narin'in deyimiyle "yataklı vagonlarda gidenlerin keyif çıkardığı
koskoca bir treni alıp götüren sanayinin lokomotifi", TGSD Başkanı Umut Oran'ın
deyimiyle de "Avrupa şampiyonu milli atlet Süreyya Ayhan gibi koşan" bir sektör
var karşımızda: Ama bir farkla, Süreyya Ayhan sektörden daha şanslı. Çünkü o
koşarken sırtında yük taşımıyor. Hükümet bu yükü kaldırdığı taktirde hem sektörü
oluşturan firmalar, hem de ülke ekonomisi kazançlı çıkacak. Yoksa tüm dünyanın
hazırlandığı bu yarıştan payımıza, binlerce kapalı tesis, milyonlarca işsiz
düşecek. |