[ , ]    Sayı:278  Şubat 2003

TÜTSİS     Künye     Geçmiş Sayılar

Bu Sayı

 

Editör'den


 Güncel

   İstihdamın üstündeki yükleri kaldırın

   Sendikamız tarafından düzenlenen toplantıda "iş güvencesi" tartışıldı

   Eurocoton, "haksız ithalata" önlem istiyor


 Seminer

   Necmettin Öztemir:
"Gerçek iş güvencesinin birinci koşulu işyeri güvencesidir"

   Nihat Yüksel: Kayıtdışını cazip kılmayan bir iş mevzuatı şart


 Gündem

   Üniversite-sanayi buluşması 14 Mayıs'ta


 Sektör-Firma

   Tekstilde geleceğin teknolojisine hazırlık

   Ren Holding


 Hukuk

   Prof. Dr. Tankut Centel


 İnceleme

   Çağdaş KOBİ'lere dönüşen "Alt işverenlik"

 

Hukuk

SAATİ GECİKMELİ KURAN BEKÇİYE VERİLECEK CEZA
(Karar İncelemesi)

Prof. Dr. Tankut Centel
İslanbul Hukuk Fakültesi Dekanı

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi

Esas No.: 2001/15510

Karar No.: 2002/266

Tarih: 16.01.2002


Karar özeti:
İşyerinde bekçi olarak nöbetleyken birkaç kez saati kurmayarak görevini aksatacak işçinin, hizmet sözleşmesinin feshi haksız olup; kendisine ihbar ve kıdem tazminatlarının ödenmesi gerekir.


İlgili Mevzuat: İş K. 13, 14, 17


Karar Metni:
Dava; Davacı, ihbar ve kıdem tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, davayı reddetmiştir. Hüküm süresi İçinde, davacı avukatınca temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.


Yargıtay Kararı:
Davacı işçi davalıya ait işyerinde bekçi olarak çalışırken birer saat ara ile saatleri kurma görevini aksattığı için kendisine 1 yevmiye ücret kesimi cezası verildiği feshe neden olan olayda da beş gün içinde birkaç kez altı ya da on dakika gecikme ile saati kurduğu, bir defada da hiç kurmadığı konularında uyuşmazlık yoktur. Davacının bu görevi yerine getirmediği için sözleşmesi feshedilmiştir. Mahkemece yukarıdaki verilere göre feshin haklılığına karar verilmiş, ihbar ve kıdem tazminatı istekleri de reddedilmiştir.
Davacının uzun bir süreden beri işyerinde çalıştığı bu .süre içinde birkaç kez saati kurmadığı tartışmasız İse de feshin sonuçlarının ağır olması dikkate alınarak bu eylemin "işe bir defa geç gelme" eylemi gibi hoşgörü .sınırları içinde kaldığı düşünülmelidir. Eylem ile ceza arasında adil bir oranın olması gerektiği hukuk devletinin de bir unsurudur. Bu olayda da üçbeş dakika gecikme ile saatin kurulması nedeniyle fesih yoluna gidilmesi ağır bir ceza niteliği taşır. Daha hafif bir ceza ile yetinilebilirdi. Tüm bu hususlar dikkate alınarak feshin haksız olduğu kabul edilmeli ve ihbar, kıdem tazminatları hesaplattırılarak hüküm kurulmalıdır.


Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 16.1.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.


Kararın incelenmesi:
I. İnceleme konusu Yargıtay kararına neden olan olayda, söz konusu kararın metninden anlaşıldığı kadarıyla:
1. Davalı işverene ait işyerinde bekçi olarak çalışmış bulunan davacı İşçinin hizmet sözleşmesi, beş gün içinde birkaç kez altı ya da on dakika gecikmeyle ve bir kez de hiç saatleri kurmadığı gerekçe gösterilerek, hakir nedenle feshedilmek istenmiştir. Bu bağlamda, davacı işçiye daha önce de, birer saat arayla saatleri kurma görevini aksattığı belirtilerek, bir günlük ücret kesimi cezası uygulanmıştır, işten çıkarılması üzerine davacı işçi; feshin haksızlığını ileri sürüp, ihbar ve kıdem tazminatı alacakları için dava açarak, belirtilen isteklerinin hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Alt mahkeme, davacı işçinin ihbar ve kıdem tazminatlarına ilişkin davacı işçi taleplerini reddetmiştir.


