Bu Sayı
Editör'den
Güncel
Narin: İflas noktasındaki firmaların
borçları yeniden yapılandırılmalı
Yeni İş Yasası Toplantısı
Dünya hazır giyim sektörü İstanbul'da
geleceği tasarladı
Yakup Güngör: "Tekstilde
maliyetler yüzde 30 arttı"
Yeni İş Kanunu, EBSO'da düzenlenen
seminerde tartışıldı
Firma
Coats, Türkiye'de emin adımlarla
büyüyor
Hukuk
İKRAMİYELERİN KALDIRILMASINA
İTİRAZ EDİLMEMESİ
Değerlendirme
Amerikalı tekstilcilerden Bush'a
yakarış mektubu
|
Güncel
Narin: İflas noktasındaki firmaların borçları yeniden yapılandırılmalı
Sendikamız
Yönetim Kurulu Başkanı Halit Narin, hükümetin
vergi affı ve kredi kartı sahiplerine tanıdığı kolaylığın ardından,
iflas noktasına gelmiş firmaların borçlarının da yeniden yapılandırılmasını
istedi.
Narin yaptığı açıklamada "Bankacılık sektörü, öyle faizler
getirmiş ki, müessese 500 almış, 5500 borçlu gözüküyor. Hükümetin
birinci eksikliği bu. Bankaları çağırıp müsseselerin borcunu,
dünya kriterleri neyse yeniden yapılandırması lazım" dedi.
Koalisyon
döneminde ekonominin geleceğine dönük bakış açılarının kaybolduğunu
söyleyen Narin "Seçimlerden sonra bir ümit, bir pırıltı
vardı. Bu pırıltı da şudur: Süratle ekonomideki eksiklikleri
giderecek bir ekseriyetle gelmiş tek parti döneminin içine girilecekti.
Ama burada da istenen hareket olmadı. İki tanesi hariç. O da
kredi kartı operasyonu ve vergi banşıdır. Hükümet vermiş olduğu
kararla bankaların yaptığı büyük bir yanlışlığı vatandaş üzerinden
çekerek, intiharlara kadar giden hadiseyi ortadan kaldırdı.
İkincisi de müteşebbisler olarak bizlerin vergi barışından dolayı
yine hükümete teşekkür etmesi lazım. Ama, teşekkür edemeyeceğimiz
noktalar da var" dedi.
Narin
bu konuda şunları söyledi: "Kredi kartında Hükümetle bankalar
oturdu, bankalar hayır dedi, Hükümet evet dedi ve doğru olana
karar verdi. Ama birçok müessesenin iflas davaları var. Müesseseleri
bu hale getiren de bankacılık sektörü. Bankacılık sektörü, öyle
faizler getirmiş ki, müessese 500 almış, 5500 borçlu gözüküyor.
Hükümetin birinci eksikliği bu. Bankaları çağırıp müsseselerin
borcunu, dünya kriterleri neyse yeniden yapılandırması lazım.
Hükümet ancak bu şekilde binlerce işvereni ve milyonlarca insanı
tekrar işine döndürür ve ekonomiyi ayağa kaldırma imkanını elde
eder. Hükümetlerin ekonomiyle, harple, terörizmle ve diğer afetlerle
ilgili politikaları hep birbirinden ayırmak mecburiyeti vardır.
Çünkü, ekonomiyi durduramazsınız. Türkiye'de öyle bir müteşebbis
grubu var ki, yalnız bizim tekstil sanayiinde 150 milyar dolarlık
yatırım yapılmış. Bunun yarısı 4 senedir duruyor. Türkiye'nin
geçmişte yaptığı toplam 300-400 milyar dolarlık yatırımı bugün
duruyor. Bu duruyor ama, bunun esas yapıcısı, yaratıcısı, beceri
sahibi olan müteşebbiside duruyor. Bu müteşebbise bankalardan,
almış olduğu orijin borcunu uzun vadede ödeme şansını verirsek,
bu duran yatırımlar Türkiye ekonomisini patlatır."