2. Alt mahkeme kararının davacı işçi avukatın-ca temyiz edilmesi üzerine uyuşmazlık, Yargıtay Dokuzuncu Hukuk Dairesi'nin önüne gelmiştir. Bunun üzerine, Yüksek Mahkeme; uzun bir süreden beri işyerinde çalışmış bulunan davacı işçinin birkaç kez saati kurmamasının hoşgörü sınırları içinde kaldığını ve gecikmeyle saatin kurulması yüzünden feshe gidilmesinin ise ağır bir ceza niteliğini taşıdığım belirtip, daha hafif bir cezayla yeti-nîlmesi gerektiğini ileri sürerek, feshin haksız ol-duğunu açıklamış ve giderek, alt mahkeme kararının bozulmasına karar vermiştir.


II. İnceleme konusu Yargıtay kararı bakımından, görüldüğü üzere, işçinin eylemi ile buna verilecek ceza arasında adil bir oranın kurulmasına ilişkin düşünce ağır basmaktadır. Hatta, Yüksek Mahkeme, söz konusu orandaki adaleti hukuk devleti ilkesinin bir gereği olmaya dayandırmaktadır. Bu nedenle, aşağıda esas olarak, isçinin görevini aksatmasının hizmet sözleşmesi üzerindeki sonuçları üzerinde durulacak ve işverenin hoşgörü sınırının genişliği tartışmaya açılacaktır.


1. Genel olarak verilecek cezanın, işlenecek suçun ağırlığıyla oranh olması, çağdaş ceza hukukunun benimsediği bir ilkedir. Bu anlamda, suça karşılık öngörülecek cezanın, suçla oranlı olması gerekir [ayrıntılı bilgi için bak. İçel/Sokullu-Akın-cı/Özgenç/Sözüer/Mahmutoğlu/Ünver, Yaptırım Teorisi, İstanbul 2002], Bunun gibi, temel hak ve özgürlükler konusunda başvurulacak koruma önlemlerinde de; başvurulacak önlemle işin önemi ve olası ceza arasında bir orantı ve dengenin bulunması, hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak karşımıza çıkar. Buradaki oranlılık; araç ile amaç, yani yöntem ile hedef arasında bir orantının bulunması anlamını taşımakladır (bak. N, Centel/H. Zafer, Ceza Muhakemesi Hukuku, İstanbul 2003, 206-2071.)
Temel hak ve özgürlükler için söylenen bu esasların, sosyai bir hak olarak çalışma hakkı ve giderek, iş güvencesi konusu için de geçerli olduğunu belirtmek mümkündür. Bu durum, somut olarak, isten çıkarmalar sırasında kendisini göstermektedir. Gerçekten, işçiye gerçekleştirdiği eylem nedeniyle uygulanacak yaptırımda, bunun ücret kesme cezası mı yoksa hizmet sözleşmesinin feshi rni olacağı noktası, orantıiılık ilkesinde somutlaşmaktadır. Belirtilen esasa anılan Yargıtay kararında yer verilmesi ve bunun hukuk devleti ilkesiyle iliş-kilendiriimesi, bu açıdan son derece yerindedir.


2. Yüksek Mahkeme'nin, hizmet sözleşmesinin feshinde orantıiılık ilkesini gözetmesi yerinde olmasına karşılık, uyuşmazlık konusu somut olayda daha hafif bîr cezayla yetinilmesi gerektiğini öngörmesi İsabetsizdir. Gerçekten, anılan Yargıtay kararına neden olan olayda, hizmet sözleşmesi işveren tarafından feshedilmiş bulunan davacı, "bekçilik" görevini ifa etmekledir. Söz konusu görevin özelliği gereği işçinin, işyerinde ve de "uyanık" bulunması zorunludur. Bu konudaki gerekli özeni gösterdiğini işçi, belirli aralıklarla, sözgelimi her saat başı saati kurarak kanıtlamak durumundadır. Bu bakımdan, bekçilik görevini yürüten bir işçinin, gerekli özen derecesi, diğer işçilerinkinden farklıdır, çünkü, aksi takdirde, işyerinin güvenliği tehlikeye düşecek ve çok büyük zararlarla karşılaşılması riski belirecektir.
Yüksek Mahkeme, bekçilik yapan davacı işçinin gecikmeli saat kurma eylemini "işe bir defa geç gelme" eylemiyle karşılaştırmakta ve ikisinin de hoşgörü sınırları içinde ele alınması gerektiğini vurgulamaktadır. Oysa, gecikmeli saat kuran bekçinin eylemi, işvereni işe geç gelecek işçininkiyle karşılaştırılamayacak derecede büyük riske uğratmaktadır. Bu açıdan, işverenin hoşgörü sınırının genişliği, her iki eylem bakımından farklı biçimde değerlendirilmek gerekir. Yüksek Mahkeme, bunu ayırdetrnediği için de, hukuken yerinde görülemeyecek sonuçlara ulaşmaktadır.
Nitekim, yakın geçmişte güvenlik hizmetleriyle ilgili olarak Yüksek Mahkeme, bir güvenlik görevlisinin izleme ve gözetleme görevini eksik yerine getirmesini haklı nedenle fesih kapsamında görmüştür [bak- Yarg. 9. HD., 23.12.1997-16236/22238-C. İ. Günay, Şerhli İş Kanunu I. Ankara 1998, 1053-1054]. Buna karşılık, inceleme konusu kararda Yüksek Mahkeme, hoşgörü sınırlarını geniş tutmayı öngörmektedir. Her iki karara konu olan olayda da güvenlik hizmetinin verilmesi söz konusu olduğuna göre, değişik sonuçlara ulaşmayı haklı kılacak bir neden görünmemektedir.


3. Uyuşmazlık konusu karara yol açan olay. 15 Mart 2003 tarihinden itibaren yürürlüğe girecek olan 4773 Sayılı Yasa'yla getirilen "geçerli neden" esaslarını yakından ilgilendirmektedir. Gerçekten, hizmet sözleşmesinin feshinde "geçerli neden"; iş Kanunu'nun 17 ncî maddesinde sayılan "haklı neden" derecesine ulaşmayıp o ölçüde ağır olmayan, ama feshi ihbarı meşru (geçerli) kılacak nedendir [bak. S. Süzek, İş Hukuku, İstanbul 2002, 610-611]. Bu bağlamda, sık sık işe geç kalmak da; 4773 Sayılı Yasa'ya ilişkin Gerekçe'de, "işçinin davranışlarından kaynaklanan nedenler"e örnek olarak belirtilmektedir. Muhtemelen, önümüzdeki dönemde Yüksek Mahkeme, bugünkü kararıyla uyumlu olarak, saati gecikmeli kuran bekçinin hizmet sözleşmesinin işveren tarafından feshini, haklı değilse de, geçerli fesih içinde görebilecektir.
Ancak, tekrar bugüne dönecek olursak; bekçilik görevinin yukarıda belirtilen özelliğini ve bekçinin göstermesi gereken özeni dikkate aldığımızda, somut olayda feshin haksız olduğu görüşüne katılmak güç görünmektedir. Bu açıdan, alt mahkemenin kararı, daha yerinde görünmektedir. Üstelik, somut olayda davacı işçiye, daha önce saatleri kurma görevini aksattığı için ücret kesintisi cezası verilmiştir. Sonra, uyuşmazlık konusu olay, karar metninde masumane gösterildiği gibi "üçbeş dakika gecikme ile saatin kurul-ması"ndan ibaret değildir. Nitekim, beş günlük zaman süreci içinde davacı işçi, "birkaç kez saati gecikmeli kurmuş" ve "bir defasında da hiç kurmamıştır. Bu bağlamda, Yüksek Mahkeme; "gecikmeli saat kurma"nın işyerinin güvenliği açısından taşıdığı önemi gözden kaçırdığı gibi, davacı işçiye ait "gecikme"nin haklı bir nedene dayanıp dayanmadığını araştırma gereğinden de hiç söz etmemektedir.
Davacı işçinin uzun bir süreden beri işyerinde çalışmış bulunması, "gecikme"yi meşru kılıcı bir neden olarak gösterilemez. Çünkü, kıdemli işçiliğin, işyerine oian bağlılığı artırmış olması gerekir. Haklı bir neden olmaksızın gecikmeli saat kuran kıdemli bir bekçide ise, böyle bir bağlılık söz konusu değildir.


III. Sonuç itibariyle; inceleme konusu Yargıtay kararını, olumlu biçimde değerlendirmek mümkün değildir. Bu kararıyla Yüksek Mahkeme, özen gerektiren bir işin özenle görülmemesine uygulanacak yaptırımı hafifleterek, meşru görülemeyecek işçi davranışlarına hoşgörü kazandırmak istemektedir. Aynı hoşgörünün, Yüksek Mahkeme bakımından 4773 sayılı Yasa sonrasında da aynı şekilde devam edip etmeyeceğini şimdiden söylemek ise, varsayımdan öteye gitmemektedir.

Tekstilisveren.org.tr     Üyelerimize Duyurular    İrtibat

© 2002-2003 TÜTSİS      -      boratur.net