"Bizim
işimiz, ekonominin memlekete katkısını tartışıp ekonomideki
ihtiyaçları hükümetlere ve kamuoyuna anlatmaktır" diyen
Narin "Biz Hükümete neler söylemeliyiz? Tabii ki ekonomideki
eksiklikleri. Çünkü siyaseti güçlendirecek olan ekonomidir"
diye konuştu.
Vergi Barışı'nın hükümet tarafından atılan güzel bir adım olduğu
da belirten Narin, bu konuda ise şunları söyledi: "Vergi
barışı diyoruz, bence hükümet güzel bir adım attı. Vergi barışındaki
mantığı, istediğiniz gibi tefsir edebilirsiniz. Maliye diyor
ki "Bu vergi banşından istifade edin". Niye? Çünkü,
"istifade ederseniz, o denetimlerden ben uzakta kalacağım,
serbest hareket etme kabiliyeti olacak, siz de bu denetimlerle
gelebilecek olan dertten kurtulacaksınız" diyor. Bu gayet
normal. Çünkü, elindeki belli kapasitedeki denetleyiciyle mutlaka
denetim yapıyor. Maliye "Seni şuraya kadar olan denetimimden
arındırmam için bana biraz vergi ver ki affedeyim" diyor.
Bence
bu insanın cebine konan bir hediyedir. Çünkü, mecburi olduğumuz,
ticaret hayatında çok zorlukları olan bazı yanlışlıklar yapmak
durumunda kalıyoruz. Öyle olduğu için hükümete teşekkür borçlu
olduğumuza inanıyorum."
Ekonomide müteşebbis gücün harekete geçirilmesiyle Tükiye'de
300-400 milyar dolarlık yatırımın süratle devreye gireceğine
dikkat çeken Narin;
"Bu,
atıl duran ya da yan kapasite ile çalışan mevcut tesislerin
devreye girmesi ile oluşacak üretimin meydana getireceği hasıla,
hiçbir Amerikan yardımına, hiçbir dış yardıma benzemez. Bu,
milli geliri 2 misli, 3 misli artırmak demektir. Bence Ankara
buna kafayı vermeli. Ekonomik politikaları diğer politikalardan
ayırmak lazım" dedi.
Türkiye'nin
ihracatındaki sistemden kaynaklanan zorlukları ithalatattaki
kolay sisteme döndürmek gerektiğine de dikkat çeken Narin, ithalat
sistemini ise şöyle, anlattı: "Siz bir makine ithal etmek
istiyorsunuz. Parasını veriyorsunuz ithal ediyorsunuz, işiniz
bitiyor. Şimdi ben bu makineyi yurt içinde imal edip ihraç edeyim
desem hesap vermediğim merci kalmıyor. Niye yaptın, parası geldi
mi, ne zaman geldi, ne kadar ödedin, oraya yazdın mı, buraya
yazdın mı diye bir sürü sorgu sual. Eğer bir sanayici bir üretim
yapıyorsa, bunun parasını muüaka getirecektir. Parasını getirmezse
sanayici olmaz. O zaman neden ithalatçıda formalite yok da neden
yalnız ihracatçılarda formalite var? Bence, ithalat ve ihracatı
bîr tek kalemde tek imzayla bitirmek lazım. İsteyen istediğini
tek evrakla ihraç eder. Eğer bir kurum, müteşebbise yapacağı
iş için engel olursa bunun altından kalkmak mümkün olmaz. Bu
yüzden Türkiye'de yeni hükümetin demir yumruklu olması lazım.
Yani müteşebbisi yanına alıp karşısına gelene çarpması lazım.
Çünkü teşebbüs gücü olmadan birşey yapamazsınız. Ekonomi küçülerek
bir yere gitmez. Bizden daha iyi üretim yapan, bizden daha iyi
"quick respond"a cevap veren, bizden daha yumuşak
dille dünyayla konuşan hiçbir millet yok. Biz insanlarla diyalog
kurmayı, satmayı beceriyoruz. Bizim pazarlama derdimiz olmaz.
Ama bizim gücümüz yok, güvencemiz yok. Bunun için hükümetin
bizi bankalara ezdirmeyecek politikaları bir an evvel devreye
sokması lazım."
|